Netanyahu’yu tutuklamayan Yunanistan, İtalya ve Fransa’nın UCM yükümlülüklerini ihlali gündemde
Netanyahu'yu tutuklamayan Yunanistan, İtalya ve Fransa'nın UCM yükümlülüklerini ihlali gündemde
İsrail BaÅŸbakanı Netanyahu’yu ABD’ye taşıyan uçağın, hakkındaki UCM tutuklama kararına raÄŸmen bir kez daha Yunanistan, İtalya ve Fransa’nın hava sahalarını kullanması, bu üç ülkenin UCM’ye karşı iÅŸbirliÄŸi yükümlülüğünü gündeme taşıdı.
Medeniyet Üniversitesi Milletlerarası Hukuk anabilim dalı Öğretim Üyesi Dr. Abdurrahman Erol, İsrail BaÅŸbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD yolunda Avrupa ülkelerinin hava sahasını kullanmasını Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) kurucu anlaÅŸması Roma Statüsü ve Mahkemenin ilgili kararları ışığında AA muhabirine deÄŸerlendirdi.
Erol, “Netanyahu’ya tanınan geçiÅŸ izninin ‘diplomatik gereklilik’ çerçevesinde verilmiÅŸ olmasının bu ülkelerin UCM’nin kurucu anlaÅŸması Roma Statüsü’nü ihlalini ortadan kaldırmıyor.” ifadelerini kullandı.
Mahkemenin, MoÄŸolistan, İtalya ve Macaristan aleyhine verdiÄŸi emsal kararların da taraf devletlerin böyle bir muafiyet öne sürmesinin hukuken mümkün olmadığını gösterdiÄŸinin altını çizen Erol, “UCM’nin MoÄŸolistan, İtalya ve Macaristan aleyhine verdiÄŸi emsal kararlar, ‘diplomatik gereklilik ya da devlet baÅŸkanlığı dokunulmazlığının’ bu ihlali meÅŸrulaÅŸtırmayacağını ortaya koyuyor.” dedi.
UCM, Gazze Åžeridi’nde iÅŸlenen savaÅŸ suçları ve insanlığa karşı suçlar gerekçesiyle Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında 21 Kasım 2024’te tutuklama emri çıkarmıştı.
O tarihten bu yana Netanyahu’nun ABD’ye yaptığı seyahatlerde kullandığı uçak defalarca Roma Statüsü’ne taraf Avrupa ülkelerinin hava sahasından geçti.
Eylül 2025’te BM Genel Kurulu için New York’a giderken Yunanistan ve İtalya hava sahasını kullanan ancak Fransa’ya girmeyen Netanyahu’nun uçağı, 28 Aralık 2025’te ve yeniden bu yılın ÅŸubat ayında Trump ile görüşmek üzere ABD’ye giderken üç ülkenin de hava sahasından geçti.
AB Komisyonu Dış İliÅŸkiler Sözcüsü Anouar el Anouni, konuya iliÅŸkin AA muhabirinin sorusuna verdiÄŸi yanıtta, AB’nin UCM’yi ve Roma Statüsü’nün ilkelerini desteklediÄŸini yineleyerek taraf devletlere Mahkeme ile tam iÅŸbirliÄŸi çaÄŸrısında bulunmuÅŸtu.
Taraf devletlerin UCM ile işbirliği yükümlülüğü
Dr. Erol, “Roma Statüsü’nün 86. maddesi, taraf devletlere Mahkeme’nin yetkisi kapsamındaki suçların soruÅŸturulması ve kovuÅŸturulmasında Mahkeme ile tam iÅŸbirliÄŸi yapma yükümlülüğü veriyor.” diyerek, Statü’nün 88. maddesine göre taraf devletlerin geçici tutuklama dahil Statü’de öngörülen tüm iÅŸbirliÄŸi türleri bakımından kendi iç hukuklarını Mahkeme’nin emir ve taleplerini yerine getirmeye elveriÅŸli hale getirmekle yükümlü olduÄŸunu vurguladı.
Statü’nün 89. maddesinin ise taraf devletlerin, kendi ulusal hukuklarındaki usule uygun biçimde tutuklama ve teslim taleplerini yerine getirmesini öngördüğünü kaydeden Erol, “Bu üç madde, taraf devletlerin UCM tutuklama kararlarını uygulamasının bir tercih deÄŸil, baÄŸlayıcı bir yükümlülük olduÄŸunu ortaya koyuyor.” diye konuÅŸtu.
Erol, UCM Ön Dava Dairesinin, Macaristan’ın Netanyahu’yu 3-6 Nisan 2025 tarihlerinde ülkesinde bulunduÄŸu sırada tutuklamayarak Statü kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediÄŸine hükmettiÄŸi, 24 Temmuz 2025 tarihli kararında, “taraf devletlerin Mahkeme ile tam iÅŸbirliÄŸi yapmakla yükümlü olduÄŸunu ve bu iÅŸbirliÄŸinin iyi niyetle, Statü’nün konu ve amacına uygun biçimde yürütülmesi gerektiÄŸini” yinelediÄŸini hatırlattı.
Daire’nin Macaristan kararının da Statü’nün 98/1. maddesinin taraf devletlere, bir talebin kendilerince uygulanabilir görüldüğü her durumda iÅŸbirliÄŸini tek taraflı olarak askıya alma hakkı tanımadığı yönünde olduÄŸunun altını çizen Erol, “Bu tespit, devlet baÅŸkanlığı dokunulmazlığının UCM önünde bir savunma aracı olarak iÅŸlemeyeceÄŸi, şüphelinin devlet baÅŸkanı sıfatı taşıması ve dokunulmazlığa sahip olmasının tutuklama ve teslim iÅŸlemini yapmamak için geçerli bir gerekçe oluÅŸturmayacağı anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.
UCM, işbirliği yapmayan ülkelere karşı ne yapabilir?
Statü’nün 87/7. maddesine göre, bir taraf devletin Mahkeme’nin iÅŸbirliÄŸi talebine Statü hükümlerine aykırı biçimde uymaması ve bunun Mahkeme’nin iÅŸlev ve yetkilerini kullanmasını engellemesi halinde, Mahkeme’nin bu yönde bir tespitte bulunarak konuyu Taraf Devletler Meclisine (ASP) bildirebileceÄŸine iÅŸaret eden Dr. Erol, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:
“UCM, Macaristan’ın yanı sıra 24 Ekim 2025 tarihli kararıyla MoÄŸolistan’ın, Rusya Devlet BaÅŸkanı Vladimir Putin’i tutuklayıp Mahkeme’ye teslim etme talebine Statü hükümlerine aykırı biçimde uymadığına ve bunun Mahkeme’nin iÅŸlev ve yetkilerini kullanmasını engellediÄŸine hükmederek meseleyi ASP’ye havale etti.”
Erol, UCM Ön Dava Dairesinin 17 Ekim 2025’te oy birliÄŸiyle İtalya’nın da Osama Necim (Njeem) hakkındaki tutuklama emrini yerine getirme yükümlülüğünü ihlal ettiÄŸine karar verdiÄŸini ve 26 Ocak 2026 tarihli kararla İtalya’nın tutuklama emrini yerine getirmemesi sebebiyle ASP’ye havale edildiÄŸini anımsattı.
Erol, “Macaristan, MoÄŸolistan ve İtalya örnekleri, UCM’nin tutuklama emirlerini uygulamayan taraf devletlere karşı hem uyumsuzluk tespiti hem de ASP’ye havale mekanizmasını fiilen iÅŸlettiÄŸini kanıtlıyor.” dedi.
Macaristan kararında bir uyumsuzluk tespitinin otomatik olarak ASP’ye havaleyle sonuçlanmadığını ve hakimlerin bu konuda belirli bir takdir yetkisine sahip olduÄŸunu anlatan Erol, “Nitekim Eylül ve Aralık 2025’te Netanyahu’nun Avrupalı ülkelerin hava sahasını kullandığı durumlarda Mahkeme durumu ASP’ye iletmedi.” dedi.
Ülkelerin hava sahasında bir devlet uçağını durdurma yetkisi var
Erol, Yunanistan, İtalya ve Fransa’nın “uçak sadece geçti, inmedi” savunmasının havacılık hukuku bakımından da dayanaksız olacağına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Uluslararası hukukta devlet uçaklarının statüsünü kapsamlı ve özel biçimde düzenleyen bir hukuki çerçeve bulunmuyor, örneÄŸin devlet uçaklarının dokunulmazlık ve ayrıcalıklarını düzenleyen tek bir uluslararası belge yok. Bu konu farklı sözleÅŸmelere dağılmış durumda. Uluslararası hukuka göre devletler, kara suları dahil kendi toprakları üzerindeki hava sahasında egemenliÄŸe sahip ve bunun sonucu olarak ister sivil ister devlet uçağı olsun hiçbir hava aracı, önceden izin almaksızın bir devletin topraklarına giremez veya üzerinden uçamaz.”
Chicago SözleÅŸmesi’nin bu teamül kuralını teyit etmekle birlikte, kendi rejimi kapsamında sivil hava araçlarına, devlete ait veya devlet kontrolündeki sivil hava araçları dahil, giriÅŸ veya transit geçiÅŸ bakımından belirli ayrıcalıklar tanıdığını anlatan Erol, ÅŸu deÄŸerlendirmelerde bulundu:
“Her ne kadar, Chicago SözleÅŸmesi’nin kapsamı esasen sivil hava araçlarıyla sınırlı olup askeri, gümrük, diplomatik ve polis hizmetlerinde kullanılan devlet uçaklarını dışarıda bıraksa da devlet uçaklarının diplomatik ya da resmi seyahatlerini düzenleyen ayrı ve kapsamlı bir sözleÅŸme bulunmadığından, Chicago SözleÅŸmesi’ndeki egemenlik ilkesinin teamül hukuku niteliÄŸi taşıması nedeniyle sözleÅŸme hükümleri mümkün mertebe devlet uçaklarının transit geçiÅŸleri bakımından da referans olarak kullanılıyor.”
Erol, bu durumun, Netanyahu’yu taşıyan uçağın Yunanistan, İtalya ve Fransa’nın hava sahasını bu ülkelerin önceden izni olmadan kullanamayacağı anlamına geldiÄŸini söyleyerek, “Macaristan, MoÄŸolistan ve İtalya’nın başına gelen tutuklama emrini uygulamama sebebiyle ASP’ye havale süreci, aynı gerekçelerle Yunanistan, İtalya ve Fransa’yı da bekleyen bir olasılık olarak önümüzde duruyor.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: AA
