Kovid-19’un laboratuvardan çıkma ihtimalini destekleyen yeni iddialar ortaya atıldı

Kovid-19'un laboratuvardan çıkma ihtimalini destekleyen yeni iddialar ortaya atıldı

Kovid-19'un laboratuvardan çıkma ihtimalini destekleyen yeni iddialar ortaya atıldı

İngiliz Sunday Times gazetesi, dünyayı üç yıldan uzun süredir etkileyen Kovid-19 salgınına yol açan virüsün laboratuvardan kaza sonucu çıkmış olma ihtimalini güçlendiren yeni iddialar ortaya attı.

Gazetenin haberine göre, ilk vakaların ortaya çıktığı Çin’in Hubey eyaletinin merkezindeki Vuhan ÅŸehrindeki laboratuvarda salgın öncesinde yarasalardan elde edilen koronavirüslere iÅŸlev kazandırmaya yönelik çalışmalar yapılıyordu.

Vuhan Viroloji Enstitüsünde (WVI) yapılan söz konusu çalışmalarda, 2002-2003 yıllarında Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) salgınına yol açan koronavirüse, aynı türdeki başka bulaşıcı ve ölümcül koronavirüslerin genetik parçaları eklenerek hayvanlar üzerinde deneyler yürütülüyordu.

Çin’in güneyindeki bir maÄŸara ve maden ocağından alınan koronavirüs numuneleriyle yürütülen söz konusu araÅŸtırmalar, ABD Ulusal SaÄŸlık Enstitüsünün (NHI) saÄŸlanan fonlarla yürütülüyor, üstelik bu fonlar, salgının ardından Kovid-19’un kökenlerini araÅŸtırmak üzere Dünya SaÄŸlık Örgütünce (DSÖ) Vuhan’a gönderilen bilim heyetine öncülük eden İngiliz uzman Peter Daszak’ın baÅŸkanı olduÄŸu vakıf aracılığıyla saÄŸlanıyordu.

Öte yandan Vuhan Viroloji Enstitüsündeki iÅŸlev kazandırma araÅŸtırmaları için kilit nitelikteki deneysel teknikleri konusunda ABD’nin Kuzey Carolina Üniversitesinden virolog Ralph Baric’in yol gösterici rolü oynadığı ortaya çıktı.

ABD DışiÅŸleri Bakanlığının, Kovid-19’un kökenine dair yürüttüğü soruÅŸturma kapsamında derlediÄŸi, aralarından gizlilik dereceli raporlar, iç yazışmalar, iletiÅŸim kayıtları ile bilimsel araÅŸtırmaları ve aktivistlerin son 3 yılda Bilgi Edinme Hakkı Yasası kapsamında elde ettiÄŸi yüzlerce sayfa belgeyi inceleyen Sunday Times, virüsün laboratuvardan kaza sonucu çıkma ihtimalini güçlendiren bulgulara ulaÅŸtı.

Öte yandan haberde, ABD Dışişleri Bakanlığının soruşturmasında görev alan, yükselen salgın hastalık tehditleri, biyolojik savaş ve Çin konularında uzman üç yetkiliyle yapılan röportajlara yer verildi.

ABD’li yetkililer, Vuhan Viroloji Enstitüsünün, koronavirüslere iÅŸlev kazandırma deneylerini, Çin ordusuna baÄŸlı bilim kurumlarının iÅŸbirliÄŸinde, “biyolojik silah geliÅŸtirme hedefine yönelik” gizli bir proje ile paralel yürüttüğü iddiasını ortaya attı.

SARS salgını ve koronavirüs araştırmaları

Kovid-19’a yol açan SARS-Cov-2 virüsünün kendiliÄŸinden mi ortaya çıktığı yoksa laboratuvarda üretilip yanlışlıkla mı sızdığı tartışması salgının başından bu yana hem bilim dünyasında hem de siyasi çevrelerde tartışılıyor.

İddiaların odağındaki Vuhan Viroloji Enstitüsü (WIV), 2002’de Çin’in güneyindeki Guangdong eyaletinde ortaya çıkan SARS salgının ardından koronavirüsler alanındaki çalışmalar için önemli bir merkez haline geldi.

Bu dönemde Çin’in güneyindeki maÄŸaralarda yarasa kolonileri üzerine yaptığı saha araÅŸtırmalarıyla tanınan WIV araÅŸtırmacılarından Dr. Şı Cingli, topladığı koronavirüs numuneleri ve diÄŸer virüslerle deneyler yapıyordu. Öyle ki bu çalışmaları nedeniyle ülkesinde “yarasa kadın” olarak anılıyordu.

Şı, çalışmaları sırasında İngiliz zoolog Peter Daszak ile tanıştı. O yıllarda merkezi New York’ta bulunan Wild Life Trust adlı küçük bir sivil toplum kuruluÅŸunda yöneticilik yapan Daszak, ABD’de 11 Eylül saldırısının ve SARS salgınının ardından biyo-terörizm ve salgın hastalıklarla mücadeleye ilgilinin artmasıyla bu alana yöneldi ve Eco-Health Alliance adlı bir vakıf kurarak hayvanlardan insanlara bulaÅŸan zootonik virüslere odaklı çalışmalar yürütmeye baÅŸladı.

Dr. Şı ve ekibi, Dazsak’a saha ve laboratuvar çalışmaları konusunda destek saÄŸlıyordu. Dazsak, 2009’da PREDICT (öngörmek) adını verdiÄŸi, salgınlara yol açabilecek virüslerin araÅŸtırılmasına yönelik bir program için, ABD Ulusal SaÄŸlık Enstitüsünden (NHI) 5 yıllığına 18 milyon dolar ödenek aldı. Bunun 1 milyon doları Dr. Åži ve WIV’ye gidecekti. Programı 2014’ten sonra da ilave ödenekle yenilenerek 2018’e kadar devam etti.

“İşlev kazandırma”

WIV, mağaralardan topladığı virüsleri katalogluyor ve riskli denebilecek bazı deneylerle virüsün davranışlarını anlamaya çalışıyordu. Bulguları bilim dünyasına açıkladıkları ilk araştırmalarda bağlantılı riskler, aşı çalışmalarına zemin hazırlayacağı gerekçesiyle meşrulaştırılıyordu.

Dr. Şı ve ekibi, 2012 yılında Çin’in güneybatısındaki Yünnan eyaletinde Şıtou adı verilen maÄŸarada o güne dek SARS’a yol açan en yakın koronavirüsü keÅŸfetti. “WIV1” adı verilen virüsün insan hücresine bulaÅŸma yeteneÄŸi olduÄŸu laboratuvar deneylerinde kanıtlandı.

Çinli ekip, aynı maÄŸarada “SHC014” adını verdikleri bir baÅŸka koronavirüs türünün örneÄŸini tespit etmiÅŸ ancak yeterli miktarda numune toplayamamıştı. Bunun için o yıllarda ABD’de virüs patojenlerinin DNA’larını birleÅŸtirerek laboratuvar çalışmaları yapan virolog Ralph Baric’in yardımına baÅŸvurdu.

Dr. Şı, “SHC014″ün hücreye tutunmasını saÄŸlayan “diken” proteininin DNA dizini Baric’e vererek kendisinin laboratuvarda ürettiÄŸi SARS virüsüyle birleÅŸtirmesini istedi. Baric de öneriyi kabul ederek genetik ilaveyle ürettiÄŸi yeni koronavirüsü, genetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilerek insana benzer akciÄŸer ve kas sistemi oluÅŸturulan kobay fareleri üzerinde denemeye baÅŸladı.

Baric ve Şı, iÅŸlev kazandırma deneyinin sonuçları 2015 yılında kaleme aldıkları ortak makalede yayımladı. SARS kopyası ile “SHC014″ün birleÅŸmesinin sonucu, “potansiyel kitlesel imha” idi. Yeni yaratılan virüs farelerde ağır akciÄŸer hasarına yol açıyor ve SARS’a karşı geliÅŸtirilen aşılara direnç gösteriyordu. Makalenin yazarları da deneyin “fazla tehlikeli” olduÄŸunu kabul ediyordu.

Baric’in katkısı, Çinli ekibin “iÅŸlev kazandırma” konusunda gelecek çalışmaları için yol gösterici oldu.

Obama yönetiminden moratoryum

Bu yıllarda virüsler üzerinde laboratuvar çalışmalarına dair bilim camiasında eleştirilerin artması üzerine dönemin ABD Başkanı Barack Obama liderliğindeki hükümet, bir patojenin bulaşıcılığını ve öldürücülüğünü belirgin şekilde artıracağı öngörülen her türlü işlev kazandırma deneyinin durdurulması için moratoryum ilan etti.

Ancak WIV ve ABD’li destekçileri Daszak ve Baric, deneylerin halk saÄŸlığı için acil ve güvenli olduÄŸunu ileri sürerek devamını teÅŸvik etti.

Çinli ekip ABD’nin finans desteÄŸini almayı sürdürürken Baric’in teknikleri kullandıkları laboratuvar çalışmalarını sürdürdü. Bu dönemde Şıtou maÄŸarasında keÅŸfettikleri WIV-1 patojenini kullanarak iki yeni mutant virüs ürettiler.

2017’ye gelindiÄŸinde Dr. Şı ve ekibi, maÄŸaradaki koronavirüslerden 8 mutant virüs üretmiÅŸti ve bunlardan ikisi insanlara bulaÅŸma kabiliyetine sahipti.

Üstelik bu çalışmalar, biyo-güvenlik seviyesi en az “3. düzey” laboratuvarlarda yürütülmesi gerekirken koruma tedbirleri bir dişçi muayenehanesi ile yaklaşık aynı olan “2. düzey” laboratuvarlarda yürütülüyordu.

Washington Post’un yayımladığı sızdırılan Wikileaks belgelerine göre, ABD’nin Pekin BüyükelçiliÄŸi, laboratuvardaki güvenlik tedbirlerine iliÅŸkin kaygılar nedeniyle, aralarında bir uzmanın olduÄŸu heyeti incelemelerde bulunmak üzere Vuhan’a gönderdi.

Heyet, hazırladığı raporda, laboratuvarda “ciddi eÄŸitimli personel eksiÄŸi ve güvenlik açığı olduÄŸunu” bildirdi.

Fareler üzerinde tehlikeli deney

Bu arada Şı ve ekibi aynı tehlikeli iÅŸlev kazanma deneylerinde yeni bir aÅŸamaya geçmiÅŸti. Şıtou maÄŸarasından çıkan “WIV1” ve “SHC014” patojenlerini birleÅŸtirerek yarattıkları mutant virüsü farelere enjekte ederek koloni içinde bir salgına yol açıp açmayacağını sınamaya giriÅŸmiÅŸlerdi.

Deneyin sonucu ÅŸok ediciydi, farelerin yüzde 75’i ölmüştü. Bu, “WIV1″in öldürücülük oranının üç katıydı. Öte yandan mutant virüs, enfeksiyonun ilk günlerinde orijinal patojenden 10 bin kat fazla viral yük yaratıyor ve erken evrede bulaÅŸma olasılığını son derece güçlendiriyordu. İşlev kazandırma deneyi virüse doÄŸal yollarla oluÅŸamayacak potansiyel kazandırmıştı.

Sonuçlar virüsün insan topluluklarına yayılması halinde ne kadar vahim sonuçlara yol açabileceÄŸini gözler önüne seriyordu. SARS salgını koronavirüslerin ne kadar öldürücü olabileceÄŸini göstermiÅŸti. SARS, Kovid-19’a göre on kat daha öldürücüydü fakat bulaşıcılığı daha yavaÅŸ olduÄŸundan karantina tedbirleriyle kontrol altına alınabilmiÅŸti.

Ancak araÅŸtırmacılar deneyin sonuçlarını gizledi. Daszak’ın ne 2018’de NHI’ya sunduÄŸu yıllık deÄŸerlendirme raporunda ne de aynı yıl ödenek yenilenmesi için sunduÄŸu raporda fare ölümlerinden bahsedilmedi. İngiliz zoolog ancak Kovid-19 salgını ortaya çıktıktan sonra deneyin tüm detaylarını ABD’li yetkililere açıklayabildi.

Dazsak, NHI’yı yanıltmasının yanında, aynı yıl, yine Vuhan’daki ortaklarıyla yürüteceÄŸi DEFUSE (etkisiz hale getirmek) adını verdiÄŸi bir araÅŸtırma programı için ABD İleri Savunma AraÅŸtırma Projeleri Ajansına (DARPA) 3 yıllığına 14 milyon dolar ödenek talebi ile baÅŸvurdu.

Çinli ekibin SARS’a benzer çok sayıda yeni koronavirüs toplayarak Şıtou maÄŸarasından elde edilen iki patojenle birleÅŸtirdiÄŸi deneyler yürütmesini öngören program DARPA tarafından reddedildi.

Deneylerde virüslerin DNA dizisinde bulaşıcılığı etkileyen “furin çatlağı” bölgesinin patojenlere aktarılmasını içeriyordu. Kovid-19 ortaya çıktığında her ne kadar bu patojenlerle birebir genetik yakınlığı olmasa da virüsün yapısında furin çatlağının bulunduÄŸu belirlendi.

Gizemli maden ocağı vakası ve “gölge proje”

Öte yandan DışiÅŸleri Bakanlığının soruÅŸturmacıları, Çin’in, maÄŸaralardaki koronavirüsler dışında Daszak’ın ve ABD’li saÄŸlık yetkililerin haberdar olmadığı paralel bir gölge proje yürüttüğünü ileri sürdü.

Buna göre, gölge proje, Yünnan eyaletinin Pu’ır iline baÄŸlı Mociang Hani Özerk ilçesindeki terk edilmiÅŸ bir bakır madeninde yaÅŸanan gizemli olayla baÅŸladı.

Maden ocağındaki yarasa pisliklerini temizleyen 6 işçi, çalışmanın ardından öksürük, ateş ve zatürre belirtileriyle hastalandı. İşçilerden üçü hayatını kaybederken, hayatta kalanlara yapılan testlerde varlığı bilinmeyen bir koronavirüse karşı antikor tespit edildi.

2012’de olay yaÅŸandığı sırada Vuhan Viroloji Enstitüsü araÅŸtırmacıları, PREDICT programı kapsamında, zootenik virüslerin insanlara bulaÅŸması üzerine daha önce anılan çalışmaları yürütüyordu fakat maden ocağındaki vakaları Eco-Health’ten ve sponsoru ABD hükümetinden gizledi.

Şı ve ekibi madende 4 yıl çalışarak yarasalardan topladığı 1300 numunede 293 koronavirüs tespit etti. Çinli virolog, 2015’te yayımladığı makalede maÄŸarada SARS virüsü ile aynı aileden, daha önce bilinmeyen bir koronavirüsü keÅŸfettiklerini bildirdi. Makalede ne ölen madencilerden ne de ocakta tespit edilen aynı aileden diÄŸer koronavirüslerden bahsedilmedi.

Makalede adı “RaBtCoV/4991” olarak geçen fakat Kovid-19 salgını ortaya çıktıktan sonra maden ocağı ile bağını gizlemek için “RaTG13” olarak deÄŸiÅŸtirilen virüsün, hala Kovid-19’a en yakın koronavirüs varyantı olduÄŸu deÄŸerlendiriliyor.

DışiÅŸleri Bakanlığının yürüttüğü soruÅŸturmanın ardından 2021 başında yayımlanan raporda, Çinli araÅŸtırmacıların salgın öncesinde Mociang’daki madenden çıkan “RaTG13” varyantı üzerine deneyler yapıldığı, ayrıca Vuhan’daki laboratuvarda hayvanlar üzerinde yapılan deneyler dahil olduÄŸu gizli bir askeri araÅŸtırmanın yürütüldüğü iddia edildi.

Gizli istihbarat bilgilerine dayandığı için çok sayıda kanıt dışarıda bırakılarak yayımlanan raporun detayları ilk defa gün yüzüne çıktı.

“Seri geçiÅŸleme” ve doÄŸal mutasyonun hızlandırılması

Sunday Times’ın konuÅŸtuÄŸu yetkililer, “Vuhan Viroloji Enstitüsünde farklı Kovid varyantına iliÅŸkin çalışmalar yürütüldüğünü ve Kovid-19’a ‘RaTG13’dan daha yakın bir varyant üzerine çalışıldığına emin olduklarını” ifade etti.

SoruÅŸturmaya katılanlar, ayrıca Enstitüde “seri geçiÅŸleme” (serial passaging) adı verilen bir yöntemle virüs varyantının mutasyonun hızlandırmaya yönelik deneyler yapıldığına iliÅŸkin kanıtlar gördüklerini kaydetti.

Söz konusu yöntemde deney hayvanlarına virüs enjekte edildikten sonra hangisinin etkisinin daha ağır olduğunun gözlendiğini belirten yetkililer, en ağır hasarı veren varyant ile tekrar eden deneyler yaparak patojenlerin daha ölümcül seviyeye çıkarmaya çalışıldığını ileri sürdü.

Yetkililer, soruşturma için tanıklık yapan bir enstitü çalışanının şu sözlerini aktardı:

“İnsansılaÅŸtırılmış fareler ile seri geçiÅŸleme deneyi yapmak ölümcül bir birleÅŸim. Bu yöntem doÄŸal mutasyon sürecini hızlandırıyor. Yani yıllar sürecek bir mutasyon, haftalar ve aylar içinde meydana gelebiliyor.”

DışiÅŸleri Bakanlığının soruÅŸturmasında danışmanlık yapan ABD’li bilim insanı Dr. Steven Quay de, “Bugüne dek bir yarasa virüsünün insanı doÄŸrudan etkileyerek ölümüne yol açtığı bir örnek görülmedi. EÄŸer o madenciler yarasa virüsünden öldülerse bu insan bilimleri tarihinde bir ilkin gerçekleÅŸtiÄŸi ve Çinlilerin bunu açıklamadığı anlamına geliyor.” dedi.

Kovid-19’un furin çatlağının genetik olarak eklendiÄŸi bir virüsün insansılaÅŸtırılmış fareler üzerinde seri geçiÅŸleme deneyleriyle yaratıldığına inandığını dile getiren Quay, ABD Senatosuna verdiÄŸi ifadede, “(Bu yöntemde) Bir fare grubunu enfekte edip bir hafta bekliyorsunuz, sonra en hasta fareden virüsü çıkartıp baÅŸka bir grup fareyi enfekte ederek deneyi tekrarlıyorsunuz. Böylece haftalar için evrimi yönlendirerek bütün insansılaÅŸtırılmış fareleri öldürebilecek bir virüs yaratıyorsunuz.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

“Biyolojik silah” iddiası

Söz konusu araştırmalara Çin Halk Kurtuluş Ordusunun (ÇHKO) Askeri Tıp Bilimleri Akademisinden araştırmacıların katkıda bulunduğuna dair açık kaynaklarda bilgilere rastlandığına dikkati çeken yetkililer, bilinmeyen bir virüse işlev kazandırarak ölümcül hale getirmenin ve ardından ona karşı bir aşı geliştirmeye çalışmanın, söz konusu virüsü biyolojik silah olarak kullanma niyetine işaret ettiğini vurguladı.

ÇHKO’nun aşı uzmanı Cou Yüsın’ın salgının baÅŸladığı tarihlerde Vuhan Viroloji Enstitüsü araÅŸtırmacılarıyla ortak çalışmalar yürüttüğüne ve hemen salgının ardından Åžubat 2020’de bir aşı patenti için baÅŸvuruda bulunduÄŸunu belirten yetkililer, Cou’nun Mayıs 2020’de hayatını kaybettiÄŸini, ölüm sebebinin bilinmediÄŸini, bazı görgü tanıklarının enstitünün çatısından düşerek öldüğünü aktardığını fakat bunun doÄŸrulanamadığını vurguladı.

Öte yandan soruÅŸturmada, salgından önceki iletiÅŸim kayıtlarının, 3. seviye güvenlikli bir laboratuvarda iÅŸlev kazandırma deneylerinde çalıştığı tahmin edilen araÅŸtırmacılardan üçünün ilk vakaların görüldüğü Kasım 2019’da hastalandığı, araÅŸtırmacılardan birinin aile üyesinin yaÅŸamını yitirdiÄŸi ortaya çıktı.

SoruÅŸturmaya katılan bir yetkili, “Hastalanmalarının sebebinin Kovid-19 olduÄŸundan tamamen eminiz çünkü Dr. Şı’nın ileri koronavirüs araÅŸtırma laboratuvarında çalışıyorlardı. Bu kiÅŸiler otuzlu veya kırklı yaÅŸlardaki eÄŸitimli biyologlar. Bu yaÅŸtaki bilim insanları gripten kolay hastalanmazlar.” ifadelerini kullandı.

Öte yandan soruÅŸturmada bazı karartma çabalarına da iÅŸaret edildi. Enstitünün internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Çin Bilimler Akademisinin güvenlik direktörü 19 Kasım 2019’da kurumu ziyaret ederek çalışanlara Çin Devlet BaÅŸkanı Åži Cinping’in “karmaşık ve vahim bir meseleye dair sözlü ve yazılı direktiflerini” iletti.

Vuhan Üniversitesinden akademisyenlerin salgın sonrasında ilk günlerde sosyal medyada yer alan hastalık şikayetlerinin yoğunluk haritasına dair yayımladığı çalışmada en önemli yayılma noktası olan bölgede Vuhan Viroloji Enstitüsünün yeri işaretlenmemişti.

O günlerde Çin yönetimi salgının Yangzı Nehri’nin karşı yakasındaki Huanan Gıda Ürünleri Pazarı olduÄŸu varsayımını önemsizleÅŸtirmeye çalışıyordu. Oysa yoÄŸunluk haritasındaki en büyük yayılma noktaları halihazırda enstitünün bulunduÄŸu yakada konumlanıyordu.

Kovid-19 ilk kez Vuhan’da görülmüştü

Dünya, Kovid-19 salgınından ilk kez, Çin’in 31 Aralık 2019’da Hubey eyaletine baÄŸlı Vuhan kentinde “kaynağı bilinmeyen gizemli solunum yolu hastalığının” ortaya çıktığını DSÖ’ye bildirmesiyle haberdar olmuÅŸtu.

Hastalık, ilk kez Vuhan’da deniz ürünleri gıda pazarını ziyaret eden kiÅŸilerde görülmüş, sebebi anlaşılamayan “solunum rahatsızlığı” ÅŸikayetiyle 17 Kasım 2019’da ilk hasta hastaneye baÅŸvurmuÅŸtu.

Akciğer iltihaplanmasına yol açan hastalığa, yarasalarda bulunan bir beta koronavirüsün mutasyona uğramış hali olduğu tahmin edilen, daha önce bilinmeyen türdeki bir koronavirüsün sebep olduğu anlaşılmıştı.

DSÖ heyeti Vuhan’da incelemeler yapmıştı

Salgının baÅŸlarında virüsün kökenine iliÅŸkin soruÅŸturma talebini reddeden Çin, uluslararası baskıların artmasıyla DSÖ heyetinin Vuhan’da incelemeler yapmasına izin vermiÅŸti.

DSÖ, ilk vakaların ortaya çıktığı Çin’in Vuhan kentine, aralarında İngiliz zoolog Peter Dazsak’ın olduÄŸu uluslararası bilim insanlarından oluÅŸan heyet göndermiÅŸti.

İnceleme sürecinde bazı heyet üyeleri, Çinli yetkililerin salgının başındaki ilk vakalarla ilgili hazırladıkları özetleri ve veri analizlerini kendilerine verdiğini ancak ham bilgileri paylaşmayı reddettiğini açıklamıştı.

Heyet, 29 Ocak’ta baÅŸladığı saha çalışmalarında, ilk vakaların görüldüğü Vuhan Deniz Ürünleri Gıda Pazarı’nın yanı sıra virüsün kaza sonucu dışarı çıktığı iddialarına konu olan Vuhan Viroloji Enstitüsünde de incelemeler yapmış, enstitünün Direktör Yardımcısı Şı Cıngli ve laboratuvar çalışanlarından bilgi almıştı.

2002-2003 yıllarındaki Akut Solunum Yolu Sendromu (SARS) salgınının ardından, yarasa koronavirüslerinin genetik bilgilerinin olduÄŸu bir arÅŸiv oluÅŸturmak amacıyla kurulan enstitü laboratuvarı, Kovid-19’un burada yapay üretildiÄŸi ve yanlışlıkla dışarı çıktığı iddialarının odağında yer almıştı.

Çinli yetkililer, söz konusu iddiaları reddetmiÅŸ, Kovid-19’un baÅŸka bir ülkede ortaya çıktığı ve ithal dondurulmuÅŸ deniz ürünleriyle ülkeye geldiÄŸine dair kanıtlanmayan, karşı iddialar ortaya atmıştı.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir