İsrail’in Gazze’de yardım bekleyenlere saldırısında en az 45 kişi hayatını kaybetti

İsrail'in Gazze'de yardım bekleyenlere saldırısında en az 45 kişi hayatını kaybetti

İsrail'in Gazze'de yardım bekleyenlere saldırısında en az 45 kişi hayatını kaybetti

İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yardım bekleyenlere saldırısında en az 45 Filistinli yaşamını yitirdi.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail ordusunun Han Yunus kentinin güneyindeki Tahliye Kavşağı yakınında yardım bekleyen sivillere saldırdığı belirtildi.

Saldırıda en az 45 kişinin yaşamını yitirdiği ve onlarca kişinin yaralandığı aktarılan açıklamada, ölenlerin cenazeleri ile yaralıların Nasır Tıp Kompleksine getirildiği kaydedildi.

Acil servislerin ve yoğun bakım ünitelerinin kapasitelerinin çok üstünde çalıştığı da hatırlatılan açıklamada, oldukça kısıtlı imkanlar ve ilaçlarla sağlık hizmeti verilmeye çalışıldığı paylaşıldı.

Sağlık Bakanlığı, ilgili tüm kurumlara Gazze’ye acil tıbbi yardım desteği verilmesi çağrısını tekrarladı.

İsrail’in Gazze’deki saldırılarında 76 kişi hayatını kaybetti

Sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail ordusunun, Gazze kentinin kuzey doğusundaki Raşid Caddesi yakınlarında insani yardım bekleyen sivillere saldırısında 2 Filistinli öldü, 10’u yaralandı.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail ordusunun Han Yunus kentinin güneyindeki Tahliye Kavşağı yakınında yardım bekleyen sivilleri hedef aldığı belirtildi.

Saldırıda en az 51 kişinin yaşamını yitirdiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı aktarılan açıklamada, ölenlerin cenazeleri ile yaralıların Nasır Tıp Kompleksine getirildiği kaydedildi.

Bakanlık, saldırılarda 200’den fazla yaralı olduğunu ve bunlardan en az 20’sinin hayati tehlikesinin bulunduğunu paylaştı.

Sağlık kaynaklarının AA muhabirine verdiği bilgiye göre ise Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yer alan Netzarim Koridoru’nun güneyindeki bir mevkide insani yardımların dağıtılması için bekleyen sivillere İsrail askerleri tarafından ateş açılması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti.

Gazze Şeridi’nin orta kesimlerindeki el-Bureyc Kampı’nda bir eve yapılan bombardıman sonucu 4 Filistinli yaşamını yitirdi. Deyr el-Belah’taki saldırıda da 1 kişi yaşamını yitirdi.

Bölgedeki sağlık kaynaklarının verdiği bilgiye göre, İsrail ordusunun, Han Yunus kentinin batısındaki Mevasi bölgesinde yerinden edilmiş Filistinlilerin yer aldığı çadırları hedef aldığı saldırıda 10 kişi hayatını kaybetti.

İsrail’in Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Eski Gazze Caddesi’ne bombardımanı sonucu da 1 kız çocuğu öldü.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’ta yer alan Burc el-Faysal bölgesi de sabah saatlerinde işgal güçlerinin bombardımanına maruz kaldı. Saldırı sonucu 1 kadın hayatını kaybetti.

Yine aynı bölgede yerinden edilen Filistinlilerin barındığı Salah Okulda kurulan çadırlara düzenlenen saldırıda 2 Filistinli yaşamını yitirdi.

Gazze Şeridi’nin orta kesimlerindeki Nusayrat Mülteci Kampı’ndaki bir eve İsrail savaş uçakları tarafından düzenlenen saldırıda 1 Filistinli yaşamını yitirdi.

İsrailli keskin nişancılar tarafından Gazze kentinin güneyindeki Cadde 10 olarak bilinen bölgenin yakınlarında vurulan 2 Filistinlinin cenazesi Şifa Hastanesine getirildi.

DSÖ: Gazze hastanelerinde 2 milyon nüfus için sadece 1500 yatak kapasitesi var

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Filistin Temsilcisi Rik Peeperkorn, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısına çevrim içi katılarak değerlendirmelerde bulundu.

Küresel gündemin İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan çatışmaya yoğunlaşmasına rağmen Gazze’deki saldırıların da devam ettiğini vurgulayan Peeperkorn, “Sağlık sistemi bir kırılma noktasında. Gazze’nin 36 hastanesinin sadece 17’si şu anda kısmen işlevsel. 17 hastanede, 2 milyon civarındaki nüfusun tamamı için toplam 1500 yatak kapasitesi var.” dedi.

Peeperkorn, Gazze’nin kuzeyindeki hastaneler ve sağlık merkezlerinin tamamının hizmet dışı kaldığını bildirdi.

Gazze topraklarının yüzde 80’inden fazlasının İsrail’in yayımladığı “tahliye emirleri” altında olduğunu söyleyen Peeperkorn, tıbbi malzemelerin kritik seviyede düşük olduğunu ve stokların yüzde 50’sinden fazlasının tükendiğini vurguladı.

Peeperkorn, “Gazze’ye 100 günden fazla süredir hiçbir yakıt girmedi ve tahliye bölgelerinden stokları alma girişimleri reddedildi. Yakıt eksikliği, su ve sanitasyon hizmetlerini de etkileyecek. Bu durum, sağlık tesislerinde enfeksiyonun önlenmesine, kontrolüne ve Gazze’ye yayılmış hastalıkların kötüleşmesine de etki edecek.” diye konuştu.

İsrail ordusu işgal altındaki Batı Şeria’da 30 Filistinliyi gözaltına aldı

İsrail ordusu, sabah saatlerinden bu yana işgal altındaki Batı Şeria’ya düzenlediği baskınlarda en az 30 Filistinliyi gözaltına aldı.

Filistin Esirler Cemiyeti ile Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinden yapılan ortak açıklamada, İsrail askerlerinin Batı Şeria’daki baskınlarını sürdürdüğü belirtildi.

İsrail ordusunun söz konusu baskınlarda ve sahada yaptığı soruşturmalarda, aralarında çocuk ve eski tutukluların da bulunduğu en az 30 kişiyi gözaltına aldığı ifade edildi.

Baskınlar sırasında İsrail askerlerinin Filistinli ailelere kötü muamelede bulunduğu, evlere ve bölgedeki altyapıya zarar verdiği kaydedildi.

Açıklamada ayrıca İsrail güçlerinin Batı Şeria’da kontrolü altındaki çeşitli bölgelerde gözaltı dalgası yürüttüğü, bu kapsamda sosyal medyada “tahrik” olarak sınıflandırdığı bazı içerikler paylaşan veya telefonlarında İran füzelerinin gelişine ait görüntüler bulunan çok sayıda Filistinliyi hedef aldığı belirtildi.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı 7 Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

İsrail ordusu, Cenin’de 2005’te boşalttığı bölgeye yeniden konuşlandı

İsrail ordusu, 2005 yılında boşalttığı işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki, Cenin kentinde bağlı Caba ve Sanur beldeleri yakınlarında yer alan Tarsala bölgesine yeniden askeri güçlerini konuşlandırdı.

Görgü tanıklarına göre, sabah erken saatlerde zırhlı araçlar, personel taşıyıcılar ve çeşitli askeri ekipmanlarla donatılmış çok sayıda İsrail askeri, Tarsala mevkisine ulaştı.

Bölgeye çok sayıda askerin konuşlandırıldığı belirtildi.

Sosyal medyadaki paylaşımlarda, İsrail ordusunun alana Demir Kubbe hava savunma sistemi kurduğu da görüldü.

Tarsala, 1948-1967 yılları arasında Ürdün’ün kontrolünde olduğu dönemde, Ürdün ordusuna ait bir kamp olarak kullanıldı.

İsrail, 2005 yılında “Çekilme Yasası” kapsamında buradan çekilmeden önce alanı askerî bir üsse dönüştürmüştü. Bölgede bir cami de bulunuyor.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, 30 Mayıs’ta bölgeyi ziyaret ederek, Tel Aviv’in geçen ay Batı Şeria’daki 22 yeni yerleşim biriminden biri olarak ilan ettiği Tarsala’ya yeniden asker konuşlandırılacağını açıklamıştı.

İsrail ordusu, 21 Ocak’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Cenin kenti ve mülteci kampına “Demir Duvar” adını verdiği bir saldırı başlatmıştı.

Saldırılar birkaç gün içinde Tulkerim ve Tubas ile buralardaki mülteci kamplarını kapsayacak şekilde genişletilmişti.

İsrail ordusu, Cenin ve Tulkerim’deki mülteci kamplarında işgalini sürdürüyor.

İsrail’in Gazze’ye saldırılarında can kaybı 55 bin 493’e yükseldi

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 61 artarak 55 bin 493’e çıktı.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in devam eden saldırılarında yaşanan can kayıpları ve yaralanmalara ilişkin son bilgiler paylaşıldı.

Son 24 saatte Gazze’deki hastanelere 61 ölü ve 397 yaralının getirildiği kaydedildi.

İsrail ordusunun Gazze’de 19 Ocak’ta varılan ateşkesi bozarak 18 Mart’tan bu yana düzenlediği saldırılarda 5 bin 194 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 17 bin 729 kişinin yaralandığı belirtildi.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten beri düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının ise 55 bin 493’e, yaralıların sayısının da 129 bin 320’ye yükseldiği bildirildi.

Açıklamada ayrıca 27 Mayıs’tan bu yana İsrail-ABD güdümlü “Gazze İnsani Yardım Vakfı” tarafından insani yardım adı altında kurulan dağıtım bölgelerinde Filistinlilerin hedef alındığı sistematik saldırılarda ölenlerin sayısının 397’ye yükseldiği, en az 3 bin 31 kişinin yaralandığı bilgisi paylaşıldı.

Gazze Şeridi’nde enkaz altında hâlâ binlerce ölü olduğu belirtiliyor.

AB Yüksek Temsilcisi Kallas, Gazze’de İsrail’i durdurmak için yeterli çabayı göstermediklerini söyledi

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın da katılımıyla AP Genel Kurulunda düzenlenen Orta Doğu konulu oturumda birçok milletvekili hem Yüksek Temsilci’nin tutumu hem de AB’nin politikasına yönelik sert eleştirilerde bulundu.

Milletvekilleri, AB’nin İsrail’in askeri endüstrisini Horizon Europe programı yoluyla doğrudan finanse ettiğini, İsrail’e silah ihracatının neredeyse yarısının AB ülkelerinden yapıldığını, AB’nin İsrail’in en önemli ticari ortaklarından biri olduğunu, Rusya’nın Ukrayna’da işlediği suçlara tepki gösterilirken Gazze’de iki yüzlü davranıldığını ifade etti.

Kallas ise eleştirilere tepki göstererek, “Filistin halkının çektiği acıyı görmenin benim için acı verici olmadığını mı düşünüyorsunuz? Gerçekten öyle mi düşünüyorsunuz? Bu yüzden mi İsrail’in Dışişleri Bakanı ile neredeyse her gün insani yardımın gelmesi, acının durması ve insani yardımı silah olarak kullanmamaları konusunda konuşuyorum?” dedi.

AB Yüksek Temsilcisi, şöyle devam etti:

“Ben sürekli, sürekli olarak bunu durdurmak için yeterince şey yapıp yapmadığımızı soruyorum. Yapmadığımız çok açık. Çünkü bu hala devam ediyor ve ben de sizinle aynı hayal kırıklığını yaşıyorum.”

Kallas, AB’nin yekpare bir kurum olmadığını, 27 ülkenin pozisyonunu birleştirmeye çalıştığını belirterek, “Ben işimi yapmaya çalışıyorum.” ifadesini kullandı.

İsrail basını, ABD’nin Gazze’de 60 günlük ateşkes önerdiğini yazdı

Israel Hayom gazetesinin haberinde, “İsrail’in, ateşkes ve alıkoyduğu Filistinlilerin serbest bırakılması karşılığında Hamas’ın elindeki İsrailli esirlerin bırakılmasını öngören ABD teklifi üzerinde çalıştığı” ifade edildi.

ABD’nin önerdiği ateşkesin 60 gün süreceği, bu sürede saldırıları sonlandırmak için müzakerelerin yapılacağı ve esirlerin serbest bırakılacağı iddia edildi.

ABD’nin saldırıların sona ermesi ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşası konusunda katılımcı tarafların tamamını ciddi şekilde garanti eden bir formül önerdiği öne sürüldü.

Gazete haberinde Hamas’ın ABD’nin teklifini kabul ettiğini iddia etti.

İsrail, Hamas ve ABD’den henüz konuya ilişkin açıklama yapılmadı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 10 Haziran’da yaptığı açıklamada Gazze’de ateşkes ve esir takası anlaşması müzakerelerinde “önemli bir ilerleme kaydedildiğini” söylemişti.

İsrail, İran’a saldırılarıyla birlikte Batı Şeria’dakilere de hayatı “cehenneme” çevirdi

İsrail, İran’a yönelik saldırılarına başlamasının ardından işgal altındaki Batı Şeria’daki Filistinlilerin hareketine ağır kısıtlamalar getirerek, bölgeyi adeta devasa bir açık hava hapishanesine çevirdi ve günlük yaşamı felç etti.İsrail, İran'a saldırılarıyla birlikte Batı Şeria'dakilere de hayatı "cehenneme" çevirdi

İsrail ordusu, Batı Şeria’daki giriş ve çıkışlara yönelik askeri kısıtlamaları beşinci gününde de sıkılaştırarak sürdürüyor.

Filistin yönetimine bağlı Ayrım Duvarı ve Yerleşim Birimleriyle Mücadele Komisyonu Başkanı Mueyyid Şaban, bu durumu “sistematik bir toplu cezalandırma politikası” olarak niteledi ve uygulamaların köyler ile şehirler arasındaki hareketliliği felce uğrattığını söyledi.

Şaban, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “İsrail’in abluka uygulamaları, Filistinlilere tanınmış temel haklara, özellikle seyahat özgürlüğü ve sağlık hizmetlerine erişim hakkına, açık bir saldırıdır.” dedi.

İsrail ordusunun, yolları Filistinlilere kapatırken, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere açık tutarak “apartheid rejimini” daha da pekiştirdiğini vurgulayan Şaban, bölgede farklı tür ve biçimlerdeki kontrol noktalarının sayısının 898’i aştığını, bunların büyük çoğunluğunun Filistinlilere kapalı olduğunu kaydetti.

Şaban, “Bu uygulamalar, toplu cezalandırma niteliğinde olup, başta seyahat ve tıbbi tedavi hakkı olmak üzere temel özgürlükleri ihlal etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Uzun kuyruklar

AA muhabirinin aktardığına göre de Batı Şeria’daki pek çok kentin girişlerinde ağır askeri kontrol noktaları kuruldu, bazıları demir kapılarla kapatıldı, bazılarında ise sıkı güvenlik denetimleri nedeniyle yüzlerce metreyi bulan araç kuyrukları oluştu.

Batı Şeria’nın kuzeyindeki Kalkilya kentinin ana girişinde de tır ve kamyonların bulunduğu araçlar çift sıra halinde yüzlerce metre boyunca sıralanmış durumda.

Yük kamyonu şoförü Ahmet Ubade, duruma işaret ederek, “Günlerdir sadece bu giriş açık. Saatlerdir sırada bekliyoruz,” dedi.

Askerlerin araçları ve kimlikleri titizlikle kontrol ettiğini belirten Ubade, “Bu uygulamalar Filistinlilerin hayatını cehenneme çevirdi, burayı büyük bir hapishaneye dönüştürdü.” ifadesini kullandı.

Ubade, son iki gündür pazarlara gıda ulaştırmak için tehlikeli toprak yollar ve dağ patikaları kullanmak zorunda kaldığını da belirtti.

Araçlara el koyma

Cuma gününden bu yana kuzeydeki Selfit kentine bağlı Beddiya beldesinin batı girişinde, İsrail ordusu birçok kamyona el koydu, bazı sürücülerin araçlarının anahtarlarını aldı.

Gıda malzemeleri taşıyan kamyon şoförü Saci ez-Zahir, “Diğer kapıda yükümü boşaltırken askerler geldi, anahtarlarımı aldı ve beni sokakta bıraktı. Alan tamamen kapalı. Diğer tarafa geçmenin bir yolu yok. Gıda bekleyen insanlar var ama ben bu ihtiyaçları karşılayamıyorum.” diye konuştu.

Zahir, bir saattir beklediğini, ne zaman serbest bırakılacağını bilmediğini ve bulunduğu yerin tehlikeli bir bölge olduğunu da sözlerine ekledi.

Yürüyerek işe gitmek

AA kameralarına yansıyan görüntülere göre, çok sayıda Filistinli öğrenci, işçi ve memur, kapalı kapılardan yürüyerek geçip araç değiştirmek zorunda kalıyor ve bu şekilde iş yerlerine ulaşmaya çalışıyor.

İşine gitmeye çalışan Nasır Abdullah, “Günlerdir işe gidemiyorum. Sadece yürüyerek ve araç değiştirerek ulaşabiliyorum.” dedi.

Abdullah, yaşananların İkinci İntifada dönemini andırdığını belirterek, “Bu manzara beni 2000-2004 yılları arasındaki Aksa İntifadası’na (İkinci İntifada) götürüyor. Ancak şu anki kapanma çok daha kapsamlı ve daha ağır.” ifadelerini kullandı.

Batı Şeria’daki Filistinliler, İsrail’in kent ve kasabaların ana girişlerini kapsayan geniş çaplı ablukaları nedeniyle günlük hayatlarını sürdürmekte ciddi zorluklar yaşıyor.

Kontrol noktaları ve ayrım duvarı

İsrail ordusu, 2000 yılında patlak veren “İkinci İntifada”dan bu yana Batı Şeria’da yolları kapatma ve kontrol noktaları kurma; Batı Şeria ile Kudüs ve İsrail kentleri arasında Ayrım Duvarı inşa etme yöntemini bir “güvenlik politikası” olarak kullanıyor.

İsrail, Filistinlilerin kentlerle ve beldeler arasında hareketini kontrol eden karmaşık bir kapı, geçiş ve kontrol noktası ağı kurdu.

Bu sistem, herhangi bir gerginlik ya da siyasi tırmanış anında toplu cezalandırma aracı olarak devreye sokuluyor.

Sürekli hale gelen bu uygulamalar, Batı Şeria’daki ekonomik hayatı da doğrudan etkiliyor, mal ve iş gücü akışını engelleyerek Filistin özel sektörüne büyük zarar veriyor.

Ayrıca, pazarlara ve temel ihtiyaç maddelerine erişimin kısıtlanması tarım, ticaret ve sağlık gibi sektörlerdeki krizleri daha da derinleştiriyor.

Kaynak: AA