Kanser tedavisinde pıhtı riski göz ardı edilmemeli

Kanser tedavisinde pıhtı riski göz ardı edilmemeli

Kanser tedavisinde pıhtı riski göz ardı edilmemeli

Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Dilek Erer, her dört kanser hastasından birinde pıhtı olabildiğini, hastanın tedavisini organize ederek pıhtı oluşumunu engelleyebildiklerini söyledi.

Derneğin Genel Sekreteri Erer, AA muhabirine, pıhtının cinsiyet, yaş veya ırk gözetmeden herkesi etkileyen önemli risk faktörü olduğunu anlattı.

Pıhtının vücutta atar ve toplardamarları etkilediğini belirten Erer, “Pıhtı denince toplumsal olarak kalp krizi olarak anlıyoruz. Kalbimizdeki atardamarları etkileyerek ölüme neden olabilir ama tek konu o değil. Vücudumuzda kalpten başka atardamarlar var. Vücudumuzun en ince noktasındaki organlarımızın beslenmesi için yol alırlar. Organlarımıza oksijen ve gerekli maddeleri taşırlar. Sadece kalpte değil tüm damarlarda pıhtı görülebilir.” diye konuştu.

Prof. Dr. Erer, pıhtıda en sık ölümün kalp krizleri, inme, toplardamarlarda oluşan pıhtı ve buna bağlı akciğere giden pıhtıyla yaşandığını dile getirdi.

Uzun süre ayakta durmak, oturmak ve uçuş yapmanın pıhtı riskini artırdığına dikkati çeken Erer, uzun süre oturmak veya ayakta kalmak zorunda olanlara varis çorabı ya da bazı aparatları kullanmalarını önerdi.


Fotoğraf: Ayşe Yıldız/AA

İlaç, iğne veya cerrahi yöntemlerle pıhtı tedavi edilebiliyor

Kanserin en sık ölüm nedenlerinden olduğuna değinen Erer, şunları kaydetti:

“Kanser hastalarında pıhtı eğilimi daha yüksek. O yüzden toplumsal farkındalığı artırmamız gerekiyor. Hasta bazen pıhtı şikayetiyle geliyor, biz kanser tanısı koyuyoruz. Her dört kanser hastasından birinde pıhtı oluyor. Kanser hastaları genelde ya bacaklarındaki toplardamara ya da akciğere pıhtı atarak bize geliyor. Kanserin yanı sıra bir de pıhtıyla mücadele etmesinler diye farkındalık yaratarak pıhtı olmaması için tedavilerini organize etmek istiyoruz.”

Pıhtının tutulumu ve derecesine göre ilaç ve iğnelerin geliştirildiğini bildiren Erer, “Ayakta tedavisini yapabildiğimiz ilaçlar var. Pıhtıyı küçücük delikten girip bulunduğu yerden cerrahi işlemlerle çıkarabiliyoruz. Eğer pıhtıyı alamıyorsak akciğere gitmesini engellemek için karın içindeki toplardamara filtre dediğimiz şemsiye yerleştiriyoruz.” dedi.

Damar içindeki kan akışının yavaşlamasının, damarın duvarında harabiyet olmasının ve genetik yatkınlığın toplardamarlarda pıhtıya neden olduğunu vurgulayan Erer, en çok bacaklardaki ana toplardamarın etkilendiğini bildirdi.

Bacaklarda oluşan pıhtının akciğere atma riski olduğuna değinen Dilek Erer, “Akciğere attığında ölüme neden oluyor. Yapılan araştırmalara göre, bacaklarındaki ana damarlarında pıhtı olanların yarısından fazlasının akciğerine pıhtı atıyor ve bunların üçte biri hayatını kaybediyor.” ifadesini kullandı.

Bacağın bir anda şişmesi, morarması, ısı artışı ve ağrının bacaklardaki ana damarlara pıhtı attığının belirtisi olduğunu anlatan Erer, belirti vermeden akciğere pıhtı attığında ise ani nefes darlığı, sırt ağrısı, ağır öksürük şikayeti görüldüğünü sözlerine ekledi.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir