Sahipsiz hayvanlara yönelik kanun teklifi, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda kabul edildi
Sahipsiz hayvanlara yönelik kanun teklifi, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda kabul edildi
Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak.
Sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemeler içeren Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda kabul edildi.
Teklifle, Hayvanları Koruma Kanunu’nda deÄŸiÅŸikliÄŸe gidilecek. Buna göre, Kanun’un amaçlarına “insan, hayvan ve çevre saÄŸlığı gözetilmek kaydıyla” ifadesi eklenecek.
Sahipsiz hayvanlara iliÅŸkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki SaÄŸlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluÄŸu bulunduÄŸundan “sahipli hayvan” ve “sahipsiz hayvan” kavramları açık bir ÅŸekilde tanımlanacak.
Uygulamada tereddüde mahal verilmemesi amacıyla ve Kanun’daki “yakala-kısırlaÅŸtır-sal” metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum deÄŸiÅŸikliÄŸi yapılacak. Hayvan bakımevinin tanımı, “Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiÄŸi bir tesis” ÅŸeklinde deÄŸiÅŸtirilecek.
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların hayvan bakımevlerine toplanması ve buralarda rehabilite edilerek sahiplendirilinceye kadar bakılacak olması sebebiyle bakımevleri dışında bir hayvana bakmanın onun yasal sorumluluÄŸunu alarak sahiplenilmesi suretiyle mümkün olabileceÄŸi ilkesi kabul edilecek. Kanun’un ilkeleri arasında yer alan “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat ÅŸartları içinde yaÅŸama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaÅŸamları desteklenmelidir.” ifadesi yürürlükten kaldırılacak.
Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insani ve vicdani sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanları sahiplenmek isteyen ve Kanun’da öngörülen koÅŸulları taşıyan gerçek ve tüzel kiÅŸilerin teÅŸviki ve bu kapsamda eÅŸ güdüm saÄŸlanması esas olacak.
Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlayacak, eğitim çalışmaları yapacak.
Hayvan bakımevlerine alınan hayvanlardan rehabilite edilen köpekler sahiplendirilinceye kadar bu yerlerde barındırılacak. Doğru ve güncel veri sağlanabilmesi amacıyla hayvan bakımevlerine alınan hayvanlar Tarım ve Orman Bakanlığı veri sistemine kaydedilecek.
TeÅŸvik ve idari tedbirler
Bakımevine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve saÄŸlığı için tehlike teÅŸkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına, Veteriner Hizmetleri, Bitki SaÄŸlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesindeki “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileÅŸme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan saÄŸlığı için risk oluÅŸturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve saÄŸlığı için tehlike teÅŸkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi iÅŸlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.” hükümleri uygulanacak.
Yerel yönetimler sahipsiz köpeklere ilişkin yürüttüğü iş ve işlemlerde Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kapsamında gerekli idari tedbirleri almaya yetkili olacak.
Hayvanlara yapılacak müdahalenin sadece tıbbi gerekçelerle değil Kanunda yer alan diğer istisnai durumlarda da yapılabilmesine imkan sağlanacak.
“Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi veya bakımevinde barındırılan köpeÄŸi bakımevi dışında bir yere bırakmak” fiilleri yasak kapsamına alınacak. Böylece sahipsiz hayvanların toplanması, hayvan bakımevlerine götürülmesi ve bu hayvanların sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevi bünyesinde bakılmasına iliÅŸkin hükümlerin uygulanmasının ve yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelerinin saÄŸlanması amaçlanacak.
İl Hayvanları Koruma Kurulunun görevleri arasına, sahipsiz hayvanların korunmasına yönelik yürütülen çalışmaların yanı sıra insan, hayvan ve çevre sağlığını korumaya yönelik olarak sahipsiz hayvanlardan kaynaklı sorunları belirlemek ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri üretmek eklenecek.
Düzenlemeyle başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara yapılacak desteğin kapsamı genişletilecek. Buna göre de insan, hayvan ve çevre sağlığının korunması amacıyla bakımevleri, hastaneler ve ameliyathaneler kurmak; bunlara ilişkin ilaç, alet ve ekipmanları temin etmek ile bakımevlerinde bakım, rehabilitasyon ve sahiplendirme gibi faaliyetleri yürütmek için başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara teşvik veya Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanacak.
Ödenekler başka bir amaç için kullanılamayacak
Hayvanları korumaya yönelik hükümlere aykırı hareket eden veya sahiplendiği hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasak olacak ve hayvanlarına el konulacak. Söz konusu hayvanlardan sahiplendirilme niteliği olanlar sahiplendirilinceye kadar hayvan bakımevinde barındırılacak.
Caydırıcılığın sağlanması amacıyla sahipli hayvanın sahibi tarafından terk edilmesi kabahatine ilişkin idari para cezası hayvan başına 2 bin liradan 60 bin liraya çıkarılacak. Yerel yönetimler adına toplanan sahipsiz hayvanları bakımevi dışında bir yere terk eden veya bakımevinde barındırılan hayvanı bakımevi dışında bir yere bırakanlara ise hayvan başına 50 bin lira idari para cezası verilecek.
Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 25 bini aşan belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların korunması ve sahiplendirilinceye kadar bakımının yapılması ile rehabilitasyonunun sağlanması amacıyla hayvan bakımevleri kuracak. Belirtilen hayvanlar, ilgili belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülecek. Hayvan bakımevi kurma zorunluluğu olmayan belediyeler ile il özel idareleri, sorumluluk alanındaki bu hayvanları en yakın hayvan bakımevine götürecek.
Belirtilen kaynağı ayırmayan belediye başkanı ve meclis üyeleri ile ayrılan kaynağı hayvan bakımevi kurmak, sahipsiz hayvanları toplamak, rehabilite etmek veya sahiplendirilinceye kadar bakmak için harcamayan veya bu kaynağı başka amaçlar için sarf eden belediye başkanı ve belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Söz konusu belediyeler 31 Aralık 2028’e kadar belirtilen hayvan bakımevlerini kurmakla ve mevcut bakımevlerinin koÅŸullarını iyileÅŸtirmekle yükümlü olacak.
Belediyeler, 31 Aralık 2028’e kadar hayvan bakımevleri kurmak, rehabilitasyon iÅŸlemlerini gerçekleÅŸtirmek ve sahipsiz hayvanlara sahiplendirilinceye kadar bakmak için kesinleÅŸmiÅŸ en son bütçe gelirlerinin binde 5’i oranında kaynak ayıracak. Bu oran, büyükÅŸehir belediyelerinde binde 3 olarak uygulanacak. Ayrılan ödenekler baÅŸka bir amaç için kullanılamayacak.
Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2025’e kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmak zorunda olacak.
Teklifle, sokakta bakıma ve korunmaya ihtiyacı olacak sahipsiz hayvan bulunmaması amaçlandığı için Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki “yerel hayvan koruma görevlileri”ne iliÅŸkin hüküm yürürlükten kaldırılacak.
Muhalefet milletvekilleri teklifin kabul edilmesine tepki gösterdi.
AK Parti Sözcüsü Çelik: Sahipsiz hayvanlara yönelik teklifin katliam yasası gibi sunulması haksızlık
AK Parti Genel BaÅŸkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sahipsiz hayvanlara yönelik kanun teklifine iliÅŸkin “Bunun böyle bir katliam yasası gibi sunulması büyük bir haksızlıktır ve meseleyi çözümsüzlüğe doÄŸru itmektir.” dedi.
Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısına ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Ömer Çelik, Erzurum Kongresi’nin 105’inci yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve milli mücadele kahramanlarını rahmet ve saygıyla andı.
Hatay’ın ana vatana katılışının 85’inci yıl dönümünde Atatürk’ün, “Hatay benim ÅŸahsi meselemdir.” sözlerini hatırlatan Çelik, bugün de Hatay’ın her bir Türk vatandaşının ÅŸahsi meselesi olmaya devam ettiÄŸini söyledi.

Atatürk’ün “Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.” ÅŸiarının Erzurum Kongresi ile birlikte bütün bir mücadeleye rehberlik ettiÄŸini dile getiren Çelik, bugün de aynı ilkelerin takipçisi olduklarını, milli sınırlar içerisinde vatanının bölünmezliÄŸi, ülkenin geleceÄŸi için siyaset kurumu olarak milletin verdiÄŸi ödevleri yapmaya devam ettiklerini belirtti.
Çelik, MKYK toplantısında Dış İliÅŸkiler BaÅŸkanlığının bütün Avrupa’daki seçimleri ve İran seçimlerini deÄŸerlendiren bir sunum yaptığını, Avrupa özelinde bakıldığında aşırı sağın yükseliÅŸi meselesini ve Avrupa’daki demokrasilerin bir bakıma balansının bozulmasını çok yakından takip ettiklerini söyledi.
Avrupa’da giderek merkez saÄŸ ve merkez sol partilerde bir zayıflama görüldüğüne dikkati çeken Çelik, bu zayıflamanın neticesi olarak da demokratik reflekslerin ve demokratik kurumların güç kaybettiÄŸini görmekten büyük bir endiÅŸe duyduklarını kaydetti.
Çelik, “Bu çerçevede baktığımızda demokrasinin dünyanın her tarafında güçlü olmasını savunduÄŸumuz gibi Avrupa’da da demokrasinin güçlü olması gerektiÄŸini, aşırı akımlardan korunması gerektiÄŸini ifade ediyoruz.” dedi.
Bu bakımdan çeşitli partilerle görüşmelerini sürdürdüklerini dile getiren Çelik, demokrasinin, demokratik değerlerin giderek kırılgan bir hale dönmesinde Avrupalı siyasetçilerin de kendilerini sorgulamaları gerektiğini belirtti. Çelik, şöyle devam etti:
“Pek çok meselede çifte standartlı davranışların, aslında kitlelerin demokrasiyle, demokratik deÄŸerlerle mesafeli hale gelmesinde çok büyük bir etkisi vardır. Bunu, Türkiye ile ilgili çifte standartta görüyorsunuz. Gazze meselesinde görüyoruz. Aşırı saÄŸcılar, faÅŸistlerin Müslümanlara yönelik, göçmenlere yönelik tavırları karşısındaki pasifizmde görüyoruz.
Sonuç olarak merkez saÄŸ ve merkez sol partiler erirken maalesef aşırı saÄŸ partilerin bu ÅŸekilde yükselmesi gibi bir sonuç çıkıyor. Bugün Fransa’daki seçimler, Almanya’daki seçimler, Belçika’daki seçimler, Avrupa’nın tamamının genelinde siyasi tablonun nasıl ÅŸekillendiÄŸiyle ilgili MKYK’miz kapsamlı bir deÄŸerlendirme yapıyor. Tabii ki daha sonra da Adalet Bakanlığımızın sunumu var ve Meclis çalışmalarının deÄŸerlendirilmesi var. Meclis takvimiyle ilgili gündemin ele alınması söz konusu olacak.”
“İki devletli çözüm en insaflı, en hakkaniyetli çözüm”
Gazze’nin birinci meseleleri olduÄŸunu vurgulayan Çelik, Gazze’de İsrail’in daha önceden Filistinliler için güvenli bölge olarak ifade ettiÄŸi yerlere bile saldırısının söz konusu olduÄŸunu söyledi.
Çelik, en son Uluslararası Adalet Divanı’nın, iÅŸgal altındaki yerleÅŸim yerlerinin gayrimeÅŸru olduÄŸunu ilan etmesine raÄŸmen İsrail’in aynı vahÅŸeti sürdürmeye devam ettiÄŸini vurguladı.
İsrail’in buradaki resmi söyleminin, “Hamas’a karşı, yapılan saldırılara karşı bir eylem gerçekleÅŸtirdiÄŸi” yönünde olduÄŸunu aktaran Çelik, ancak bunun herhangi bir ÅŸekilde İsrail’in güvenliÄŸini saÄŸlamaya dönük deÄŸil, tam tersine bütün bir bölge güvenliÄŸini tehlikeye atacak ÅŸekilde saldırgan, provokatif, soykırımcı bir katliam siyaseti olduÄŸunun net bir ÅŸekilde ortaya çıktığını kaydetti.
Çelik, bunun neticesinde de iki devletli çözümün en insaflı, en hakkaniyetli çözüm olduğu noktasında herkesin mutabakat içerisinde bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Pek çok devlet, İspanya’dan diÄŸer devletlere kadar pek çok Avrupa devleti de baÅŸta olmak üzere Filistin devletini tanımıştır. Tüm bunlar olurken Amerikan Kongresi’nin Netanyahu’yu konuÅŸmaya davet etmesi ise maalesef tam zıttı bir yönde hareket edildiÄŸini göstermektedir.
Burada hep beraber göreceÄŸiz ki birçok kiÅŸi kalkacak bu kadar katliama imza atmış olan Netanyahu’yu konuÅŸması sırasında ayakta alkışlayacak. Aslında orada yapılan her ayakta alkışlamanın insanlık deÄŸerleri üzerinde bir tepinme anlamına geldiÄŸini, insanlık deÄŸerlerini ayaklar altına almak anlamına geldiÄŸini bütün dünya görecek.
Bu konuÅŸmanın gerçekleÅŸmesi baÅŸlı başına bir ahlaki problemdir, bir siyasi problemdir, bir uluslararası deÄŸer problemidir. Ama bunun yanı sıra da ona verilen her destek, yapılan her alkış, ayaÄŸa kalkarak ortaya konulan her desteÄŸin de insanlık deÄŸerlerini ayaklar altına almak olduÄŸu nettir.”
“Yunan Savunma Bakanı geçmiÅŸteki söylemleri tekrar etmiÅŸtir”
Çelik, Kıbrıs’ın, Kıbrıs Türkü’nün, Kıbrıs Türk davasının önemli aÅŸamalarından olan Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünün coÅŸkuyla kutlandığını ifade ederek, şöyle konuÅŸtu:
“Bir kere daha Yunan Savunma Bakanlığının eÅŸ zamanlı olarak yaptığı açıklamalar, Barış Harekatı’nın arkasındaki deÄŸerlere nasıl bundan sonra da güçlü bir ÅŸekilde sahip çıkmamız gerektiÄŸini göstermektedir. Yunan Savunma Bakanı aynı saldırganlıkla geçmiÅŸteki söylemleri tekrar etmiÅŸtir. Bütün bunlar karşısında Barış Harekatı aslında Kıbrıs Türkleri’ni koruduÄŸu gibi oradaki Rumları da bu çetelerin elinden kurtaran bir sonuç doÄŸurmuÅŸtur.”
Gelinen noktada CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın ifade ettiÄŸi gibi federal çözümün mümkün olmadığını bütün dünyanın gördüğünü vurgulayan Çelik, “Yunan Savunma Bakanı’nın açıklaması da federal çözüm yönünde herhangi bir iradelerinin olmadığını, bütün Kıbrıs’ı yutmak istediklerini göstermektedir. Ama bu hiçbir ÅŸekilde mümkün olmayacaktır.” dedi.
“Afet konutlarının tamamını 2025 senesi bitmeden teslim edeceÄŸiz”
Çelik, MYK’nin ve MKYK’nin her zaman gündeminde olan konusunun deprem yaraları olduÄŸunu, 10 ili aynı anda vuran 6 Åžubat depremlerinin üzerinden 1,5 yıl geçtiÄŸini hatırlattı.
Åžimdiye kadar 76 binden fazla afet konutunun hak sahiplerine teslim edildiÄŸini, yıl sonuna kadar bu rakamın 200 bini bulacağını belirten Çelik, “Bir sonraki senenin sonunda da tamamını 2025 senesi bitmeden inÅŸallah vatandaÅŸlara teslim etmiÅŸ olacağız. Bu sebeple deprem bölgesindeki vatandaÅŸlarımız ÅŸunu bilsinler ki, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin gündem ne kadar yoÄŸun olursa olsun sürekli olarak onların konuları bizim gündemimizdedir ve takibimizdedir.” diye konuÅŸtu.
“VatandaÅŸlarımızı enflasyona ezdirmeme yaklaşımımız gündemimizdeki yerini koruyacak”
Ekonomik programın işleyişini siyaset kurumu olarak yakından takip ettiklerinin altını çizen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçen günlerde bir kredi derecelendirme kuruluÅŸunun Türkiye’nin notunu 2 kademe birden artırması, görünümü pozitif olarak koruması, enflasyon ve iç talepte ılımlaÅŸma baÅŸlamasıyla gelecek aylarda ve 2025’te enflasyonist baskıların azalacağına dair tespitleri, programın doÄŸru ÅŸekilde iÅŸlediÄŸini göstermektedir.
Burada bizim bu programa olan siyasi desteÄŸimiz en güçlü ÅŸekilde devam ederken ÅŸunun da bilinmesini isteriz, programın hayata geçmesiyle, programın mevzi kazanmasıyla birlikte vatandaÅŸlarımızı enflasyona ezdirmeme, emeklimizin, işçimizin, asgari ücretlimizin yanında daha çok bulunma, daha çok onlarla ilgili olarak daha ileri adımlara imza atma ÅŸeklindeki yaklaşımımız Orta Vadeli Program’ın ilerlemesine baÄŸlı olarak muhakkak surette gündemimizdeki en baÅŸ yerini korumaya devam edecektir.”
AÄŸustos ayı içerisinde partinin kuruluÅŸ yıl dönümünü kutlayacaklarını belirten Çelik, “Türkiye’de her türlü vesayete karşı sivil siyasetin üstünlüğünü savunmak üzere, Cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlanmasını gerçekleÅŸtirmek üzere ilerici ve devrimci adımlara imza attığımız, bunca yıldan sonra halen aynı ruhu koruyarak Türkiye’yi daha ileriye taşımak ÅŸeklinde bu kuruluÅŸ yıl dönümümüzde de ahdimizi tazeleyeceÄŸiz, vatandaÅŸlarımızla tekrar buluÅŸacağız ve geleceÄŸe daha büyük bir güçle bakacağız.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Bir gazetecinin, “Efendim sahipsiz hayvanlara iliÅŸkin kanun teklifinde ‘ötanazi’ ifadesi kaldırıldı. Fakat muhalefetle uzlaÅŸma saÄŸlanamadı. Sizce muhalefet ne istiyor? Bir de bununla baÄŸlantılı olarak CHP’li bir il baÅŸkanı, ‘Tarihi bir direniÅŸe hazır olsunlar, iki aÄŸaç kesildi diye nasıl sokakları gümbür gümbür titrettiysek eÄŸer can dostlarımıza dokunurlarsa aynı ÅŸekilde mücadelemizi vereceÄŸiz’ dedi. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?” sorusunu Çelik, şöyle yanıtladı:
“Ötanazi ifadesinin düzeltilmesi ve veterinerlikle ilgili yasaya atıf yapılmasıyla ilgili bir düzenleme söz konusu. Burada esas mesele, yani ortada bir problem yok da biz bununla ilgili bir yasal düzenleme yapıyor deÄŸiliz. İnsanımızın canını yakan bir mesele var. Çocuklar saldırıya uÄŸruyor, yaÅŸlılar saldırıya uÄŸruyor, sokaklarda bir durum var. Yani burada bunu böyle yine her zaman söylediÄŸim, insan bu kainatta tek başına yaÅŸamıyor. DoÄŸada bir sürü varlıkla beraber yaşıyor. Bitkilerle beraber yaşıyoruz, hayvanlarla beraber yaşıyoruz.”
“Bunun katliam yasası gibi sunulması büyük bir haksızlık”
Çelik, doÄŸada, dünyayı ve kainatı paylaÅŸan bütün canlılara hürmet ve saygı gösterilmesi gerektiÄŸine dikkati çekerek, “Bakın dün de bir görüntü gerçekleÅŸti. Bir hanımefendiye sokak köpeklerinin saldırısı söz konusu oldu. Ondan evvel biliyorsunuz birçok çocukla ilgili bu saldırılar söz konusu oldu. Arzu ettiÄŸimiz ÅŸey bu manzaraları sokaklarımızda görmemektir. Ama bunun böyle bir katliam yasası gibi sunulması büyük bir haksızlıktır ve meseleyi çözümsüzlüğe doÄŸru itmektir.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Söz konusu yasada bir kademelendirme sistemi olduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:
“O kademelendirme çerçevesinde sahiplendirmeden tutun da barınaklara alınmasına kadar bir sürü mekanizma var, bir sürü kademe var, büyük bir eylem planı var. En sonunda herhangi bir ÅŸekilde hastalık yayma tehlikesi olan ya da saldırganlaÅŸmış hayvanlarla ilgili olarak bu düzenleme söz konusu. Esasında bu insanımızı koruma konusunda, çocuklarımızı koruma konusunda, yaÅŸlı insanlarımızı koruma konusunda yüksek bir irade, bir kararlılık olduÄŸu gibi aynı zamanda da bu hayatı paylaÅŸtığımız hayvanları koruma konusunda da bir iradedir.
Bunu böyle bir ucundan tutup baÅŸka yerlere doÄŸru götürmenin bir ÅŸeyi yoktur. Yani biz ÅŸunda net bir tutum takınmalıyız. Herhangi bir ÅŸekilde sokaklarda çocuklarımızın, yaÅŸlı insanlarımızın bu saldırılara uÄŸramasını hiçbir ÅŸekilde kabul edemeyiz. İnsanların, ‘Okula gidemiyoruz, biz camiye gidemiyoruz, saldırıya uÄŸruyoruz, tarlaya gidemiyoruz’ gibisinden, yani bunu sadece ÅŸehir merkezlerinde gördüğümüz bölgelerdeki gibi düşünmeyin. Bunu asla kabul edemeyiz. Bunun ötesinde de bunu bir katliam yasası gibi sunmak da son derece yanlıştır.”
Çelik, kendi siyasetlerinin temelinde bütün varoluÅŸa saygı ve bütün varlıklara merhametle yaklaÅŸma olduÄŸuna iÅŸaret ederek, “Herhangi bir ÅŸekilde bu deÄŸerlerden vazgeçtiÄŸimizi kimse iddia etmesin. Sonuçta bahsettiÄŸiniz o kelimenin deÄŸiÅŸtirilmesi, veteriner kanununa atıf yapılması da gördüğünüz gibi bizim burada ortak akılla bir meseleyi çözmek istediÄŸimizi, bir mutabakat oluÅŸturmak istediÄŸimizi net bir ÅŸekilde gösteriyor.” diye konuÅŸtu.
CHP EskiÅŸehir İl BaÅŸkanı Talat Yalaz’ın, “Tarihi bir direniÅŸe hazır olsunlar, iki aÄŸaç kesildi diye nasıl sokakları gümbür gümbür titrettiysek eÄŸer can dostlarımıza dokunurlarsa aynı ÅŸekilde mücadelemizi vereceÄŸiz.” sözlerine iliÅŸkin Çelik, ÅŸunları söyledi:
“Tabii ki demokratik protesto hakkının başımızın üzerinde yeri vardır. Åžiddete baÅŸvurmamak koÅŸuluyla vatandaÅŸlarımızın demokratik protesto hakkına yüksek bir saygıyla yaklaşırız. Bununla ilgili herhangi bir eleÅŸtirimiz olmaz. Ama sizin de bahsettiÄŸiniz konuyla ilgili haberin tamamına bakarsak Türkiye’nin geçmiÅŸte yaÅŸadığı birtakım kötü günlere, birtakım kötü uygulamalara atıf yaparak bir hak savunuÅŸu içinde olduÄŸunu iddia etmek yanlıştır. Ayrıca ÅŸunu da söylemek isterim, hayvan hakları mücadelesi tarih boyunca hümanizmin geniÅŸletilmesiyle, hümanizme eklenen insan sevgisinin daha da büyümesiyle ortaya çıkan bir mücadeledir. Tutup da bunu ‘Yakarız, yıkarız, şöyle yaparız’ gibi bir meseleye sokmak aslında bu mücadeleyi verenlere de hem insanlara saygısızlıktır, hem hayvan hakları mücadelesini doÄŸru bir zeminde vermiÅŸ insanlara da saygısızlıktır.”
ABD BaÅŸkanı Biden’ın yarıştan çekileceÄŸini açıklaması
Çelik, ABD BaÅŸkanı Joe Biden’ın, seçim yarışından çekileceÄŸini açıklaması ve Kamala Harris’in Demokratlar’ın adayı olabileceÄŸi iddialarına iliÅŸkin soru üzerine, ÅŸunları kaydetti:
“Biz bütün demokrasilerle ilgili olduÄŸumuz gibi için Amerikan demokrasiyle de ilgiliyiz. Bu çerçevede baktığımızda bir yerden almak isterim bu cevabı. Bu suikast giriÅŸimi meselesi son derece tehlikelidir. Yani siyasetin, ÅŸiddeti topyekun dışlaması gerekir. Bir baÅŸkan adayına dönük olarak böyle bir suikast giriÅŸiminin ortaya çıkması, daha sonra da iddia edilen birtakım zaaflardan bahsedilmesi tabii ki ciddiyetle soruÅŸturulmalıdır. Çünkü Amerika’daki demokratik kurumlar ve demokratik iÅŸleyiÅŸlerle ilgili ortaya çıkacak zaaflar bütün dünyayı etkileyecektir. Tabii ki Amerikan demokrasinin iÅŸleyiÅŸine büyük eleÅŸtirilerimiz var. Tabii ki Amerikan -Kongresi’nin Netanyahu’yu davet edip konuÅŸmaya, bu kadar Gazze’deki katliamdan sonra böyle bir iÅŸe imza atmasına büyük eleÅŸtirilerimiz var. Bunu aslında demokratik deÄŸerlere aykırı bir durum olarak görüyoruz. Amerikan demokrasisi açısından da bir zaaftır bu.”
Siyasette bir tıkanma gözlemlendiÄŸini belirten Çelik, “İster Demokratlar’ın adayı seçilsin, ister Cumhuriyetçiler’in adayı seçilsin, sonuçta Amerikan halkının iradesine saygılıyız. Ama ÅŸunu söylemek isterim. Hem hükümet olarak, kabine olarak, hem de parti olarak hangisi seçilirse seçilsin, hangi argümanlarla çalışacağımıza, hangi dosyalarla çalışacağımıza dair bizim hazırlığımız tamdır. Tabii ki yakından izliyoruz.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
Çelik, parti olarak sadece ABD’deki siyasi durumu deÄŸil, tüm ülkeleri yakından takip ettiklerini ifade ederek, “Belçika’daki durumu da yakından takip ediyoruz, Almanya’dakini de, İngiltere’dekini de, diÄŸer hususları da yakından takip ediyoruz. Ama tabii önümüzdeki birkaç ay Amerikan seçimleri ayı olacak ve hangi politikaların deÄŸiÅŸeceÄŸine dair bütün dünyanın peÅŸinde koÅŸacağı sorular olacak. Biz de burada yakından takip edeceÄŸiz.” dedi.
CHP Genel BaÅŸkanı Özgür Özel’in söylediÄŸi ifade edilen “Kürtler kendini eÅŸit hissetmediÄŸi sürece mücadele edeceÄŸiz’ sözlerine yönelik soruya şöyle cevap verdi:
“Sayın Özel’in bu cümlenin altını doldurması gerekir. Åžunu söylemek isterim ki tarihi olarak geç kalmış bir açıklama çünkü Kürt vatandaÅŸlarımıza dönük eÅŸitsizlikle ilgili uygulamalar, birtakım eylemler, geçmiÅŸ zamanda ortaya konulmuÅŸ birtakım yanlış uygulamalar AK Parti’nin iktidara geldiÄŸi 2002 yılından bugüne kadar yaptığımız reformlarla, ortaya koyduÄŸumuz düzenlemelerle anayasal vatandaÅŸlık temelinde bütün yurttaÅŸlarımızın kendi kimlikleri konusunda eÅŸit hak ve hürriyetlere sahip olması, hak ve hürriyet düzeninin bütün vatandaÅŸlarımıza yansıyacak ÅŸekilde düzenlenmesi için büyük adımlar attık. TRT’de bununla ilgili kanal açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı temel eserleri bastı, yasaklarla ilgili birçok düzenlemeyi kaldırdık.”
“Milli Birlik ve KardeÅŸlik Projesi”nde silah bıraktırılması için güçlü bir iradenin de ortaya konulduÄŸunu belirten Çelik, “Sayın CumhurbaÅŸkanı’mız o zaman ‘Silahlarını gömsünler ve Türkiye’yi terk etsinler’ ÅŸeklinde bir irade ortaya koydu. Burada Türkiye yumuÅŸak güç ve sert güç anlamında; hem terörle mücadele hem de bu tip alanların yaratılması anlamında büyük iÅŸlere imza attı.” dedi.
“Anakronik bir açıklama olmuÅŸ”
Çelik, Kürt vatandaÅŸlara yönelik eÅŸit olmayan uygulamaları ortadan kaldırırken karşılarında CHP’nin olduÄŸunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hatta konuÅŸmaları yapan arkadaÅŸlarımıza, o konuÅŸmaları yaptırmamak için, o düzenlemeleri yaparken CHP karşı çıkıyordu, onların aktörleri en sert açıklamaları yapıyordu. Hatta biz o zaman onlara, kendi parti programlarında halen internette olan metinleri hatırlatıyorduk. Dolayısıyla, Sayın Özgür Özel’in açıklaması, biraz KılıçdaroÄŸlu’nun ‘Başörtüsü sorununu çözeceÄŸiz’ gibi tarihi olarak anakronik bir açıklama olmuÅŸ. En zor zamanlarda, yargı vesayetinin ve askeri vesayetin en ağır zamanlarında biz bu meseleleri çözmek için büyük adımlar attık.”
Çelik, demokratik reform sürecinin ucu açık bir süreç olduÄŸunu da belirterek, “Bu çerçevede konuÅŸulacaksa Türkiye’de vatandaÅŸlarımızın demokratik standartlardan daha yüksek düzeyde faydalanması, anayasal vatandaÅŸlık konusunda daha yüksek düzeydeki normlarla karşılaÅŸması anlamında, Yüce Meclis zaten bir sürü çalışma yapıyor. Ama özel olarak belli bir konuya dönük olarak bu açıklamayı yaptığınızda, kullandığınız söylem baÅŸka bir yere düşmüş oluyor. Bu da Türkiye’nin genel demokratikleÅŸme perspektifinden kopuk, marjinal bir yaklaşım haline geliyor.” diye konuÅŸtu.
“Dosya, kendi dinamikleri içerisinde olgunlaÅŸmaya devam ediyor”
Çelik, Türkiye ile Suriye arasındaki görüşme takvimine ilişkin soru üzerine dosya üzerinde çalışmaların devam ettiğini bildirdi.
İstihbarat kurumlarının belli aralıklarla bu konu üzerinde görüştüğünü belirten Çelik, şöyle devam etti:
“İstihbarat kurumlarının olgunlaÅŸtırdığı dosya, siyasi bir dosya haline gelip DışiÅŸleri Bakanları arasında bir trafik baÅŸladıktan sonra, DışiÅŸleri ve Milli Savunma Bakanlarının oluÅŸturacağı bir çerçeve Sayın CumhurbaÅŸkanı’mıza, Suriye Devlet BaÅŸkanı’na sunulur. Onunla ilgili mutabakat ortaya çıktıktan sonra takvim ortaya çıkar. Sayın CumhurbaÅŸkanı’mız, tabii ki bu dosyanın gerçekleÅŸmesiyle birlikte bu daveti yapacaklarını ifade ettiler. Bu, ikili bir ÅŸekilde mi olur, bir baÅŸka ülkenin arabuluculuÄŸunda mı olur, bu da olgunlaÅŸması gereken bir süreç. Dosya, kendi dinamikleri içerisinde olgunlaÅŸmaya devam ediyor.”
Kaynak: AA
