Kılıçdaroğlu: Yeni Ekonomi Programı bir IMF programıdır
CHP Genel BaÅŸkanı KılıçdaroÄŸlu, Yeni Ekonomi Programı’na iliÅŸkin, “Yeni program, bir IMF programıdır. Eski programlar iÅŸe yaramadı, IMF heyeti geldi, günlerce oturup konuÅŸtular ve yeni programı yaptılar.” dedi.
CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuÅŸmasına, hayatlarını kaybeden sanatçılar Tarık ÜnlüoÄŸlu ve Abdi Algül, yazar-çevirmen Kamuran Åžipal ile emekli tümamiral Soner Polat’a Allah’tan rahmet dileyerek baÅŸladı.
Geçen hafta İstanbul’da muhalefette olan bir siyasal parti olarak Uluslararası Suriye Konferansı düzenlediklerini anımsatan KılıçdaroÄŸlu, Orta DoÄŸu’nun alev alev yandığını, Suriye, Yemen ve Irak’ın ateÅŸ içinde olduÄŸunu söyledi.
Türkiye’de iktidarın yapması gereken bu toplantıyı, sorumluluklarının bilinciyle CHP’nin gerçekleÅŸtirdiÄŸini kaydeden KılıçdaroÄŸlu, böyle bir konferansı, 2013’te iktidardan istemelerine raÄŸmen bunun kabul görmediÄŸini ifade etti.
KılıçdaroÄŸlu, toplantıya 100’ün üzerinde yabancı gazeteci ile 22 ülkeden gözlemci ve konuÅŸmacının katıldığını belirterek, “EÄŸer bir uluslararası konferansa 22 ülkeden gözlemci ve konuÅŸmacı katılıyorsa düzenlediÄŸimiz konferansın tarihsel önemi açıkça ortaya çıkıyor. 100’ün üzerinde yabancı gazeteci böyle uluslararası bir konferansı izlemek istiyorsa bu da yaptığımız çalışmanın ne kadar deÄŸerli olduÄŸunu gösteriyor.” diye konuÅŸtu.
Bu çalışmada beş ana noktaya dikkati çektiklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
“Birincisi ÅŸuydu, Ankara ile Åžam arasındaki yolun barışa giden en kestirme yol olduÄŸunu ifade ettik. Suriye’de barış istiyorsanız, kan akmasın istiyorsanız Ankara ile Åžam arasındaki yol barışa giden en kestirme yoldur dedik. Suriye’nin geleceÄŸine, ancak Suriye halkı karar verir dedik. BaÅŸka bir ülkenin içiÅŸlerine karışmamanın altını özenle çizdik. İkincisi ÅŸuydu; ABD ile Rusya’nın çıkarları arasında savrulmamak için toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlık, egemenlik ve iyi komÅŸuluk ilkelerine dayanan bütünlüklü ve uyumlu tek bir Suriye politikası izlemeliyiz. Suriye’nin bütünlüğünü korumalıyız, egemenliÄŸini saÄŸlamalıyız, demokratik süreç içinde demokrasinin geliÅŸmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstermeliyiz ama sakın ola ki iki egemen güç arasında savrulmamalıyız. Yani Rusya ile ABD arasında savrulmamalıyız.”
KılıçdaroÄŸlu, Suriye yönetimi baÅŸta olmak üzere, uluslararası hukuka ve iliÅŸkilere dayalı, meÅŸruluÄŸu bütün aktörlerce kabul edilmiÅŸ kiÅŸilerle diplomatik süreçlerin etkin kılınması gerektiÄŸine iÅŸaret ederek, Türkiye’nin uluslararası hukuk ve meÅŸruiyete dayalı bütün hamlelerini yeniden gözden geçirmesinin öneminin altını çizdi.
“En büyük bedeli Türkiye ödüyor”
Suriye’nin yeniden güvenlikli bir ülke olduktan sonra Türkiye’ye sığınanların kendi ülkelerine dönüşlerinin teÅŸvik edilip, bu konuda politikalar geliÅŸtirilmesi gerektiÄŸine vurgu yapan KılıçdaroÄŸlu, bütün bunları Türkiye’nin, bölgenin esenliÄŸi için söylediklerini dile getirdi.
“Normalde bunu yapması gereken iktidar ama iktidar ABD ile Rusya arasında savrulan bir görüntü veriyor. ABD’ye gidiyor ayrı telden, Rusya’ya gidiyor ayrı telden ve dolayısıyla Suriye’de kan akıyor, en büyük bedeli de Türkiye ödüyor.” diyen KılıçdaroÄŸlu, bugüne kadar Türkiye’nin 40 milyar dolar harcadığını aktardı.
Bu parayı, fakir fukaranın ödediğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Her vatandaşımın, özellikle de AK Partili kardeÅŸlerimin bunu iyi bilmesini isterim, ülkenin çıkarlarını biz mi savunuyoruz, yoksa ABD ile Rusya arasında savrulan bir yönetim mi savunuyor? Kim savunuyor? Bir taraftan silah alacaksınız, dönüp öbür taraftan bizi desteklesin diye onlardan da silah alacaksınız. Onların iÅŸi zaten ticaret. Suriye’de adam ölmüş, çocuklar, kadınlar ölmüş onların umurunda deÄŸil ki. Onlar, baÅŸka iÅŸlerin peÅŸindeler ve siz de ona teÅŸne oluyorsunuz. Suriye’nin toprak bütünlüğünü evet koruyalım, Güvenli bölge evet olsun ama güvenli bölgeyi Süleyman Åžah Türbesini kaçırmak yerine, Süleyman Åžah Türbesini tahkim edip, güçlü bir ÅŸekilde koruyabilseydiniz o alanı, bugün ‘Suriye’nin doÄŸusu’ diye bir ÅŸey olmazdı. Öngörülemez, savrulan bir politika Türkiye’yi bu noktaya getirdi. Kendi vatan toprağından türbe kaçıranlar, ÅŸimdi kahraman kesiliyorlar. Bu benim aÄŸrıma gidiyor. Türkiye, Orta DoÄŸu politikasında bir bataÄŸa saplanmış durumda. Buradan Türkiye’yi çekip çıkarmak istiyoruz. Bizim görüşümüz, bu kadar açık, net.”
“Baktık ki her ÅŸey çöktü”
İstanbul’da meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki depremi hatırlatan KılıçdaroÄŸlu, “Türkiye’nin yüreÄŸi aÄŸzına geldi, eyvah dedik. Telefonlar çalışmadı, iletiÅŸim kurmakta zorlandık. 21. yüzyıldayız, sözde bilmem kaç G ile konuÅŸuyoruz ama baktık ki her ÅŸey çöktü.” dedi.
KılıçdaroÄŸlu, İstanbul’da yapılması gereken çok iÅŸ olduÄŸunu söyleyerek, ÅŸunları kaydetti:
“İstanbul’da yaÅŸayıp, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren kardeÅŸlerime seslenmek isterim; kaç lira para toplandı sadece AK Parti iktidarları döneminde? İstanbul’un depreme dayanıklı hale gelmesi için kaç lira para toplandı? 36 milyar dolar. İlk deprem yaşındı, 1999 depremi, o depremden sonra İstanbul’un, Marmara’nın yenilenmesi, depreme dayanıklı hale gelmesi gerekiyordu, ek kaynaklara ihtiyaç vardı, TBMM’ye o dönemin hükümeti rahmetli Ecevit kanun getirdi, ek vergiler getirdi, ‘biz bununla ancak İstanbul’da yaraları sarabiliriz ve İstanbul’u depreme dayanıklı bir kent haline getirebiliriz’ diye. Onlar bir süre yönettiler, 2002- 2019 ErdoÄŸan hükümetleri ve ErdoÄŸan yönetiyor. 17 yılda 36 milyar dolar para toplandı. Depremden sonra ben bu soruyu sordum, ‘deprem vergileri nereye harcandı’ diye sordum. Neden İstanbul bu halde? Bana tepki gösterdiler, ‘Vay efendim bu soruyu sormanın zamanı mı’ ne zaman soracağız? Her zaman soruyoruz.”
Sadece deprem vergilerini deÄŸil, ÅŸehir hastanelerini de havalimanlarını da sorduklarını belirten KılıçdaroÄŸlu, “Ama kulaklarını tıkıyorlar. Biz dile getirdiÄŸimiz zaman da ‘efendim ÅŸimdi sırası mı bu sorunun’ diyorlar. Evet, tam sırası. Nereye gitti bu paralar?” dedi.
İstanbul’da 29 okulda, çocukların baÅŸka okullara gönderildiÄŸini hatırlatan KılıçdaroÄŸlu, “Sen, kendi okullarını, 29 okulu dahi depreme dayanıklı hale getirememiÅŸsin. Ben bu soruyu sormayacak mıyım? Bu milletin hakkını, hukukunu savunmayacak mıyım? Tüyü bitmemiÅŸ yetim vergi verirken bunu sormayacak mıyım?” diye konuÅŸtu.
Vatandaşın “depreme dayanıklı konutlar, hastaneler, yollar yapın” diye vergi ödediÄŸini dile getiren KılıçdaroÄŸlu, bunların hiçbirinin ortada olmadığını savundu.
Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:
“15 Temmuz darbe giriÅŸiminden sonra kampanya açtılar, yardım topladılar. 309 milyon lira, o dönemin parasıyla 100 milyon dolar. Defalarca sordum nereye gitti bu paralar? Hükümet cevap vermiyor. İşin garip tarafı, 15 Temmuz maÄŸdurları da bu soruyu sormuyor. Niye sormuyorsunuz kardeÅŸim? O paralar sizin, ÅŸehit yakınları için toplandı, beyler yesin diye toplanmadı. Hayatını bu parlamentonun, bu ülkenin geleceÄŸi için adayanlar için toplandı. Darbeye karşı çıkanlar, demokrasiye sahip çıkanlar için toplandı. Nereye gitti bu para? Hesabını veren var mı? Hesabını veren yok. Bunun mücadelesini yapmak zorundayız. İş yandaÅŸlara gelince her türlü para var. AK Partili kardeÅŸlerim, özellikle İstanbul’da oturup depremden maÄŸdur olan kardeÅŸlerim özellikle dinlesinler, senin depreme dayanıklı evini yapmadılar ama bizim beÅŸli çete dediÄŸimiz bir grubu kurtarmak için 1 milyar 670 milyon lira o ÅŸirkete verdiler, İstanbul Finans Merkezi’ni satın aldılar. Kim aldı? Varlık Fonu aldı. Kimi kurtardılar? 3 kiÅŸiyi. Peki milyonlarca İstanbullu? Onların derdiyle ilgilenen var mı? Hayır, yok.”
“Ne programı Allah aÅŸkına”
Toplanan paranın yenip bitirildiğini, üstüne borçlanıldığını, askeri fabrikalar dahil her şeyin satıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
“Ben bu soruyu sormayacağım, peki o zaman ben ne yapacağım? Bu memleketin, vatandaşın hakkına hukukuna sahip çıkmayacak mıyım? Özellikle bütün bunları AK Partili ve ülkücü kardeÅŸlerime anlatıyorum. Bizler biliyoruz, bizler hakkı, hukuku ve adaleti savunuyoruz. Bizler, mazlumdan yanayız. Bizler, hakkı yenmiÅŸ insanların hakkını aramaktan yanayız ama sizler de bizim gibi olun. Sizler de yetim hakkından yana, fakir fukaradan yana olun, ödenen vergilerin hesabının verilmesinden yana olun. Memlekette demokrasi böyle olur. Kafamızı, beynimizi, aklımızı birilerine kiraya veremeyiz.”
Yeni Ekonomi Programı’nın açıklandığını hatırlatan KılıçdaroÄŸlu, “Kaçıncı program? Neredeyse ayda bir program açıklanıyor. Her programdan sonra fiyatlar yükseliyor, iÅŸsizlik artıyor, yeni zamlar kapıya dayanıyor. Ne programı Allah aÅŸkına? Damada vermiÅŸler bir metin, ‘çık bunu anlat’ diye. Damat ne anlar iÅŸsizlikten ne anlar yoksulluktan, ne anlar fakir fukaralıktan. Damadın bir eli yaÄŸda, bir eli balda. Damat bir kibir abidesi kayınpederi gibi. Herkesi küçük gören bir adam.” diye konuÅŸtu.
Yeni Ekonomik Programı eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
“Yeni program, bir IMF programıdır. Eski programlar iÅŸe yaramadı, hiçbirisi tutmadı, IMF heyeti geldi, günlerce oturup konuÅŸtular ve yeni bir programı yaptılar, damadın eline verdiler, ‘çık bunu anlat’ dediler. Yeni program, bir IMF programıdır, bu kadar açık, net. Bereket versin IMF heyeti, bizim arkadaÅŸlarla görüşünce gerçek ortaya çıktı. Yoksa kimse IMF’nin geldiÄŸini bile duymayacaktı. Heyet geliyor, hesabını veriyorlar. Neydi daha önce McKinsey’i araya koymuÅŸlardı, onunla anlaşıp, oradan IMF’ye gideriz diye. Biz tepki gösterince o sözleÅŸmeyi bıraktılar, ÅŸimdi gizli gizli görüşüyorlar IMF heyetiyle. Geçen yıl hedefledikleri büyüme oranı yüzde 2,3’tü, yeni açıkladıkları büyüme oranı binde 5. Daha bir yıl geçti aradan. Çünkü IMF ‘böyle yapacaksın’ diyor.”
Genç iÅŸsizliÄŸin yüzde 25’e dayandığını söyleyen KılıçdaroÄŸlu, “IMF için kiÅŸinin iÅŸsiz olup olmamasının hiçbir önemi yok. Bunlar için de hiçbir önemi yok. Çünkü bakıyor sarayda hiç kimse iÅŸsiz deÄŸil, herkesin 2-3 iÅŸi var, hem maaÅŸ alıyor, yönetim kurulu üyeliklerinden paralar alıyor, bir elleri yaÄŸda, bir elleri balda, vatandaÅŸ iÅŸsiz hiç umurlarında deÄŸil.” dedi.
Kılıçdaroğlu, kişi başına milli gelir hedefinin 10 bin doların üstündeyken, şimdi 9 bin 993 dolara düşürüldüğünü, öngörülen bütçe açığının 98 milyar lirayken, 138 milyar liraya çıkarıldığını söyledi.
“IMF aynı ÅŸeyi dayatıyor”
Yüzde 8,5 öngörülen enflasyonda hedefin yüzde 12’nin üzerine çıkarıldığını aktaran KılıçdaroÄŸlu, “Öngördükleri toplam milli gelir 795 milyar dolardı, ÅŸimdi 740 milyar dolar. 46 milyar dolar düşük. Yani 920 tank palet fabrikası 50 milyon dolara.” diye konuÅŸtu.
Kılıçdaroğlu, IMF daha önce neyi dayattıysa aynı şeyin dayatıldığını, elektrik ve doğal gaza zamlar yapılmasının, memur, işçi ve emekli aylıklarının hedeflenen enflasyona endekslenmesinin, kıdem tazminatının sınırlandırılmasının, batan şirketlerin kurtarılmasının, vergilerin artırılmasının, sosyal güvenliğin düzeltilmesinin istendiğini iddia etti.
Sosyal güvenliÄŸin Türkiye’nin en büyük kara deliklerinden birisi haline dönüştüğünü, emeklilik yaşının 65’e, pirim ödeme gün sayısının 7 bin 200 güne çıkarıldığını, emekli aylıklarının bin lira azaldığını söyleyen KılıçdaroÄŸlu, “Açık giderek büyüdü, ÅŸimdi ‘kapatacağız’ diyorlar. Biz de merak ediyoruz nasıl kapatacaklar.” dedi.
IMF’nin çiftçiye düşük fiyat vererek, bütçedeki açığın kapatılmasını istediÄŸini ileri süren KılıçdaroÄŸlu, iktidarın da bunu yerine getirdiÄŸini savundu.
“Benim kızgınlığım saraya deÄŸil”
KılıçdaroÄŸlu, elektriÄŸe zam geldiÄŸini hatırlatarak, Hakkari’de elektrik borcunu ödeyemeyen Hüseyin Alim isimli bir vatandaşın bir yıldır mum ışığında yaÅŸadığını aktardı. KılıçdaroÄŸlu, şöyle konuÅŸtu:
“Saraydakilerin haberi var mı? Saraydakiler 21. yüzyılda bir aile bir yıldır nasıl mum ışığında yaÅŸar diye acaba düşünüyorlar mı? AK Partili, ülkücü kardeÅŸlerime sesleniyorum, bir yıldır 21. yüzyılda bir aile mum ışığında yaşıyorsa sarayda oturanların vicdanı var mı? Sarayda oturanlar, vicdanlarının sesini dinliyorlar mı? Sarayda oturanlar, bu memlekete, bu ülkenin insanlarına hizmet ediyorlar mı? Hayır efendim, etmiyorlar. Tek amaçları var, saraya ve çevresine hizmet etmek o kadar.”
Åžanlıurfa’ya giden CHP heyetinin deÄŸiÅŸik kesimlerle görüştüğünü aktaran KılıçdaroÄŸlu, Türkiye’deki pamuk üretiminin yüzde 40’ını bu kentin saÄŸladığını, ancak pamuk üreticisinin periÅŸan vaziyette olduÄŸunu savundu.
KılıçdaroÄŸlu, bu yıl ocak-aÄŸustos arasında buÄŸday ithalatına 1 milyar 296 milyon dolar, mısıra 557 milyon dolar, ayçiçeÄŸine 349 milyon dolar ödendiÄŸini söyleyerek, “Pamuk ithal ediyoruz. Nereden? ABD’den, Yunanistan’dan. Kimi zengin ediyoruz? ABD’deki, Yunanistan’daki çiftçileri. Bizim çiftçiler? ‘Sürünsünler.’ Öyle diyor. Kim? Saraydaki öyle buyuruyor. Benim kızgınlığım saraya deÄŸil benim kızgınlığım seni açlığa mahkum eden siyasi partiye gidip oy vermeyedir. İnsan biraz aklını kullanır.” dedi.
KılıçdaroÄŸlu, Türkiye’nin bir borç batağında olduÄŸunu, her ÅŸeyin satıldığını, borcun milli gelire oranının Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez yüzde 61,9’a ulaÅŸtığını savundu.
Osmanlı İmparatorluÄŸu’ndaki Düyun-u Umumiye benzeri Borçlanma Genel Müdürlüğü kurulduÄŸunu ifade eden KılıçdaroÄŸlu, bunun Türkiye’nin ne kadar kötü yönetildiÄŸini gösterdiÄŸini öne sürdü.
Kılıçdaroğlu, vatandaşın banka ve finans kurumlarına borcunun 540 milyar liraya çıktığını söyledi.
“21. yüzyılın Türkiyesinde iÅŸsizlik manzaraları” diyerek, elinde Elazığ Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü önünde sıradaki vatandaÅŸlar ile bir salonda bulunan vatandaÅŸların yer aldığı iki fotoÄŸrafı gösteren KılıçdaroÄŸlu, “Geçici iÅŸ için uzun uzun kuyruklar, tıka basa dolu bir salon. 17 yılda Türkiye bu noktaya geldi. 17 yıl önce böyle bir manzara yoktu.” diye konuÅŸtu.
Devletin, Londra’da bir avuç tefeciye her saat başı 2 milyon 73 bin 644 dolar faiz ödendiÄŸini belirten KılıçdaroÄŸlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle bir örnek bulunmadığını ileri sürdü.
“Meclisin gazi unvanı ÅŸaibeli hale geldi”
Yeni yasama yılını dün açtıklarını, TBMM’nin 100. yılını kutlayacaklarını anımsatan KılıçdaroÄŸlu, “Bizim Meclisimizin bir özelliÄŸi var; milli kurtuluÅŸ savaşını yöneten Meclistir. O nedenle ‘gazi’ unvanı sadece bizim Meclisimize özgüdür.” dedi.
Kemal KılıçdaroÄŸlu, her milletvekilinin halkın çıkarlarını, Türkiye’nin çıkarlarını savunmak, kimseyi ötekileÅŸtirmeden halkın tümünü kucaklamak, vatandaşın ödediÄŸi paraların nerelere harcandığının hesabını sormak, vatandaşın hakkını, hukukunu korumak, savunmak zorunda olduÄŸunu vurguladı.
FETÖ’nün 15 Temmuz’daki hain darbe giriÅŸimi sırasında Meclis bombalanırken milletvekillerinin parlamentoda görev yaptığını, milli iradeyi savunduÄŸunu, darbeye karşı durduÄŸunu anlatan KılıçdaroÄŸlu, “Ancak 20 Temmuzda Türkiye sivil darbe yaÅŸadı. Parlamentonun yetkileri büyük ölçüde elinden alındı, Meclisin gazi unvanı ÅŸaibeli hale geldi.” ifadelerini kullandı.
“DoÄŸruları söyleyelim”
Bakanların Meclise gelmediğini, ülkeyi yönetenlerden biri hariç hiçbirinin seçimle göreve gelmediğini, yönetimde milli iradenin olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, parlamentoda önemli bir grubun ise bir kişinin iki dudağına teslim olduğunu iddia etti. Kılıçdaroğlu, arzuladıkları gazi Meclisin bu olmadığını, her milletvekilinin düşüncesini özgürce ifade ettiği Meclisin Gazi Meclis olduğunu anlattı.
CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın TBMM’nin yeni yasama yılının açılışındaki konuÅŸmasına deÄŸinen KılıçdaroÄŸlu, “AK Parti Genel BaÅŸkanı olarak bir konuÅŸma yaptı. KonuÅŸma metnine baktığımız zaman bir cumhurbaÅŸkanı olarak deÄŸil, AK Parti Genel BaÅŸkanı sıfatıyla yapılmış bir konuÅŸmaydı.” dedi.
KılıçdaroÄŸlu, ErdoÄŸan’ın konuÅŸmasında, “Milli iradenin tecelligahı olan TBMM’nin itibarının gözetilmesini de her ÅŸeyin üzerinde tutmamız gerekiyor.” dediÄŸini anımsatarak, bunun doÄŸru olduÄŸunu belirtti.
ErdoÄŸan’ın, “Milletimizin ve onların temsilcileri olan siz milletvekillerinin sesine hiçbir zaman kulağımızı ve yüreÄŸimizi kapatmadık, kapatmayacağız.” sözlerine iÅŸaret eden KılıçdaroÄŸlu, “Burada dur diyoruz. Parlamentonun açılışında bari doÄŸruları söyleyelim. Ayıptır ya.” ifadesini kullandı.
“Zamanında cevap verilen önergelerin oranı yüzde 7”
Anayasa’ya göre sözlü soru önergelerinin 15 gün içinde cevaplanması gerektiÄŸini anımsatan KılıçdaroÄŸlu, “Milletvekillerimiz 27. Yasama Dönemi’nde 18 bin 895 soru sormuÅŸ. Sorulara 15 gün içinde, zamanında cevap verilenlerin oranı yüzde 7. 15 günden sonra bile bugüne kadar hiç cevaplanmayanların oranı yüzde 61,5.” diye konuÅŸtu.
KılıçdaroÄŸlu, Anayasa’nın 80. maddesinde, milletvekillerinin, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri deÄŸil bütün milleti temsil ettiÄŸinin yer aldığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Milli iradeyi temsil edenlere cevap vermiyorsun, dikkate almıyorsun. Milli iradeye karşı çıkıyorsun, ‘ben seni tanımam’ diyorsun. Meclise gelip konuÅŸma yapıyorsun, ‘Milletimizin ve onların temsilcileri olan siz milletvekillerinin sesine hiçbir zaman kulağımızı, yüreÄŸimizi kapatmadık, kapatmayacağız.’ diyorsun. BaÅŸtan kapatmışsın. DoÄŸruyu söyle bari. Hadi bana inanmayabilirsin. TBMM BaÅŸkanı’na, ‘Bu sorulara cevap verildi mi verilmedi mi?’ dersin. Bir insan neden yalan söylemeye ihtiyaç hisseder, doÄŸruları söylemek varken.
TBMM’nin itibarıyla oynuyorlar. Kim? Atamayla gelen bakanlar. Hiçbir milletvekilini, parlamentoyu, TBMM’yi ciddiye almıyorlar. TBMM bir itibar erozyonu yaşıyor. Millet adına, seçilen bir milletvekilinin sorduÄŸu soruya Anayasa’ya göre 15 gün içinde cevap vermesi gereken bir bakan, hiç cevap vermiyorsa, ‘ben parlamentoyu tanımıyorum’ demektir. AK Parti’li ve ülkücü kardeÅŸlerime sesleniyorum; sizin de milletvekilleriniz var burada, onlar sizin milletvekillerinizi de tanımıyorlar. Siz hala onları desteklemeye devam ediyorsunuz. Bu yanlıştır. Ahlaki, hukuki deÄŸildir, adalete aykırıdır. 15 gün içinde cevap vereceksin. Vermiyorsan sorun var.”
“Biz diyoruz bayram haftası, o diyor mangal tahtası”
CHP Genel BaÅŸkanı KılıçdaroÄŸlu, cevaplanan önergelerinin çoÄŸunun da “uyduruk” olduÄŸunu, usulen cevaplandığını öne sürdü.
“Özgür Suriye Ordusu’na aylık veriyor musunuz?” sorusuna, “Türk Silahlı Kuvvetleri, Cerablus ve Afrin’de istikrar ve huzurun saÄŸlanmasına yönelik görev yapmaya devam etmektedir.” yanıtı geldiÄŸini anlatan KılıçdaroÄŸlu, “Biz diyoruz bayram haftası, o diyor mangal tahtası. Ne ilgisi var? Bu, ‘Ben TBMM’yi tanımıyorum, TBMM’yi, milletin iradesini temsil eden milletvekilini adam yerine koymuyorum’ demektir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
“Uyduruk cevaplar geldiÄŸinde geri gönderiyor musun?”
TBMM’nin itibarını korumanın, her ÅŸeyden önce TBMM BaÅŸkanı’nın görevi olduÄŸunu dile getiren KılıçdaroÄŸlu, TBMM BaÅŸkanı’nın, iÅŸine gelmediÄŸinde bazı soru önergelerini geri gönderdiÄŸini savundu.
KılıçdaroÄŸlu, “Sayın BaÅŸkan, sevgili kardeÅŸim öyle uyduruk cevaplar geldiÄŸinde sen geri gönderiyor musun? ‘Bu cevap deÄŸildir’ diyor musun? Milletvekilinin sorusuna doÄŸru dürüst cevap gelmiyorsa onları geri göndermek zorundasın. O zaman ben senin parlamentonun itibarını koruyup korumadığını anlayacağım. 15 gün içinde cevap vermiyorsa niye sormuyorsunuz? Saray sana bir ÅŸey der diye mi korkuyorsun. 600 milletvekilini arkana al, saraya karşı dur. Sen parlamentonun itibarını koru.” diye konuÅŸtu.
“TBMM BaÅŸkanı’nın da istemesi lazım”
CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu, Türkiye’nin kendisine saÄŸlıklı yol haritası çizemediÄŸini, krizin gittikçe derinleÅŸtiÄŸini, iÅŸsizliÄŸin arttığını, bu krizi hasarsız, kazasız aÅŸmak için 5 ÅŸey yapılması gerektiÄŸini söyledi.
KılıçdaroÄŸlu, “Bunlardan ilki, cumhurbaÅŸkanı tarafsız olmalıdır. Süratle getirsinler parlamentoya. Meclise gelip Meclisi açacaksın, cumhurbaÅŸkanı olarak açacaksın, bir partinin genel baÅŸkanı olarak deÄŸil. CumhurbaÅŸkanı olarak konuÅŸacaksın, bir partinin genel baÅŸkanı olarak deÄŸil. CumhurbaÅŸkanının tarafsız olması lazım. Bunu, TBMM BaÅŸkanı’nın da istemesi lazım. TBMM BaÅŸkanı, bir partinin genel baÅŸkanını, Meclisin açılış konuÅŸmasında konuÅŸturmamalı, ‘bu yanlıştır’ demeli. EÄŸer o konuÅŸuyorsa bütün parti genel baÅŸkanlarına söz hakkı versinler, hepimiz konuÅŸalım.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Yargı bağımsızlığının sağlanması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, adaletin olmadığını ileri sürdü.
KılıçdaroÄŸlu, metro inÅŸaatında meydana gelen göçükte 2 işçinin hayatını kaybettiÄŸini, olaya iliÅŸkin duruÅŸmanın 23 Eylül’de yapılması gerekirken bu tarihten önce, işçilerin ailelerinden ve avukatından habersiz iki duruÅŸma gerçekleÅŸtirildiÄŸini söyledi. KılıçdaroÄŸlu, “Adalet bu noktaya gelmiÅŸse, tuz kokmuÅŸtur.” dedi.
“Ekonomik krizin faturasının ensesi kalınlara, yandaÅŸa deÄŸil vatandaÅŸa çıkarıldığını” savunan KılıçdaroÄŸlu, “IMF’ye gidip danışıyorlar, görüş alıyorlar, dediklerini yapıyorlar, sözünden çıkmıyorlar. En son program bunun örneÄŸidir. Dolar üzerinden sözleÅŸmelerin TL’ye çevrilmesi lazım. ” diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: AA
