TBMM BaÅŸkanı KurtulmuÅŸ: CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’nden geri dönüş yoktur
TBMM Başkanı Kurtulmuş Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden geri dönüş yoktur
TBMM BaÅŸkanı KurtulmuÅŸ, “Kendi içerisinde, beÅŸ yıllık uygulamalar çerçevesinde revizyonlar yapılabilir, esas olan, CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’nden geri dönüş yoktur.” dedi.
TBMM BaÅŸkanı Numan KurtulmuÅŸ, “Uluslararası camia, bölgesel ve küresel yeni çatışmalar istemiyorsa, onu önlemenin yolu Filistin’deki barışın, Filistin halkının hak ve hukukunun korunmasıdır. Aksi takdirde bu mesele bölgesel savaÅŸlar haline dönebilir, dünyanın baÅŸka yerinde yeni savaÅŸların, çatışmaların fitilini ateÅŸleyebilir.” dedi.
KurtulmuÅŸ, MIKTA 9. Parlamento BaÅŸkanları Toplantısı’na katılmak üzere gittiÄŸi Endonezya dönüşü, uçakta gündeme iliÅŸkin deÄŸerlendirmelerde bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
MIKTA’nın, Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya’nın bir araya gelerek oluÅŸturduÄŸu bir platform olduÄŸunu hatırlatan KurtulmuÅŸ, toplantıda üç temel konuda oturumların yapıldığını, günün meseleleri ve çözüm yolları, çevre, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi ve küresel ısınma, gençliÄŸin yetiÅŸtirilmesi, geleceÄŸe hazırlanmasını saÄŸlamak için yapılabilecekler baÅŸlıklarının ele alındığını söyledi.
Numan KurtulmuÅŸ, seneye Meksika’nın dönem baÅŸkanlığını alacağı ve 10. toplantının yapılacağı bilgisini paylaÅŸtı.
“İsrail’den çok İsrailci devletlerin olduÄŸunu görmek insanı üzüyor”
İsrail’in, Filistin’i iÅŸgalinden bu yana bütün uluslararası platformlarda gündem ne olursa olsun, konuyu Gazze’de yaÅŸanan insani dramlara, soykırım boyutlarına varmış olan katliamlara çektiklerini belirten KurtulmuÅŸ, “Toplantı sonunda açıklanacak nihai bildiriye de özellikle ‘acil ateÅŸkes’ ve ‘insani yardım koridoru açılması’ teklifimizi yazdırmaya çalıştık. Ama bir ülkenin itirazıyla ortak metinde yer almadı. Endonezya Meclis BaÅŸkanı ise ortak bir deklarasyon olmamasına raÄŸmen, ev sahibi olarak yaptığı son açıklamada, bizim de katıldığımız ‘acil ateÅŸkes’, ‘insani yardım’ ve ‘iki devletli çözüm’ fikrini dile getiren bir bildiri yayımladı.” ifadesini kullandı.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının baÅŸladığı günden itibaren TBMM BaÅŸkanı olarak beÅŸinci uluslararası toplantıya katıldığını hatırlatan KurtulmuÅŸ, İsrail’den daha çok İsrailci devletlerin olduÄŸunu görmenin insanı üzdüğünü dile getirdi.
Bazı devletlerin hem İsrail’i rencide etmemek hem de İsrail’in koruyucularına karşı bir ÅŸekilde kötü durumda kalmamak için yaÅŸanan ölümlerden neredeyse Filistin tarafının da suçu olduÄŸunu söyleyebilecek kadar ileri gittiÄŸini belirten KurtulmuÅŸ, bunun vahim bir durum olduÄŸunu vurguladı.
Dünyanın dört bir tarafında halkların göstermiş olduğu büyük karşı çıkışların, katılımcıları milyonlarla ifade edilen büyük mitinglerin olduğunu anımsatan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da, Almanya’da, birçok ülkede gerçekleÅŸtirilmiÅŸ olmasının, artık farklı dinlerden, dillerden insanların da Filistin halkının yanında yer aldığını ifade etmiÅŸ olmasının, giderek bu ülkelerin de tavrını deÄŸiÅŸtireceÄŸini görüyoruz. Özellikle bu durumun İsrail’e destek veren hükümetlerin üzerlerinde bir siyasi baskı oluÅŸturacağını ve bu vesileyle de onların İsrail üzerinde politik bir baskı oluÅŸturmasını temin edeceÄŸini düşünüyoruz. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ara verecek geçici ateÅŸkesin saÄŸlanmasında, uluslararası camiadaki bu hareketliliÄŸin ve İsrail’in üzerine konulan siyasi baskıların etkisi olduÄŸunu düşünüyorum.”
“Gazze, Filistin toprağı ama BM Genel Sekreterine dahi izin verilmiyor”
Bir gazetecinin “Bu uluslararası platformlardaki izlenimlerinizden yola çıkarak iki devletli çözüm konusunda bir perspektif görebiliyor musunuz?” sorusu üzerine KurtulmuÅŸ, ÅŸu yanıtı verdi:
“Åžu anda fiilen ortada iki devletli bir durum söz konusu. Güya, bir Filistin Devleti var. Bu beylerin anladıkları, bir Filistin Devleti olsun ama kağıt üzerinde olsun, fiiliyatta var olmayan bir Filistin Devleti olsun. Bir mahallesinden bir diÄŸer mahallesine geçmek için Filistinli yurttaÅŸların İsrail polisinin insafsızlığına terk edildiÄŸi fiili bir durum oluÅŸturuldu.
Bu beyler, ‘Uluslararası fonlar kontrollü bir ÅŸekilde ancak kullanılabilir olsun, ÅŸehirler birbirinden ayrılsın, paramparça, toprak bütünlüğü olmayan, yönetim bütünlüğü ve yönetim kabiliyeti olmayan, kağıt üzerinde bir Filistin Devleti olsun’ istiyor. İşte Filistin Devleti’nden anladıkları bu.”
“1967 sınırlarında bir Filistin Devleti’nin kurulmasını temin etmek lazım”
Bütün kurum ve kuruluÅŸlarıyla devlet olan, tam manasıyla bütünleÅŸik, egemen, toprak bütünlüğüne sahip, halkının kendi kendini yönetme gücüne sahip bir Filistin Devleti’nin kurulmasının ÅŸart olduÄŸunun altını çizen KurtulmuÅŸ, böylesi bir Filistin Devleti’nin olmamasının, İsrail’in saldırganlığı konusundaki iÅŸtahını artırdığını bildirdi.
KurtulmuÅŸ, “Bir kere uluslararası camianın, önce egemen toprak bütünlüğü saÄŸlanmış ve 1967 sınırlarında baÅŸkenti Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin kurulmasını ve onun varlığının sürdürülmesini temin etmesi lazım. Bu olmadan, konuÅŸacağımız siyasi meselelerin bir karşılığı yoktur.” diye konuÅŸtu.
Åžu anda Filistin Devleti’nin bazı yöneticilerinin yurt dışına çıkmak için bile İsrail yöneticilerinin insafına terk edildiÄŸi durumlar olduÄŸunu aktaran KurtulmuÅŸ, bunun kabul edilebilir bir durum olmadığını söyledi.
KurtulmuÅŸ, “Hele hele Gazze’den çıkışta. İşte görüyorsunuz bu kadar savaÅŸ oluyor, Gazze, uluslararası sistemin anlayışına göre Filistin toprağıdır ama o topraklarda yaÅŸanan katliamı görmek için BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Sekreterine dahi izin verilmiyor.” sözlerini sarf etti.
“Dünyada resmi sınırları belli olmayan tek ülke İsrail”
Bir gazetecinin “Netanyahu’nun açıklamaları var. ‘Askerin dört günlük barışa tam destek verdiÄŸini, anlaÅŸmanın, savaÅŸa devam edilmesi için orduya hazırlanma imkanı tanıyacağını’ söyledi. Yani ordu geniÅŸ çaplı bir savaşın hazırlığı içinde. Ayrıca İsrail’deki aşırıcılar bu ateÅŸkese de karşılar. Bu konuda deÄŸerlendirmeniz nedir?” sorusu üzerine KurtulmuÅŸ, İsrail siyasetinin içerisinde saÄŸ-sol, aşırı saÄŸ gibi farklılıkların hep olduÄŸunu hatırlattı.
Başından itibaren iki devletli çözümü savunan İsrailli politikacıların da olduÄŸunu anımsatan KurtulmuÅŸ, “Sonuç itibarıyla siyasi farklılıklarına raÄŸmen İsrail’de Arz-ı Mev’ud’un kabul edilmiÅŸ bir siyaset çerçevesi olduÄŸunu görmemiz lazım. Arz-ı Mev’ud, bir teopolitik aşırılıktır. Yani Nil’den Fırat’a kadar olan bölgede, İsrail’in hegemonyası altına girmeden, burada yaÅŸayan bütün milletlerin Yahudilere tabi olması saÄŸlanmadan İsrail bu hedefinden vazgeçmeyecektir.” deÄŸerlendirmesinde bulundu. KurtulmuÅŸ, İsrail BaÅŸbakanı Binyamin Netanyahu’nun “bir baÅŸbakan olarak fütursuz, pervasız” bir ÅŸekilde dile getirdiÄŸi teolojik sözlerin, hiçbir rasyonalitesi olmayan inancından kaynaklandığını belirtti.
TBMM BaÅŸkanı KurtulmuÅŸ, Netanyahu ve Likud cephesinin aşırı ÅŸeyler yaptıklarını, bu politikalara İsrail’in içerisinde de karşı çıkan grupların olduÄŸunu bildiklerini söyledi.
İsrail’in on yıllardır yürüttüğü stratejiye iÅŸaret eden KurtulmuÅŸ, “Gelirler, bir yeri iÅŸgal ederler, bir süre otururlar, bütün dünya bağırır çağırır, aradan üç-beÅŸ sene geçer ve oraya yerleÅŸirler. Böylece bütün bu toprak geniÅŸlemesi, CumhurbaÅŸkanımızın da BM Genel Kurulu’nda gösterdiÄŸi haritalar tesadüfen deÄŸil, böyle fiili durumlarla oluÅŸturuldu. Dünyada resmi sınırları belli olmayan tek ülke İsrail’dir. Dolayısıyla karşımızda çok vahim bir teopolitik üzere hareket eden bir devlet mekanizması olduÄŸunu bilmemiz lazım.” görüşünü paylaÅŸtı.
“Fiili uygulamaya dönük olarak herhangi bir adım atılamamıştır”
ABD’nin Irak’ı iÅŸgaliyle, İsrail için bölgede yeni bir dönemin baÅŸladığını, bölgede İsrail’e karşı çıkabilecek bütün ülkelerin tarumar edildiÄŸini vurgulayan KurtulmuÅŸ, Irak, Suriye ve Yemen’in parçalandığını, Libya, Lübnan ve Mısır’da büyük, kitlesel olayların gerçekleÅŸtiÄŸini, ülkelerin “iradesiz” hale getirilmelerinin temin edildiÄŸini kaydetti.
İsrail’in ÅŸimdi “Tamam, bu aÅŸamada zaten bana karşı çıkacak hiçbir ülke yok. Dolayısıyla ben de son vuruÅŸumu gerçekleÅŸtireyim ve Arz-ı Mev’ud’a giden yolda belki de son adımı atmayı baÅŸarabileyim” dediÄŸini belirten KurtulmuÅŸ, İsrail’in bunun vermiÅŸ olduÄŸu aşırı özgüvenle hareket ettiÄŸini aktardı.
TBMM BaÅŸkanı KurtulmuÅŸ, İsrail’in en büyük gücünün, İslam dünyasının ve bölge ülkelerinin “darmadağınık”, “iradesiz” tavır sergilemeleri ve inisiyatif kullanamamaları olduÄŸunu, bunun da ne kadar büyük bir güç olduÄŸunu İsrail’in bu süreçte yaÅŸadığını vurguladı.
İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi toplantısını hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Metin olarak kararlı ÅŸeyler ortaya çıkmıştır ama sonuç itibarıyla fiili uygulamaya dönük olarak herhangi bir adım atılamamıştır. Rahmetli Kral Faysal’ın OPEC toplantılarında, petrol üretiminin azaltılmasıyla ilgili kararının o dönem yaÅŸanan İsrail-Filistin sorununda ne büyük bir güç oluÅŸturduÄŸunu hatırlıyoruz. Arap dünyası ve İslam dünyası, elindeki stratejik imkanların hiçbirisini kullanamamaktadır. Bütün bu faktörleri yan yana getirdiÄŸinizde yapbozun parçaları tamamlanıyor ve İsrail’in niye bu kadar büyük bir iÅŸtahla saldırdığını da daha iyi anlıyoruz.
Dolayısıyla Mescid-i Aksa’nın kutsiyetini korumak, Filistin topraklarının vatan olarak korunmasını temin etmek için bedel ödemek de ne yazık ki bir avuç Filistinliye düşüyor. Çok ağır bir bedel ödüyorlar. Masum, kadın, yaÅŸlı, çocuk insanlığın gözü önünde yeni bir katliam yaşıyor, yeni bir soykırım yaşıyor. Meselenin esas siyasi arka planı budur, bunu görmemiz lazım.”
“İsrail’in bu tutumunun derhal sonlandırılması ÅŸart”
Bir gazetecinin, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına iliÅŸkin, “Bölgesel çatışmaya doÄŸru evrilir mi? Böyle bir tehlike var mı?” sorusu üzerine KurtulmuÅŸ, dünyanın üçüncü büyük savaÅŸa doÄŸru yol aldığını, bugünkü ÅŸartların 2. Dünya Savaşı’nın öncesindeki ÅŸartlara çok benzediÄŸini ifade etti. Numan KurtulmuÅŸ, ÅŸu düşünceleri dile getirdi:
“Henüz Ukrayna-Rusya arasındaki kriz çözülmemiÅŸken, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına hem de bütün insanlık cephesinin vicdanını yaralayacak bir ÅŸekilde devam etmesi, çok yeni çatışmaları da doÄŸurabilir. Onun için Türkiye olarak bizim beklentimiz, bir an evvel bu savaşın, İsrail’in saldırganlığının, İsrail’in bu tutumunun derhal sonlandırılmasıdır.
Uluslararası camia, bölgesel ve küresel yeni çatışmalar istemiyorsa, onu önlemenin yolu Filistin’deki barışın, Filistin halkının hak ve hukukunun korunmasıdır. Aksi takdirde bu mesele bölgesel savaÅŸlar haline dönebilir, dünyanın baÅŸka yerinde yeni savaÅŸların, çatışmaların fitilini ateÅŸleyebilir. Yani biz güç sahibiyiz, istediÄŸimiz yerde istediÄŸimizi yaparız ve yaptırırız anlayışının artık dünyayı bir felakete doÄŸru sürüklediÄŸini, baÅŸta gücü elinde bulunduran ülkeler olmak üzere herkesin görmesi lazım.”
CumhurbaÅŸkanı seçiminde uygulanan yüzde 50+1 ÅŸartına ve bu konudaki tartışmalara iliÅŸkin soru üzerine KurtulmuÅŸ, Türkiye’de deÄŸiÅŸenin baÅŸbakanlık sistemi olduÄŸunu, daha önce seçimlerden sonra baÅŸbakanın parlamentodaki çoÄŸunluÄŸa göre belirlendiÄŸini anlattı.
CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’yle cumhurbaÅŸkanının halk tarafından seçildiÄŸini hatırlatan KurtulmuÅŸ, cumhurbaÅŸkanının geçmiÅŸ dönemde baÅŸbakanın kullandığı yetkilerin hemen hemen tamamını kullandığını aktardı.
BaÅŸbakanlık sisteminden CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiÄŸini belirten KurtulmuÅŸ, şöyle devam etti:
“CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’nin kendi içerisinde, bu beÅŸ yıllık uygulamalar çerçevesinde revizyonlar yapılabilir. Tabii ki esas olan, Türkiye’de CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’nden geri dönüş yoktur. Milletimiz üç seçimde de CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’ni onaylamış, hem Anayasa’da hem de iki kez CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’ni dile getiren Sayın CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ı seçerek bunu onaylamıştır. Zaten öyle zannediyorum ki ‘Tekrar parlamenter sisteme dönelim’ talebi yakın vadede gündeme gelmeyecektir. Ama nihayetinde sisteme dair meseleleri tek tek konuÅŸmak yerine önümüzdeki dönemde yapmayı ümit ettiÄŸimiz, bütün partilerden de olumlu katkı saÄŸlamasını beklediÄŸimiz, yeni anayasa çerçevesinde tartışılmasını daha doÄŸru buluyorum. Asıl olan, CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’nin geleceÄŸinde sürdürülebilirliÄŸinin ve etkinliÄŸinin saÄŸlanmasıdır. Türkiye’nin artık hakikaten 12 Eylül Anayasası’nın ruhundan, prangalarından kurtulması lazım. Bunun için de iyi niyetle samimiyetle herkesin eteklerindeki taşı dökerek yeni anayasa sürecine katkıda bulunması gerekir.”
“Yüzde 50+1 deÄŸil de yüzde 40 gibi oranlar telaffuz edilmiÅŸti. Sizce burada bir oran telaffuz edilmeli mi?” sorusuna KurtulmuÅŸ, “Ben bir oran telaffuzunu ÅŸu aÅŸamada doÄŸru bulmuyorum. DediÄŸim gibi bu konunun da münferit bir konu olarak ele alınmasını doÄŸru bulmam. Bu konunun, bir anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi kapsamında tartışılabilecek bir konu olduÄŸunu düşünüyorum.” yanıtını verdi.
“Partilerin anayasası olmaz, milletin anayasası olur”
Siyasi partilere yaptığı ziyaretler hatırlatılarak, anayasa konusunda muhalefet partilerinden olumlu bir yaklaşım görüp görmediğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, ziyaretlerinin iadeiziyaret kapsamında olduğunu söyledi.
Partilerin farklı fikirleri olabileceÄŸini, münakaÅŸa edebileceÄŸini, uzlaÅŸamayabileceÄŸini dile getiren KurtulmuÅŸ, partilerin hem ikili hem de çok taraflı olarak, meselelerini konuÅŸabilecekleri uygar ve olumlu zeminler oluÅŸturulması gerektiÄŸini vurguladı. Numan KurtulmuÅŸ, gayelerinin, Meclis’te bu ortamın oluÅŸturulabilmesi için iyi niyetli bir çabanın ortaya konulması olduÄŸunu ifade etti.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:
“DoÄŸru zemin ve doÄŸru yöntemlerle konuları ele almak zorundayız. Nihayetinde anayasa çalışması öncelikle Meclis’in bir aritmetik meselesidir, yani bir aritmetiÄŸi bulmak durumundasınız. Ama bundan daha önemlisi partilerin anayasası olmaz, milletin anayasası olur. Yapacağımız anayasayı, milletin anayasası olacak ÅŸekilde, yani toplumun büyük çoÄŸunluÄŸunun kabul edeceÄŸi ittifakla, konsensüsle çıkarmamız lazım. Bunun için de partiler arasında iyi niyetli bir tartışma zeminin oluÅŸmasına gayret sarf etmeliyiz. BaÅŸarabileceÄŸimizi ümit ediyorum.”
“CumhurbaÅŸkanı’mız ve Bahçeli arasında karşılıklı saygıya dayalı nitelikli diyaloÄŸun sürdürüldüğünü görüyoruz”
Yüzde 50+1 tartışmalarına yönelik CHP Genel BaÅŸkanı Özgür Özel ile MHP Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamaları anımsatılarak, “Bu Cumhur İttifakı’nda bir sıkıntıya yol açabilecek süreci aralar mı?” sorusu üzerine KurtulmuÅŸ, ÅŸunları ifade etti:
“Hayır açmaz. Başından itibaren Cumhur İttifakı’nı oluÅŸturan AK Parti ile MHP arasında ve özelikle Sayın CumhurbaÅŸkanı’mız ve Sayın Bahçeli arasında karşılıklı saygıya dayalı fevkalade nitelikli bir diyaloÄŸun sürdürüldüğünü görüyoruz. Bizim baÅŸtan beri söylediÄŸimiz; bir pazarlık ittifakı deÄŸil, bir ilke ittifakı olarak bugünlere gelindi. Dolayısıyla bunu bir koalisyon, bir pazarlıkların ittifakı, bir al-ver meselesi olarak deÄŸil, Türkiye’nin milli meselelerinde, hemen hemen ana meselelerinin tamamına yakınında ortak fikirlere sahip olan iki farklı partinin ittifakı olarak görmemiz lazım. Hiçbir zaman bir koalisyon tabiri kullanılmadı, hiçbir zaman bir koalisyon algısı, anlayışı içerisinde hareket edilmedi. Bu anlamda tabii ki iki farklı parti, tabii ki bazı konularda öncelikleri farklı olabilir. Ama sonuçta milli meselelerde bugüne kadar hep karşılıklı müzakerelerle görüşerek, konuÅŸarak, mutabık kalınarak bu noktaya kadar gelindi. Ben bir sıkıntı, bir sorun olacağını zannetmiyorum.”
Türkiye İşçi Partisinden milletvekili seçilen Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’la ilgili soru üzerine KurtulmuÅŸ, ÅŸunları söyledi:
“Meclis kimsenin görev vereceÄŸi bir yer deÄŸildir. TBMM, milli iradenin tecelligahı olarak 85 milyon milletimizin bütün siyasi farklılıklarının yansıtıldığı, yasaların çıkartıldığı, hatta Anayasa’yı bile deÄŸiÅŸtirilebilme kudretine sahiptir. TBMM, kendi gündemine sahiptir. Kendi öncelikleri içerisinde nerede, ne zaman, ne adım atılacağını bilir.”
“Oturma eylemlerinin bir an evvel sonlandırılmasını ümit ederim”
CHP milletvekillerinin, Yargıtay 3. Dairesi’nin kararını protesto amacıyla TBMM Genel Kurulu’nu terk etmeme eylemini sürdürdüğünün hatırlatılması üzerine ise KurtulmuÅŸ, bu durumların Meclis’te daha önce de yaÅŸandığını belirtti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bizim arkadaÅŸlardan beklentimiz, Meclis’te her türlü görüşü söylesinler. Ama Meclis, böyle sanki sokakta bir protesto eylemi yapar gibi oturma eylemlerinin yapılabileceÄŸi, pankartların açılarak sloganlarla birtakım gösterilerin yapılabileceÄŸi bir yer deÄŸildir. Meclis’te milletvekillerimiz olabildiÄŸince özgür bir ÅŸekilde kendisine Anayasa’nın vermiÅŸ olduÄŸu kürsü masuniyetini de kullanarak her türlü konuÅŸmayı yapabilir. Ama bu oturma eylemlerinin bir an evvel sonlandırılmasını ümit ederim. Bunun, bu eylemi yapan arkadaÅŸlarımıza da bir katkısı, bir faydası olmayacağını düşünüyorum.”
Kaynak: AA
