Merkez Bankası 2021 sonu enflasyon tahminini yüzde 12,2’ye yükseltti

Merkez Bankası 2021 sonu enflasyon tahminini yüzde 12,2'ye yükseltti

Merkez Bankası 2021 sonu enflasyon tahminini yüzde 12,2'ye yükseltti

TCMB BaÅŸkanı KavcıoÄŸlu, “Enflasyonun 2021 yıl sonunda yüzde 12,2 olarak gerçekleÅŸeceÄŸini, 2022 yıl sonunda yüzde 7,5’e gerileyeceÄŸini tahmin ediyoruz.” dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) BaÅŸkanı Åžahap KavcıoÄŸlu, “Enflasyon Raporu 2021-II” çevrim içi bilgilendirme toplantısında yaptığı konuÅŸmada, temel varsayımları ve kısa vadeli öngörüleri çerçevesinde, politika faizinin güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek ÅŸekilde, gerçekleÅŸen ve beklenen enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluÅŸturulmaya devam edileceÄŸi bir görünüm altında, enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsayacağını öngördüklerini belirtti.

Bu çerçevede, enflasyonun 2021 sonunda yüzde 12,2 olarak gerçekleÅŸeceÄŸini, 2022 sonunda yüzde 7,5’e, 2023 sonunda ise orta vadeli hedef olan yüzde 5 seviyesine gerileyerek istikrar kazanacağını tahmin ettiklerini aktaran KavcıoÄŸlu, ÅŸunları kaydetti:

“Böylece 2021 yıl sonu enflasyon tahminini 2,8 puanlık güncellemeyle yüzde 9,4’ten yüzde 12,2’ye yükselttik. Bir önceki rapor dönemine göre Türk lirası cinsinden ithalat fiyatlarına baÄŸlı güncelleme enflasyon tahminini 1,8 puan artırırken, gıda fiyatlarında öngörülen yüksek seyir enflasyon tahminini 0,4 puan yukarı itti. DiÄŸer yandan yönetilen, yönlendirilen fiyatlar büyük ölçüde haberleÅŸme hizmetleri, özel iletiÅŸim vergisi artışı ve ocak ayında yapılan tütün ürünlerindeki vergi ayarlamasının yansımalarıyla tahmini 0,1 puan yukarı çekti. Ayrıca, toplam talep koÅŸullarının öngörülenden güçlü seyri nedeniyle çıktı açığı patikasında yapılan yukarı yönlü güncelleme yıl sonu tahminine 0,4 puan artırıcı yönde katkıda bulundu.”

“Enflasyon ana eÄŸiliminde bir önceki rapor dönemine göre gözlenen artış tahmini 0,1 puan yükseltti”

Şahap Kavcıoğlu, enflasyon ana eğiliminde bir önceki rapor dönemine göre gözlenen artışın, 2021 sonu enflasyon tahminini 0,1 puan yükselttiğini söyledi.

2022 enflasyon tahminini yüzde 7’den yüzde 7,5’e güncellediklerini aktaran KavcıoÄŸlu, 2021 sonu tahminindeki güncellemenin geçmiÅŸe endeksleme davranışına ve ana eÄŸilime etkilerine baÄŸlı olarak 2022 sonu enflasyon tahminini 0,3 puan yukarı çektiÄŸini kaydetti.

KavcıoÄŸlu, “Ayrıca Türk lirası cinsi ithalat fiyatları tahmini 0,3 puan yukarı çekerken, gıda enflasyonu varsayımındaki güncelleme ise tahmini 0,1 puan yükseltmiÅŸtir. Buna karşılık çıktı açığındaki güncelleme ise tahmine 0,2 puan azaltıcı yönde katkıda bulunmaktadır.” dedi.

“Küresel ekonomi toparlanmaya devam ediyor”

Kavcıoğlu, salgına bağlı olarak 2020 yılında sert daralan küresel ekonominin, destekleyici politikalar ve aşılama sürecindeki olumlu gelişmelerin etkisiyle toparlanmaya devam ettiğini ve bu iyileşme sürecinde, özellikle imalat sanayi faaliyeti ve küresel ticaretteki ivmelenmenin belirleyici olduğunu söyledi.

Son dönemde sıkılaÅŸtırılan kısıtlamalar nedeniyle kısa vadede Avrupa ülkelerinde yavaÅŸlama beklendiÄŸini, aşılama hızı ve mali destek paketinin etkisiyle ABD ekonomisine iliÅŸkin görünüm bir önceki rapor dönemine göre belirgin ÅŸekilde iyileÅŸtiÄŸini belirten KavcıoÄŸlu, “Dış talep görünümümüzü deÄŸerlendirebilmek açısından ana ticaret ortaklarımıza iliÅŸkin 2021 yılı büyüme tahminlerini mercek altına aldığımızda, salgının seyrine ve aşılama hızına baÄŸlı olarak bazı Avrupa ülkelerinde bir miktar aÅŸağı yönlü güncellemeler gözlenirken, ABD ve İngiltere baÅŸta olmak üzere önemli ihracat pazarlarımızda belirgin bir iyileÅŸme öngörülmektedir. Bu çerçevede, Türkiye’nin dış talebini resmeden ihracat ağırlıklı küresel büyümeye dair Ocak Enflasyon Raporunda çizilen olumlu görünüm korunmaktadır.” ifadelerini kullandı.

“P​​​​​​ara politikasında ihtiyatlı duruÅŸun öneminin arttığı bir döneme girdik”

Kavcıoğlu, emtia fiyatlarının bulunduğu yüksek seviyeler ve gelişmiş ülkelerde büyümeye ilişkin beklentilerde gözlenen iyileşmenin küresel enflasyon görünümü üzerinde etkili olduğunu belirtti.

Yükselen küresel enflasyon beklentilerinin, gelişmiş ülke para politikalarına ilişkin belirsizliklere, uzun vadeli tahvil getirilerinde yükselişe ve küresel finansal piyasalarda dalgalanmaya yol açtığını ifade eden Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

“Bu durum geliÅŸmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluÅŸturmakta ve makro dengeleri daha fazla kırılganlık içeren ülkeler bu ÅŸoklardan daha olumsuz etkilenmektedir. Düşük faiz ortamının uzun bir süre devam edeceÄŸine dair güçlü sözlü yönlendirmelere raÄŸmen, maliyet ve talep yönlü küresel enflasyon baskılarının küresel finansal piyasalarda yol açtığı dalgalanmaları yakından takip ediyoruz. Bu görünüm altında, küresel finansal piyasalarda veri duyarlılığının ve buna baÄŸlı oynaklıkların devam edeceÄŸi, dolayısıyla para politikasında ihtiyatlı duruÅŸun öneminin arttığı bir döneme girdiÄŸimizi deÄŸerlendiriyoruz.” diye konuÅŸtu.

Kavcıoğlu, nitekim, bir önceki rapor döneminden bugüne, gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil getirilerindeki artışın, gelişmekte olan ülkelere portföy girişlerini sekteye uğrattığını ve hisse senedi piyasasına girişlerin devam ettiği Çin hariç tutulduğunda, gelişmekte olan ülkelerde şubat ayından itibaren portföy hareketlerinin çıkış yönüne döndüğünü söyledi.

“Yılın ikinci yarısında hizmet sektörlerine yönelik görünümün iyileÅŸmesi beklenmektedir”

TCMB Başkanı Kavcıoğlu, yurt içi makroekonomik görünüme ilişkin yaptığı değerlendirmede, iktisadi faaliyetin, geçmiş öngörülerle büyük ölçüde uyumlu bir şekilde, 2020 yılının son çeyreğinde güçlü seyrini koruduğunu ve uzun dönem eğiliminin üzerinde seyretmeye devam ettiğini söyledi.

İnşaat yatırımları hariç tutulduğunda yurt içi talebin oldukça güçlü bir ivme sergilediğine dikkati çeken Kavcıoğlu, özel tüketim talebinin canlı seyrederken, kamu kesiminin de iç talebe destek verdiğini, bu dönemde makine-teçhizat yatırımlarının yüksek oranlı bir artış kaydettiğini dile getirdi.

Kavcıoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Salgının kısıtlayıcı etkilerine raÄŸmen, sanayi üretimi ve ciro endeksleri yılın ilk çeyreÄŸinde de artışını sürdürmüştür. İmalat sanayi faaliyetindeki kuvvetli ivme, ara malları ve dayanıklı tüketim mallarında daha belirgin olmak üzere, sektörler itibarıyla geniÅŸ bir yayılım sergilemiÅŸtir. Turizm baÄŸlantılı bazı sektörler haricinde imalat sanayinin genelinde olumlu bir seyir izlenmektedir. Buna karşılık, salgın kısıtlamalarından en olumsuz etkilenen faaliyet kollarındaki zayıf seyir, hizmetler sektöründeki iyileÅŸmeyi sınırlamaya devam etmektedir. Yüksek frekanslı veriler, kredi geliÅŸmeleri ve kontrollü normalleÅŸmeyle birlikte iktisadi faaliyetin güçlü seyrini sürdürdüğüne iÅŸaret etmiÅŸtir. Ancak önümüzdeki dönemde salgının gidiÅŸatı ve aşılama sürecine baÄŸlı olarak iktisadi faaliyet üzerinde her iki yönde riskler bulunmaktadır. Finansal koÅŸullardaki sıkılaÅŸmanın yanı sıra son dönemde açıklanan kısıtlamaların etkisiyle yılın ikinci çeyreÄŸinde iktisadi faaliyetin yavaÅŸlayacağı tahmin edilmektedir.”

Kavcıoğlu, iktisadi faaliyetteki güçlü seyre rağmen istihdam artışının büyümenin gerisinde kaldığının ve işsizlik oranlarının yüksek düzeylerini koruduğunun görüldüğünü belirtti.

Bu geliÅŸmede, konaklama, yiyecek hizmetleri ve eÄŸlence-kültür gibi emek yoÄŸun hizmet sektörlerinin salgından olumsuz etkileniyor oluÅŸunun ve iÅŸ gücüne katılım oranlarındaki artışın etkili olduÄŸunu aktaran KavcıoÄŸlu, “Yılın ikinci yarısında yurt dışı ve yurt içinde aşılama sürecinin devamıyla birlikte salgına baÄŸlı olumsuzlukların hafiflemesi, böylelikle hizmet sektörlerine yönelik görünümün iyileÅŸmesi ve turizmin hız kazanmasıyla istihdam imkanlarının da geniÅŸlemesi beklenmektedir.” ifadelerini kullandı.

“Büyük firmalarda daha belirgin olmak üzere yatırım eÄŸilimi güçlendi”

Şahap Kavcıoğlu, konuşmasında yatırım eğilimlerine de değindi.

“Salgının belli hizmet sektörlerinde istihdamı sınırlayıcı etkisine karşılık, sanayi firmalarının yatırım iÅŸtahı olumlu sinyaller vermektedir.” diyen KavcıoÄŸlu, geçen yılın ikinci yarısında toparlanmaya baÅŸlayan yatırım talebinin, yılın ilk çeyreÄŸinde güç kazandığını, bu dönemde, yatırım amaçlı kredi talebinin arttığını ve büyük firmalarda daha belirgin olmak üzere yatırım eÄŸiliminin güçlendiÄŸini söyledi.

Kavcıoğlu, ihracatın ise yılın ilk çeyreğinde bölge ve sektörler geneline yayılarak artışını sürdürdüğünü ifade etti.

Hem Avrupa hem de Avrupa dışına yapılan ihracatın olumlu bir performans sergilediÄŸini, küresel düzeyde imalat sanayiindeki güçlü seyrin devam etmesinin, dış talep ve ihracat görünümünü desteklediÄŸini kaydeden KavcıoÄŸlu, “Buna karşılık, güçlü iç talep ve artan uluslararası emtia fiyatları ithalat faturasını olumsuz etkilemektedir. Altın ithalatı ise özellikle ocak ayının ikinci yarısından itibaren kademeli bir yavaÅŸlama eÄŸilimine girmiÅŸtir. Yüksek frekanslı veriler, geçtiÄŸimiz yıl dış dengedeki bozulmanın önemli bir bileÅŸeni olan altın ithalatının mart ayında tarihsel ortalamalarının altına indiÄŸini göstermektedir. Bu eÄŸilim, dış ticaret hadlerinin cari denge üzerindeki olumsuz etkisini hafifletmektedir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Tedarik sorunları, küresel eÄŸilimlere paralel ÅŸekilde üretimi ve ihracatı etkilemektedir”

Mevcut eğilimlerin yılın ilk çeyreğinde yataylaşan yıllıklandırılmış cari dengenin yılın ikinci çeyreğinden itibaren iyileşmeye başlayacağına işaret ettiğini bildiren Kavcıoğlu, şöyle devam etti:

“Yılın ikinci yarısında aşılamanın da olumlu etkisiyle vaka sayılarının hem yurt dışında hem yurt içinde azaldığı bir görünümün, turizm faaliyetlerini ve dış dengeyi destekleyeceÄŸini öngörüyoruz. Salgına baÄŸlı uluslararası kısıtlamalar ve arz sıkıntıları bazı sektörlerde ihracat imkânlarını önemli ölçüde geniÅŸletmiÅŸ, tedariklerin ülkemize kaydırılması neticesinde hazır giyim ve tekstil baÅŸta olmak üzere belli sektörlerde ihracat ilave bir ivme kazanmıştır. Öte yandan tedarik sorunları, baÅŸta otomotiv olmak üzere bazı sektörlerde ham madde ve ekipman yetersizliÄŸine yol açarak küresel eÄŸilimlere paralel ÅŸekilde üretimi ve ihracatı etkilemektedir. Yılın ikinci yarısında salgına baÄŸlı koÅŸulların iyileÅŸmesiyle arz kısıtlarının da zamanla giderileceÄŸini tahmin ediyoruz. Bu geliÅŸmeleri birlikte deÄŸerlendirdiÄŸimizde, öngörülenin üzerinde bir performans sergilediÄŸimiz ihracat tarafındaki geliÅŸmeleri memnuniyetle karşılıyoruz. İhracatın ithalatı karşılama oranının tarihsel ortalamasının belirgin ÅŸekilde üzerine çıkarak yüzde 80-90 bandında istikrar kazanmış olması ve bunun sürekliliÄŸi, saÄŸlıklı bir dış denge ve makrofinansal istikrar açısından kritik önem arz etmektedir.”

“Kredilerin büyüme hızı ve kompozisyonu kritik önemde”

TCMB Başkanı Kavcıoğlu, küresel finansal koşulların sıkılaştığı bir konjonktürde, toplam talebin hız ve kompozisyon bakımından ılımlı ve dengeli bir seyir izlemesinin, dış denge kanalıyla finansal istikrar ve fiyat istikrarını destekleyeceğini söyledi.

Bu kapsamda kredilerin büyüme hızının ve kompozisyonun kritik önemde olduğunu vurgulayan Kavcıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“2020 yılının üçüncü çeyreÄŸinden baÅŸlayarak atılan parasal sıkılaÅŸtırma adımlarına ve koordineli olarak yürütülen diÄŸer politikalara baÄŸlı olarak kredi büyümesi önemli ölçüde yavaÅŸlamış, ocak ayı sonlarından itibaren ise yeniden artış eÄŸilimine girmiÅŸtir. Son dönemde ticari kredilerde ılımlı bir seyir gözlenirken, finansal koÅŸullardaki sıkılaÅŸmaya raÄŸmen bireysel kredi büyümesinde yükseliÅŸ eÄŸilimi sürmektedir. Bu dönemde ihtiyaç kredileri de görece yüksek bir oranda artarken, konut kredileri geçen yılın son çeyreÄŸinde kaydettiÄŸi yavaÅŸlamadan sonra zayıf seyretmektedir. Ticari kredilerdeki artışın ise güçlü seyreden faaliyete baÄŸlı olarak iÅŸletme sermayesi amaçlı kullanılmasının yanı sıra, son dönemde giderek daha fazla oranda yatırım amaçlı olarak kullanılması, verimlilik ve sürdürülebilir büyüme açısından memnuniyet vericidir.”

Kavcıoğlu, Ocak Enflasyon Raporunu takip eden dönemde enflasyon görünümü üzerinde etkili olan talep ve maliyet yönlü unsurların, para politikasında ilave sıkılaşma gerektirdiğini belirtti.

Merkez Bankasının, orta vadeli enflasyon görünümüne iliÅŸkin yukarı yönlü riskleri dikkate alarak mart ayında önden yüklemeli ve güçlü bir parasal sıkılaÅŸtırma yaptığını, nisan ayında ise sıkı politika duruÅŸunu koruduÄŸu hatırlatan KavcıoÄŸlu, “GeçtiÄŸimiz üç aylık dönemde Merkez Bankası fonlaması sade bir operasyonel çerçevede açık piyasa iÅŸlemleri ve swap iÅŸlemleri kanalıyla yapılmış, gecelik faizler Merkez Bankası politika faizi etrafında oluÅŸmuÅŸtur.” ifadelerini kullandı.

“Sıkı para politikası duruÅŸunun sürdürülmesi önemli bir tampon iÅŸlevi görecektir”

Kavcıoğlu, küresel risk iştahındaki dalgalı seyrin Türkiye ekonomisine yansımaları dikkate alındığında, dezenflasyon odaklı para politikası duruşunun, ülke risk primi ve dış finansman imkanlarında kalıcı iyileşme için kritik önem arz ettiğini vurguladı.

KavcıoÄŸlu, “Küresel finansal koÅŸullardaki dalgalanmaların, geliÅŸmekte olan ülkeler üzerinde daha fazla risk oluÅŸturması nedeniyle sıkı para politikası duruÅŸunun enflasyonda düşüş önceliÄŸiyle kararlılıkla sürdürülmesi, söz konusu oynaklıklara karşı önemli bir tampon iÅŸlevi görecektir.” dedi.

Uluslararası emtia fiyatlarındaki yukarı yönlü seyrin, güçlü iç talebin, küresel ve yurt içi tedarik sorunlarına baÄŸlı arz kısıtlarının, enflasyon beklentilerindeki yüksek seyrin ve birikimli döviz kuru etkilerinin enflasyon görünümünü olumsuz etkilemeye devam ettiÄŸini aktaran KavcıoÄŸlu, tüketici enflasyonunun 2020 sonundaki yüzde 14,6 seviyesinden ilk çeyrekte yüzde 16,2’ye yükseldiÄŸini anımsattı.

KavcıoÄŸlu, salgınla birlikte 2020’de hanehalkı tüketim kalıplarında önemli deÄŸiÅŸimler olduÄŸunu, bu doÄŸrultuda tüketici enflasyon sepetindeki ağırlıkların güncellendiÄŸini, bu geliÅŸmenin ocak Enflasyon Raporu’nda paylaÅŸtıkları enflasyon tahmin patikasını kısa vadede yükseltici yönde etkilediÄŸini söyledi.

Tüketici enflasyon sepetinde yapılan ağırlık güncellemesinin ocak tahmin patikasına etkisinin nisanda 0,5 puana ulaştıktan sonra kademeli olarak azalarak yıl sonu itibarıyla ortadan kalkacağının öngörüldüğünü ifade eden Kavcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ağırlık deÄŸiÅŸiminin etkisi düzeltildiÄŸinde, ilk çeyrek tüketici enflasyonu gerçekleÅŸmeleri geçmiÅŸ öngörülerimizle birebir uyumlu seyretmiÅŸtir. Bu uyumlu seyirde, taze meyve ve sebze gibi oynaklığı yüksek kalemlerdeki olumlu gidiÅŸat etkili olurken, çekirdek-B enflasyonu öngörülerimizin üzerinde kalmıştır. Enflasyonda ilk çeyrekte görülen yükseliÅŸte temel mal ve enerji grupları öne çıkmıştır. DiÄŸer taraftan, yönetilen/yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamalarının net etkisi, eÅŸel mobil uygulamasının da desteÄŸiyle bu dönemde enflasyonu sınırlayıcı olmuÅŸtur. ”

Kavcıoğlu, çekirdek göstergelerin yıllık enflasyonlarının geçen yılın sonuna kıyasla artarken, eğilimlerinin bir miktar iyileşmekle birlikte yüksek seyretmeye devam ettiğini aktardı.

Enflasyon eğiliminin, temel mallarda birikimli döviz kuru etkilerinin zayıflamasıyla bir miktar gerilediğini, işlenmiş gıda ve hizmetlerde yükseldiğini belirten Kavcıoğlu, enflasyon eğiliminin nisanda da iyileşmeye devam etmekle birlikte yüksek düzeylerini koruyacağını öngördüklerini kaydetti.

“İlk çeyrekte talep yönlü enflasyonist etkiler sürdü”

Şahap Kavcıoğlu, ilk çeyreğe ilişkin verilerin, toplam talep koşullarının daha enflasyonist bir düzeyde seyrettiğine işaret ettiğini, bu dönemde iktisadi faaliyetin, iç ve dış talep kaynaklı olarak ocak Enflasyon Raporu öngörülerinden daha güçlü seyrettiğini söyledi.

İlk çeyrekte talep yönlü enflasyonist etkilerin sürdüğüne işaret eden Kavcıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Analizlerimiz, geçtiÄŸimiz yıldaki parasal geniÅŸlemenin birikimli etkilerinin yanı sıra ocak sonlarından itibaren kredi büyümesinde gözlenen yükseliÅŸ eÄŸilimi ve mart başındaki kontrollü normalleÅŸme adımlarının iç talep üzerinde etkili olduÄŸuna iÅŸaret etmektedir. Dış talep ve ihracat ise salgın kısıtlamalarına raÄŸmen küresel imalat sanayi faaliyetlerindeki olumlu görünümün desteÄŸiyle oldukça canlı seyretmiÅŸtir. Bu doÄŸrultuda, yılın ilk çeyreÄŸinde talep kaynaklı enflasyonist baskıların hafiflemeye baÅŸlayacağı yönündeki geçmiÅŸ öngörülere kıyasla daha güçlü bir görünüm ortaya çıkmıştır. Bu görünüme baÄŸlı olarak martta yapılan ilave sıkılaÅŸtırmanın krediler ve iç talep üzerindeki sınırlayıcı etkilerinin önümüzdeki dönemde belirginleÅŸeceÄŸi, net kredi kullanımı ve iktisadi faaliyetteki yavaÅŸlamayla birlikte enflasyon üzerindeki talep yönlü baskıların hafiflemeye baÅŸlayacağını öngörmekteyiz.”

KavcıoÄŸlu, ilk çeyrekte TL’de gözlenen deÄŸerlenmenin yıllık enflasyon üzerindeki birikimli döviz kuru etkilerini kısmen hafiflettiÄŸini, ithalat fiyatlarındaki belirgin artışların enflasyonun yüksek seyrinde önemli rol oynadığını vurguladı.

Küresel toparlanmayla birlikte geçen yıla kıyasla yüksek oranlarda artış kaydeden uluslararası tarımsal emtia ve metal fiyatlarının, gıda ve temel mal gruplarında enflasyonu olumsuz etkilediÄŸini ifade eden KavcıoÄŸlu, “Buna ilaveten, referans fiyat uygulamaları kapsamında, fiyatları zamana baÄŸlı olarak uyarlanan belirli kalemlerde döviz kurundaki deÄŸer kayıplarının gecikmeli etkileri enflasyon üzerinde etkili olmuÅŸtur.” dedi.

Kavcıoğlu, yılın ilk çeyreğindeki kısmi iyileşmenin ardından döviz kuru duyarlılığı yüksek gruplarda fiyat artışlarının bir miktar hızlandığını, bunun yanı sıra eşel mobilin sınırlayıcı etkisine rağmen uluslararası emtia fiyatlarındaki artışlara bağlı olarak maliyet unsurlarının önemini koruduğunu vurguladı.

“Gıda enflasyonu beklentilerini yukarı yönlü güncelledik”

TCMB Başkanı Kavcıoğlu, enflasyon görünümünde etkili olan bir diğer unsurun, küresel ve yurt içi tedarik sorunlarına bağlı fiyat artışları olduğunu belirterek, tedarikçilerin teslim sürelerinin uzadığını, mineral madde, metal, makine, elektronik ürünler ve bağlantılı sektörlerde teslimatlardaki gecikmelerin daha belirgin olduğunu söyledi.

Arz sıkıntılarının ne kadar süreceğine dair belirsizliklerin sürdüğünü, bu sorunların yılın ikinci yarısında kademeli olarak hafiflemesini beklediklerini aktaran Kavcıoğlu, ankete dayalı ve piyasa bazlı enflasyon beklentilerinin yılın ilk 2 ayındaki iyileşmenin ardından finansal oynaklıklardaki artışla birlikte son dönemde yükseldiğini kaydetti.

Kavcıoğlu, son dönemde petrol fiyatlarındaki yükseliş ve küresel toparlanma beklentilerinin güçlenmesiyle ham petrol fiyatlarına dair projeksiyonların yukarı yönlü güncellendiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Vadeli fiyat eÄŸrisi, petrol fiyatlarının bir miktar daha yükseldikten sonra yılın ikinci yarısında gerileyeceÄŸini, böylece 2021 yılı ortalamasının 64,4 dolar, 2022 yılı ortalamasının ise 61,9 dolar seviyesinde oluÅŸacağı bir fiyatlamaya iÅŸaret ediyor. Petrolün yanı sıra endüstriyel metal ve tarımsal ürünler gibi emtia fiyatlarında da geçmiÅŸ öngörülerin üzerinde bir seyir görüyoruz. Bu doÄŸrultuda 2021’e iliÅŸkin ithalat fiyatları varsayımımızı yukarı yönlü güncelledik. DiÄŸer yandan, uluslararası piyasalarda oluÅŸan vadeli fiyat eÄŸrisi 2022’de ithalat fiyatlarında sınırlı bir gerileme öngörüyor.”

Kavcıoğlu, gıda enflasyonu varsayımlarını döviz kuru gelişmeleri ve uluslararası fiyatlara ilişkin görünümü dikkate alarak 2021 ve 2022 için yukarı yönlü güncellediklerini, dış talep görünümünde belirgin bir değişikliğe gitmediklerini söyledi.

“Elimizdeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edeceÄŸiz”

Şahap Kavcıoğlu, küresel ve yurt içi makroekonomik görünüm çerçevesinde enflasyon üzerindeki talep ve maliyet yönlü etkilerin önemini koruduğunu ifade ederek, enflasyon beklentilerindeki mevcut seviyelerin fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üzerindeki riskleri canlı tuttuğunu söyledi.

Mevcut görünümün, enflasyon beklentilerinde ve enflasyon eÄŸiliminde kalıcı düşüşe iÅŸaret eden göstergeler oluÅŸana kadar sıkı parasal duruÅŸun büyük bir kararlılık ve sabırla sürdürülmesini gerektirdiÄŸini vurgulayan KavcıoÄŸlu, “Sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışı için makroekonomik istikrarın bir ön koÅŸul olduÄŸunun bilincindeyiz. Buradan hareketle önümüzdeki dönemde de fiyat istikrarı temel amacımız doÄŸrultusunda elimizdeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edeceÄŸiz. Para politikası kararlarımızı ÅŸeffaf, öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede almayı sürdüreceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.

Para politikası duruÅŸunun, enflasyon görünümüne yönelik yukarı yönlü riskler dikkate alınarak, temkinli bir yaklaşımla enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi ve fiyat istikrarı hedefine ulaşılması odağında belirleneceÄŸini ifade eden KavcıoÄŸlu, “Bu doÄŸrultuda politika duruÅŸu, enflasyon geliÅŸmeleri ve enflasyon beklentileri dikkate alınarak dezenflasyon sürecini en kısa sürede tesis edecek ve orta vadeli hedeflere ulaşıncaya kadar bunun sürekliliÄŸini saÄŸlayacak bir sıkılık düzeyinde belirlenmeye devam edilecektir.” dedi.

“Enflasyonu 2023’te yüzde 5’e indirme konusunda kararlıyız”

TCMB Başkanı Kavcıoğlu, sıkı parasal duruşun; enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve finansal piyasa gelişmeleri bağlamında dışsal ve geçici oynaklıklara karşı önemli bir tampon işlevi göreceğini belirterek, şunları kaydetti:

“Enflasyonda kalıcı düşüşe iÅŸaret eden güçlü göstergeler oluÅŸana ve orta vadeli hedefimize ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek ÅŸekilde, gerçekleÅŸen ve beklenen enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluÅŸturulmaya devam edilecektir. Fiyatlar genel düzeyinde saÄŸlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin baÅŸlaması, döviz rezervlerinin artış eÄŸilimine girmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle yatırım, üretim ve istihdam artışının saÄŸlıklı ve sürdürülebilir bir ÅŸekilde devamı için uygun zemin oluÅŸacaktır.”

KavcıoÄŸlu, 2023 yılında enflasyonu yüzde 5’e indirmek ve bu seviyeyi kalıcı kılmak konusunda kararlı olduklarını vurgulayarak, “HedeflediÄŸimiz düşük enflasyon ortamının sürdürülebilir büyüme ve istihdam artışı için bir ön koÅŸul olduÄŸunun farkındayım. Kurumsallığımız, güçlü analiz kapasitemiz ve üzerimize düşen sorumluluÄŸun bilinciyle bu hedefe varmak için kararlı ve azimli bir tutum içerisinde olacağız.” dedi.

Bu yıl faaliyete geçiÅŸinin 90. yıl dönümünü kutladıkları TCMB’nin kurulduÄŸu günden bu yana ülkenin refahı için çalışan bir Cumhuriyet kurumu olduÄŸunu hatırlatan KavcıoÄŸlu, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:

“Bu çerçevede toplumsal refahın artması için zaruri olan düşük enflasyon ortamını saÄŸlamak ve sürdürmekle görevlidir. Bugün Merkez Bankası; nitelikli çalışan kaynağı ve güçlü teknik altyapısıyla dünyada ve Türkiye’de yaÅŸanan geliÅŸmeleri yakından takip eden ve kendini sürekli yenileyen dinamik, vizyoner ve öncü bir kurumdur. Güçlü bir kurum kültürüne ve geleneÄŸine sahiptir. Merkez Bankası olarak faaliyetlerimizin tümünü ülkemizin her bir vatandaşının yararını düşünerek ekonomik geliÅŸime katkı saÄŸlamak amacıyla yürütüyoruz.”

Kavcıoğlu, enflasyon hedeflerinin tüm paydaşlarca benimsenmesini ve düşük enflasyon ortamının önemi konusunda toplumsal mutabakatın sağlanmasını önemsediğini, bu kapsamda iletişim çağının tüm araçlarını bütün paydaşlarla fikri zenginlik oluşturmak için kullanacaklarını söyledi.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir