Plastik kesme tahtaları gıdalardaki mikroplastik yükünü artırıyor
Plastik kesme tahtaları gıdalardaki mikroplastik yükünü artırıyor
İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Çevre Biyolojisi ve Ekolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oya Özuluğ, plastik yüzeylerde kesilen hazır besinlerdeki mikroplastik yüküne dair yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı.
BirleÅŸmiÅŸ Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından 2018’de alınan kararla, 7 Haziran, “Dünya Gıda GüvenliÄŸi Günü” olarak kabul edildi ve insanların yeterli gıdaya ulaÅŸmalarının yanı sıra bu gıdaların saÄŸlık yönünden güvenli olmalarının da temel bir hak olduÄŸuna vurgu yapıldı.
Sağlıklı koşullarda üretilmeyen gıdalar, hastalık yapan bakteri, virüs, parazit ya da kimyasallar taşıyabilirken son yıllarda artan plastik kullanımıyla birlikte gıdalarda mikroplastiğe de rastlanmaya başladı.
ABD’deki Victoria Üniversitesi’nde görevli akademisyenler tarafından yapılan bir araÅŸtırmada, bir kiÅŸinin yeme-içme faaliyetinden kaynaklı yıllık mikroplastik tüketiminin yaÅŸa ve cinsiyete baÄŸlı olarak 39 bin ila 52 bin parçacık arasında olduÄŸu saptandı. Buna inhalasyon, yani nefes alıp verme sırasında yutulan plastikler de eklendiÄŸinde miktarın 74 bin ila 121 bin parçacığa ulaÅŸtığı tahmin ediliyor.

Paketli gıdalar, hazırlanma ve paketlenme işlemi sırasında mikroplastiğe maruz kalırken, paketli olmasalar dahi servise hazırlık sırasında plastik yüzeylerde kesme işleminden geçmeleri, bazı gıdaların plastik yükünü artırabiliyor.
Kokoreç, kebap ve börek gibi gıdaların plastik yüzeylerde kesilmesinin mikroplastik yüküne etkisini araştıran Özuluğ, çalışma kapsamında, plastik tezgah üzerinde kesildiğinden emin olduğu ürünleri farklı işletmecilerden temin ederek incelediğini belirtti.
Çalışmasının detaylarını ve sonuçlarını AA muhabiriyle paylaşan Özuluğ, gıdalardaki mikroplastiklerin tespitinde özel filtreler ve cihazlar kullandıklarını anlattı.
Urfa kebabı hem çiğ hem de pişmiş olarak, kokoreç ve böreği ise pişmiş olarak satın alıp incelediklerini aktaran Özuluğ, Urfa kebabın 100 gramında ortalama 52, kokoreçte 470, börekte ise 830 mikroplastik parçacığına rastladıklarını söyledi.

Parçaların boyutları hesaplandığında ilk sırada kokoreç geliyor
ÖzuluÄŸ, “BöreÄŸin parça sayısı çok fazla ama milimetrik olarak parçaların boyutları bakımından bakarsak kokoreçten daha az bir miktarda olduÄŸunu söyleyebiliyoruz. O yüzden parça sayısıyla beraber boyutların da önem kazandığını söylemek isterim.” dedi.
Tespit ettikleri mikroplastiklerin boyutları hakkında da bilgi veren Özuluğ, şunları söyledi:
“Urfa kebabın 100 gramında 0,087 milimetre yani bir saç teli çapında ve 8.47 milimetre uzunluÄŸunda plastik tüketmiÅŸ oluyoruz. 8 milimetre bir santime yakındır. Bu, bir sefer yediÄŸinizde, 100 gram Urfa kebaptaki en az miktar. Kokorece baktığımız zaman, iki ince saç teli eninde diyebilirim, 0,1 milimetre eninde ve 110 milimetre boyutunda. Yani kokoreçte de 10 santimetreye yakın uzunlukta, yediÄŸimiz plastik var demektir. Börekte de buna yakın 6 santimetreye yakın bir boy uzunluÄŸu var. Yine bir saç teli inceliÄŸinde ve 6 santimetre ama bu dediÄŸim gibi, 100 gram için ve bir sefer yediÄŸinizde bedeninize girebilecek plastik miktarı.”

Urfa kebabı hem çiğ hem de pişmiş olarak incelediklerinde, her iki şekilde de yaklaşık aynı miktarda plastik tespit ettiklerini aktaran Özuluğ, kokorecin kömürde pişirilmesi nedeniyle içinde kömür parçalarına rastladıklarını ve kokoreçteki mikroplastikleri tespit ederken diğer ürünlere oranla daha çok zorlandıklarını dile getirdi.
Sıralamayı, tespit edilen mikroplastiklerin boyutlarına göre yaptıklarında ilk sırada kokoreç, ikinci sırada börek, üçüncü sırada da Urfa kebabın geldiÄŸini iÅŸaret eden ÖzuluÄŸ, “Plastik tezgahlar üzerinde iÅŸlem görmüş börek, kokoreç ya da Urfa kebaptan her hafta sadece biri tüketildiÄŸinde bir yılda iki saç eninde ve 5 metreden biraz fazla uzunlukta bir plastik yükü vücuda alınıyor.” diye konuÅŸtu.

FotoÄŸraf:Â OÄŸuz Yeter/AA
“AÄŸaç, bambu veya cam alternatif olabilir”
Plastik tezgahların, esnaf tarafından, mevzuata uygun ve kolay temizlenebilir olması nedeniyle tercih edildiğine değinen Özuluğ, işletmelerin, plastiğe alternatif olarak kullanabileceği ürünler bulunduğunu kaydetti.
Özuluğ, şöyle devam etti:
“İşletmeler eÄŸer halka daha saÄŸlıklı bir ürün sunmak istiyorsa daha saÄŸlıklı ve doÄŸal olan malzemelere yönelebilirler. AÄŸaç, bambu veya cam olabilir. Artık yeni yeni, sanırım porselen ürünler de piyasada var. Ev içerisinde kesme iÅŸlemleri yapılıyorsa plastikten uzak durulmalı. PlastiÄŸi hepimiz kullanıyoruz. Hepimizin evinde plastikler var ama piÅŸtikten sonra ya da piÅŸmeden önce kesme iÅŸlemlerinde plastiÄŸin kullanılmaması gerekiyor.”

Gıda güvenliğiyle ilgili bir farkındalık oluşturmak açısından araştırmaların devam etmesinin önemini vurgulayan Özuluğ, gıdayla temas halinde olan plastik ürünlerin kanunlar bazında kullanımının düzenlenmesi ve uygun bir prosedür haline getirilmesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: AA
