“Tohumculuk alanında verdiÄŸimiz destekler, bugün itibarıyla 4,5 milyar lirayı aÅŸtı”
Tohumculuk alanında verdiğimiz destekler, bugün itibarıyla 4,5 milyar lirayı aştı
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, tohumculuk alanında verilen desteklerin bugün itibarıyla 4,5 milyar lirayı aştığını bildirdi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde Tohum YetiÅŸtiricileri Alt BirliÄŸince gerçekleÅŸtirilen “İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi Ekseninde GeleceÄŸin Tarımı Çalıştayı”nda yaptığı konuÅŸmada, küresel ısınma ve iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin insanlığın en büyük tehdidi olduÄŸunu söyledi.
Son yüzyılda, nüfus artışı, sanayileşme, kentleşme ile doğal kaynaklar üzerindeki baskı giderek artarken, fosil yakıtların yoğun kullanımı, enerji üretimi, tarım ve ulaşım gibi faaliyetlerle doğal ekosistemin giderek bozulmaya başladığını anlatan Pakdemirli, odağı insan olan bu gelişmelerin ekosistemi derinden ve birçok açıdan geri dönülmez biçimde değiştirdiğini kaydetti.
Sanayi devriminden bugüne dünya ortalama sıcaklığın 1,1 derece arttığını belirten Pakdemirli, bu sıcaklık artışıyla tarihte görülmemiş felaketlerin ve su döngüsünde ciddi değişimlerin yaşandığına işaret etti.
Daha önce her 10 yılda yaşanan kuraklığın bundan sonra 5-6 yılda yaşanabileceğini ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Tarımsal verimde ise iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin etkisiyle 2050’ye kadar yüzde 10 ila 25 arasında bir düşüş bekleniyor. Tüm bu veriler bize ÅŸunu gösteriyor, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin en fazla etkileyeceÄŸi alanların başında, tarım, gıda, su ve orman geliyor. 2050’deki dünya nüfusunun gıda ihtiyacını karşılamak için bugünkünden yüzde 60 daha fazla üretmek, bu üretim için de yüzde 15 daha fazla su kullanmak zorundayız. DoÄŸru tohumculuk uygulamaları ve tohumda kalitenin artmasıyla bir noktaya geldik. YaÅŸanan bu geliÅŸmeler ve gelecek öngörüleri, kendine yeterliliÄŸin yanında, yeÅŸil ekonomi temelinde sürdürülebilir bir üretim yapısının oluÅŸturulmasını da artık kaçınılmaz hale getirmektedir.”
Bakan Pakdemirli, artık sıradan bir çabanın ötesinde, bir atılımdan çok daha fazlasının ortaya konulması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin Akdeniz havzası içerisinde yer alması nedeniyle iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin etkilerini en fazla yaÅŸayacak ülkelerin başında geldiÄŸine dikkati çeken Pakdemirli, bakanlık olarak tüm politikalarını bu geliÅŸmeleri hesaba katarak ortaya koyduklarını bildirdi.
Daha çevreci yaklaşımlar benimsediklerinin altını çizen Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu süreçte, Paris İklim AnlaÅŸması’nın yanı sıra, Avrupa BirliÄŸi YeÅŸil Mutabakatı kapsamında eylem planlarımızı oluÅŸturduk ve çalışmalarımızı baÅŸlattık. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin etkilerini en aza indirmek için, üreticilerimize yönelik birçok destek uygulamasını da ihtiyaç durumunda hızlıca devreye alıyoruz. CumhurbaÅŸkanımızın desteÄŸiyle, kuraklıktan etkilenen üreticilerimiz için 2,6 milyar lira desteÄŸin ödemesine baÅŸladık. Bunun yanında il ve bölge bazında düzenlediÄŸimiz toplantı ve çalıştaylarla, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸine karşı alacağımız önlemleri ve projeleri belirliyoruz.”
Ortak akılla çalışmalara yön vermek, ortak bir yol haritası belirlemek istediklerini dile getiren Pakdemirli, tohum ve tohumculuğun, iklim değişikliği özelinde, tarım ve gıda güvenliği için kilit rol üstlenen alanların başında geldiğini kaydetti.
Tohumun, yaÅŸamın hikayesi, sürdürülebilirliÄŸin ifadesi olduÄŸunu anlatan Pakdemirli, “Toprak, yeryüzünün bedeni tarım ise bu bedenin giydiÄŸi en güzel yeÅŸil elbisedir. Bu yeÅŸil elbise, elmanın kırmızısı, portakalın turuncusu, patlıcanın moru, ayvanın sarısından tutun da bütün renk tonlarıyla süslüdür. İşte tohum da bu elbisenin ilk düğmesidir. EÄŸer biz bu düğmeyi yanlış iliklersek, diÄŸer düğmeleri iliklemenin hiçbir anlamı kalmaz.” dedi.
4 bini bu topraklara has, 12 bin bitki türüne ev sahipliÄŸi yapan Anadolu’nun, bitki gen kaynakları bakımından adeta bir kıta özelliÄŸine sahip olduÄŸunu vurgulayan Pakdemirli, bu topraklardaki gıda güvenliÄŸinin geleceÄŸinin de tohumda saklı olduÄŸunu belirtti.
Bugün ekecek tohumu olmayanın gelecekten rol kapamayacağını söyleyen Pakdemirli, tohumun tarımın yükte hafif, pahada ağır en değerli hazinesi olduğunu dile getirdi.
“TohumculuÄŸa verilen destekler 4,5 milyar lirayı aÅŸtı”
Bakan Pakdemirli, tohumun ekonominin ve sanayinin de stratejik başrolü olduğunu ifade ederek, tarımın geleceği ve gıdanın güvenliği adına tohumla ilgili planların doğru şekilde yapılması, hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini aktardı.
FAO verilerine göre dünyada bir tarafta 800 milyon civarında insanın açlıkla mücadele ettiğini, diğer tarafta da nüfusun hızla artmaya devam ettiğini bildiren Pakdemirli, şunları kaydetti:
“Bir diÄŸer tarafta da tarım alanlarında imar, çoraklaÅŸma, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi ve verimlilik kaybı gibi nedenlerle, tehlike çanları çalıyor. Bu baÄŸlamda, beslenme ve gıda güvenliÄŸi, daha stratejik bir alan haline gelmeye baÅŸladı.Yapılacak ÅŸey belli. Bu kayıplar ve nüfus artışı dikkate alınarak, toplam üretim miktarının oransal olarak artırılması gerekmektedir. Üretimi kısa vadede artırmanın en ekonomik ve doÄŸal yolu kaliteli tohum kullanımıdır. Üretimi etkileyen tüm deÄŸiÅŸkenlerin sabit kalması koÅŸuluyla, sadece kaliteli tohumluk kullanılması bile, üretim üzerinde ciddi bir artış demektir.”
Pakdemirli, bakanlık olarak tohumculuk sektörünün geliştirilmesi, çiftçiye en kaliteli üretim materyalinin ulaştırılması ve insanların güvenli gıdanın teminini sağlamak için 19 yıldaki yatırımlarını yeni projelerle taçlandırdıklarını ifade etti.
Bakanlık olarak sertifikalı tohum destekleme programlarını kendilerinin başlattığını anlatan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2005 yılından beri sertifikalı tohumluk kullanan çiftçilerimizi, 2008 yılından beri de sertifikalı tohumluk üreticilerini destekliyoruz. Tohumculuk alanında verdiÄŸimiz destekler, bugün itibarıyla 4,5 milyar lirayı aÅŸmış durumda. 2020 bitkisel üretim desteklerindeki en fazla artışı, tohumda yaptık. 2020 yılında sertifikalı tohum kullanım desteÄŸinde buÄŸday ve arpada yüzde 88, tritikale, yulaf ve çavdarda yüzde 166, çeltikte yüzde 100, kuru fasulye ve mercimekte yüzde 50, patates, kolza ve aspirde yüzde 25 oranında artışlar yaptık​. 2022 üretim yılı için de bu artışlara ilave arpa, buÄŸday, çavdar, tritikale, yulaf ve çeltikte de yüzde 50 artış yaptık. Ayrıca ‘Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İliÅŸkin Karar’ ile tohumculuk sektörüne ilave kredi kaynağı saÄŸladık.”
Üretimde yerli ve milli tohumun katkısı
Bakan Pakdemirli, bakanlık araştırma enstitü müdürlüklerinde bulunan uzman araştırmacılar sayesinde, tamamen kamu kaynaklarıyla geliştirilmiş, yerli ve milli 867 çeşitle bilgi, beceri ve tecrübeyi tohumculuk alanına da kanalize ettiklerini bildirdi.
Tarla bitkilerinde 2019 yılında 63, 2020 yılında 81 ve 2021 yılında 58 çeÅŸit olmak üzere, son üç yılda 202 çeÅŸidin tescil ettirildiÄŸi bilgisini veren Pakdemirli, “Ülkemizde üretilen ekmeklik buÄŸdayın yüzde 50’si, makarnalık buÄŸdayın yüzde 55’i, arpanın yüzde 60’ı, çeltiÄŸin yüzde 50’si, mercimeÄŸin yüzde 90’ı, nohutun yüzde 60’ı, sadece bakanlık araÅŸtırma enstitülerimiz tarafından üretilen yerli ve milli tohumlardan saÄŸlanmaktadır.” diye konuÅŸtu.
Ata tohumu ve gen bankacılığı konularına da deÄŸinen Pakdemirli, 32 gen bankasında 317 bin tohum ve materyalin muhafaza edildiÄŸini söyledi. Ata tohum projesi kapsamında farklı türlerden 37 yerel çeÅŸidin bu yıl tescil edildiÄŸini dile getiren Pakdemirli, “Bugüne kadar ekmeklik buÄŸdayda 30, makarnalık buÄŸdayda 12 ve arpada 19 olmak üzere, toplam 61 kuraklığa dayanıklı çeÅŸit geliÅŸtirdik ve tescilini yaparak üreticilerimize sunduk.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
“Bugün 86 ülkeye tohum ihraç eden bir seviyeye geldik
Sertifikalı tohum üretimini 8 kat artışla 145 bin tondan 1 milyon 242 bin tona çıkardıkları bilgisini veren Pakdemirli, aynı dönemde tohum ihracatının yaklaşık 10 kat artışla 162 milyon dolara ulaştığını kaydetti.
İhracatın ithalatı karşılama oranının 2002 yılında yüzde 31 iken 2020 yılında yüzde 82 seviyelerine çıktığına dikkati çeken Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün 86 ülkeye tohum ihraç eden bir seviyeye geldik. 2021 yılının 10 ayında tohum ihracatımız 150 milyon dolar olarak gerçekleÅŸti. Ülkemizde tohumculuk alanında faaliyet gösteren bin 48 firmanın 985’inin yani yüzde 94’ünün yerli, 23’ünün de yerli ve yabancı ortaklığı ÅŸeklinde olduÄŸunu özellikle belirtmek istiyorum.Yine ilk defa ıslahçı haklarını da biz koruma altına aldık. Bugüne kadar 2 bin 769 baÅŸvuru yapıldı ve bin 710 bitki çeÅŸidi koruma altına alındı. Koruma altına alınan çeÅŸitlerin yüzde 50’si yerli ıslahcılar tarafından geliÅŸtirilmiÅŸtir. Türkiye tohumculuk sektörü, kendi ihtiyacı olan tüm tohumluÄŸu üretecek güç, yetenek ve kapasiteye sahiptir. Ülkemiz bugün, dünya tohum ticaretinde söz sahibidir. Bazı spekülasyonlara cevaben altını çizerek bir kere daha söylüyorum, ülkemizde kullanılan tohumlukların yüzde 96’sı yurt içinde üretilmektedir. Türkiye’nin ithal tohumlar, ithal firmalar tarafından sarıldığı bir kuyruklu yalandır. Maalesef tarımı iyiye doÄŸru deÄŸil, tarımı bitirmek için söylenen laflardır. Biz, tarımın daha iyi olması için çalışıyoruz. Türkiye’de baÅŸta muhalefet olmak üzere bazı kitleler tarımın daha kötü olması, kırsalın boÅŸalması için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. 2023 yılında 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretimi ve 500 milyon dolarlık ihracat hedefliyoruz.”
İklim değişikliğinin tarımsal üretime etkisi
İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin beraberinde getireceÄŸi kuraklık riskinin tarımsal üretimi önemli derecede etkileyeceÄŸine iÅŸaret eden Pakdemirli, “Biz de geleceÄŸin tarımını planlarken, kıt kaynaklardan optimum düzeyde faydalanmayı hedefliyoruz. İnÅŸallah üreticimizin arazi ve suyu doÄŸru kullanımı, üretimde sürdürülebilir yaklaşımı, bakanlığımızın da destekleyici, koruyucu, mücadele edici, yenilikçi çalışmaları, dünyayı bekleyen muhtemel tehlikelere karşı üreticimizi de tüketicimizi de koruyacak. Yapılan istatistiki çalışmalara göre, önümüzdeki 30 yılda dünya nüfusu yüzde 25 artarak 10 milyara, ülkemiz nüfusu da yine yaklaşık yüzde 25 artarak 105 milyona çıkacak.” diye konuÅŸtu.
Bu kadar nüfusun sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşabilmesi için iklim değişikliğiyle mücadele özelinde 3 önerisinin olduğunu aktaran Pakdemirli, şu görüşleri paylaştı:
“Birincisi ecdadımızın emaneti toprağımızı, doÄŸru bir ÅŸekilde kullanmak zorunda olduÄŸumuzu biliyoruz. Bu amaçla koruyucu toprak iÅŸleme teknikleriyle ekilmedik bir karış tarım toprağı bırakmıyor olmamız gerekiyor. İkincisi artık suya göre tarım yapmalıyız. Bir damla suyumuzu bile boÅŸa harcamadan doÄŸru sulama teknikleriyle toprağı suyla buluÅŸturmak için çalışmalarımızı yürüteceÄŸiz. Üçüncüsü ise iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin bitkisel üretim sektörü üzerindeki etkilerini mikro havzalar bazında belirleyip, kaynakların kullanımını optimize ederek, en uygun bitki türü ve çeÅŸitlerini tespit ediyor olmamız lazım. Bu süreçte kuraklığa veya soÄŸuÄŸa toleranslı tohumlar geliÅŸtirip bir taraftan yerel çeÅŸitlerimizi korurken, bir taraftan da sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaÅŸtırarak, tarımsal hasılamızı artıracağız.”
Salgın ve iklim değişikliği kaynaklı küresel bazda enerji ve emtia fiyatlarında artışın görüldüğüne dikkati çeken Pakdemirli, bu süreçte tarımsal üretimde maliyetlerin de arttığını vurguladı.
“Siz üretmeye devam ettiÄŸiniz sürece alın terinizi yere düşürmeyeceÄŸiz”
Bitkisel ve hayvansal üretim yapan üreticilerin maliyetlerindeki artıştan endişe etmemesi gerektiğini belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:
“Siz üretmeye devam ettiÄŸiniz sürece alın terinizi yere düşürmeyeceÄŸiz. ÜrettiÄŸiniz ürünün bedelini karlı bir ÅŸekilde alıyor olacaksınız. Maliyetler artabilir. Türkiye’de doÄŸru alım politikaları ile üretici dostu politikalarla hiçbir zaman üreticimizin alın terini boÅŸa harcatmadık. Bundan sonra da harcatmayacağız. Ekonomide bazı çalkantılar yaÅŸayabiliriz, tüm dünya yaşıyor. Pandemi henüz ülkemizi terk etmiÅŸ deÄŸil. Siz saÄŸlam durun, üretmeye devam edin, hiçbir ÅŸekilde alın teriniz yerde kalmayacak. 2002 öncesi çok kısıtlı destekler ve müdahale alımları vardı. 2002 sonrası ise etkin destekleme ve kısıtlı müdahale alımları yapıldı. CumhurbaÅŸkanlığı Hükümet Sistemi’yle de hem artan tarımsal destekler, hem de kapsamı geniÅŸleyen etkin müdahale alımları ile çiftçimizi memnun edecek, üretici dostu politikaları bir bir hayata geçirdik. Son 3,5 yıldır farklı yaptığımız ÅŸey, hem destek arttı hem de müdahale alımı var.”
Tohumun hayatın ilk adımı olduÄŸunu dile getiren Pakdemirli, “Bizlerin kadim yadigarı, geleceÄŸe bırakacağımız mirasımızdır. Yaradan’ın, hünerli ve sınır tanımayan güzelliÄŸinin imzasıdır. Üretimin, yeterliliÄŸin, beslenmenin, yani var olabilmenin anahtarıdır. GeleceÄŸine sahip çıkanlar, tohumlarına sahip çıkanlardır. Bizim özüne, sözüne, tohumuna, geleceÄŸine sahip çıkan bir CumhurbaÅŸkanımız var. Tohumculuk sektörümüz adına, şükranlarımı sunuyorum.” ifadesini kullandı.
Pakdemirli, sertifikalı tohumluk kullanım desteği ödemelerini bu ay içerisinde başlatacaklarını belirtti.
Pakdemirli, konuÅŸmasının ardından Tohum YetiÅŸtiricileri Alt BirliÄŸi tarafından düzenlenen “Geç Olmadan, GeleceÄŸin Tarımı İçin Harekete Geç” baÅŸlıklı proje fikir yarışmasında dereceye giren gençlere ödüllerini verdi.
Kaynak: AA
