Müjdelenen fethin 570. yılı kutlanıyor

Müjdelenen fethin 570. yılı kutlanıyor

Müjdelenen fethin 570. yılı kutlanıyor

Hazreti Muhammed’in “Konstantiniyye muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” hadisiyle müjdelediÄŸi fethin 570. yıl dönümü kutlanıyor.

Hazreti Muhammed’in müjdesine mazhar olan İstanbul, 570 yıl önce 29 Mayıs’ta Fatih Sultan Mehmed’in kumandasındaki Osmanlı Devleti tarafından fethedildi.

AA muhabirinin derlediÄŸi bilgilere göre, İstanbul; Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluÄŸu gibi üç imparatorluÄŸa baÅŸkentlik yaptı. İstanbul, “İkinci Roma”, “Yeni Roma”, “Byzantion”, “Konstantinopolis” ve “Konstantiniyye” olarak adlandırıldı.

Yenikapı kazılarıyla yerleÅŸim tarihi 8 bin yıl öncesi, yani neolitik döneme kadar giden İstanbul, milattan sonra 4. yüzyılda Roma İmparatoru Büyük Konstantin tarafından DoÄŸu Roma İmparatorluÄŸu’nun baÅŸkenti olarak seçildi. Kentte 6 yıl boyunca surlar geniÅŸletildi, tapınaklar, resmi binalar, saraylar, hamamlar ve hipodrom inÅŸa edildi.

Ortodoks Hristiyanların en önemli merkezi haline gelen İstanbul, Hazreti Muhammed’in “İstanbul (Konstantiniyye) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” hadisinin ardından İslam dünyası için de fethedilmesi gereken önemli bir ÅŸehir olarak adını duyurdu.

İstanbul, İslamiyet’in Orta DoÄŸu’ya hakim olmasıyla Hristiyan dünyasının doÄŸudaki siyasi merkezi oldu. Aynı zamanda DoÄŸu’nun zenginliklerine ulaÅŸma, mukaddes ÅŸehir Kudüs’ü ele geçirme gibi ideallerin baÅŸlangıç noktası haline gelen İstanbul, 1204’te Haçlı Seferi için yola çıkan Latin istilasına da uÄŸradı.

Gördüğü ilgi nedeniyle İstanbul, Müslümanlar için Batı’nın, Hristiyanlar için ise DoÄŸu’nun eÅŸiÄŸi haline geldi.

Hazreti Muhammed’in övgüsüne mazhar olmak için Emeviler döneminde Konstantiniyye’ye 3 büyük sefer düzenlenirken bir diÄŸer sefer ise 781-782’de Abbasiler tarafından gerçekleÅŸtirildi. Özellikle bazı sahabelerin de katılımıyla gerçekleÅŸen Muaviye bin Ebu Süfyan komutasındaki ilk İstanbul kuÅŸatması daha sonraki dönemlerde silinmeyecek izler bıraktı.

Hz. Peygamber’i Medine’ye hicreti sırasında evinde misafir eden Ebu Eyyüb el-Ensari’nin bu kuÅŸatmaya katılarak surlar önünde vefatı 1453’teki fethe kadar uzanan yolda İslam dünyası için önemli bir motivasyon kaynağı oldu.

Tarihteki İstanbul kuşatmaları

Dünyanın gördüğü en muazzam kuÅŸatma ve savunmalara tanıklık eden İstanbul, 1453’ten önce farklı kavim ve medeniyetler tarafından onlarca kez kuÅŸatıldı.

Milattan önce Makedonya Kralı Phillippe, Roma İmparatoru Septim Severus, milattan sonra İran Hükümdarı Keyhüsrev, Avar Türkleri, Emeviler, Abbasiler, I. ve II. Bulgar İmparatorluğu, Ruslar, Kiev Knezliği, Haçlılar, İznik İmparatorluğu, Venedikliler, Cenevizliler, Osmanlılar şehri kuşattı.

Bunların yanı sıra Atilla’nın, Vikinglerin ve Gotların da kenti kuÅŸattığı bazı kaynaklarda yer alıyor. Son kuÅŸatma ise 1453’te Osmanlıları imparatorluÄŸa taşıyan Sultan 2. Mehmed tarafından gerçekleÅŸtirildi.

Fethe giden yol

Sultan 2. Mehmed tahta geçtiÄŸi zaman, İstanbul’un fethi için öncelikle deniz yardımının kesilmesi gerektiÄŸi düşüncesiyle Sultan Yıldırım Bayezid’in yaptırmış olduÄŸu Anadolu Hisarı’nın karşısına 1452’de Rumeli Hisarı’nı yaptırdı.

Bu hisar, Tuna Nehri ile Karadeniz’den gelecek yardımı önlemeyi amaçlıyordu. İstanbul’un yüksek ve kalın surlarını yıkmak amacıyla devrin önemli mühendislerine büyük toplar döktürüldü.

Sultan 2. Mehmed, Åžubat 1453’te dökülen topların İstanbul önlerine götürülmesini emretti. Karaca PaÅŸa komutasındaki 10 bin kiÅŸilik ordu, öncelikle İstanbul yakınındaki Vize, Silivri ve Ayastefanos kalelerini kuÅŸattı. Nisan ayına gelindiÄŸinde 2. Mehmed, eyalet ve sancaklara orduya katılmaları için haber gönderdi ve 5 Nisan 1453’te Osmanlı ordusu, 2. Mehmed’in komutasında İstanbul’a hareket etti.

Fatih’in yanında hocaları AkÅŸemseddin, Molla Gürani ve Akbıyık gibi isimler de yer alıyordu. 6 Nisan 1453’te 10 bin sipahi Maltepe civarını tuttu. Sultan 2. Mehmed de Anadolu ve Haliç’i tutmuÅŸtu. ZaÄŸanos PaÅŸa Pera’yı fethederek, Galata üzerine yürüdü. Aynı gün Sultan 2. Mehmed, Mahmut PaÅŸa’yı elçi olarak Bizans İmparatoru’na gönderdi ancak barış teklifi kabul edilmedi.

Savaşın seyrini deÄŸiÅŸtirecek hamle: Gemilerin Haliç’e indirilmesi

Sultan 2. Mehmed, 6 Nisan 1453’te İstanbul kuÅŸatmasına baÅŸladı. Osmanlı ordusu kenti karadan ve denizden kuÅŸatma altına alırken, ordu surlarda gedikler açtıkça Bizanslılar surları yenileyerek, Osmanlıların ÅŸehre giriÅŸine izin vermedi.

Osmanlı donanmasının Bizans’a yardıma gelen Ceneviz ve Venedik gemilerine engel olamaması, kuÅŸatmaya karşı olan yöneticilerin hoÅŸnutsuzluklarını dışa vurmalarına yol açtı. Haliç ile Karaköy arasına çekilen zincir nedeniyle Osmanlı donanmasının Haliç’e girememesi, savaşın yönünü Osmanlı aleyhine çeviriyordu.

Bu geliÅŸmeler üzerine Sultan 2. Mehmed, savaşın seyrini deÄŸiÅŸtirecek hamlesine baÅŸvurarak 21 Nisan’ı 22 Nisan’a baÄŸlayan gece 72 parça kadırganın karadan yürütülerek Haliç’e indirilmesi emrini verdi.

Bir gece içerisinde Haliç’e indirilen donanma, 22 Nisan’da Haliç’ten ateÅŸe baÅŸladı. Bizanslılar gördükleri karşısında büyük ÅŸaÅŸkınlık yaÅŸarken donanmanın Haliç’e indirilmesine inanamıyordu.

Sultan Mehmed, son büyük hücumdan önce 24 Mayıs’ta İsfendiyaroÄŸlu Kasım Bey’i elçi olarak imparatora göndererek ÅŸehri teslim etmesini istese de anlaÅŸma saÄŸlanamadı.

Gemilerin Haliç’e indirilmesi ile savaşın seyri Osmanlılar lehine dönerken, Sultan 2. Mehmed, 29 Mayıs’ta büyük taarruz için emir verdi. 29 Mayıs’ta günün ilk ışıkları ile baÅŸlayan taarruzla, surlar aşıldı.

29 Mayıs 1453’te kapıları açılan İstanbul, Sultan 2. Mehmed’in önderliÄŸindeki Osmanlı birlikleri tarafından fethedildi. Hazreti Peygamber’in övgüsüne mazhar olarak “Fatih” unvanını alan Sultan 2. Mehmed, büyük bir hoÅŸgörü ile ÅŸehri yaÄŸmalatmazken, fethin niÅŸanesi olarak da Ayasofya’yı camiye dönüştürdü.

Hedeflerini ilmik ilmik ördü

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Dr. Öğretim Üyesi İlhami Danış, baÅŸarısız geçen ilk hükümdarlık döneminin Sultan II. Mehmed’in hayatını ÅŸekillendirdiÄŸini ve ikinci ÅŸehzadelik döneminde ise bu tecrübe üzerine hedeflerini planladığını söyledi.

Sultan Mehmed’in ikinci ÅŸehzadelik döneminde birçok deÄŸerli isimden iyi bir eÄŸitim aldığını ve Roma, Avrupa tarihi, kültürü ve sanatı hakkında bilgi edindiÄŸini ifade eden Danış, ÅŸunları anlattı:

“İkinci ÅŸehzadelik dönemi, yeniden tahta geçeceÄŸi süreye kadar Sultan Mehmed’in hedeflerini ilmik ilmik ördüğü dönem olmuÅŸtur. Hedeflerini planlayıp kadrosunu oluÅŸturduÄŸu bir süreçte İstanbul’un fetih planlarını da hazırladı. Çünkü en büyük hedefi dünya tarihinde söz sahibi olan bir hükümdar olmaktı. Roma’nın mirasına hükmetmek istiyordu. Bunun ilk adımı da DoÄŸu Roma’ya yani İstanbul’a sahip olmaktı. Bu niyetini de 1451’de ikinci defa tahta geçtiÄŸi zaman kendisine gelen Bizans elçilerine ‘Gidiniz efendinize söyleyiniz, ÅŸimdiki Osmanlı padiÅŸahı eslafına asla benzemez, ÅŸimdi benim iktidarımın vasıl olduÄŸu yerlere onların amali bile yetiÅŸmemiÅŸtir.’ sözleriyle ifade etmiÅŸtir.”

Osmanlı Devleti’nin Anadolu’dan Rumeli’ye ve Avrupa’ya geçiÅŸlerinin büyük ölçüde Gelibolu üzerinden olduÄŸunu ve bu sebeple İstanbul’un hem lojistik hem de stratejik anlamda önemli bir hedef olduÄŸunu belirten Danış, hem Avrupa’ya yönelik fetihlerin devamı hem de Akdeniz ve Karadeniz arasındaki trafiÄŸi kontrol için fethin önemli olduÄŸuna iÅŸaret etti.

Fatih’in öncelikle bürokrasi içinde fethe dair çekinceleri ortadan kaldırmak için çalıştığını ifade eden Danış, önde gelen devlet adamları, vezirler, beyler, askerler, ulema ve ÅŸeyhlerle geniÅŸ katılımlı toplantılar yaparak İstanbul’un fethinin gerekliliÄŸini anlattığını dile getirdi.

“Atından inip şükür secdesi yaptı”

Danış, fetih için yapılan diğer hazırlıkları şöyle sıraladı:

“Rumeli Hisarı’nın inÅŸa edilmesi. Sultan Mehmed’in İstanbul ve çevresinin detaylı harita ve planlarını çıkartarak, konuÅŸlanma ve taarruz alanları ile lağım kazılacak bölgeleri tespit etmesi. Gelibolu’da İstanbul’un fethinde kullanılacak yeni kuÅŸatma gemileri inÅŸa edilmesi. Mimar Muslihiddin ve Saruca ile Macar asıllı Urban idaresinde Edirne’de büyük toplar dökülmesi. Kimi rivayetlere göre elli veya altmış çift öküz tarafından çekilen ÅŸahi topunun askerler, arabacılar, kazmacılar, yol ustaları eÅŸliÄŸinde İstanbul’a doÄŸru yola çıkarılması. İstanbul muhasarası sırasında sorun çıkarabilecek Karadeniz ve Marmara kıyısında yer alan civar yerleÅŸimlerdeki Bizans kuvvetlerinin Karaca Bey tarafından temizlenmesi.”

SavaÅŸ sırasında yapılan en önemli hamlelerden ilkinin 21 Nisan’ı 22 Nisan’a baÄŸlayan gece 72 geminin Tophane’den KasımpaÅŸa’ya indirilmesi olduÄŸunu ifade eden Danış, bu olay neticesinde Bizans surlarından Haliç’e bakan halk ve askerlerin büyük bir ÅŸok yaÅŸadığını kaydetti.

Bir diğer önemli hamlenin ise fethi getiren son hücum olduğunu vurgulayan Danış, şunları aktardı:

“Osmanlı ordusu 29 Mayıs günü sabah namazı ile birlikte tüm surlar boyunca yoÄŸun ve planlı bir saldırıya baÅŸladı. Top atışı ile baÅŸlayan hücum, yoÄŸun dumanlar arasında surlara tırmanan askerlerin ÅŸehre giriÅŸ çabaları ile devam etti. Son yıkıcı darbeyi indiren bizzat Sultan II. Mehmed’in başında bulunduÄŸu Yeniçeriler oldu. Ve nihayetinde saldırının en yoÄŸun yaÅŸandığı Topkapı bölgesinde top ateÅŸi ve lağım patlaması sonucu yıkılan surlardan Osmanlı askerleri ÅŸehre girdi. Karadan ve denizden İstanbul’a giren Osmanlı ordusu Aksaray’da birleÅŸip Ayasofya’ya doÄŸru ilerlediler. Son saldırıyı atı üzerinde takip eden hatta surlara kadar gelip bizzat savaşı yöneten Sultan Mehmed, askerlerinin ÅŸehri ele geçirmesinden sonra atından inip şükür secdesi yaptı.”

Yeni bir imparatorluÄŸun doÄŸuÅŸu

İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feridun Emecen da İstanbul’un stratejik konumu ve dini açıdan Hristiyanlar ve Müslümanlar için büyük önem taşıdığını ifade etti.

Hazreti Muhammed’in hadisi ile müjdelenmiÅŸ ÅŸehir olan İstanbul’la ilgili Müslümanlarda mutlaka alınması gerektiÄŸi inancının hakim olduÄŸunu belirten Emecen, “Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u almasıyla yeni bir imparatorluÄŸun doÄŸuÅŸu gündeme geldi. Fatih, Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun bir bakıma kurucusudur bunu da İstanbul’u fethederek yaptı. O yüzden bir dönüm noktası olan fetih, Türk tarihi bakımından büyük önem taşıyor.” dedi.

Emecen, İstanbul’un fethinin Batı dünyasında korkuyla karşılık tehdit algılamasına ve yeni bir Haçlı ordusu çaÄŸrısına yol açtığını, İslam dünyasında ise Memlük idaresi hariç genel bir sevinçle karşılandığını belirtti.

Fetih dolayısıyla Avrupa’da büyük bir endiÅŸe yaÅŸandığını ancak Türk tehlikesi üzerine konuÅŸulmaktan, Hristiyanlık için endiÅŸelenmekten öte ciddi bir adım atılamadığını belirten Emecen, ÅŸu ifadeleri kullandı:

“Aksine yavaÅŸ yavaÅŸ Türklerin Batı’ya ait olduÄŸu yolunda efsanevi bilgiler üretilmeye, Truvalıların soyundan geldikleri için Roma ve Yunanların Truva’ya karşı yaptıkları vahÅŸetin intikamını almak üzere harekete geçtiklerine inanılmaya baÅŸlandı. Bununla beraber Konstantinopolis’in ıstırabını ve gözyaÅŸlarını konu alan mersiyeler, ağıtlar bütün Avrupa’ya yayıldı ve bunlar kamuoyu üzerinde derin etkiler bıraktı.”

Emecen, DoÄŸu’da, yani İslam dünyasında ise Batı’daki hayal kırıklığıyla ölçüşebilecek nispette büyük gösteriler olmadığını aktardı.

Anadolu’da fethin KaramanoÄŸlulları dışında genel olarak memnuniyetle karşılandığını ifade eden Emecen, Fatih Sultan Mehmed’in fethi Karakoyunlu hükümdarı CihanÅŸah, Memluk Sultanı İnal, Mekke emirine birer Fetihname ile bildirdiÄŸini söyledi.

Fetih haberinin Kahire’de halk ve ulema tarafından coÅŸkuyla karşılandığını belirten Emecen, Memluk Sultanı’nın ise hediye gönderip tebrikte bulunsa da mektubunda Fatih’e karşı övücü ibarelerden kaçındığını aktardı.

Hicaz’da fetih haberinin büyük coÅŸkuyla karşılandığını ve Mekke emirinin Fetihname’yi Kabe önünde okuttuÄŸunu dile getiren Emecen, emirin cevabi yazısında ise Fatih Sultan Mehmed’e övgü dolu sözlerde bulunduÄŸunu kaydetti.

Karakoyunlu hükümdarı CihanÅŸah’n da gönderdiÄŸi yazıda memnuniyetini bildirip Fatih’i övdüğünü ifade eden Emecen, ona “Åžahlar ÅŸahı”, “Hilafetin incisi”, “Zamanın kahramanı”, “Hükümdarların önderi” gibi övgü dolu sözlerde bulunduÄŸunu aktardı.

Fatih’in gizli projesi

Emecen, gemilerin karadan yürütülerek Haliç’e indirilmesi hadisesinin bir efsane deÄŸil kaynaklarla sabit bir gerçek olduÄŸunu ifade etti.

Kaynaklarda, fetihten bir sene kadar önce Rumeli Hisarı inşası sırasında Haliç ile İstanbul Boğazı arasındaki arazinin etüdünün yapıldığını bildiren Emecen, hazırlıkların o dönemde başladığını vurguladı.

Kaynaklarda Haliç’e donanma indirilmesi iÅŸinin çok önceden planlandığına dair ayrıntılar bulunduÄŸunu belirten Emecen, şöyle konuÅŸtu:

“Mesela, Sırp despotunun tünel kazmak için gönderdiÄŸi adamlar arasındaki bir Sırp madenci Rumeli Hisarı inÅŸa edilirken sultanın kıyıya yakın bir ormanda 30 gemi inÅŸasını baÅŸlattığını, sonra daÄŸdan yukarıya yol kazıldığını belirtir. Fethe ÅŸahit olan ve Fatih’in tarihini yazan Tursun Bey de daha kuÅŸatmanın baÅŸlarında gemilerin ve kayıkların BoÄŸaz denizinden karaya alındığını yazar. Bu ve benzeri önemli deliller gemilerin karadan yürütülme iÅŸinin büyük ve gizli bir proje olarak II. Mehmed tarafından çok önceden planlanmış olduÄŸuna şüpheye yer bırakmaktadır.”

Şehri yeniden ihya çalışmaları

Prof. Dr. Emecen, gemilerin karadan yürütülerek Haliç’e indirilmesiyle ilgili ayrışılan noktanın ise gemilerin hangi güzergah üzerinden taşındığı konusunda olduÄŸunu kaydetti.

Fatih Sultan Mehmed’in payitaht yapacağı ÅŸehrin durumuna özel önem verdiÄŸini ifade eden Emecen, 1204’teki Latin istilası sırasında ÅŸehrin uÄŸradığı yaÄŸma ve tahribatın son Osmanlı ile kıyaslanamayacak ölçüde ağır olduÄŸunu ve izlerinin fethe kadar silinemediÄŸini vurguladı.

Fatih’in ÅŸehri ihya etmek için öncelikle iskana önem verdiÄŸini belirten Emecen, ÅŸehri nüfusça desteklemek için bir kısmının fidyelerini kendisi ödediÄŸini, vergi muafiyetleri getirdiÄŸini, ayrıca çeÅŸitli kentlerden Rum, Yahudi ve Müslümanları taşıyarak iskan ettiÄŸini aktardı.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir