TBMM Başkanı Kurtulmuş: Lahey’deki uluslararası mahkemenin kararı insanlık davası için dönüm noktasıdır
TBMM Başkanı Kurtulmuş Lahey’deki uluslararası mahkemenin kararı insanlık davası için dönüm noktasıdır
TBMM BaÅŸkanı Numan KurtulmuÅŸ, “Lahey’deki uluslararası mahkemenin kararı sadece Filistin davası için deÄŸil insanlık davası için de dönüm noktasıdır. Artık hiçbir ÅŸey eskisi gibi olmayacak.” dedi.
KurtulmuÅŸ, resmi ziyaretler için gittiÄŸi Bahreyn ve BirleÅŸik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan Körfez turunun ardından uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bu ziyaretlerin çok baÅŸarılı, zamanlaması itibarıyla da yerinde olduÄŸunu dile getiren KurtulmuÅŸ, “Her iki ülkede de Devlet BaÅŸkanları ve Meclis BaÅŸkanları ile görüştük, ilaveten Bahreyn’de Åžura Meclisi BaÅŸkanı ile BAE’de de Devlet BaÅŸkanı Yardımcısı, BaÅŸbakan ve Dubai Emiri ile görüşmelerimiz oldu.” diye konuÅŸtu.
Görüştükleri isimlerin Türkiye’ye karşı pozitif bir yaklaşım içerisinde olduklarını aktaran KurtulmuÅŸ, “Bölgesel sorunların aşılması, bölgedeki gerginliklerin azaltılması bakımından Türkiye ile iliÅŸkilere çok büyük önem atfettiklerini gördüm.” dedi. TBMM BaÅŸkanı KurtulmuÅŸ, şöyle devam etti:
“Hem bölgenin geleceÄŸi hem de kendi gelecekleri bakımından Türkiye ile birçok alanda ortaklığın, iÅŸbirliÄŸinin gerçekleÅŸmesi için samimi, iyi niyetli ve yapıcı bir yaklaşım içerisindeler. ÖrneÄŸin ÅŸu anda 20 milyar dolar seviyesinde olan Türkiye-BAE arasındaki ikili ticaret hacmimiz var. Al Nahyan diyor ki ‘Bu yetmez, 50 milyar dolara çıkartılması lazım, belki ileride iki katına çıkartılması lazım.’ Türkiye ile bu ülkeler arasında her alanda karşılıklı iÅŸbirliÄŸi, ortak projeler ve ortak yatırımlar yapılabilmesinin mümkün olduÄŸunu gördük. İnÅŸallah bunlar gerçekleÅŸir. Savunma sanayi baÅŸta olmak üzere çok faydalı, verimli iÅŸbirlikleri geliÅŸtirilebilir. Turizm, kültürel alanda iÅŸbirliklerimiz artırılabilir. ÖrneÄŸin Yunus Emre Enstitüsü’nün BAE’de açılabilmesi için taleplerimizi tekrarladık ve ümit ediyorum ki en kısa süre içerisinde Yunus Emre Enstitüsü burada hem Türk dilini hem Türk kültürünü öğretmek bakımından faydalı çalışmalarını baÅŸlatabilir. Benzer ÅŸekilde örneÄŸin BirleÅŸik Arap Emirlikleri’nin İstanbul ya da Ankara’da kültür merkezi açmasının iliÅŸkilere çok katkısı olacağı kanaatindeyim.”
ASELSAN’ın Abu Dabi’deki ofisinin açılışını da gerçekleÅŸtirdiklerini anlatan KurtulmuÅŸ, “CumhurbaÅŸkanlığı Savunma Sanayi BaÅŸkanımız, ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, TUSAÅž gibi çok deÄŸerli ÅŸirketlerimizin genel müdürleri, yönetim kurulu üyelerinin olduÄŸu bir toplantıyı gerçekleÅŸtirdik. Orada verdikleri brifingde Türk savunma sanayiinin geldiÄŸi son noktadaki baÅŸarıları bir kere daha hatırlatmış oldular. Bunlar, buradaki dostlarımız bakımından çok ilgi çekici. Özellikle dışa bağımlılık, bölge dışındaki ülkelere, Batılı ülkelere bağımlılık noktasında kendilerini daha bağımsız hissedecekleri, daha güçlü hissedebilecekleri bir iÅŸbirliÄŸi alanı olarak görülüyor. Ümit ederim ki bu gerçekleÅŸir.” ifadelerini kullandı.
“CumhurbaÅŸkanı’mızın yapacağı ziyarette bu adımlar daha ileriye atılır”
Bu ülkelerle iliÅŸkilerin ÅŸu anda ne durumda olduÄŸuna yönelik bir soruya KurtulmuÅŸ, “Åžu anda çok sıcak, çok dostane ve biraz da benim gördüğüm geçmiÅŸteki o gergin ortamdaki kayıplarımızı telafi etmeyi düşünen bir olumlu yaklaşım içerisindeler. Zaten bizim tarafımız öyle. Ümit ediyorum ki Sayın CumhurbaÅŸkanı’mızın 12-13 Åžubat’ta buraya yapacağı ziyarette bu adımlar daha ileriye atılır, daha ortak noktalar bulunabilir geliÅŸtirilebilir.” yanıtını verdi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu ziyaretlerin çok faydalı ve çok sıcak bir ilişkinin gelişmekte olduğunu gördüğünü ve bundan memnun olduğunu ifade etti.
“Tarihin bu döneminde Türkiye ile BAE’nin çıkarlarının ortak olduÄŸu ve birlikte hareket ettiÄŸi gibi yorum yapılabilir mi?” ÅŸeklindeki soru üzerine KurtulmuÅŸ, bütün dünyada dış politikanın böyle bir hale geldiÄŸini ama özellikle Türkiye’nin, sahip olduÄŸu potansiyel, içinde bulunduÄŸu coÄŸrafyanın ülkeye verdiÄŸi büyük imkanlar ve çok büyük riskler çerçevesinde asla duraÄŸan bir dış politika seyri içerisinde olamayacağını söyledi.
Eski soÄŸuk savaÅŸ döneminin kalıpları içerisinde dış politika inÅŸa edilemeyeceÄŸini vurgulayan KurtulmuÅŸ, “Hiçbir ülke bunu yapamaz da hele Türkiye hiç yapamaz. Dolayısıyla sanki soÄŸuk savaÅŸtaymışız gibi, yani ebedi müttefiklerimiz ve ebedi rakiplerimiz varmış ve bunlar hiç deÄŸiÅŸmezmiÅŸ gibi davranamayız. Türkiye, bu süre içerisinde çok taraflı, ilkeli, herkesle görüşebilen ama her ÅŸeyden önce de Türkiye’nin ve bölgenin menfaatlerini önceleyen bir bakış açısıyla dış politika geliÅŸtiriyor.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
“Gerginliklerin bu ülkelerin hiçbirisine faydası olmadı”
Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“ÖrneÄŸin, Rusya-Ukrayna arasında itibarlı görüşmeler aracılığıyla kendi fikirlerimizi anlatabildiÄŸimiz ve temel meselelerde özgün politikalar geliÅŸtirebildiÄŸimiz bir siyaset izliyoruz. Rusya-Ukrayna arasında ortaya konulan tavır da aynı ÅŸekildedir. Herkesle görüşüp müzakere masasını açık tutarak burada bölgenin ve Türkiye’nin menfaatine olan iÅŸleri yapabilmek… Kaldı ki tek tek burada isimlerini saymayayım ama bölge ülkelerinin her birisi bu gerginliklerden olaÄŸanüstü zarar gördüler. Bu gerginliklerin bu ülkelerin hiçbirisine faydası olmadı.
Öte yandan, İsrail’in Filistin’e karşı saldırganlığının ortaya çıkardığı yeni belirsizlikler, yeni istikrarsızlıklar ve çok yakın geleceÄŸimize ait yeni, olaÄŸanüstü yüksek tehditler göz önünde bulundurulursa, bölge ülkeleri kendi aralarındaki iÅŸbirliÄŸini dostane bir ÅŸekilde geliÅŸtirmek mecburiyetindedir. Bu her bakımdan; buradan iÅŸte Bahreyn’den, BAE’den ya da diÄŸer Körfez ülkelerinden bahsediyoruz, bunların hepsinin menfaatine olduÄŸu gibi Türkiye’nin de menfaatinedir. Yani ‘Ben sana küstüm ve ilanihaye küs kalacağım’ demek dış politikanın rasyonalitesi içerisinde mümkün deÄŸildir. Türkiye hiçbir zaman ilkelerinden taviz vermeden mücadelesine devam ediyor. Kendi itibarını, ilkelerini koruyarak herkesle görüşüyor ve mümkün olduÄŸunca sonuç almaya çalışıyor.”
“Ortak adımlar atılamazsa, bu savaşın Kızıldeniz’e yayılma ihtimali var”
TBMM BaÅŸkanı KurtulmuÅŸ, “Bölgede uluslararası anlamda bir paradigma deÄŸiÅŸikliÄŸi görüyor musunuz?” sorusuna, “Hiç şüphesiz. Bir taraftan bu ülkelerin bir kısmı baÅŸta İsrail olmak üzere normalleÅŸme süreçlerini baÅŸlatmışlar, büyük de mesafe almışlardı. Ama İsrail’in, özellikle Netanyahu ve yönetiminin saldırgan tavırları ve arkasında Batı’nın, Amerika’nın kayıtsız ÅŸartsız desteÄŸinin nerelerde duracağı belli deÄŸil. Böyle bir siyasi manzara herkesin gözüne sokulmuÅŸ oldu.” cevabını verdi.
Bunun çok ciddi bir diriliÅŸe, uyanışa vesile olmasını temenni eden KurtulmuÅŸ, “Aksi takdirde ortak adımlar atılamazsa, bu savaşın Kızıldeniz’e yayılma ihtimali var. Bölge ülkeleri kendi aralarında birbirlerini tehdit olarak algılamayı sürdürürlerse; diyelim ki İran, Suudi Arabistan, Yemen’deki çatışmalar, bölge ülkeleri arasındaki gerginlikler… Bunların geçmiÅŸte hiçbirisine faydası olmadığı gibi gelecekte de zerre miskal faydası olmayacaktır. Hatta bundan sonra çok daha büyük zararlar gerçekleÅŸebilir.” yorumunu yaptı.
“Savunma sanayiinde ortak adımlar atılabilir”
Bunun artık herkesçe görüldüğünü söyleyen KurtulmuÅŸ, “Dostluk, kardeÅŸlik, kültürel, tarihi birliktelik bunların hepsi eyvallah ama bunun üstünde ülkelerin somut kazanımları ortaya konuldukça bu iliÅŸkilerin çok daha verimli bir noktaya gideceÄŸinden eminim.” dedi.
Körfez ülkeleriyle somut işbirlikleri, somut yatırımlar olup olmayacağı sorusuna Kurtulmuş, olabileceğini, çok büyük imkanların olduğunu söyledi.
Bunları nihayetinde rasyonel ÅŸartlar içerisinde, ticari ortaklıkların faydalı olacağı anlaşılan her alanda bu ortaklığın yapılabileceÄŸini gördüklerini anlatan KurtulmuÅŸ, “Hem Türkiye tarafında bilgi, birikim, deneyim var hem de bu tarafta aynı ÅŸekilde bir tecrübe var ve bunu finanse edebilecek imkanları var. Bunların hepsi bir araya getirilerek ülkelerin ortak faydalarına uygun sonuçlar alınır.” ifadelerini kullandı.
Hangi alanda Türkiye ile iÅŸbirliÄŸi yapmak istediklerinin sorulması üzerine KurtulmuÅŸ, BAE’de, Dubai’de çok sayıda Türk firması olduÄŸunu ama özellikle savunma sanayiinin önemli bir alan olarak görüldüğünü vurguladı.
Savunma sanayiinde ortak adımlar atılabileceğini kaydeden Kurtulmuş, turizmde de ciddi potansiyeller olduğunu belirtti.
Dubai’nin bir uluslararası yatırım alanı olduÄŸunu dile getiren KurtulmuÅŸ, bu imkanların hepsinin çok ciddi bir ÅŸekilde Türkiye’nin lehine sonuçlanacak adımlara dönüşebileceÄŸini kaydetti.
“Çok pratik bir tehditle dünya karşı karşıya kaldı”
TBMM BaÅŸkanı KurtulmuÅŸ, çok pratik bir tehditle dünyanın karşı karşıya kaldığını belirterek, “Artık ben onu sadece Filistin’in karşılaÅŸtığı bir tehdit ya da Filistin halkına karşı yapılan katliam boyutlarını çoktan aÅŸmış bir soykırım olarak görmemek gerektiÄŸini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Dünyanın gözü önünde, dünyanın tam da ortasında, Filistin topraklarında hayatını kaybedenlerin sayısının çoktan 30 bini aÅŸtığını, kaydedilemeyenlerle birlikte çok daha fazla insanın katledildiÄŸini, soykırım yapıldığını anlatan KurtulmuÅŸ, “Atılan her bir bomba aslında kendilerini bu meseleye ne kadar uzak hissederlerse hissetsinler bölge ülkelerinin baÅŸkentlerine atılmış bir bomba gibidir. Bu halklar bunu bu ÅŸekilde hissediyorlar. Öyle olduÄŸu için BAE’de, Bahreyn’de insanlar ciddi ÅŸekilde bu olaylara karşı çıkıyorlar.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Ayrıca Lahey’deki uluslararası mahkeme, sadece Filistin davası için deÄŸil, insanlık davası için de bir dönüm noktasıdır. Yani artık Allah’ın izniyle hiçbir ÅŸey eskisi gibi olmayacak. Filistinliler çok büyük acı bir bedel ödediler. Bundan sonra bedeller ödenmesin, insanlar daha rahat, müreffeh, huzur, güvenlik içerisinde yaÅŸasınlar. BaÅŸta bölge ülkeleri olmak üzere vicdan sahibi halklar bu konuda hemfikirdir. Yani güvenliÄŸin, istikrarın ve refahın her ÅŸeyin çok çok üstünde olduÄŸu bir kere daha görülmüş oldu. Bunu temin etmenin yolu da dışarıdan gelecek birtakım korumalarla deÄŸil, bölge ülkelerinin kendi iç dinamizmiyle saÄŸlayabilmektir. Evet, bugün tam bu noktada olmayabiliriz ama istikametin bu yönde olduÄŸu kanaatindeyim.”
“Biz bu filmi çok gördük”
“Türkiye’de son dönemde yükselen yabancı düşmanlığı dalgası olduÄŸu ve bu konuda diÄŸer ülkelerden gelen ÅŸikayetler olup olmadığı” konusunda deÄŸerlendirmesi sorulan KurtulmuÅŸ, Körfez turu kapsamındaki görüşmelerinde ve özel sohbetlerde bu konuda bir ÅŸikayet almadığını söyledi.
Hem Bahreyn’in hem BAE’nin halklarıyla Türk halkı arasında hiçbir problem ve farklılaÅŸma olmadığını; lisan ve kültürlerin farklı olmasına raÄŸmen kendilerini birbirlerine çok yakın hisseden halklar olduÄŸunu dile getiren KurtulmuÅŸ, “Maalesef Türkiye’de yükseltilmeye çalışılan ırkçılığın, özellikle Arap düşmanlığı, İslam ülkelerinin vatandaÅŸlarına karşı düşmanlığın üretilmiÅŸ bir provokasyon olduÄŸu kanaatindeyim. Bunun Türk halkının kendi isteÄŸiyle ortaya çıkmadığı, birtakım ırkçı odakların, belki perde arkasından uluslararası çevrelerle irtibatlı bazı odakların ürettiÄŸi bir provokasyon olduÄŸu kanaatindeyim.” diye konuÅŸtu.
Türk milletinin geleneğinde ırkçılık olmadığını ancak ara sıra birkaç provokatör çıkabildiğinin altını çizen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“GeçtiÄŸimiz yıl Arap ülkelerinden bir kiÅŸiye yapılan saldırı tamamen münferit bir saldırıdır. Birileri bunu artırmak istiyor. Özellikle Filistin meselesi noktasında Türk kamuoyunun fevkalade büyük bir duyarlılık, birlik, beraberlik gösterdiÄŸi bir noktada ortaya çıkarılan, üretilmiÅŸ Müslüman, Arap düşmanlığının çok tehlikeli olduÄŸunu görüyoruz. Ama bunun milletimizi asla baÄŸlamadığını, milletimizin böyle bir tavrı olmadığını herkes biliyor. Åžundan emin olun ki Türkiye’nin içerisinde Arap, İslam karşıtlığı yapanlarla İslam ülkelerinde Türk karşıtlığı yapanlar aynı odaklardır. Biz bu filmi çok gördük. 20 yılda koskoca Osmanlı cihan devletini ırkçılık üzerinden parçalamadılar mı? Aklımızı başımıza alacağız. Bu anlamda aziz milletimizin çok feraset sahibi olduÄŸuna da inanıyorum. Böyle oyunlara gelmez, bu oyunlardan da bir sonuç çıkmaz.”
KurtulmuÅŸ, Yemen, Irak ve Filistin gibi ülkelerde yaÅŸananlar hatırlatılarak, “Size göre bölgede kaosa giden bir yapı mı var yoksa tam anlamıyla çıban patlıyor ve bir ÅŸekilde bir barış ortamı olmasa da artık oyunları bozacak mekanizmaya mı doÄŸru gidiyor?” sorusu üzerine, ÅŸunları söyledi:
“Bu gerilimlerin bir müddet daha devam edeceÄŸi, belki bazı bölgelerde artarak devam edeceÄŸi görülüyor. Bunun temel sebebi, dünya sisteminde tam bir dengesizlik durumunun olmasıdır.
Dünya barışının temin edilebilmesi için ya güçler arasında bir dengenin olması ya da bir gücün diÄŸerlerinin, hepsinin üstünde olması lazım. Tam tersine ÅŸu anda çok kutuplu bir dünyaya doÄŸru gidiyoruz. Dünyanın birçok bölgesinde çok sayıda devlet kendi projelerinde kendi hakimiyet tezlerini gerçekleÅŸtirmeye çalışıyor. DoÄŸu Akdeniz’de 10’un üzerinde ülkenin fiziki varlığı, Orta DoÄŸu’da, Suriye’de, Irak’ta çok sayıda ülkenin varlığı söz konusudur. Burada Türkiye olarak üzerimize düşen, çok taraflı bir dengenin oluÅŸmasında Türkiye’nin de merkezinde olduÄŸu bir güç birikimini temin etmek ve bu istikamette yürüyüşümüzü sürdürmektir. Bunun yolu hem Türkiye’nin hem bölgenin mümkün olduÄŸunca çatışmalardan uzaklaÅŸtırılması, içimizdeki farklılıkların da karşılıklı müzakerelerle çözülebileceÄŸi imkanların temin edilmesi, tesis edilmesidir.”
Türkiye’nin küresel olarak çok doÄŸru bir istikamette ilerlediÄŸine dikkati çeken KurtulmuÅŸ, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın yıllardır “Dünya beÅŸten büyüktür” sözüyle ifade ettiÄŸi “yeni ve adil bir dünya mümkündür” tezine yaklaşıldığını; artık dünyada yeni bir sisteme ihtiyaç olduÄŸunun görüldüğünü belirtti.
BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Kurulunda İsrail’in çok büyük bir ittifakla telin edilmesi ya da İsrail karşıtı kararların alınmasının bunun bir göstergesi olduÄŸunu vurgulayan KurtulmuÅŸ, “Uluslararası Adalet Divanında ara kararın fevkalade olumlu çıkmış olması bir adımdır. Bundan sonra bizim bu bölgede sorunları çözecek, müzakereyle, karşılıklı rızayla çözecek barışçıl mekanizmaların öncülüğünü yapmamız, dünyada da yeni bir dünya sisteminin oluÅŸması için küresel bir denklemin, çok taraflı denklemin kurulması için katkıda bulunmamız lazım. Bunu tek başımıza yapamayız ama tek başımıza öncülüğünü yapabiliriz.” ifadelerini kullandı.
Can Atalay’ın milletvekilliÄŸinin düşürülmesi
“Türkiye İşçi Partisinden (TİP) Hatay milletvekili seçilen Gezi parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekilliÄŸinin düşürülmesinin ardından CHP ile TİP’in vatandaÅŸları sokaÄŸa davet etmesiyle” ilgili deÄŸerlendirmesi sorulan Meclis BaÅŸkanı KurtulmuÅŸ, Can Atalay meselesi veya baÅŸka bir konu üzerinden siyasi tartışmaların köpürtülerek bugüne kadar gelinmiÅŸ olmasını doÄŸru bulmadığını söyledi.
Bahreyn ve BirleÅŸik Arap Emirlikleri’ni kapsayan Körfez turunun aylar öncesinden planlandığını aktaran KurtulmuÅŸ, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz burada, milletimizin verdiÄŸi yetkiyle TBMM adına, milletimizi temsilen ülkeler arasında diplomatik iliÅŸkileri arttırmak ve parlamenter diplomasinin imkanlarından istifade etmek için görüşmeler yaparken, böyle bir çalışmanın içerisindeyken, benim ÅŸahsımı da iÅŸin içerisinde katan, hatta bu ziyaretle Atalay’ın kararının okutulmasını bir ÅŸekilde iliÅŸkilendiren bazı açıklamaları kategorik olarak reddettiÄŸimi ifade etmek isterim. Bunlar haksız ve doÄŸru olmayan yorumlardır. Bu ziyaretler aylar öncesinden planlanmıştır. Meclis BaÅŸkanı’nın teamüller gereÄŸi Meclisi ne zaman yöneteceÄŸi bellidir. Biz bu hafta Ankara’da olsaydık dahi kararı yine Sayın BozdaÄŸ okutacaktı. Çünkü Meclisin çalışmalarında Genel Kurul yönetimi nöbetçi baÅŸkanvekili tarafından deruhte edilmektedir. Dolayısıyla bu süreci, hele hele buradan doÄŸacak siyasi tartışmaları sokakta halletmeye kalkmak doÄŸru deÄŸildir.”
İki yargı kurumu arasındaki hukuki ihtilafın tarafının Meclis olmadığını başından beri söylediklerinin; bu süreçte Meclisin taraf olmaması için de özel bir özen gösterdiklerinin altını çizen KurtulmuÅŸ, Meclisin ilk açıldığı gün yemin için Atalay’ın isminin okunduÄŸunu, davet edildiÄŸini ancak tutuklu olduÄŸu için gelemediÄŸini anımsattı. Atalay’ın özlük haklarının da verildiÄŸini, danışmanlarının atandığını ve bütün partilerin ortak anlayışıyla TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna seçildiÄŸini aktaran KurtulmuÅŸ, tüm süreç boyunca Meclisin tavrının belli olduÄŸunu söyledi.
TBMM’nin yerel mahkeme adına karar verip Atalay’ın tutukluluk halini kaldırmak gibi bir yetkisi olmadığını anlatan KurtulmuÅŸ, şöyle konuÅŸtu:
“Mecliste birçok defa milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırıldı, milletvekillikleri düştü… Buna benzer olaylar defaatle tekrarlandı. Bu anlamda esas itibarıyla Meclisin üzerine düşen sorumluluk, Anayasa’da var olan bu konudaki çeliÅŸkileri ortadan kaldırmaktır. Yüksek yargı birbirleriyle çeliÅŸen, kararları farklılaÅŸan kurumlar olmanın ötesine geçmelidir. Her birisinin fonksiyonu bellidir. Her birisinin vazifesi bellidir. Hiçbir mahkeme devletin diÄŸer kurumlarının üzerinde bir hak ve yetkiye sahip deÄŸildir. Dolayısıyla bütün bunların yeniden düzenlenmesi, örneÄŸin; 153, 138. maddelerin yeniden düzenlenmesi; 14. maddede devlete karşı iÅŸlenen suçları belirleyen faaliyetlerin daha sarih, daha açık bir hale getirilmesi için bazı deÄŸiÅŸikliklerin yapılması gerekir. ‘Meseleyi ÅŸahsileÅŸtirmemek gerekir’ derken bu ya da benzeri problemleri sistemik olarak çözmenin Meclisin görevi olduÄŸunu hatırlatmak isterim.”
TBMM Genel Kurulunda, Atalay hakkındaki mahkemenin gerekçeli kararının okutulması yerine bekletilmesine yönelik eleÅŸtirilere de deÄŸinen KurtulmuÅŸ, “Kararın okutulmasında acele edilmeyerek hem ilgili milletvekiline hukuki yolları tüketme, hem de yüksek mahkemelere aralarındaki içtihat farklılıklarını hal yoluna koyma imkanı verilmiÅŸtir. Anayasa Mahkemesinin bu kararlarını hukuki açıdan denetleme durumunda olmadığımız gibi icrası konumunda da bulunmuyoruz. Muhatap derece mahkemesidir.” dedi.
Kaynak: AA
