Soylu: İkna çalışmalarıyla bu yıl 48 terörist örgütten ayrıldı

İçişleri Bakanı Soylu, başlattıkları ikna çalışmalarıyla bu yıl 48 teröristin örgütten ayrıldığını bildirdi.

İçiÅŸleri Bakanı Süleyman Soylu, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda gündeme iliÅŸkin soruları yanıtladı, deÄŸerlendirmelerde bulundu.

 

Elazığ depreminin meydana geldiÄŸi 24 Ocak’tan bu yana mesaisinin büyük bölümünü bölgede geçirdiÄŸi belirtilerek, “Elazığ, Malatya ve Van’ı etkileyen depremlerin ardından yardım ulaÅŸtırılamayan yer kaldı mı, genel durum nedir?” soruları yöneltilen Soylu, 24 Ocak’taki depremden bir ay önce 4,9 büyüklüğünde bir Sivrice depremi daha olduÄŸunu anımsattı.

Soylu, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın talimatıyla Sivrice’ye gittiÄŸini, hükümet politikasının ve lider yönetim anlayışının gereÄŸi bunu yerine getirdiÄŸini söyledi.

Geçen yıl eylül ayında gerçekleÅŸen İstanbul’daki 5,8’lik depremden sonra kırmızı alarm verdiklerini anlatan Soylu, “Bizim hükümetimiz döneminde ÅŸekillenen, her türlü detayı hazırlanan, tüm kurumlara bu konudaki sorumluluklarını veren ve sürekli olarak saha tatbikatlarından masa tatbikatlarına kadar tüm tatbikatları gerçekleÅŸtiren, planı güncelleyen, bütün afetlerde hangi kurumun ne yapacağını ortaya koyan Türkiye Afet Müdahale Planımız var.” diye konuÅŸtu.

Soylu, burada 28 ulusal, 26 yerel çalışma grubu bulunduÄŸunu, bu çalışma gruplarıyla İstanbul’da eylül ayından bugüne kadar 300’e yakın toplantı yaptıklarını, bunların 5’ine kendisinin baÅŸkanlık ettiÄŸini dile getirdi.

Her bir toplantının ortalama 7-8 saat sürdüğünü ifade eden Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İstanbul’da deprem olduÄŸunda trafik güvenliÄŸi ne olacak, yardım nasıl gelecek, definler nasıl gerçekleÅŸecek, hastanelerin tahliyeleri nasıl olacak, karayolları, ulaÅŸtırma ne yapacak, sivil toplum örgütleriyle organizasyonu, koordinasyonu nasıl kuracağız, toplanma, barınma yerleri nasıl çözülecek? İşin siyasetini yapmak kolay, sözü, lafı üretmek de kolay, eksikleri bulabilmek de kolay ama meseleyi hal yoluna koyup, Allah muhafaza böyle bir problemle karşı karşıya kaldığımızda tüm kurumları aynı anda harekete geçirebilmek, aynı anda harekete geçirdikten sonra bir senkronizasyonla, bir uyumla orada vatandaÅŸa devletin planının hazır olduÄŸunu ve bu konuda depremden sonra hem yaraları çabuk sarabilmek hem depremden etkilenen, etkilenmesi beklenen can ve mal kayıplarının minimuma indirilmesi konusunda tüm sorumluluklar Türkiye Afet Müdahale Planı’nda çok net ÅŸekilde ortaya konulmuÅŸtur.”

“Devlet kendine ait bir tecrübe çıkardı”

Bakan Soylu, her ay bir temayla birlikte vatandaşlara, tüm kurumlara, konunun ilgililerine Türkiye Afet Müdahale Planı çerçevesinde neler yapılması gerektiğini ortaya koyduklarına işaret ederek, bunun için çok yoğun bir çalışma gerçekleştirildiğini bildirdi.

“Daha önceki depremlerde karşılaÅŸtık. Yardımların havalarda uçuÅŸtuÄŸu, araçlara el konulduÄŸu, günlerce çadırın gitmediÄŸi birçok olayla karşı karşıya kaldık. Bunların hepsinden Türkiye Cumhuriyeti devleti kendine ait bir tecrübe çıkardı.” diyen Soylu, devlet odaklı bir yapının yanında sivil toplum örgütleriyle beraber de hareket ettiklerini ve bu sistemin iÅŸlediÄŸini aktardı.

Sivrice depreminin ardından 2,5 saat içinde bölgeye ulaştıklarını belirten Soylu, bölgeye varır varmaz arama-kurtarma, barınma ve gıda, geçici konaklama ve kalıcı konutlara yerleşme konularında dört ayrı planlama gerçekleştirdiklerini söyledi.

Süleyman Soylu, Türkiye’nin arama-kurtarma konusunda önemli bir yetkinlik içerisinde olduÄŸunu, zorlu enkazlara raÄŸmen 45 vatandaşın enkazdan saÄŸ çıkarıldığını dile getirdi.

Bütün çalışma gruplarının başında bir kurumun bulunduÄŸunu, örneÄŸin beslenme grubunun başında da Türk Kızılayın olduÄŸunu, çadır yönetimi, bağışlar, yardımlar ve tüm koordinasyonu AFAD’ın yaptığını anlatan Soylu, şöyle devam etti:

“Dikkat ederseniz burada bu depremde, Van’da da öyle, yardımların birtakım sivil toplum kuruluÅŸları tarafından kendi başına dağıtılmalarına müsaade etmedik. Bu bizim kararımız deÄŸil, bu Türkiye Afet Müdahale Planı’nın kararı. Biz sistemi iÅŸletiyoruz. Sistemi iÅŸlettiÄŸimiz için de bazıları siyasal deÄŸerlendirme de yaptılar. Varsın yapsınlar, bunun çok büyük bir önemi yok. Önemli olan sistemin doÄŸru yürütülmesidir. Mesela oradaki giyim ve gıda yardımlarının ve deponun toparlanma meselesi de sosyal yardımlaÅŸma ve dayanışma vakıflarının sorumluluÄŸu altındadır.”

Soylu, bu depremde iki meseleden çok etkilendiÄŸini belirterek, bunlardan birincisinin gönüllülük olduÄŸunu, Türkiye’nin her tarafından sivil toplum kuruluÅŸlarının yüksek bir gayretle gönüllü ÅŸekilde çalıştığını anlattı. İkinci konunun da sosyal rehabilitasyon olduÄŸunu dile getiren Soylu, “Åžu ana kadar Elazığ ve Malatya’da yaklaşık 150 bin kiÅŸiye sosyal rehabilitasyon uygulandı.” bilgisini verdi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının birimleri, Diyanetin manevi rehberleri, Milli Eğitim Bakanlığının rehber öğretmenleri, Belediyenin özel kurduğu birimler, Kızılay, Gençlik ve Spor Bakanlığının gençlik rehberleri, bazı üniversitelerden psikologlar, sosyologlar, Sağlık Bakanlığı, UMKE, il emniyet müdürlüğünün toplumsal destek polisi, il jandarma komutanlığı gibi pek çok birimin çok önemli bir çalışma ortaya koyduğunu ve koymaya devam ettiğinin altını çizen İçişleri Bakanı Soylu, şunları kaydetti:

“Hepsi yukarıdan aÅŸağı senkronize edildi ve herkes, özellikle sınava girmeyi bekleyen çocuklarımız bütün bunlar üzerinde elden geldiÄŸince herkes çaba sarf etti. İnsanların deprem travmasını unutabilmesi, hayatını normalleÅŸtirebilmesi ve deprem bölgesinde olduÄŸumuzun unutulmaması ve sürekli bunlarla karşı karşıya kalabileceÄŸimiz ama buna hazırlıklı olabilmemiz ve kendi travmamızı atlatabilmemiz konusunda ciddi bir sosyal rehabilitasyon gerçekleÅŸtirildi.”

“Dünyada bu kadar hızlı hasar tespitinin yapıldığı bir ülke yok”

Deprem sonrası hasar tespitlerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yaptığını belirten Soylu, dünyada bu kadar hızlı hasar tespitinin yapıldığı bir ülkenin bulunmadığını söyledi.

Hem Malatya hem de Elazığ’da ekiplerin çok ciddi hasar tespiti yaptığını ifade eden Soylu, “Bizim ilk tespit etmek zorunda olduÄŸumuz ÅŸudur; biz bir riskli bina tespit etmiyoruz, biz, depremden etkilenen binayı tespit etmeye çalışıyoruz.” diye konuÅŸtu.

Soylu, bu tespitle, depremden etkilenme oranında vatandaÅŸa nelerin yapılabileceÄŸinin deÄŸerlendirildiÄŸini dile getirerek, bu kapsamda Elazığ ve Malatya’da günde 60 bin öğün sıcak yemek dağıtıldığını, 41 bin öğünün dağıtılmaya devam edildiÄŸini aktardı.

Van’da ise öğlen 8 bin, akÅŸam ve sabah 5 bin öğün yemek çıkarıldığını söyleyen Soylu, burada da riskli ve hasarlı binaların tespit edildiÄŸini kaydetti.

Bakan Soylu, “VatandaÅŸlarımızın yıkılan binaları, acil yıkılacak binaları, çok ağır hasarlı olarak tespit edilen binalarının paralarını, kanunun da önüne geçerek ödemeye baÅŸladık.” ifadelerini kullandı.

Deprem bölgelerinde, devletin yemeÄŸiyle, giysisiyle, gıda kolisiyle vatandaÅŸa kendi başına kaldığını hissettirmemeye çalıştığını vurgulayan Soylu, “Bir giyim market kuruldu, ben hayatımda böyle bir ÅŸey görmedim. ArkadaÅŸlarımıza minnettarız. Öyle ortak akıllarla, o kadar güzel ÅŸeyler çıktı ki o masanın etrafında…” diye konuÅŸtu.

“500’ün üzerinde taşıma gerçekleÅŸtirdik”

VatandaÅŸlardan, deprem ve afetlerde “eski elbise göndermemelerini” isteyen Soylu, “Bu, bizim oradaki çalışma zamanımızı alıyor. İstemiyoruz böyle bir ÅŸey. Yeni gönderiyorsanız başımızın üzerine ama eski ne olursunuz göndermeyin.” dedi.

Soylu, afet bölgelerine gönderilen eski kıyafetlerle ilgili bir çalışma yaptıklarını, bunları temizleyip, paketleyip yurt dışında çok ihtiyaç olan bölgelere göndereceklerini anlattı.

AFAD’ın koordinasyonunda TV8’de düzenlenen yardım kampanyasının çok baÅŸarılı geçtiÄŸini, 60 milyon liranın üzerinde para toplandığını aktaran Soylu, böyle bir afette milyonlarca insanın duygudaÅŸlık yapabilmesinin önemine iÅŸaret etti.

Soylu, bunun dışında AFAD olarak bir yardım kampanyası açmadıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

“VatandaÅŸlarımız 60 oradan, 45 de kendiliÄŸinden toplam 105 milyon lira AFAD’a yardım yaptı. 48 milyon lira civarında da Kızılay bir yardım toplamış oldu. Toplam 153 milyon lira civarında bir yardım geldi. Åžu ana kadar ayni ve nakdi olarak, kendi depolarımızdaki çadırlarımız, konteynerlerimiz, gıdalarımız, battaniyelerimiz, yataklarımız, ısıtıcılarımız, sobalarımız, her ÅŸeyimizle beraber toplam bizim harcadığımız para 460 milyon lira. Bunun 60 milyon lirasını Malatya ve Elazığ’da acil kira ve taşınma yardımı olarak kullandık. Orada taşınma paraları yükseldi. Biz hemen jandarmanın araçlarını devreye soktuk. Åžu ana kadar 500’ün üzerinde taşıma gerçekleÅŸtirdik. Orada kamyonlar duruyor.”

“Muhtarlarla WhatsApp grubu kurduk”

Bu depremler sonrası çok tecrübe elde ettiklerini, Elazığ’da yaÅŸanan depremin her saniyesinde akıllarında İstanbul’un olduÄŸunu belirten Soylu, olası büyük İstanbul depremine iliÅŸkin “Büyük İstanbul planı hazırlıyoruz. Bundan vatandaşımızın emin olmasını isteriz.” dedi.

Bakan Soylu, yaptıkları toplantılarda olası depremde “trafikte İstanbul’da ne yapmalıyız” gibi konuların konuÅŸulduÄŸunu, tecrübelerin paylaşıldığını aktararak, şöyle konuÅŸtu:

“Oraya baÅŸka yerlerden 10 kaymakam çektik. Her birini ayrı alanlara verdik. Her birisi o kadar yüksek bir iÅŸtahla çalıştı ki… Sivil toplum örgütleri, AFAD, saÄŸlık… O masanın etrafındaki herkes, kömürü getiren, dağıtan, il jandarma komutanlığı… Bazen bütün köyleri, il jandarma komutanlığına iki defa tur attırdık bir ihtiyaç, eksik var mı diye. Orada toplumun bütün kesimleriyle bir araya geldik.”

Muhtarlarla WhatsApp grubu kurduklarını da dile getiren Soylu, “Hala bu WhatsApp grubumuz devam ediyor muhtarlarla. Talepler hızla akıyor. Bir muhtarımız da var Elazığ’dan o da talepleri yaÄŸdırıyor. Ben de bir cümle yazdım, dedim ki ‘Bu depremin bana öğrettiÄŸi bir gerçek var, bizim muhtar bakan oldu, ben de aza oldum.’ Tabii gülüşmeler oldu.” diye konuÅŸtu.

“Sabırlı olmak önemli”

Soylu, vatandaşın karşı karşıya kaldığı travmayı atlatmaya çalışırken yetkililere her türlü davranabileceğini ifade ederek, sabırlı olmanın, alttan almanın, vatadaşın dediğini yapmanın önemine işaret etti.

Bir taraftan muhtarlarla, bir taraftan sivil toplum örgütleriyle, gönüllülerle, bir taraftan diğer kurumlar ve teşekküllerle deprem bölgelerine yardım götürüldüğünü belirten Soylu, yardımı tek alana dağıtmadıklarını, 4-5 ayrı yapı içerisinde bu yardımı dağıtmaya çalıştıklarını aktardı.

“Bir yılda biz Elazığ’ı, Malatya’yı normalleÅŸtireceÄŸiz”

Van’daki depremin ardından hemen köylere gittiklerini anımsatan Soylu, buralarda yaÅŸayanlara neler yapılacağını, nasıl yapılacağını teker teker meydan toplantısıyla anlattıklarını ifade etti. VatandaÅŸlara, “Merak etmeyin, Sayın CumhurbaÅŸkanımızın size geçmiÅŸ olsun dilekleri var. Hükümetimiz, devletimiz yanınızda. Bu hasar buradan kaldırılıncaya kadar yanınızda olacağız.” dediklerini aktaran Soylu, bir köyde hasarlı olan ahırdan bir hayvanı çıkardığına iliÅŸkin anısını aktardı.

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın gün içerisinde kendilerinden bölgeye iliÅŸkin haber aldığını ifade eden Soylu, ErdoÄŸan’ın depremler konusunda yoÄŸun bir tecrübeye sahip olduÄŸunun altını çizdi. CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın yol göstermesiyle ilgili bakanlarla koordinasyon halinde ÅŸehrin ekonomik hayatına dönmesi için bir sistem kurduklarını belirten Soylu, “Bir yılda biz Elazığ’ı, Malatya’yı normalleÅŸtireceÄŸiz.” dedi.

“Bu hazırlığı iyi bir ÅŸekilde yapacağız”

Bu kapsamda ilgili bakanlıklarla şehrin hem ekonomik, ticaret hayatını hem sosyal hayatını düzenleyebilecek, bütün kurum ve kuruluşlarla bir yıllık bir takvim çizdiklerini dile getiren Soylu, şöyle konuştu:

“Bunu çok rahat bir takvim olarak söylüyorum. Önümüzdeki nisan ayının sonunda ki muhakkak Sayın CumhurbaÅŸkanımız bunu öne çektirecektir ama önümüzdeki nisan ayının sonunda genel perspektif olarak, Elazığ’da da ilgili yerlerde de Malatya’nın ilgili ilçelerinde, DoÄŸanyol, Pütürge, Kale, Sivrice’de, oralarda hayat normale dönecek ve baÅŸka bir ÅŸey yapılacak burada. O da Sayın CumhurbaÅŸkanımızın hem ideali hem hayali hem de belki de bundan önce sürekli olarak kafasında düşündüğü ve burada da hayata geçirdiÄŸi, özellikle köylerde yıkılan konutların, mesela Van, Sivrice, Battalgazi, Elazığ Merkez köylerinde öyle olacak, ‘çelik konstrüksiyondan evler.’ Bu ÅŸu demek, bundan sonra daha rahat, daha güvenilir, daha konforlu bir ÅŸekilde hayatı oralarda devam ettirmek zorundayız. Yani insan bir sokulduÄŸu yerden bir daha sokulmamalı. Bu hazırlığı iyi bir ÅŸekilde yapacağız.”

“Elbette savuracak halimiz yok”

Soylu, “Biz yıkıyoruz, kimse kusura bakmasın hasarlı binayı yıkarız, burada vatandaşı oturtmayız. Biz vatandaşımıza kira yardımını yaparız, acil konut hizmetlerini yerine getirmeye çalışırız. Her türlü desteÄŸi ortaya koyarız ama vatandaşımızı orada hasarlı, ağır hasarlı, yıkılması gereken binada bir ÅŸekilde oturtamayız”ı gösterdiklerini anlatarak bütün sistemi bunun üzerine kurduklarını vurguladı.

“EksiÄŸimiz, aksağımız yok mu?” diye soran Soylu, “Bu iÅŸlerde eksiÄŸin, aksağın olmaması mümkün deÄŸil. Eksik, aksak muhakkak vardır ama gayret, samimiyet, plan, koordinasyon var ve gücümüz yettiÄŸince de vatandaşımızın bu konudaki taleplerini karşılamak konusunda irademiz de var. Allah’ımıza şükürler olsun, devletimiz güçlü. Elbette savuracak halimiz yok. Savurgan olmayacağız. Planlı, programlı, disiplinli, yapabildiÄŸimizi yapabileceÄŸimiz, bütçemizi iktisatlı bir ÅŸekilde kullanabileceÄŸimiz ama hedefe de varılabileceÄŸimiz bir deprem yönetim anlayışı ortaya koyduk.” diye konuÅŸtu.

“Türkiye, depremdeki paraları topladı, ne yaptı?” ÅŸeklindeki soruları hatırlatan Soylu, Türkiye’de binlerce okulun yenilendiÄŸini, ÅŸehir hastanelerinin yapıldığını aktardı.

Soylu, Elazığ’daki 6,8’lik depremin ÅŸehir hastanesine yansımasının 3,1 büyüklüğünde olduÄŸuna iÅŸaret ederek tüm binaları depreme dayanıklı hale getirerek çalışmalar yürüttüklerini anlattı.

1999’dan sonra en son geçen yıl çıkarılan yönetmelikle ve alınan kararlar çerçevesinde çalışmaların yapıldığını belirten Soylu, “Bunları elbette ki ülkemizin ekonomik gücüyle, ülkemizin gelirleriyle mütenasiptir, yani uyumludur. Åžunu söylemek gerek, deprem konusunda Türkiye, geçmiÅŸ tecrübelerin ve geçmiÅŸ acıların bir daha yaÅŸanmamasını temin etmek için elinden gelen bütün gayreti ortaya koymaktadır. Hem Türkiye afet müdahale planıyla hem kentsel dönüşümle.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

“SiyasallaÅŸtırmamak lazım”

Soylu, kentsel dönüşüm konusunun siyasallaÅŸtırıldığını aktararak “Ne olursunuz bu iÅŸe siyaset bulaÅŸtırmayalım, siyaset karıştırmayalım. Åžu söylenebilir: ‘Åžurada ÅŸu eksiÄŸiniz var, ÅŸurada ÅŸu eksiÄŸi yapın.’ ama bunun üzerinden ‘Kentsel dönüşümü rantsal dönüşüme döndürüyorsunuz.’ dediÄŸiniz andan itibaren çok doÄŸal olarak demokrasinin içerisinde siyaset de bakar, bürokrasi de bakar, ‘Acaba ben ne yapıyorum, bunu böyle mi yapmak lazım.’ diye. Bu sefer iÅŸ yavaÅŸlar ve çekingen adımlar atılmaya baÅŸlar.” ifadelerini kullandı.

Bunun maliyetini de milletin ve çocukların ödediğine dikkati çeken Bakan Soylu, şunları kaydetti:

“Birçok ÅŸehit cenazesiyle karşı karşıya kalıyoruz, hepimiz saf tutuyoruz. Depremlerde, afetlerde, sellerde insanlarla karşı karşıya kalıyoruz, tabutlar önümüzde. Ben geçen gün 9 tabutun önünde namaz kıldım. Yani ölüm hak, buna inanıyoruz, Müslümanız ama çocukların tabutuna tahammül edemiyorum. Hakikaten tahammül edemiyorum. Onun için çocuklarımızın geleceÄŸi için bunu bir vesileyle siyasallaÅŸtırmamak lazım. İşin doÄŸrusu budur. Ufacık bir tabut ve çocuk bu yani. Onun için burada yapılması gereken, ÅŸunu çok açık söyleyeyim, bunu siyasallaÅŸtırmamak lazım. Burada hakikaten devlet bütün varlığıyla, elimizdeki parasal, ekonomik güç, imkanlarımız neyse bunu hep beraber yapmaya çalışıyoruz ama bu bedeli siyaset yapıp, buradan siyasal istismar ortaya koyup… Dikkat edin, ne ben ne de bakanlarım, bize bu kadar söz söylenmesine raÄŸmen o bir ay içerisinde vallahi, billahi bir tek siyasi kelam ortaya koymadık. Çünkü o alanı biz siyasetten izole etmeye çalıştık. Onu vatandaşımızın bir güven alanı olarak inÅŸa etmeye ve belirlemeye çalıştık.”

İçişleri Bakanı Soylu, konuşması sırasında çocuk cenazelerinden söz ederken gözyaşlarını tutamadı.

“İmralı’daki yangınla ilgili bir risk söz konusu deÄŸil”

Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın da hükümlü bulunduÄŸu İmralı Adası’nda çıkan orman yangınına yönelik soru üzerine Soylu, konuyu sabah Bursa Valisi ile görüştüklerini belirterek “İmralı’daki cezaevinin çok ötesinde, çok uzağında köşede bir yerde yangın, risk söz konusu deÄŸil.” bilgisini paylaÅŸtı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile de temasa geçtiklerini, hemen bir helikopterin kalktığını, denizden yangın söndürmeyle ilgili gerekli çalışmaların da yapıldığını anlatan Soylu, “Bir lodos var ama zannediyorum yakın zamanda müdahale edilip söndürülür. Büyük bir yangın deÄŸil ama müdahalenin hemen yapılmasını teminen herkes gayret gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Soylu, yangının sebebinin henüz belli olmadığını ama Karadeniz’de de yangınların çıktığını belirterek “Mevsimlerde beklenmeyen birtakım sıcaklık koÅŸullarının oluÅŸturduÄŸu süreçlerden de olabilir, baÅŸka bir etkenin olabilmesi de mümkün deÄŸil zaten.” diye konuÅŸtu.

“Kültürel terörizmle de mücadele ediyoruz”

Bakan Soylu, daÄŸa kaçırılan çocukları için HDP Diyarbakır İl BaÅŸkanlığı binası önünde oturma eylemi yapan annelerin evlat nöbetinin 6’ncı ayına yaklaÅŸtığı ve ÅŸu ana kadar 11 annenin evlatlarına kavuÅŸtuÄŸu anımsatılarak “Terörle mücadele operasyonlarında ikna çabalarının etkisi mi burada önemli? Bunun ana sebebi nedir? İkna çabaları örgütten kopuÅŸları hızlandırdı mı? Örgüte katılım oranlarında azalmaya yönelik güncel rakamlar nelerdir?” sorusuna karşılık, Türkiye’nin teröre karşı büyük bir sınav verdiÄŸini vurguladı.

Türkiye’nin bir taraftan terör koridoruyla, bir taraftan DEAÅž’la, FETÖ’yle, PKK’yla mücadele ettiÄŸine dikkati çeken Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir taraftan kafalarını hakikaten neredeyse tamamen eÄŸdiÄŸimiz aşırı sol terör örgütleriyle mücadele ediyoruz. Onları desteklemeye, bir daha moral vermeye çalışanlarla da mücadele ediyoruz. Åžunu ifade etmem gerekir; Türkiye özellikle çukur-barikat olaylarından sonra terörle mücadelede eksen deÄŸiÅŸtirdi. Bu da Sayın CumhurbaÅŸkanımızın ortaya koyduÄŸu süreçle alakalı. Yani olay sonrası operasyondan kesintisiz operasyona, terörü kaynağında kurutmaya geçti Türkiye. Bunların hepsi yeni konseptler ve yeni anlayışlar. Biz aslında sadece teröristle mücadele etmiyoruz. Kültürel terörizmle de mücadele ediyoruz.”

“Batı’yı kendilerine partner olarak bulmuÅŸlar”

Soylu, Türkiye’nin bir belleÄŸi, hafızası, zaferleri, tarihi baÄŸlarının olduÄŸunu ama kültürel terörizmin ülkenin inancını, geleneÄŸini, göreneÄŸini sıfırlamaya, bu toplumsal ve tarihsel bağı ortadan kaldırmaya, insanları birbirinden ayırmaya çalışan bir anlayış ortaya koyduÄŸunu anlatarak ÅŸunları kaydetti:

“DinsizleÅŸtirmek… PKK baÅŸta olmak üzere terör örgütlerinin esas itibarıyla yaptıkları tamamen budur. Bunda da kendilerine Batı’yı partner olarak bulmuÅŸlar. Batı ile nasıl bir entegre ortaya koyacaklar, ideolojilerini bunun arkasına gizleyecekler. Sözde kadın hakları, kadın özgürleÅŸtirmesi, sözde insan hakları, sözde barış ve sözde ekolojik çevre… Dört ana anlayışın Batı’yla böyle bir entegrasyonunu kuracaklar; ‘biz kadın haklarını, temel insan haklarını, barışı, ekolojik savunuyoruz.’ Bunların hepsi giydirilmiÅŸ, örtü haline getirilmiÅŸ ama esas itibarıyla yapmak istediklerini bütün milletimizin bildiÄŸi, yıllardan beri yaÅŸadığı bir anlayışı buradaki insanlara dayatmaya çalışıyorlar. Dinini, milletini, ailesini, atasını, ana-baba sevgisini, baÄŸlarını ortadan kaldırmaya çalışan bir kültürel terörizmle de karşı karşıyayız. Teröristi bitirirken bu kültürel terörizmi de ortadan kaldırmak lazım.”

“PKK bir kadın örgütüdür, bunun üzerine konuÅŸlanmıştır”

Terör örgütü PKK’nın en çok kullandığı unsura iliÅŸkin Bakan Soylu, “PKK bir kadın örgütüdür, bunun üzerine konuÅŸlanmıştır. PKK’nın bugüne kadar tüm eylemlerinde kadınların bulunma oranı yüzde 56. Yani erkeklerden çok daha fazla kadınlar bulunmuÅŸ. Bunu tam anlamıyla bu noktaya taşıyabilmek ve Batı’dan bu konuda destek alabilmek için.” açıklamasında bulundu.

Büyükelçilerin Diyarbakır’da oturma eylemi yapan anneleri ziyaretinde, annelerin çocuklarının 13-14 yaşında daÄŸa gittiÄŸini belirttiÄŸine dikkati çeken Soylu, “Bu tesadüf mü, hayır. Apo’nun bizatihi talimatı var. Diyor ki ‘bana genç, yetiÅŸmiÅŸ, fikrini benimle tartıştıracak adama ihtiyaç yok. Bana 14 yaÅŸ altındaki çocuklar getirin.’ Bana dediÄŸi terör örgütüne.” dedi.

BM’nin, terörist Ferhat Abdi Åžahin ile “bundan sonra çocuk savaşçı bulundurmayacağız” diye, tarihinin en karanlık imzasını attığını anımsatan Soylu, hala Avrupa BirliÄŸi raporlarında çocuk terörist ve savaşçıların bulunduÄŸu ve tespit edildiÄŸinin ortada olduÄŸuna vurgu yaptı.

“Terörü anaların cesareti bitirecek”

İçiÅŸleri Bakanı Soylu, “Diyarbakır anneleri ÅŸu anda 105 aile oldu. 9 aile evladına kavuÅŸmuÅŸtu, bugün 2 aile daha evladına kavuÅŸmuÅŸ olacak. PKK teröristiyle mücadeleyi elbette güvenlik güçlerimiz, devletimiz, tüm kurumlarımız büyük bir kararlılıkla sürdürüyorlar, sürdürmeye devam edecekler ama terörizmle mücadeleyi analar, onların cesareti bitirecek. Diyarbakır’da hangi sivil toplum örgütü gitti oturdu anaların yanında, hala çekiniyorlar ve korkuyorlar.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Buna karşın DoÄŸu ve GüneydoÄŸu’dan annelere destek vermek için giden kadınlar, sivil toplum örgütlerinin bulunduÄŸuna iÅŸaret eden Soylu, “O baro konuÅŸuyor, nerede insan hakları? Orada tabipler birliÄŸi konuÅŸuyor, hani anneler? Oradaki annelerin taleplerine, isteklerine, arzularına, vicdanlarına niye dokunmuyorsunuz? Neden, korkuyorlar, PKK terör örgütünün baskısı ve tekeli altındalar, bunun için. Ama o kadınlar korkmuyorlar cesaretli bir ÅŸekilde, sonucunu da alıyorlar.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

İkna çalışmaları sonucu teslim olan terör örgütü mensupları

Bakan Soylu, dönen çocukların mahkemeye çıktıklarını ve birçoÄŸunun herhangi bir eylem içerisinde bulunmadığının tespit edildiÄŸi için anneleriyle olduÄŸunu söyleyerek herkesin “devlet annelerle birlikte, bu konuyu çözme iradesini ortaya koyuyor.” dediÄŸini aktardı.

Dönenlerin aynı zamanda çevresindeki gençlere örnek olduğunu, artık dağa gitmenin, terör örgütüne katılmanın değil; tam anlamıyla birlikte gitmemenin esas olduğu bir iklim oluştuğunu ifade eden Soylu, annelerin tam anlamıyla bunu başardığının altını çizdi.

Soylu, ikna çalışmaları sonucu teslim olan terör örgütü mensuplarına yönelik sayısal verilerin yer aldığı grafiÄŸi paylaÅŸarak “2016’nın son çeyreÄŸinde bir çalışma baÅŸlattık. Buna ikna çalışması diyoruz. Hem jandarmamız hem emniyetimiz, terör örgütüne gitmiÅŸ olanların aileleriyle direkt temasa geçti. Tam 3 yılı aÅŸkın sürede defalarca gidildi ve terör örgütüne gidenlerin ailelerine telefon açtıklarında onlara ‘şöyle yapın, çocuÄŸunuzu getirin. Suç olabilir, biz adalete teslim edelim, adalet gerekli kararı versin. Siz merak etmeyin, biz size sahip çıkacağız.’ dendi.” ifadelerini kullandı.

İkna çalışmaları sonucu teslim olan terör örgütü mensuplarının oranlarının yıllar bazında 2016’da 49, 2017’de 135, 2018’de 165, 2019’da 273 olduÄŸu bilgisini veren Süleyman Soylu, “2020’nin daha başındayız, ÅŸu anda 48. Bu sadece ikna, kendiliÄŸinden gelip teslim olmaları buraya koymuyoruz. Sadece iknayla yapılan süreçlerdir.” dedi.

“Terör örgütünden ikna ettiÄŸimiz 273, terör örgütünün götürebildiÄŸi 130 kiÅŸi”

Bakan Soylu, terör örgütüne katılım oranlarının azaltılmasına iliÅŸkin grafikte oranın 2014-2015’te biraz yüksek olduÄŸunun görüldüğünün belirtilmesi üzerine, ÅŸunları kaydetti:

“Burası çözüm sürecinin olduÄŸu alan. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu konudaki haklılığının belki de en önemli ispatı burasıdır. Neden ispatı vücut halidir; Türkiye Cumhuriyeti devleti silahların bırakılması hususunda çaÄŸrıda bulundu ve terör örgütü tam tersi kendini tahkim etmeye çalıştı. Buradan belediyeleri, belediyelerin yaptığı festivaller vasıtasıyla, HDP önündeki annelerin söylediÄŸi gibi, HDP’nin il, ilçe binaları, teÅŸkilatları vasıtasıyla küçük çocukları aldılar, daÄŸa, terörizme götürdüler. Netice itibarıyla devletimize, birliÄŸimize tuzak kurmaya çalıştılar. Biz de bu tuzaÄŸa girmedik.”

Soylu, terör örgütüne katılımın zirve yaptığı 2014’te 5 bin 558 olduÄŸunu ardından düşmeye baÅŸlayarak 2015’te 3 bin 884, 2016’da 703, 2017’de 161, 2018’de 136, 2019’da 130 ve ÅŸu anda da 5 olduÄŸunu bildirdi.

Bakan Soylu, “Burada önemli olan, bizim terör örgütünden ikna ettiÄŸimiz 273 kiÅŸi, terör örgütünün bu iklimden ikna edip götürebildiÄŸi 130 kiÅŸi. Yani yarısından çok daha az. Bu bizim bir millet olarak terör örgütünün içerisine duhul etme, orayı ikna etme kabiliyetimizin terör örgütünün geçmiÅŸ yıllara nazaran ikna etme kabiliyetinden çok daha üstün, yüksek olduÄŸunu ve burada doÄŸru bir istikamette gittiÄŸimizin belki de en önemli delilidir.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

“DoÄŸu ve GüneydoÄŸu tekstil üretim merkezi haline gelecek”

Diyarbakır annelerinin giriÅŸimleri ve teslim olan çocukların nasıl bir süreçten geçtiÄŸiyle ilgili soru üzerine Bakan Soylu, “Bunların bir kısmı adli kontrolle serbest bırakılıyor. Hacire Ana ile baÅŸladı bu iÅŸ. Hacire ananın itirazıyla ve isyanıyla baÅŸladı. Netice itibariyle oÄŸlunu serbest bırakmak durumunda kaldılar. Ondan sonra iÅŸ kendi başına yayıldı, gitti ve doÄŸal olarak ve doÄŸru bir mecraya oturdu. Orada büyük bir cesaret oluÅŸtu. Birle baÅŸladı, 5 oldu, ÅŸu anda 105 aile.” ifadelerini kullandı.

Çocukların teslim olması sonrasında devletin her meselesiyle ilgilendiÄŸinin altını çizen Soylu, “Devlet rehabilitasyonundan, bu travmayı atlatmasına kadar her türlü meseleyle ve aileleriyle ilgileniyoruz. Bizim sorumluluÄŸumuzdur çünkü. Biz çocukların daÄŸa gitmesini engellemek durumundayız. Çocukların terör örgütüne katılmasını engellemek durumundayız.” diye konuÅŸtu.

Soylu, DoÄŸu ve GüneydoÄŸu Anadolu’daki turizm rakamlarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Son 3 yılda Tunceli’de turizm yüzde 350 arttı. Yüzde 200 Mardin’de, yüzde 200 Diyarbakır’da arttı. Yüzde 60 üniversite öğrenci sayısı toplam 26 vilayette arttı huzur olunca. DoÄŸu ve GüneydoÄŸu önümüzdeki 10 yılın, 15 yılın tekstil üretim merkezi haline geliyor. AÄŸrı’da, Tunceli’de, Mardin’de, Diyarbakır’da tekstil üretim atölyelerinde çalışıyorlar. Nereye üretiyorlar? Dünyaya. Dünyanın en önemli spor üreticilerinden birisi bugün AÄŸrı’da. Fransa’nın en önemli markaları AÄŸrı’ya geliyor.”

“102 uyruktan 7 bin 918 kiÅŸiyi sınır dışı ettik”

Yabancı terörist savaşçıların ülkelerine gönderilme sürecine iliÅŸkin soruya, uzun zamandır yabancı terörist savaşçılar konusunda iyi bir sistem kurduklarını belirten Soylu, bu sistemi dünyanın da beÄŸendiÄŸini, ÅŸu anda personelin İngiltere’de terörle mücadele ortak toplantısına katıldığını söyledi.

İngiltere, Almanya, Fransa ve İspanya gibi birçok ülkeyle birebir masada oturduklarını ve aradaki problemleri çözmeye çalışan ortak mekanizmalar oluÅŸturduklarını ifade eden Soylu, Avrupa’nın hemen hemen bütün ülkeleri olmak üzere 100’ün üzerindeki ülkeye eÄŸitim verdiklerini dile getirdi.

DiÄŸer ülkelerin, Türkiye’ye yabancı terörist savaşçıların gümrüklerden girmesi konusunda kurulan analiz sistemine hayran olduÄŸunu vurgulayan Soylu, “Åžu ana kadar biz 102 uyruktan toplam 7 bin 918 kiÅŸiyi sınır dışı ettik.” dedi.

Soylu, özellikle Barış Pınarı Harekatı baÅŸladığından itibaren, “buradaki DEAÅž’lılar ne olacak?” diye dünyanın feveran etmeye baÅŸladığını belirterek, bu konuda Türkiye’ye yıllarca haksızlık yapıldığını, “DEAÅž’lıları biz getirdik, biz savunuyoruz, Türkiye teröristlerle beraber.” diye FETÖ’cülerin, siyasal muhaliflerin, ABD ve Avrupa’nın sürekli üzerlerine yüklendiÄŸini söyledi.

“Biz dünyada ilk kez Fırat Kalkanı Harekatında 3 bin 500 DEAÅž’lıyı etkisiz hale getiren bir ülkeyiz ve devletiz. Hemen yanı başımızda.” diyen Soylu, şöyle devam etti:

“Kimse kusura bakmasın biz Almanya, İsveç, İsviçre, Avusturya deÄŸiliz. Bir tane yabancı terörist savaşçı gelince ‘aman ülkeme gelmesin’ diye titriyorlar, bizim hemen yanı başımızda. 3 bin 500 DEAÅž’lıyı etkisiz hale getirdik ve orada DEAÅž’tan o yerleri aldık, Cerablus, Azez, Mare bütün o yerleri aldık ve kendi yerleÅŸik insanların oraya oturmasını saÄŸladık. Dünyada böyle bir operasyon söz konusu deÄŸil. Ne Amerika ne Avrupa ne dünyanın hiçbir güçlü ülkesi yapabilir. Böyle bir operasyon yapamaz. Biz o insanların orada saÄŸlık, eÄŸitim, adalet, güvenlik her türlü hizmetlerini yerine getiriyor, danışmanlık yapıyoruz ve orayı yaÅŸanabilir bir ortam haline döndürüyoruz.”

Geçen kasım ayından bugüne kadar 253 yabancı terörist savaşçısını Amerika’dan Almanya’ya, İngiltere’ye, Hollanda’ya ve Avusturya’ya kadar birçok ülkeye gönderdiklerini aktaran Soylu, bunu da hep anons ettiklerini kaydetti.

“Gezi olayları büyük bir ihanettir”

Bakan Soylu, “Gezi Parkı eylemleri sırasındaki önlemleri ve güvenlik güçlerinin olaylara yaklaşımını nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?” sorusuna, Gezi olaylarından sonra Türkiye’de rayın deÄŸiÅŸtiÄŸini ifade etti.

O zamanlar Türkiye’nin büyük projeler yapan, birinci sıçramasını bitirmiÅŸ, ikinci sıçramasına doÄŸru giden bir ülke konumunda olduÄŸuna deÄŸinen Soylu, 21’inci asrın başında 3 bin dolardan 10 bin dolara gelmiÅŸ, 10 bin dolardan ilk önce 15-17 bin dolar, daha sonra da 25 bin doları hesap eden bir ülke konumunda olduÄŸunu belirtti.

Türkiye’ye yaklaşık 20-25 milyar dolar uluslararası doÄŸrudan yatırım geldiÄŸini, temel hedefin 30-40-50 milyar dolarlık doÄŸrudan yatırımın gelmesini temin etmek olduÄŸunu hatırlatan Soylu, şöyle konuÅŸtu:

“Turizm gelirleri muhteÅŸem bir ÅŸekilde artıyordu, Türkiye’nin her türlü menkul, gayrimenkul bütün kıymetleri ciddi bir ÅŸekilde deÄŸer buluyordu. Åžimdi bütün bu noktada Gezi olayları oldu ve Gezi olaylarından sonra Türkiye bugün de 10 bin dolar. Kim ne söylerse söylesin kim ne savunursa savunsun Gezi olayları büyük bir ihanettir, bu kadar basit. Çocuklarımız, bizden sonraki gelecek nesiller bunun hesabını soracaklar. Biz demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Türkiye’de seçimler yapılıyor, insanlar kendilerini ifade ediyor. Bunu baÅŸka türlü ÅŸekilde deÄŸiÅŸtirebilmek, yakmak, yıkmak, zorbalık ortaya koymak, bunların hiçbirisi bizim açımızdan kabul edilebilir deÄŸil, dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde, hiçbir hukuk devletinde bu kabul edilebilir bir iÅŸ deÄŸil.

Eylemcilerin isteklerine işaret eden Soylu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üçüncü BoÄŸaz Köprüsü’nü, 3. Havalimanını yapmayacaksınız’ dediler. Taksim Dayanışma Platformu, Gezi Dayanışma Kurumu geldi, Sayın Bülent Arınç BaÅŸbakan vekiliydi, önüne bir belge koydular, sivil bir muhtıra verdiler. Dediler ki, ‘Ya bizim istediklerimizi yaparsınız, ya Türkiye’de savaşı bitirirsiniz’. Cümlelerin arasında PKK ile olan mücadelemizi de ‘savaÅŸ’ olarak nitelendirdiler. Ondan sonra döndüler ‘Siz büyük yatırımlarınızı yapamazsınız’ dediler. Åžu anda 3. Havalimanı yapıldı, bizi dünya merkezi olmaya götürüyor. Her gelen hayranlıkla 3. Havalimanına bakıyor. Bugün İstanbul trafiÄŸi eÄŸer keÅŸmekeÅŸ halde deÄŸilse çok net bir ÅŸekilde söyleyeyim, trafiÄŸin İstanbul Havalimanı eksenine kaymasındandır. Orta DoÄŸu’nun, Uzak DoÄŸu’nun, Avrupa’nın, Balkanlar’ın hava istasyonu, hava merkezi oldu. Bunun Taksim’deki Gezi ile ne alakası var? 3. köprü ile ne alakası var? Yani İstanbul’un, Türkiye’nin kendine ait bir ulaşım planı var. Sadece o mu? Bütün büyük projeleri ortaya koydular, ‘hiçbirini yapmayacaksınız’ dediler. Siz kimsiniz?”

Soylu, Türkiye’nin demokratik bir ülke olduÄŸunu, vatandaşın siyasi partilere oy verdiÄŸini, partilerin de vatandaÅŸtan onay alarak projelerini yaptığına dikkati çekti.

Gezi olaylarının, baÅŸlangıcından itibaren çevreci, masum bir eylem olarak deÄŸerlendirilemeyeceÄŸini vurgulayan Soylu, “Anında CNN, Can Dündar masum. Yok ya nasıl masummuÅŸ Can Dündar? BaÅŸka ülkelerde tankların üzerinden geçtiÄŸi insanların fotoÄŸraflarını paylaÅŸarak Türkiye’yi tahrik etmek, yalanlar ortaya koymak. Biz unuttuk mu?” diye konuÅŸtu.

“Dolmabahçe’de koltuÄŸa oturup puro içeceklerdi”

Bakan Soylu, “11. CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül’un Gezi Parkı olaylarıyla ilgili açıklamalarında sizi rahatsız eden neydi?” sorusuna ÅŸu yanıtı verdi:

“Gezi olaylarının tam göbeÄŸindeydim, o gün AK Parti Ar-Ge BaÅŸkan Yardımcısıydım, sosyal medyada, orada neler olup bittiÄŸini biliyorum. İnsanları durdurdular, kıyafetlerine göre arabalarından indirdiler, bu ülkenin bugünkü CumhurbaÅŸkanına küfür ettirdiler. Peki o gün CumhurbaÅŸkanlığı yaptınız, bu olayları görmediniz mi, bu olayları yaÅŸamadınız mı? Tarihi doÄŸru koymak zorundayız. EÄŸer tarihi yanlış ÅŸekilde çarpıtmak üzere ortaya konulan bir cümle varsa benim görevim fert olarak onu düzeltmektir. Ben düzeltirim, kim ne söylerse söylesin. Suçluyorum tabii, tespitlerim var. Sayın CumhurbaÅŸkanımıza hiçbirisi kuvvetle güç vermedi, CumhurbaÅŸkanımızı tek başına havalimanına indirmeye çalıştılar. ‘Kimse karşılamasın, aman bu iÅŸleri gerginleÅŸtirmeyelim, bu iÅŸleri büyütmeyelim, orada demokratik bir eylem ortaya koyuluyor, söndürmeye çalışalım’. Yok öyle bir ÅŸey. O tarihte beraber yaÅŸadığımız arkadaÅŸlar hep beraber biliyorlardı, Sayın CumhurbaÅŸkanımızı mazlum bir ÅŸekilde İstanbul’a indirmeye çalıştılar. Tek başına evine gidecek oturacaktı, ondan sonra istedikleri gibi eÄŸlemleri yöneteceklerdi, istedikleri gibi Türkiye’yi bir hale getireceklerdi. Dolmabahçeyi basacaklar, orada koltuÄŸa oturup pro içecekler, bütün hevesleri oydu.”

Eylemcilerin Türkiye’nin her tarafını yangın yerine çevirerek, demokratik ve meÅŸru hükumeti gayrimeÅŸru bir ÅŸekilde alaÅŸağı etmeyi planladığını aktaran Soylu, “Onu yapamadıkları için 17-25’i yaptılar. FETÖ’nün Türkiye’de hükumete karşı ortaya koymuÅŸ olduÄŸu gizli ilk hamlelerden bir tanesidir Gezi olayları. (Abdullah Gül’ü) buna ortak olmakla suçluyor deÄŸilim. EÄŸer buna ait koruyucu bir çerçeve ortaya koyarsa, ben tarihin düzeltilmesi için doÄŸrusunu söylerim. Gezi, tamamıyla bugün Türkiye’yi son 7-8 yılda ve ondan önce geldiÄŸi süreci akamete uÄŸratmak için planlanmış bir hadisedir. Mahkemenin o kararı nasıl verdiÄŸi belli. Sabahtan akÅŸama kadar mahkemeleri kendi istedikleri kararları vermediÄŸi için suçlayanların yerine, bir kere de mahkemenin vermiÅŸ olduÄŸu karara biz itiraz edelim, böyle bir hakkımız yok mu? Anayasamıza göre mahkemenin süreci içerisinde deÄŸerlendirme yapmak doÄŸru deÄŸildir ama mahkeme bitmiÅŸ. Ben mahkemenin vermiÅŸ olduÄŸu kararla ilgili bir deÄŸerlendirme yaparım. Yaktılar, yıktılar Türkiye’ye zaman, zemin kaybettirdiler. Biz bugün 15 bin dolar seviyesindeydik, bizim unuttuÄŸumuzu zannediyorlar her ÅŸeyi.” ifadelerini kullandı.

Bakan Soylu, Gezi’nin baÅŸlangıcının dahi aynı olduÄŸunu, bir masumiyet eylemi olarak nitelendirmenin doÄŸru olmadığına deÄŸindi.

DavutoÄŸlu’nun baÄŸ evindeki koruma kararı

Bakan Soylu, eski BaÅŸbakanlardan Ahmet DavutoÄŸlu’nun Konya’da bulunan baÄŸ evindeki korumalarının kaldırıldığı iddiasıyla ilgili “Sayın DavutoÄŸlu, Türkiye Cumhuriyeti eski baÅŸbakanıdır, korunmakla mükellef bir kiÅŸidir. Sayın DavutoÄŸlu’nun bugün 63 koruması var.” bilgisini verdi.

Koruma işlerine muhalif olduğunu belirten Soylu, İçişleri Bakanlığında kendisi en çok yoran meselenin koruma konusu olduğunu dile getirdi.

DavutoÄŸlu’nun 63 koruması olduÄŸunu yineleyen Bakan Soylu, şöyle devam etti:

“Getirmek istedikleri nokta ÅŸurası, ‘Ben siyasi olarak baÅŸka bir deÄŸerlendirme yaptığım için hükumet beni bundan sarfınazar ediyor’ Ayıptır. Biz devlet yönetiyoruz, burası çadır devleti deÄŸil. Bir tane baÄŸ evi var. Yılda bir sefer gidiyorsun 1-2 gün kalıyorsun veya kalmıyorsun. Etrafımız ateÅŸ çemberi, AÄŸrı sınırına kadar polis gönderiyoruz, özel harekat gönderiyoruz. Elazığ’a, Van’a polis gönderiyoruz. Türkiye’nin neresinde bir olay olursa personele ihtiyacımız var. ArkadaÅŸlar demiÅŸler ki, ‘Birkaç evinde koruma var, baÄŸ evinde yıl da bir gün kalıyor, polis kalmasın, koruma kararı devam etsin. Kendilerinden 2-3 gün önce polis gelsin, kendileriyle polis dursun, ondan önce de devriyeyle bunu saÄŸlayabilirler. ‘Bütün korumamı kaldırdılar’ düşüncesini anlamıyorum.’ Bu siyasallaÅŸtırma sevdası, bu maÄŸduriyet üzerinden siyasallaÅŸtırma anlayışını ben anlamıyorum. Hadi biz görmüyoruz, Allah biliyor ve görüyor.”

Koruma kararını Merkez Koruma Kurulu veriyor

Birine koruma tahsis edilmesi kararını kendisinin vermediÄŸini ifade eden Soylu, “Bizim Merkez Koruma Kurulumuz var. Oturuyorlar, hep beraber ‘bu kiÅŸinin korunmaya ihtiyacı var mıdır’ diye bir deÄŸerlendirme ortaya koyuyorlar. Bir tehdit varsa bu korunur. Öngörülür bir tehdit olabilir istihbaratlardan. Onun için geçici olarak böyle bir korumayı tahsis edilebilir. Yani bunun bir mekanizması var.” açıklamasını yaptı.

Bakan Soylu, çakar lamba kullanımının eleÅŸtirilmesi üzerine, “Çakar lamba konusunu bayağı seyrelttik. 21 bin araç çakar kullanıyordu, ÅŸu anda 1440 araç çakar kullanıyor.” karşılığını verdi.

Gezi olayları ile 17/25 Aralık’ın Türkiye’nin devlet sistematiÄŸinin vidalarını gevÅŸettiÄŸini aktaran Soylu, üst üste gelen seçimlerin de doÄŸal olarak konsantrasyonu baÅŸka bir noktaya getirdiÄŸine iÅŸaret etti.

Bazı konuları yavaÅŸ yavaÅŸ yerine oturttuklarını anlatan Soylu, “Dünyanın geliÅŸmiÅŸ ülkelerinde bu meseleler nasıl oluyorsa, bizde de aynı ÅŸekilde oluyor ve olacak.” deÄŸerlendirmesini yaptı.

“Bekçiler polisin yardımcısıdır”

Bekçilerin polisin yardımcısı olduğunu dile getiren Soylu, şunları kaydetti:

“Polise verilen ‘önleme araması, denetim yapma, istihbarat toplama, adli arama, olay yeri inceleme yapma ve bilgi alma’ gibi yetkiler bekçilerde yoktur. Bekçilerden vatandaÅŸlar rahatsızlık yaÅŸamıyor, ideolojik gruplar rahatsızlık yaşıyor.”

Soylu, bekçiler sayesinde günlük hırsızlık ortalamasının 282’den 147’ye düştüğünü bildirdi.

Soylu, “Türkiye’de bizim kurumumuz kadar yanlış yapana ceza veren ikinci bir kurum söz konusu deÄŸildir. Yılda yanlış iÅŸlere karışan 500 polisi, 200 jandarmamızı görevinden alıyoruz, kaymakamımız yanlış yapıyorsa alıyoruz.” diye konuÅŸtu.

“Avukatın Polis Akademisinden iliÅŸiÄŸi kesilecek”

Soylu, Ceren Damar Åženel cinayeti sanığının avukatı Vahit Bıçak’ın Polis Akademisinden iliÅŸkisinin bugün kesileceÄŸini bildirdi.

“Kadın cinayetlerinde azalma var”

Türkiye’deki kadın cinayetlerinde azalma olduÄŸuna dikkati çeken Soylu, “Kadın cinayetleri Bu yıl hayatını kaybedenlerin sayısında yüzde 28’lik azalma var.”

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir