TBMM Başkanı Kurtulmuş: Bütün kurumlar, kuruluşlar, 100. yıl coşkusuna ortak olmak için büyük gayret sarf ediyor
TBMM Başkanı Kurtulmuş Bütün kurumlar, kuruluşlar, 100. yıl coşkusuna ortak olmak için büyük gayret sarf ediyor
TBMM BaÅŸkanı Numan KurtulmuÅŸ, Cumhuriyet’in 100. yılına iliÅŸkin, “Bu seneki yıl dönümü, çok özel bir yıl dönümü. Bunun için de bütün kurumlar, kuruluÅŸlar, 100. yıl coÅŸkusuna ortak olmak için büyük gayret sarf ediyor.” dedi.
TBMM BaÅŸkanı Numan KurtulmuÅŸ, Birinci Meclis Binası’nda gerçekleÅŸtirilen CNN Türk canlı yayınında, gündemi deÄŸerlendirdi, soruları yanıtladı.
Programın başında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1933’te Cumhuriyet’in 10. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuÅŸmadan kısa bir bölüm izlendi.
Birinci Meclis’te, Cumhuriyet’in 100. yıl dönümünde neler hissettiÄŸinin sorulması üzerine KurtulmuÅŸ, “Büyük bir onuru yaÅŸadığımı ifade etmek istiyorum. Cumhuriyet’imizin 100. yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinin BaÅŸkanı olarak Cumhuriyet’imizin ilan edildiÄŸi böyle güzel bir salonda yayın yapmak benim için de büyük bir mutluluk, büyük bir onur vesilesidir.” diye konuÅŸtu.
Cumhuriyet’in büyük bir mücadele sonucunda elde edildiÄŸini dile getiren KurtulmuÅŸ, Gazi Mustafa Kemal Atatürk baÅŸta olmak üzere bu süreçlerde emeÄŸi ve katkısı olanları rahmet, minnet ve saygıyla andı, kahraman ÅŸehitlere Allah’tan rahmet diledi.
KurtulmuÅŸ, 100. yıl coÅŸkusuna vatandaÅŸların büyük katkı sunduÄŸunu belirterek, “Bu büyük bir onur, büyük bir kıvanç. Böyle yıl dönemleri hem geçmiÅŸi yad etmek hem de geçmiÅŸten ders çıkararak ilerisi için atacağımız adımları da çok daha saÄŸlam bir ÅŸekilde atmak için bir yenilenme, azim ve kararlılığımızı tekrar ortaya koymak için bir fırsattır. İnÅŸallah Türkiye Cumhuriyeti’mizin ikinci asrı, sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye’nin yüzyılı olarak dünyada anılacaktır. Nasıl ki ecdadımız ÅŸanla, ÅŸerefle çalışarak, zorlukları yenerek bugünlere geldiyse, bundan sonra Cumhuriyet’in ikinci asrında bütün yurttaÅŸlarımızla aynı kararlılıkla devam etmemiz lazım.” dedi.
Birinci Meclis Binası’nın da önemli, stratejik kararlara ÅŸahitlik ettiÄŸini dile getiren KurtulmuÅŸ, bu binanın, Cumhuriyet’in 100. yılının kutlamalarına da ev sahipliÄŸi yapacağını bildirdi.
CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın, tüm vatandaÅŸları evlerini, dükkanlarını, arabalarını Türk bayraklarıyla süsleyerek Cumhuriyet’in 100. yaşını selamlamaya davet ettiÄŸi hatırlatılarak, “Size göre coÅŸku nasıl? Bazı deÄŸerlendirmelerde kimi siyasetçilerin, resmi kurumlar bakımından daha coÅŸkulu bir hazırlık yapılabilir miydi, kutlanabilir miydi gibisinden görüşlerini duyuyorum. Farklı bir ÅŸey planlanabilir miydi?” ÅŸeklindeki soru üzerine KurtulmuÅŸ, ÅŸunları kaydetti:
“Bu seneki yıl dönümü, çok özel bir yıl dönümü. Bunun için de bütün kurumlar, kuruluÅŸlar, 100. yıl coÅŸkusuna ortak olmak için büyük gayret sarf ediyor. Şöyle bir algının ortaya çıkarılmasını doÄŸru bulmam. Sanki birileri çok cumhuriyetçi, bazıları az cumhuriyetçi ya da cumhuriyete uzak duruyormuÅŸ gibi bir algıyı doÄŸru bulmam. Böyle bir algı, hele 100. yıldaki ortak sevincimize gölge düşürecek bir siyasi argümandır. Bunu ÅŸiddetle reddettiÄŸimizi ifade etmek isterim. Yani cumhuriyet, kimsenin babasının malı deÄŸildir. Kimsenin inhisarında deÄŸildir. Yani cumhuriyet, bizim için sadece bir rejim meselesi olmamış, aynı zamanda bu yüzyıl içerisinde millet tarafından özümlenen bir hayat tarzı ÅŸekline dönmüştür. DemokratikleÅŸme süreçleriyle, çok sesliliÄŸiyle, hukukun üstünlüğüyle birçok meseleyle… İnsanlar dükkanına niye bayrak asıyor, niye evlerine bayrak asıyorlar? Bu kazanımı içselleÅŸtirdikleri için asıyorlar.
Eski dönemlere ait bu tartışmaları herkesin bırakmasını tavsiye ederim. Bu memlekette hiç kimse bir diÄŸerinden daha fazla cumhuriyetçi deÄŸildir. Kimsenin de inhisarında, yani kimsenin de tekelinde deÄŸildir cumhuriyetçi olmak. Herkes cumhuriyete eÅŸit ÅŸekilde, özgür ÅŸekilde sahip çıkıyor. Bunu da çoÄŸaltarak bir ÅŸekilde ortaya koymamız lazım. Zaman zaman da maksadını aÅŸan bazı sözleri kabul etmediÄŸimi, doÄŸru bulmadığımı ifade etmek isterim. Yani ben daha çok cumhuriyetçiyim, sen daha az cumhuriyetçisin tartışmasının kime ne faydası var?”
“Milli ve manevi deÄŸerlerin sözcüsü ya da sahibi olmak kimsenin hakkı ve haddi deÄŸildir”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, cumhuriyetçilik ile milletin milli manevi değerleri arasında bir tezat varmış gibi bazılarının bunun üzerinde durduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
“Bu çok yanlıştır. Bu, eski dönemlere ait bir tortudur. 100. yıl vesilesiyle bunu da bir ÅŸekilde kenara koymamız lazım. Yani nasıl ki cumhuriyet kimsenin inhisarında deÄŸilse, milli ve manevi deÄŸerlerin sözcüsü ya da sahibi olmak da kimsenin hakkı ve haddi deÄŸildir. 85 milyonun kahir ekseriyetinin aynı ortak deÄŸerlere inandığı, aynı ortak inançlara sahip olduÄŸu ve milletimizin kahir ekseriyetinin de cumhuriyeti bir övünç vesilesi olarak gördüğü bir ortama sahibiz. Ne dini, manevi, milli deÄŸerler üzerinden bir ayrışma ve ‘Bunun sahibi biziz.’ demek ne de ‘Cumhuriyetin sahibi biziz, ötekiler deÄŸildir.’ demek büyük bir haksızlıktır. Bu millete yapılacak en büyük kötülüktür.
İkinci mesele ise bu da zaman zaman gündeme geliyor. Sanki Osmanlı baÅŸka bir millete ait tarihti, Cumhuriyet’imizi ilan etmeden evvelki o tarih, sanki bize ait bir tarih deÄŸildi. Evet, içinde eleÅŸtirilecek tarafları olabilir, her dönemin eleÅŸtirilecek tarafı olabilir. Ama Osmanlı da Cumhuriyet de bizim milletimize, Türk milletine ait olan ortak tarihin safhalarıdır ve birbirinin devamıdır. Yönetim ÅŸekli deÄŸiÅŸmiÅŸtir. Millet aynı millettir. İnanç aynı inançtır. Memleket sevgisi aynı memleket sevgisidir.”
“Tarihimizi safhalara ayırarak deÄŸerlendirmek son derece yanlıştır”
KurtulmuÅŸ, geliÅŸen ÅŸartlar içerisinde bir milletin, parçalanmış, dağılmış bir cihan devletinin küllerinden yeni bir Cumhuriyet’i ayaÄŸa kaldırabilmeyi baÅŸardığını ifade ederek, “Tarihimizi safhalara ayırarak, bir safhasını bize ait deÄŸil, öteki safhasına bize aitmiÅŸ gibi deÄŸerlendirmek son derece yanlıştır. Bu iki hastalıktan kurtulmamız lazım. Cumhuriyet ve inanç deÄŸerlerimiz arasında bir tezat varmış algısını oluÅŸturmak ya da tarihimizin farklı safhalarının birbirine karşı, birbirine düşman, milletimize ait olmayan safhalarmış gibi tanıtmak yanlıştır. 100. yıl vasıtasıyla bu yanlışlardan da kurtulmamız gerektiÄŸinin altını çizmek isterim.” dedi.
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik zaman zaman kırıcı, tahkir edici, saygısızca tutumlar içine girildiÄŸini düşünüyor musunuz?” sorusuna KurtulmuÅŸ, “Milletimizin çok büyük bir çoÄŸunluÄŸu Gazi Mustafa Kemal baÅŸta olmak üzere Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına karşı saygı duyguları, minnet duyguları içerisindedir. Marjinal bazı ÅŸeyler olabilir ama milletimizi baÄŸlamadığını düşünüyorum.” karşılığını verdi.
“Hiç şüphesiz ‘benlik’ten ‘bizlik’e doÄŸru geçiÅŸ, Cumhuriyet’in en önemli kazanımıdır”
Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarına da deÄŸinen KurtulmuÅŸ, ÅŸunları kaydetti:
“Hiç şüphesiz, ‘benlik’ten ‘bizlik’e doÄŸru geçiÅŸ, Cumhuriyet’in en önemli kazanımıdır. Sadece bir çevrenin deÄŸil, bütün milletin sözünün, soluÄŸunun, kararının esas alınması, milli iradenin, milli egemenliÄŸin tesis edilmesi… Herkesin farklılıkları içerisinde görüşlerini ifade etmesi, milli kimliÄŸin bir parçası haline gelmesi ama sonuçta da çoÄŸunluÄŸun kararı neyse, yani milli iradenin söylediÄŸi istikamette yönetilecek bir Türkiye’nin inÅŸasının milletin temel beklentisi olduÄŸuna inanıyorum. Zaten öyle olmasaydı da bu sonuca ulaÅŸamazdık. Bizim ortak fikrimizin, en temel Cumhuriyet kazanımımızın bu olduÄŸu kanaatindeyim.”
“Memleketin hayrına olacak meselelerde ortak hareket etmeyi baÅŸaracağız”
Bir başka soru üzerine de Kurtulmuş, fikirlerin farklı farklı olmasının bir rahmet meselesi olduğunu söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:
“Sonuçta, ‘Benim fikrim bu.’ diye kimsenin dayatmadığı, milletin çoÄŸunluÄŸu neye karar verdiyse o istikamette milletin iÅŸlerinin yönetildiÄŸi bir Türkiye… Bizim on yıllar boyunca siyasetteki arzumuz budur ve bundan sonra da böyle olacak. Zaman zaman siyasi anlamda çatışma, gerilim vesaire ortamlarında da ÅŸunu söyledik. Farklı fikirlerde olacağız, biz birbirimizin düşmanı olan partiler deÄŸil, biz birbirimizin rakibi olan partileriz. Sonuna kadar mücadele edeceÄŸiz. Farklı fikirlerimizi belki avazımız çıktığı kadar karşılıklı olarak tartışacağız. Ama sonuçta memleketin hayrına olacak meselelerde de ortak hareket etmeyi baÅŸaracağız.”
TBMM’de, milletin ortak meselelerinde bir araya gelinebildiÄŸini ve birlikte karar alınabildiÄŸini vurgulayan KurtulmuÅŸ, bunun da TBMM’nin demokratik olgunluÄŸu bakımından önemli bir gösterge olduÄŸunu belirtti.
KurtulmuÅŸ, “Filistin’e her alanda, her platformda destek verilmesi milli bir sorumluluÄŸumuzdur. Mitinglerle, Meclis’teki toplantılarla, konferanslarla ne yapabiliyorsak, elimizden ne geliyorsa yapmalıyız.” dedi.
Bugün İstanbul’da düzenlenecek Büyük Filistin Mitingi’nin, Cumhuriyet’in 100. yıl dönümüne denk gelmesine yönelik tartışmaya iliÅŸkin soru üzerine KurtulmuÅŸ, “Filistin’e her alanda, her platformda destek verilmesi milli bir sorumluluÄŸumuzdur. Mitinglerle, Meclis’teki toplantılarla, konferanslarla ne yapabiliyorsak, elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Ama en önemlisi de İsrail, saldırgan siyonist rejim sözden anlamıyor. Dünya siyasetinin bu saldırganlığı fiilen durdurabilecek adımları ortaya koyabilmesi lazım.” dedi.
KurtulmuÅŸ, uluslararası camia tarafından İsrail-Filistin çatışmasının durdurulması gerektiÄŸini ve BM Genel Kurulu’nun Gazze’de acil insani ateÅŸkes istenilen karar tasarısını kabul etmesini doÄŸru bulduÄŸunu belirtti.
“Türkiye için bir milli güvenlik sorunudur”
Bu tür kararların geçmişte de verildiğini ancak bir sonuç alınamadığını ifade eden Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:
“İsrail-Filistin arasındaki çatışmanın bizim için çok hayati bir nokta olduÄŸunu düşünüyorum. Bazı ülkeler için İsrail-Filistin çatışması uzakta bir yerde izledikleri, hatta bilgisayar başında bir savaÅŸ oyunu olarak takip ettikleri geliÅŸme olabilir ama Türkiye için İsrail-Filistin arasındaki bu gerilim ve buna baÄŸlı olarak ortaya çıkabilecek her gerilim bir milli güvenlik sorunudur. Onun için Türkiye, titizlikle, hassasiyetle bu konuyu takip etmek mecburiyetindedir.”
“Türkiye, bir büyük insanlık cephesi oluÅŸturmaya çalışıyor”
Batı ülkelerinin bir kısmının İsrail’in tezlerini desteklediÄŸinin ancak İspanya, İrlanda ve İskoçya’nın tavrının farklı olduÄŸunun hatırlatılması üzerine KurtulmuÅŸ, son bir ayda yoÄŸun diplomasi trafiÄŸinin olduÄŸu uluslararası toplantılara katıldığını belirtti.
Avrupa Parlamento BaÅŸkanları Konferansı, P20 Parlamento BaÅŸkanları Zirvesi ve Kırım Platformu 2’nci Parlamenter Zirvesi’nde 50’ye yakın ikili görüşme yaptığını bildiren KurtulmuÅŸ, “Maalesef büyük bir kısmının yoÄŸun bir siyonist propagandanın etkisi altında kaldığını, hatta hatta bazılarının İsrail’den daha çok İsrailci olduÄŸunu gördüm.” dedi.
KurtulmuÅŸ, dünyada birçok ülkenin resmi kanatlarını, yoÄŸun ve güçlü siyonist propagandanın esir aldığını ve Avrupa’da bazı siyasetçilerin zihin dünyalarının arkasında İsrail’e borçlu oldukları inancı olduÄŸunu kaydetti.
Ülke yöneticileri İsrail yanlısı siyasete destek verse bile insaf sahibi kiÅŸilerin farklı tutum sergilediÄŸinin altını çizen KurtulmuÅŸ, “Türkiye olarak yapmaya çalıştığımız ÅŸeylerden birisi de bir büyük insanlık cephesi oluÅŸturmaktır. Åžunu da sevinerek ifade etmek isterim, İslam ülkelerinin tamamı ilk kez bir oylamada bu kadar net davranmışlardır. Hep birlikte karşı çıkmışlardır. Ama 120 ülkenin bir araya gelmesi, bir insanlık cephesi oluÅŸturulduÄŸunu da gösteriyor.” dedi.
“İslam dünyasının ortak bir siyasi cephe oluÅŸturamaması İsrail’in elindeki en büyük güçtü”
KurtulmuÅŸ, “İsrail-Filistin çatışmasında İslam dünyasının bir denge oluÅŸturamadığı” eleÅŸtirisinin hatırlatılması üzerine, ÅŸu deÄŸerlendirmede bulundu:
“Bu eleÅŸtiri, yerden göğe kadar haklıdır. Nüfusu, ekonomik potansiyeli, yaygınlığı itibarıyla Fas’tan Endonezya’ya kadar bir coÄŸrafyadan bahsediyoruz. Filistin meselesi sadece Gazze’nin bombalanması meselesi deÄŸil, bugüne kadar gelinen safahatın içerisinde, 1947’den itibaren maalesef İslam dünyasının kendi arasındaki birlik, bütünlüğü saÄŸlayamamış olması, ortak bir siyasi cephe oluÅŸturamamış olması zaten İsrail’in elindeki en büyük güçtü ve bugüne kadar bu gücü kullandı. Ümit ederim ki artık bu derin uykudan, derin gafletten uyanmanın vakti çoktan geldi, geçti. İnÅŸallah yeniden bu vesileyle bir araya geliriz.”
“Amerika ve İngiltere’nin gemileri DoÄŸu Akdeniz’e getirilerek Türkiye’ye bir mesaj mı verildi?” sorusu üzerine KurtulmuÅŸ, “Olmaz mı? Amerika’nın en yetkilileri tarafından hemen Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyindeki hareketliliÄŸe karşı ifadelerin gündeme getirilmesi boÅŸuna bir ÅŸey deÄŸildi.” dedi.
KurtulmuÅŸ, Türkiye’nin, Orta DoÄŸu’da istikrarın, güvenin, gücün ve bölgeye iliÅŸkin emperyalist planları deÅŸifre edebilme kabiliyetinin sahibi olarak ayakta durduÄŸunu söyledi.
“Herkes, İslam dünyasının ortak menfaatleri doÄŸrultusunda hareket edebilir”
İsrail-Filistin çatışmasının durdurulmasına yönelik Türkiye’nin diplomatik çabalarının sorulması üzerine KurtulmuÅŸ, ÅŸunları kaydetti:
“Netanyahu yönetimi ve Likud cephesinin, gerçekten Türkiye’nin bölgede barışı saÄŸlamak konusunda attığı adımlardan son derece rahatsızlık duyduklarını biliyoruz. Çünkü onlar şöyle düşünüyor. Hazır İslam dünyasını bu kadar paramparça bulmuÅŸken, Amerika sadece sözle deÄŸil fiilen de yanımıza gelmiÅŸken, buradaki bütün üslerini de tahkim ediyorken, ‘Hadi bakalım, ha gayret, son yumruÄŸu atalım ve bu iÅŸi bitirelim.’ Netanyahu hükümetinin izlediÄŸi siyasetin özeti bu cümledir. Tanrı krallığını kurmak için gerekli son adımın atılmasıyla ilgili noktada olduklarını düşünüyorlar.”
KurtulmuÅŸ, Türkiye’nin bölge ülkelerinin halklarıyla düşmanlığın söz konusu olmadığını, rejimler ve yönetimler arasındaki fikir farklılıklarının ülkelerin hiçbirisine katkı saÄŸlamadığının altını çizerek, ÅŸu ifadeleri kullandı:
“Bölge ülkelerinin siyasetlerinin ortak insani cephede tahkim edilmesi lazım. Hiç kimse kusura bakmasın. İsrail’le iyi geçinerek biz bu bölgede ayakta dururuz, abad oluruz diye kimse zannetmesin. Dolayısıyla oyun çok açıktır. Herkes kendi milli menfaatleri ve bölge halklarının, İslam dünyasının ortak menfaatlerinin doÄŸrultusunda hareket edebilir. Birlikte ortak kararlar almak, yürümek ve etkin sonuçlar almak mecburiyetindeyiz. Yoksa bu saldırgan, insanlık dışı mekanizmanın önlenebilmesi mümkün deÄŸildir.”
“Böyle düşünürseniz, zaten atmanız gereken adımları atamazsınız”
“Türkiye’nin Hamas’la ilgili politikası ve Hamas’ı konumlandırma ÅŸekli, Türkiye’nin Batı’yla iliÅŸkilerinde bundan sonra bir soruna neden olur mu?” sorusuna KurtulmuÅŸ, ÅŸu yanıtı verdi:
“Böyle düşünürseniz, zaten atmanız gereken adımları atamazsınız. Toptancı bir ÅŸekilde söylemek istemeyiz ama bazı batı ülkelerinde zaten Türkiye’ye karşı, Türkiye ne yaparsa yapsın, hangi konularda, hangi adımı atarsa atsın ön yargılı birtakım yaklaşımlar olduÄŸunu biliyoruz. Bunun en somut örneÄŸi bizim 1963’ten beri devam eden Avrupa BirliÄŸi’ne üyelik meselemizdir. Yani o kadar yaklaÅŸtığımız dönemler olmuÅŸtur. Bir ön yargıyla yaklaÅŸmışlardır. Çünkü bazıları bunu çok açık bir ÅŸekilde de söylüyor. Türkiye’nin Avrupa BirliÄŸi’ne girmesini önleyecek olan ÅŸey kültürel farklılığımızdır.
Zaten böyle bir ön yargı var. Ama biz buna raÄŸmen hem Avrupa BirliÄŸi’nin kurumsal kimliÄŸiyle hem de Avrupa’daki ülkelerin hepsiyle birebir iliÅŸkilerimizi çok iyi tutarak bugünlere kadar geldik. Dolayısıyla onlar ne diyecekler, nasıl deÄŸerlendireceklerden ziyade önümüzde vahim bir insanlık krizi söz konusudur. Bu krizde biz mutlaka insanlık cephesinin yanında durmak mecburiyetindeyiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varoluÅŸ sebeplerinden birisi budur.”
Yeni İçtüzük çalışmaları
İçtüzük ya da yeni anayasa çalışmalarından hangisinin öncelikle Meclis’e geleceÄŸinin sorulması üzerine KurtulmuÅŸ, “Önce tabii İçtüzük gündeme gelir. Anayasa biraz daha zor bir süreç. Yani İçtüzük’ün gerçekleÅŸtirilmesi için anayasal çoÄŸunluk gerekmiyor Meclis’te. 28. Yasama Dönemi, aslında Cumhuriyetimizin ikinci asrının baÅŸlangıcı. Burada üzerimize büyük sorumluluklar düşüyor.” dedi.
Meclis’in kavga, gürültü, patırtı görüntüsünden uzaklaÅŸtırılması gerektiÄŸinin altını çizen KurtulmuÅŸ, “EÄŸer partiler bir araya gelir ve çok rahat bir ÅŸekilde çalışmalarını sürdürürse ben büyük çoÄŸunluÄŸun kabul edeceÄŸi, hatta hatta ittifakla geçecek bir İçtüzük çalışmasının olabileceÄŸine inanıyorum.” ifadesini kullandı.
“En ideal anayasa nedir derseniz, bir cümle söylerim. Devlet adaleti saÄŸlamakla yükümlüdür”
Anayasa çalışmalarıyla ilgili soruya KurtulmuÅŸ, “Meclis BaÅŸkanı olarak, şöyle olmalıdır demem. Çerçeveyi sadece çizebilirim. Özgürlükçü, insanı esas alan, çoÄŸulcu, katılımcı bir anayasa olması lazım ve anayasanın metninin çok daha net ve anlaşılır bir ÅŸekilde olması lazım. En ideal anayasa nedir derseniz, bir cümle söylerim. Devlet adaleti saÄŸlamakla yükümlüdür.” karşılığını verdi.
Yeni anayasa yapım sürecindeki tartışmalara iÅŸaret eden KurtulmuÅŸ, “Diyorlar ki ‘Bu Meclis, yeni anayasa yapamaz.’ Niye; ‘Bu Meclis çünkü kurucu meclis deÄŸildir.’ Bu Meclis’in, kurucu meclis olabilmesi için illa darbeyle, illa askerin dipçiÄŸiyle mi oluÅŸturulmuÅŸ olması lazım? Kimse kusura bakmasın, Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi gündemine hakimdir, anayasa yapabilecek bir güce, yetkiye sahiptir ve anayasa yapmak bakımından da 1961 Anayasası’nı, 1982 Anayasası’nı yapan Meclis’ten çok daha fazla yetkilidir. Böylece milletin kafasını da kimse karıştırmasın.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
İsveç’in NATO’ya katılımına iliÅŸkin protokol
TBMM BaÅŸkanı KurtulmuÅŸ, Meclis BaÅŸkanlığına sunulan İsveç’in NATO’ya katılımına iliÅŸkin protokolle ilgili süreç hakkındaki soru üzerine de, CumhurbaÅŸkanlığından gelen yazının kanun teklifi olarak TBMM DışiÅŸleri Komisyonunda görüşüleceÄŸini belirtti.
Komisyon görüşmeleri tamamlandıktan sonra da teklifin TBMM Genel Kurulu’na geleceÄŸini anlatan KurtulmuÅŸ, “Komisyonun kendi gündemi var. Komisyonun elinde baÅŸka dosyalar da var. Hangi sıralamayla komisyon bunu ele alacak kendisi karar verecek. Meclis BaÅŸkanı olarak bunu, ÅŸuraya alın demek yetkisine sahip deÄŸiliz.” dedi.
Kaynak: AA
