MHP Genel Başkanı Bahçeli: Anayasanın ilk 4 maddesine şaşı bakanlar bizim için yok hükmündedir

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Anayasanın ilk 4 maddesine şaşı bakanlar bizim için yok hükmündedir

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Anayasanın ilk 4 maddesine şaşı bakanlar bizim için yok hükmündedir

MHP Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli, “Kim olursa olsun, hangi mevkide bulunursa bulunsun, Anayasanın ilk 4 maddesine ÅŸaşı bakanlar ve ÅŸaibeli tavır gösterenler bizim için yok hükmündedir.” dedi.

Bahçeli, başkanlığında parti genel merkezinde yapılan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Merkez Disiplin Kurulu (MDK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda, iç ve dış gündem başlıklarının dört başı mamur şekilde ele alındığını, ince elekten geçirildiğini belirten Bahçeli, ülkeyi zora sokan, stratejik riskler ihtiva eden, bölgesel ve küresel arka planı olan meselelerin, milleti doğrudan ilgilendiren ve rahatsızlık uyandıran sıcak gelişmelerin ana hatlarıyla masaya yatırıldığını söyledi.

Partinin gelecek döneme havi saha çalışmalarının, siyasi faaliyetlerinin muhtevalı olarak değerlendirildiğini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:

“Davamızın bugünkü temsilcileri olarak, hedefler hiyerarÅŸimizden sapmadan, öncelikler piramidimizi ihmal etmeden, ahlak ve ilkelerimizden taviz vermeden dirayet ve disiplinle çatısı örülen vatan ve millet mücadelemiz aynen sürdürülecektir. Evvelemirde ne yapılması gerekiyorsa onu yapacağız. Kaldı ki gayretle, faziletle, samimiyetle ve bihakkın bu kararlılıktayız. Akabinde mümkün olanı gerçekleÅŸtirmek için emek verip önümüz sıra dikilmiÅŸ bariyerleri etap etap aÅŸacağız. Bunun için sabır, sebat, inanç, ısrar ve stratejik akılla çalışacağız. Ardından da baÅŸkaları için imkansız görünen ne varsa baÅŸarmak için öne atılacağız, öncülük yapacağız, örnek olacağız, nihayetinde gecenin dar koridorlarından ÅŸafağın aydınlık mihrabına hep birlikte ulaÅŸacağız. Akıntıda sürüklenen bir sal gibi deÄŸil, kusursuz okyanus fırtınalarına direnen dev konteyner gemilerine benzer ÅŸekilde tarihi ve siyasi rotamızda azimle ilerleyiÅŸ kaydedeceÄŸiz.

İnanmış, ülkülerini kalbiyle tasdik etmiÅŸ ve tutkuyla davasına baÄŸlanmış bir kiÅŸinin, kıyıda durup ortada görünen, boÅŸuna vakit geçiren, lafla peynir gemisi yüzdüren, boÅŸa sallayıp dolu tutmanın hevesinde olan, irade göstermek yerine çıkarlarını gözeten niteliksiz kalabalıklardan ziyadesiyle müessir olacağını hiç aklımızdan çıkarmayacağız.”

Bahçeli, nisyan uçurumuna savrulmadan geçmiÅŸi gelecekle kenetleyeceklerini vurgulayarak, Atatürk’ün, dava ve siyaset hayatlarının muhassalası olan, “Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engeller de yığacaklardır; kendini büyük deÄŸil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceÄŸine inanarak bu engelleri aÅŸacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin.” ifadelerini anımsattı.

MHP’nin, yeni yüzyılda entelektüel, felsefi, fikri, siyasi kalibre ve kadro açısından en iyi donanıma sahip olduÄŸunu, görkemli bir mazinin omuzlarından yükselerek yine ve yeniden göstereceÄŸini belirten Bahçeli, “İşimiz çok, yolumuz çetin, yükümüz ağırdır. Üstelik vakit dar, vaziyet naziktir.” ifadesini kullandı.

MHP’nin geçmiÅŸin ilhamıyla geleceÄŸin irade ve istikametini isabetle tayin etmenin amacında olduÄŸunu vurgulayan Bahçeli, MHP’nin milletin tamamını kucaklamaya, kardeÅŸlik ve ortak kader mizanında her insanı Cenabıallah’ın eÅŸsiz bir lütfu görmeye, ayrımcılığı ve bölücülüğü çiÄŸneyip geçmeye sonuna kadar azimli, sonsuza kadar da inançlı olduÄŸunu kaydetti.

“Tehdit gittikçe cesamet kazanmaktadır”

MHP ve Cumhur İttifakı’nın “Türk ve Türkiye Yüzyılı” mimarisini baÅŸarmakla memur ve mükellef olduÄŸunun altını çizen Bahçeli, ÅŸunları söyledi:

“Karamsarlık aşılamaya çalışanlar, ahlaki ve moral deÄŸerlerimizi aşındırmaya çabalayanlar elbette vardır ve bundan sonra sayılarının artış kaydetmesi, iyice şımarmaları, zıvanadan çıkmaları muhtemeldir, beklenmelidir. Hatta bu görüşümüzü teyit ve tevsik eden pek çok mahsurlu geliÅŸme milletimizin gözü önünde tıpkı bir merasim geçiÅŸi veya perdesi kapanmayan bir tiyatro oyunu gibi kesintisiz sahnelenmektedir. Türkiye’nin önünü kesmek, devlet-millet dayanışmasını kırmak, toplumsal güveni yıkmak maksadına matuf organize bir kötülük, iç ve dış iÅŸtirakçileri olan çok sesli fitne/fesat korosu herkesi uyarıyorum ki, alarm zillerini çalacak düzeyde faaldir, açık veya gizli faaliyetlerini son günlerde hızlandırmışlardır.”

Bahçeli, iç cephenin çökertilmesi için dört bir koldan yürütülen operasyonlara ilave olarak, milli birlik ve dayanışma hissiyatının yalnızca yıkık bir duvarı kalan harabeye dönüşmesinin, manevi direnç noktalarının teker teker zayıflamasının hedeflendiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“KuÅŸatma sertleÅŸmiÅŸ, kumpas ÅŸiddetlenmiÅŸ, kundakçılar çoÄŸalmıştır. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, iç asayiÅŸ ve huzur ortamı, sosyal ve ekonomik bünye, milli ve manevi deÄŸerler hazinesi kesif ve keskin saldırı altındadır. Birbiriyle eklemlenerek vasat bulan zincirleme olayların akıl ve vicdan terazisinde tefsir ve teÅŸhisi halinde varlığımıza ve birliÄŸimize yönelik sabotajların iç yüzü fazla zahmete katlanılmadan görülebilecektir. Nitekim durum ciddidir. Tehlike oldukça yakındır. Tehdit gittikçe cesamet kazanmaktadır.

Bu düşüncelerim bir vehmin, bir varsayımın, bir abartının, pireyi deve yapan temelsiz bir bakışın dağınık malumatı veya dayanıksız mahsulü deÄŸildir. Ne söylüyorsak, neyi konuÅŸuyorsak, hangi karanlık kuytulara Türk ve Türkiye sevdamızın ışıklarını tutuyorsak bilinmesini özellikle temenni ederim ki, zaman ve mekan içinde açık seçik gerekçeleri vardır ve ortadadır.”

“Bir siyasi kaygının eseri deÄŸil”

Bahçeli, insan ve toplumun iki ÅŸekilde yanılgının pençesine düştüğünü belirterek, bu düşüşün, “gerçek olmayan bir ÅŸeye inanarak” ya da “gerçeÄŸe inanmayı, gerçekle yüzleÅŸmeyi reddederek” meydana geldiÄŸini ve sonuçlarının ağır olduÄŸunu söyledi.

“Yalanı ve riyayı allayıp pullayıp gerçeÄŸin telif haklarını bir plan dahilinde inkar ve ihlal edenler esasen milletimize ve ülkemize en rezil bühtanı reva gören ilkesizler ve itibarsızlardır.” ifadesini kullanan Bahçeli, ÅŸunları söyledi:

“Hiç kimse merak buyurmasın, bu insan müsveddeleriyle tarih ve millet huzurunda kaçınılmaz hesabımız mutlaka görülecektir. Türkiye’yi kafa kola almak için kılıktan kılığa giren maskeli balo soytarılarının eline ve emeline teslim edilecek bir ülke yoktur. Komprador muhalefetin, kolonyal aydınların, komisyoncu gazetecilerin, konargöçer sermayenin, kobaylaÅŸmış yazarların, komplocu uzmanların, kompleksli yorumcuların, koflaÅŸmış medyanın, kokuÅŸmuÅŸ kaymak tabakanın, komünist azınlığın, komitacı çevrelerin rehin alacağı, geleceÄŸini karartacağı, tarihi haklarından mahrum bırakacağı, kimliÄŸini karalayacağı bir millet yoktur, Türk milleti namına, ilan ediyorum ki tam tersi bir iddiada bulunmak ÅŸerefsizliÄŸe hizmetle eÅŸdeÄŸerdir.

Aklında, hafızasında, kalbinin sancağında, ta damarlarına kadar Türk milletine mensubiyet ÅŸuurunu taşıyan ve yaÅŸatan bir vatan evladı olarak söyleyeceklerim bir siyasi kaygının eseri deÄŸil, tarihe, ecdada ve yaÅŸanmış Türk asırlarına karşı sarsılmaz sorumluluÄŸumdur. Sözlerimden kimler hissesine ne alır bilemem, bununla da ilgilenmem, zamanımı israf edemem. Ancak bildiÄŸim ve inandığım ÅŸudur: Mahkemeyi Kübra’da aziz ÅŸehitlerimizin, elleri öpülesi ecdadımızın ve manevi büyüklerimizin yüzüne bakmanın ve büyük Türk milletinin ali menfaatlerini fani hayatından üstün tutmanın dışında beklentisi olmayan bir Genel BaÅŸkan olarak gerçekleri eÄŸip bükmeden konuÅŸmak sadece boynumun deÄŸil, boÄŸazımdan geçen helal lokmalara ve hayat bahÅŸeden Cenab-ı Allah’a manevi borçtur.

Gerçekleri söylemekten korkanların, nefislerine yenik düşenlerin, egolarına diz çökenlerin ne özüne ne de sözüne güven duyulacaktır.”

“GaziliÄŸin yüzdesi, oranı, derecesi, onu bunu olmaz, olmamalıdır”

Bahçeli, bugünün Gaziler Günü olduğunu ifade ederek, yüksek bir övgünün timsalleri olan gaziliğin ve gazilerin sadece 19 Eylül gelince anılması ya da hatırlanmasının doğru olmadığını söyledi.

Bahçeli, TBMM’nin iki defa gazilik beratını hak eden muhteÅŸem bir millet, hamiyet, haysiyet ve mücadele eseri olduÄŸunu belirterek, ÅŸunları kaydetti:

“Gelin görün ki, terörle mücadele esnasında yaralanan, halen vücutlarında mermi ya da ÅŸarapnel parçası bulunan, mevzuattaki boÅŸluk nedeniyle malul gazi kabul edilmeyen, üstelik sayıları 20 bini aÅŸan kardeÅŸimizin sessiz çığlığı hala dinmemiÅŸ, bunlara hala kulak verilmemiÅŸtir. Bu kategoride yer alan kardeÅŸlerimiz, gazilere tanınan sosyal ve ekonomik haklardan ne yazık ki istifade edememektedir. Maluliyet oranı yüzde 40’ın altında olup da gazi sayılmayan maÄŸdur kardeÅŸlerimizin ellerinden tutmanın, maruz kaldıkları adaletsizliÄŸe neÅŸter vurmanın, manen kazandıkları unvanı resmen tanımanın ve takdim etmenin zamanı gelmiÅŸtir. Canından vazgeçmeye hazır olanlara ne yapsak azdır.

Gaziler arasında örtülü ayrımın hakkaniyetli olmayacağı da açıktır. Gazilik müessesini daha fazla sorgulatmadan hak sahibi kardeÅŸlerimize unvanlarının verilmesi ve ÅŸeref aylıklarının baÄŸlanması TBMM’nin ilk gündem maddeleri arasında yerini almalıdır. DerinleÅŸen ve sürekli geniÅŸleyen bu sosyal sorun artık çözümle buluÅŸturulmalıdır. Vücudunda mermi veya onlarca ÅŸarapnel parçasıyla gezen kahramanlara gazilik unvanının çok görülmesi hesabını veremeyeceÄŸimiz, izahını yapamayacağımız bir çeliÅŸkidir. ÇeliÅŸkinin girdabında vatan savunmasının tam ve eksiksiz yapılması söz konusu deÄŸildir. Malul gazi sayılmayan kardeÅŸlerimiz vazifelerini korkusuzca ifa etmiÅŸlerdir. Hepsine müteÅŸekkiriz. Åžimdi vazife sırası bizdedir, nitekim Gazi Meclis’in ÅŸefkatli iradesindedir. GaziliÄŸin yüzdesi, oranı, derecesi, onu bunu olmaz, olmamalıdır. Bir kahramanımızın aldığı yaranın oran ve büyüklüğüne bakılarak deÄŸerlendirme yapmak, dahası gazi olup olmayacağına karar vermek, manevi, tarihi ve ahlaki açıdan tutarlı deÄŸildir.”

Gazilerin ve ÅŸehitlerin emsalsiz fedakarlıklarının asla hafife alınmaması ve unutulmaması gerektiÄŸini belirten Bahçeli, “Vatan müdafaasını emanet ettiÄŸimiz kahramanlarımızdan haklarını esirgemek devletimizin ve milletimizin vakarıyla da baÄŸdaÅŸmayacaktır.” dedi.

MHP’nin malul gazi sayılmayan kardeÅŸlerinin yanında olduÄŸunu belirten Bahçeli, “Vefa göstermemiz gereken kahramanların hak mahrumiyeti yaÅŸamaları kabul edilemez bir durumdur.” diye konuÅŸtu.

Bahçeli, milli birliğin, milli güvenliğin, milli bekanın muhafazası için gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında cesaretle mücadele edip vücudunun herhangi bir yerinden küçük veya büyük yara alan her gazinin baş tacı, bağımsızlığın kemer taşı olduğunu ifade etti.

GaziliÄŸin bir adım sonrasının ÅŸehadet olduÄŸuna dikkati çeken Bahçeli, “Gazilik düşmana meydan okuyan, korkuya savaÅŸ açan inanmış bir yüreÄŸin simgesidir. ‘Ölürsem ÅŸehit, kalırsam gaziyim’ diyen bir milletin kahraman neferlerini daha fazla sukutu hayale uÄŸratmamak lazımdır. Elbette ve gönül huzuruyla gazilerimizi her zaman, her ÅŸart altında destekleyeceÄŸiz. Aziz ÅŸehitlerimizin emanetlerine sahip çıkacağız.” dedi.

Bahçeli, ÅŸehitlere Allah’tan rahmet, gazilere huzurlu ve saÄŸlıklı bir ömür diledi.

Tarihe bakmadan ilerlemenin kuÅŸaklar arasında telafisi mümkün olmayan kopukluklara yol açacağını bilmenin, buna dayanarak milletler mücadelesinde mukayeseli üstünlükler kazanmanın, Anadolu coÄŸrafyasındaki varlığı daha da kökleÅŸtireceÄŸini belirten Bahçeli, üzerinde yaÅŸanılan vatan topraklarının asırlara sari maddi ve manevi zenginliÄŸinin küresel emperyalizmin iÅŸtahını kabarttığını, iÅŸlevsel husumetini kamçıladığını, Malazgirt’ten bu yana kapanmamış hesapların olduÄŸunu söyledi.

İstanbul’un fethinden bugüne körüklenen nefret salgını ve intikam hırslarının, maÅŸeri vicdanın malumu alisi olduÄŸunu dile getiren Bahçeli, bugün yaÅŸanan ne varsa dünün sonucu olduÄŸunu kaydetti.

Devlet Bahçeli, ülkeyi ve milleti sarıp sarmalayan, yorup hırpalayan, sıkıp bunaltan hadiseler akışının bir yanda tarihsel bağlamı diğer yanda da dış bağlantısı olduğunu ileri sürmenin asla yanlış bir mütalaa sayılmayacağını vurguladı.

İsrail’in Gazze’de mazlumları katledip soykırım suçu iÅŸlerken, eÅŸzamanlı olarak Türkiye’nin tepki, itiraz ve direncini zayıflatmak, iç cepheyi sarsmak, devÅŸirdiÄŸi iÅŸbirlikçileri silah gibi kullanmak maksadıyla her yola müracaat ettiÄŸini söylemenin hatalı bir tespit olmadığını ifade eden Bahçeli, Batı Åžeria’da İsrail güçlerinin açtıkları ateÅŸ sonucunda hayatını kaybeden ve Aydın’ın Didim ilçesinde topraÄŸa verilen AyÅŸenur Ezgi Eygi’ye, katledilen Filistinlilere Allah’tan rahmet diledi.

Güney sınırları boyunca tam 1,5 asırdır tahrik ve teÅŸebbüsü yapılan terör ve haydut devlet kurmanın yolunun, Türkiye’nin içine kıvrılması, enerjisini israf etmesi, milli birlik ve kardeÅŸlik baÄŸlarının çürümesi olduÄŸunu vurgulayan Bahçeli, özelde İsrail’in, genelde emperyalizmin garnizon devletini ve ileri karakolunu inÅŸa etmenin anahtarının Türkiye’nin pısması, sinmesi, sessizliÄŸe gömülmesi olduÄŸunu dile getirdi.

Bahçeli, Yunanistan Savunma Bakanı’nın, gayriaskeri statüde olup Türkiye’nin burnunun dibindeki Meis Adası’na askeri heyetle gelerek alçakça meydan okumasının, dedeleri gibi deniz dibine özlem duymasının, korkakça parmak sallamasının zamanlama itibarıyla tesadüf olmadığına dikkati çekti.

Ege, DoÄŸu Akdeniz ve Kıbrıs’ta küresel senaryoların tatbik ve tecelli edebilmesinin ancak ve ancak Türkiye’nin aczi, ataleti, kutuplaÅŸması ve takatten düşmesiyle mümkün olacağını kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti:

“ABD’nin Irak’tan çekilme kararına raÄŸmen, bu ülkenin kuzeyine asker konuÅŸlandırması, Suriye’nin kuzeydoÄŸusunda yeni üsler kurup, mevcut üsleri takviye etmesi, biri inen biri kalkan kargo uçaklarıyla silah ve mühimmat yığınağını artırması, PYD/PKK/YPG’nin Türkiye’ye saldırı için hazırlık içinde olmaları gizli saklı bir ÅŸey deÄŸildir. Bu nedenle Türk milletinin ve Türk devletinin mücavir bölgelere ve küresel mütehakkim projelere müdahil olamayacak derecede iç sorunlarla boÄŸuÅŸması kurgulanmaktadır.

Rusya-Ukrayna savaşı kızışırken, NATO-Rusya savaşı ihtimal halinde masada duruyorken, ABD-İngiltere ortak yapımı çatışma iklimi canlı tutuluyorken ülkemizin siyasi ve ekonomik tartışmalarla kaynaması, daha vahimi hiçbir vicdanın onaylamayacağı münferit olayların üst aklın tazyikiyle gündemde tutulması boşuna değildir.

Parasını ödememize raÄŸmen yaptırım kararlarına takılan F-35 savaÅŸ uçaklarından 32 adedinin, Ukrayna’nın sınır komÅŸusu Romanya’ya ABD tarafından satılacak olması sinsi bir hazırlığın iÅŸareti deÄŸilse nedir? Dünya genelinde aktif ve yaygın halde bulunan 800’e yakın ABD üssü güncellenmiÅŸ yeni sömürgeciliÄŸin sembolü ve sancılı ayak sesleri deÄŸilse acaba nedir ve nasıl yorumlanmalıdır?”

“CoÄŸrafyalar silahların gölgesinde, paylaşım kavgalarının göbeÄŸindedir”

Müesses uluslararası siyasi ve ekonomik sistemin zora dayalı ve tehdit diliyle yeniden tasarlandığına işaret eden Bahçeli, coğrafyaların silahların gölgesinde, paylaşım kavgalarının göbeğinde olduğunu söyledi.

İki gün evvel Lübnan’da yaÅŸanan İsrail kaynaklı dijital saldırı ve bu kapsamda çaÄŸrı cihazlarının uzaktan patlatılmasının tehdit algılarını zirveye çıkardığını vurgulayan Bahçeli, kullanılan cep telefonlarının bile riskli olduÄŸunu ve dikkat gerektirdiÄŸini aktardı.

Doğası gereğince tarafsız olmayan teknolojik serpilme ve sıçramaların hakim güçlerin denetimi altında felaketleri mayalandırdığını, düşmanlıkları katladığını ifade eden Bahçeli, artık hiçbir yerin güvenli ve eskisi gibi olmayacağını belirtti.

Haritaların yeni baÅŸtan çizilmesi, mahkum ülkelerin ve mazlum toplumların sömürü çarkında daha da öğütülmesi amacıyla sıcak çatışma ve savaÅŸların refakat ettiÄŸi masa başı cinnet ve cinayet mesaisinin yoÄŸunlaÅŸtığını dile getiren Bahçeli, “Kısaca temas ettiÄŸim yüksek tehdit ve tehlikeler gittikçe mesafe alıyorken Türkiye’mizin bayatlamış, kapanmış ve geride bırakılmış kronik tartışmaların tekraren baskı ve dayatmasına maruz bırakılması, dışarıdan güdümlü ÅŸirret oyunun ara istasyonudur.” diye konuÅŸtu.

Bir kısım Kara Harp Okulu öğrencisinin kılıçları çekerek ettiği korsan yemin ve ardı sıra yaşanan cepheleşmelerin, huzur ve sükuneti, birlik ve beraberliği darboğaza itecek kadar etki yaptığını ifade eden Bahçeli, şu görüşleri paylaştı:

“Aziz Atatürk etrafında palazlanan söz düelloları, milli güvenlik sorunu haline gelen sosyal medya infaz ve ifÅŸaları, inanan-inanmayan, laik-anti laik rekabetleri, etnik ve mezhebi kışkırtmalar bilhassa küresel güçlere ve kapalı devre çalışan örgütlere ümit baÄŸlayan muhalefet partilerinin geçim kapısı haline gelmiÅŸtir.

Dışarıda bileÄŸimizi bükemeyenler, Türkiye’nin yükseliÅŸini çekemeyenler, uyanan devi hazmedemeyenler içeride zaaflarımızı kaşımakla, rehavetimizi kollamakla, milli ve manevi güven iklimimizi zehirlemekle meÅŸguldür. Son zamanlarda yaÅŸananlar, ortalığa saçılan olaylar ve bunların medya aracılığıyla psikolojik harekat biçiminde servis edilmesi kesinlikle normal deÄŸildir.

Milli mukavemeti kırmak için zillet içinde yuvarlanan kukla muhalefet, ziyan içinde olan diğer muhbir unsurlar tetikçilik ve teşrifatçılık yapmaktadır. Anlaşıldığı kadarıyla, CHP Genel Başkanı hayal tacirliğini, boş keseden atıp tutmayı siyaset zannedecek kadar hayatın ve hadiselerin gerçeklerinden uzaklaşmıştır.

Özgür Bey’in 31 Mart seçimlerinden sonra ‘Erken seçim istemeyeceÄŸiz’ açıklaması mıh gibi hafızalara kazınmışken, bunun üzerinden çok geçmeden 2025 yılının kasım ayında erken seçim çaÄŸrısını telaffuz etmesi akıl tutulması ve hayal tutsaklığıdır. ‘Sandığı getirip iktidara geleceÄŸiz’ diyen bu ayarsız zatın deli saçması vaadi ise bir litrelik rakının 140 liraya inmesinden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir.”

Mavi Vatan’a masal diyen siyasi sefaletin iyice azıttığını, Türkiye’nin muhalefet sorununun habis ura döndüğünü belirten Bahçeli, “CHP’ye oy veren kardeÅŸlerim bu patolojik yönetim anlayışına gerçekten müstahak görülmemelidir. CHP’nin altı okundan devletçiliÄŸi mora ve yeÅŸile boyamaktan bahsedenlerin aslında kendilerine yakışan rengin pembe olduÄŸunu buradan hatırlatmak samimi düşüncemizdir. DEM’lenmiÅŸ CHP ve diÄŸer yedekleri Türkiye’nin iç cephesini düşürmekle tembihli ve görevlidir. Bu sayede bölgesel ve küresel tehditlere müsait hale gelecek olan ülkemiz gerisin geriye Sevr ÅŸartlarına sürüklenecektir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Anayasa’nın ilk dört maddesine ÅŸaibeli tavır gösterenler bizim için yok hükmündedir”

Bahçeli, CHP yönetimine hakim olanın, sadece cehalet, ihanet, melanet olduÄŸunu, DEM’in ve PKK’nın bölücülük mahzeninde gönüllü esarete heveslenen bu parti tarafından, Türkiye’nin milli tezlerine sahip çıktığının, hükümranlık haklarını savunduÄŸunun görülmediÄŸini ve duyulmadığını kaydetti.

Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tahrikleriyle siyaseti geren ve milletin huzurunu kaçıran DEM’lenmiÅŸ CHP, geldiÄŸimiz bu aÅŸamada vahim bir sorundur, bu sorun demokrasiyi ve siyasi ahlakı zedelemektedir. İç iÅŸgal cephesinde koçbaşı pozisyonu alan CHP’nin aklı yerli deÄŸildir, iradesi milli deÄŸildir, idaresi ve iddiaları doÄŸru ve düzgün hiç deÄŸildir.

Özgür Özel, geçtiÄŸimiz günlerde Anayasa’nın ilk dört maddesiyle ilgili ÅŸahsımın görüşünü merak etmiÅŸ, HÜDA-PAR’a ne diyeceÄŸimi sormuÅŸ. Aklınca kurnazlık yapan, dedikodu üreten, siyasi iÅŸportacılığa özenen Özgür Bey’in bildiÄŸi kadar bizim unutmuÅŸluÄŸumuz vardır. Usul ve üslup bilmeyen, gecesi baÅŸka gündüzü baÅŸka olan, gözleri fel fecir okusa da feleÄŸin çemberine yakasını ve yarınlarını kaptıran bu siyaset defosunun önce DEM ve PKK’yla illiyet, irtibat ve iltisağını anlatması daha makul ve daha mantıklı olacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisine, Anayasa’nın ilk dört maddesiyle ilgili soru sormak, bu kapsamda teste tabi tutmak, yoklama yapmak elbette hiç kimsenin hakkı, harcı ve haddi deÄŸildir. Kim olursa olsun, hangi mevkide bulunursa bulunsun, Anayasa’nın ilk dört maddesine ÅŸaşı bakanlar ve ÅŸaibeli tavır gösterenler bizim için yok hükmündedir, ciddiye ve muhatap alınmaya deÄŸecek hiçbir yanları da yoktur. Milliyetçi Hareket Partisi ‘dördüncü madde deÄŸiÅŸsin, diÄŸer üç maddeye bir ÅŸey demiyoruz’ sözlerini, kale olsun ama surlara gerek yok diyen maÄŸlup ve meczup anlayışla bir ve aynı görmektedir.

Özgür Bey’in bize soru sormak yerine böylesi bir bayağı ve sakat tartışmanın neden ve niçin gündemde tutulduÄŸunu, kırılgan bir zamanda hangi niyetle polemik malzemesi yapıldığını kendisinden baÅŸlamak kaydıyla itiraf etmesi akla ve adamlığa en yatkın, en uygun seçenektir. Anayasa’nın dördüncü maddesinden hareketle ilk üç maddeyi deÄŸiÅŸtirmeye yeltenecek ve buna muvaffak olacak bir bedhahta bu dünya gözüyle müsaade etmemiz ve çanak tutmamız imkansızdır ve emel sahipleri kendilerine mutlaka çekidüzen vermekle mesuldür.”

MHP’nin sivil, demokratik, insan hak ve hürriyetlerine dayanan, devletin ve milletin hukuksal omurgasını belirleyecek, CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’yle uyumlu, geniÅŸ katılımcı bir anayasa hazırlığı için müspet ve yapıcı tutumunu koruduÄŸunu belirten Bahçeli, “Anayasanın ilk dört maddesine ve cumhuriyetimizin kuruluÅŸ ilkelerine sadık kalınarak zamanın ihtiyaçlarına dinamik ve kalıcı cevaplar verebilen anayasa yapılmasının yanındayız. Yeni anayasa hazırlığı süratle tamamlanmalı, sonuçta milletimiz ve ülkemiz yeni yüzyılda bu tartışmayı düğümlemelidir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, sorumluluktan kaçmayan, elini taşın altına koymaktan sakınmayan sivil toplum kuruluÅŸları ve siyasi partilerle bu tarihi görevi yerine getirmeye hazır ve kararlıdır.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

“Dünyanın her yerinde yaÅŸanan bir vahÅŸet ülkemizde de görülmüştür”

Türkiye’nin günlerdir çok acı verici iki olayla çalkandığına iÅŸaret eden Bahçeli, bunlardan birinin Diyarbakır’ın BaÄŸlar ilçesi TavÅŸantepe köyünde sekiz yaşında hayattan kopartılan ve cansız bedeni bir dere kenarında bulunan Narin Güran, diÄŸerinin de TekirdaÄŸ’ın Malkara ilçesinde dilinin söylemeye varmadığı vahÅŸete maruz kalan Sıla bebeÄŸin dramı olduÄŸunu hatırlattı.

Bu sabilere kıyanların en ağır bedelleri ödemesinin adalet ve hukuk namusu olduğunu vurgulayan Bahçeli, milletin alenen işlenen insanlık suçları karşısında müteessir, öfkeli ve infial halinde bulunduğunu ifade etti.

Narin ve Sıla’nın, herkesin yüreÄŸine ateÅŸ düşürdüğünü dile getiren Bahçeli, hunharca katledilen Narin Güran’a Allah’tan rahmet diledi, Sıla’nın ÅŸifa bulması temennisinde bulundu.

Bahçeli, Türk adaletinin, canilerin yakasından mutlaka tutacağını belirterek, Narin’in ölümünde parmağı olanların, Sıla’ya kastedenlerin güneÅŸ yüzü görmeden kapatıldıkları karanlık hücrelerinde çürüyüp gideceÄŸini ümit ettiÄŸini söyledi.

Narin’in 29 gündür bilinçli bir ÅŸekilde medyanın ve fırsatçı mihrakların istismar konusu yapıldığına iÅŸaret eden Bahçeli, jandarma ve polislerin devrede olduÄŸunu, savcıların görevlerinin başında bulunduÄŸunu, devletin suçluların peÅŸinde olduÄŸunu vurguladı.

Bahçeli, “Dünyanın her yerinde yaÅŸanan bir vahÅŸet ülkemizde de görülmüştür. ‘Narin yavrumuz Norveç’te doÄŸsaydı ne olurdu?’ diyerek Türkiye’yi kötülemeye ve deÄŸerler sistemimizi lekelemeye gayret edenlerin art niyetli oldukları bariz ve bellidir. Norveç’te nasıl cinayetlerin iÅŸlendiÄŸini, en son olarak Fransa’da nasıl bir tecavüz vandallığının deÅŸifre edildiÄŸini uyanık ÅŸuurlu her vatandaşımız yakinen bilmektedir.” dedi.

Sisli günlerde ülkesini ve milletini sürekli aşağılayanların, yabancıların kurşun askerleri olduğunu vurgulayan Bahçeli, sözde aydın ve uzman yorumcuların adli ve kolluk görevini gıyaben üstlenerek televizyon ekranlarında bilirkişilik taslamalarının, ifade tutanaklarının periyodik olarak sızdırılmasının, maneviyat cephesini ve ahlak siperini parçalamayı amaçlayan keşif adımları olduğuna dikkati çekti.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle konuştu:

“Devletin yetkili kurumlarından görevlendirilmiÅŸ isimlerin kamuoyunu doÄŸru, zamanında ve gerektiÄŸi hallerde bilgilendirmeleri, çatlak seslerin ortalığı bulandırmasını engellemeleri muhakkak surette saÄŸlanmalıdır.

Televizyon kanallarında günlerdir yapılan yayın ve çarpıtmaların hepsi birden hukuki süreci baltalamış ve ne yazıktır ki magazinleÅŸtirmiÅŸtir. Türkiye’nin TavÅŸantepe ile Malkara arasına sıkıştırılması kasıtlıdır. Narin kızımızın can veriÅŸini etnik kökenle, dinimizle veya toplumsal dinamiklerle temellendirmeye kalkışanlar ahlaksızdır, provokatördür, baÅŸka hesaplara hizmet eden sübjektif ajanlardır. Türkiye’yi cinayetler ülkesi göstermek, bireysel ve toplumsal ÅŸiddetin merkezi olarak yorumlamak ve bunu da dolaylı olarak Türk-İslam kültürüne baÄŸlamak iftiradır, kalleÅŸliktir, namertliktir.”

“Vatan sevgisi olmayanda insan sevgisi olmaz”

Aile kurumuyla ilgili endiÅŸelerinin bulunduÄŸunu, bu nedenle geçen hafta sonunda partisinin “Aile Çalıştayı” düzenlemesinin haklı endiÅŸelerinin sonucu olduÄŸunu dile getiren Bahçeli, MHP Ar-Ge bünyesinde kurulan, aralarında akademisyenlerin, uzmanların ve sivil toplum kuruluÅŸu temsilcilerinin yer aldığı bir komisyon eliyle bireysel ve toplumsal ÅŸiddetin tüm yönleri incelenerek buna karşı hangi tedbirlerin alınacağının gecikmeksizin belirleneceÄŸini anlattı.

Tehlikeli boyutlar kazanan ÅŸiddet ateÅŸinin derhal sönmesi, yeni yüzyılda güçlü, huzurlu, güvenli ve refahla donanmış lider ülke Türkiye’nin ihyasının hedeflendiÄŸini ve bu maksatla var güçleriyle çalışıldığını aktaran Bahçeli, ÅŸiddetin son bulması için seferberlik ruhuyla ve topyekun harekete geçilmesinin, çok acil bir ihtiyaç olduÄŸuna iÅŸaret etti.

Bahçeli, sokaklarında güven içinde yürünen, her insanın birbirine saygı ve sevgi duyduÄŸu, nezaketin ve zarafetin hakim olduÄŸu, Allah’tan korkan, kuldan utanan, insani deÄŸerlere hürmet gösteren huzurlu bir Türkiye’nin, aynı ÅŸekilde huzurlu insanlık amaç ve arzuları olduÄŸunu belirtti.

“Narin yavrumuzu istismar edip bölücülüğün propagandasını yapanlar, Türk-Kürt ayrımını telaffuz edenler, öncelikle bölücü terör örgütü için devÅŸirdikleri ve daÄŸda teröristlerin tacizlerine maruz kalan küçük kızlar ile günahsız çocukların hesabını verecek namuslu tavrı göstermelidirler” diyen Bahçeli, vatan sevgisi olmayanda insan sevgisinin olamayacağını kaydetti.

Devlet Bahçeli, “Türk ve Türkiye düşmanlarının vesayeti altında bulunan bölücü mihrakların küçücük ve masum bir bedeni melun çıkarlarına alet etmeleri hiçbir kitaba, hiçbir insanlık deÄŸerine sığmayacak seviyesizlik, iÄŸrençlik ve utanmazlıktır.” dedi.

“Filistin’in kurtuluÅŸu, bir Kudüs Paktı ile mümkündür”

Bir gazetecinin “Kudüs Paktı” ile ilgili sorusu üzerine Bahçeli, “Kudüs Paktı’nın kurulmasından yanayız. Bu aÅŸamada, sorumlu olan kiÅŸi ve grupların çalışmalarını beklemekteyiz. Sürekli aydınlatıcı ve bilgilendirici gayretlerimizi sürdüreceÄŸiz. Bu ÅŸarttır. Filistin’in kurtuluÅŸu, bir Kudüs Paktı ile mümkündür. Civar ülkeleri de dahil etmek üzere, bütün insanlığın kavraması gereken bir adımın baÅŸlangıcıdır. İnÅŸallah gerçekleÅŸir diye düşünüyoruz.” ifadesini kullandı.

Bahçeli, yeni dönemdeki anayasa çalışmalarında idam cezası konusunu gündeme getirme düşüncesinin olup olmadığı sorusuna şu yanıtı verdi:

“EÄŸer bizim önerilerimiz arasında olup, diÄŸer siyasi düşünce ve kuruluÅŸlar da benimsediÄŸi taktirde niye olmasın? Olacaksa, hangi mutabakatla yeni bir anayasaya kavuÅŸalım, onu düşünmeliyiz.”

Kaynak: AA