Türkiye’nin elektrik kurulu gücü son 10 yılda kayda deÄŸer artış gösterdi

Türkiye'nin elektrik kurulu gücü son 10 yılda kayda değer artış gösterdi

Türkiye'nin elektrik kurulu gücü son 10 yılda kayda değer artış gösterdi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Tancan, Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün son 10 yılda kayda deÄŸer artış gösterdiÄŸini belirterek, “2001’de 28 bin megavatlık bir elektriksel kurulu gücümüz an itibarıyla yaklaşık 104 bin megavat.” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Ankara Sanayi Odası (ASO) Zafer ÇaÄŸlayan Meclis Toplantı Salonu’nda düzenlenen “Net Sıfır 2050 Hedefleri DoÄŸrultusunda Elektromekanik Sanayinin GeleceÄŸi, Deprem GerçeÄŸi ve Sürdürülebilir GeleceÄŸe Yönelik Elektrik Yatırımları Paneli”nde yaptığı açılış konuÅŸmasında, Türkiye’nin geliÅŸen ekonomisi, artan nüfusu ve yükselen hayat standartlarıyla her geçen gün daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduÄŸunu söyledi.

Türkiye’de son 20 yılda enerji talebinin yıllık ortalama yüzde 4-5 civarında artış gösterdiÄŸini ifade eden Tancan, “Ekonomimizin sürdürülebilir bir ÅŸekilde geliÅŸtirilmesi, büyümesi ve dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer alması için, gerekli olan temel unsurlardan biri kesintisiz kaliteli ve katlanılabilir maliyetli enerjidir. Artan enerji ihtiyacının karşılanabilmesi noktasında yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızdan maksimum faydanın elde edilmesi, öngörülebilir yapısının saÄŸlanması ve enerjimizin milli ve yerli teknolojilerle üretilmesi adına çalışmalarımız devam ediyor.” diye konuÅŸtu.

Tancan, net sıfır hedefine ulaşılması ve arz güvenliğinin temini açısından sadece yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanmanın yeterli olmadığını, burada kullanılan teknoloji ve aksamların da yerli olmasının önemli olduğuna işaret etti.

“Toplam kurulu gücün yüzde 54,5’lik kısmı yenilenebilir kaynaklardan oluÅŸuyor”

Bu alanda gelinen noktanın gurur verici olduğunu vurgulayan Tancan, şöyle konuştu:

“2011’de çok sınırlı sayıda aksam ve bütünleÅŸtirici parça üretiliyorken, 2022 sonu itibarıyla 120 alt bileÅŸen üreticisinin de dahil edildiÄŸi yaklaşık 500 üreticiye ulaÅŸmış durumdayız. Bunlardan bazıları üretimlerinin yüzde 80’ini ihraç etmektedir. Ülkelerin net sıfır hedeflerine ulaÅŸmak için her alternatif farklı zorluklar içermektedir. Bu süreç tüm sektörlerde büyük bir dönüşümü ve önceki sistemlere farklı bir bakışı içermektedir. Ülke olarak bu bakış açısıyla 2021’de ilan edilen 2023 Net Sıfır Hedefi dikkate alınarak hazırlanan Türkiye Ulusal Enerji Planı 2022 sonunda yayımlandı. Bu çalışma kapsamında talep ve arz tarafı ayrıntılı olarak modellendi. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin tüm dünyada olduÄŸu gibi ülkemiz enerji sektörünü de önemli derecede etkileyeceÄŸi aÅŸikar. Enerji kaynağının yerli kaynaklardan yerli imkanlarla temin etmenin yanında özellikle 2053 Net Sıfır Emisyon hedeflerine ulaÅŸmak kapsamında, bugün yaygın ÅŸekilde kullanımda olmayan ya da tasarruf aÅŸamasında bir takım elektromekanik teknolojileri takip edilerek hem enerji maliyetlerimizi baz alma hem de çevreye uyumlu yeni elektromekanik teknolojileri elektrik sistemimize dahil ederek giriÅŸimleri desteklemeye devam edeceÄŸiz. 2001’de 28 bin megavatlık elektriksel kurulu gücümüz an itibarıyla yaklaşık 104 bin megavata yükselmiÅŸ durumda. Toplam kurulu gücün yüzde 65’i yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından oluÅŸuyor. Yüzde 54,5’lik kısmı da sadece yenilenebilir kaynaklardan oluÅŸuyor.”

ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç da buradaki konuşmasında elektromekanik sanayisinde ürün bazında katma değer üretiminin imalat sanayisi ortalamasının üzerinde bulunduğunu söyledi.

Bu yılki ocak verileriyle ihracatın kilogram deÄŸerinin Türkiye’de ortalama 1,5 dolar civarında olduÄŸunu ifade eden Ardıç, “Bu deÄŸer elektromekanik sanayisinin çeÅŸitli alt sektörlerinde en düşük 4 dolar ile 19 dolar arasında yer alıyor. Sektörün Ankara’daki üretim ve ihracat hacmi de artış eÄŸiliminde. Ankara’da sektöre ait ihracatın kilogram deÄŸeri 8 doların üzerinde olup, bu rakamın ülkemizin ve ilimizin imalat sanayi ortalama deÄŸerinin üstünde olduÄŸunu görüyoruz.” dedi.

Ardıç, buna karşın sektörün üretimde önemli düzeyde ithalat gereksinimi bulunduğunu ve ithalatın kilogram değerinin, sektörde ihracattan daha yüksek seyrettiğini belirtti.

Katma deÄŸeri görece yüksek olan ve iç pazarın yanında dış pazarlara da üretim yapan sektörlerin birçoÄŸunda bu durumun benzer olduÄŸunu vurgulayan Ardıç, “Bir yanda devletimizin destekleriyle ve sanayicilerimizin azmiyle nitelik ve nicelik olarak artan üretimimiz var. DiÄŸer tarafta artan dış açıklarımız ve finansman zorluklarımız var. Bu fasit daireden çıkmak için yerli girdi kullanımının giderek arttığı bir üretim yapısına kavuÅŸmamız gerekiyor. Yurt dışından teknoloji transferi saÄŸlayan, özellikle proje bazlı iÅŸbirliklerini teÅŸvik ederek ve yurtiçinde teknoloji üretimini AR-GE, inovasyon, patent edinim süreçlerini destekleyen, teÅŸvik eden finansal mekanizmaların oluÅŸturulmasıyla mümkün olacaktır.” diye konuÅŸtu.

“İkiz dönüşüm” vurgusu

Ardıç, Türkiye’de elektrik konusunda bir çok değişimin yaşandığını ve artık kendi elektrikli otomobilimizi üretir hale geldiğimizi anımsattı.

Yenilenebilir enerji üretim santrallerinin yaygınlaştığını ve şebekelere entegre edildiğini aktaran Ardıç, şöyle devam etti:

“Enerji depolamanın ve taşınabilir enerji sistemlerinin her zamankinden daha önemli konuma geldiÄŸi günümüz koÅŸullarında, sektörün yenilenmiÅŸ bir vizyonla atılım yapmasına ihtiyacımız var. Bunun için uluslararası güncel geliÅŸmelerin çok boyutlu olarak deÄŸerlendirilmesi gerekiyor. Öncelikle, ‘ikiz dönüşüm’ tabir ettiÄŸimiz, dijital dönüşüm ve yeÅŸil dönüşümün, bu sanayi dalında ve iliÅŸkili olduÄŸu diÄŸer sektörlerdeki yansımalarını dikkatle yorumlamamız gerek. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin etkilerini sanayi perspektifi ile tanımlamak, düşük karbonlu bir ekonomik modele geçmek bizler için öncelikli bir misyon.”

Türkiye’nin deprem kuÅŸağında yer aldığını ve küresel iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi kaynaklı doÄŸal afetlerin sıklığını ve ÅŸiddetini artırdığını belirterek, ÅŸunları aktardı:

“Bu realite, enerji üretim ve elektrik altyapısının doÄŸal afetlere karşı dirençli ÅŸekilde tesis edilmesini zorunlu kılıyor. Åžubatta toplum olarak depremlerle sarsıldık. YaÅŸanan felaketin insani boyutları yüreklerimizi daÄŸlıyor. Depremlerin oluÅŸturduÄŸu hasara ve deprem bölgesinde kalan vatandaÅŸlarımızın acil ihtiyaçlarına baktığımızda enerji altyapısının kesintisiz hizmet saÄŸlayabilmesinin ne kadar yaÅŸamsal olduÄŸunu bir kez daha anlıyoruz. Dolayısıyla, ülkemizde mevcut bulunan enerji altyapısının afetlere karşı güçlendirilmesi ve gelecekte gerek kamu gerekse özel sektör tarafından bölgeye yapılacak ilave enerji altyapı yatırımlarında afetlere karşı dirençliliÄŸin yanı sıra net sıfır emisyon hedeflerinin ve enerji verimliliÄŸinin dikkate alınması büyük önem taşıyor.”

Elektromekanik Sanayiciler DerneÄŸi (EMSAD) Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Zafer Arabul ise Türkiye’nin ilk kez 1902’de Tarsus’ta kurulan 2 kilovatlık hidroelektrik santralden günümüze kadar bu alanda çok önemli yollar katettiÄŸini söyledi.

Türkiye’nin 100 bin megavatın üzerinde kurulu gücü, 250 bin megavatın üzerinde trafo kapasitesi, 74 bin kilometre iletim hattı ve 1,5 milyon kilometre dağıtım hattıyla önemli bir alt yapıya sahip olduÄŸunu ifade eden Arabul, ÅŸunları kaydetti:

“Ancak yaÅŸanmakta olan iklim krizi, salgın gibi hayatımıza giren deÄŸiÅŸiklikler, en son gerçekleÅŸen Ukrayna-Rusya Savaşı ile dünyada ve Türkiye’de elektrik altyapısı hızlı bir ÅŸekilde deÄŸiÅŸime ve dönüşüme uÄŸradı. Türkiye bu gerçeÄŸin yanında deprem gerçeÄŸini de ön plana alarak gerekli tedbirleri almalıdır. Bugün yapılacak toplantıda tüm sorulara yanıt bulamazsak da sektörün geleceÄŸine yönelik ortak adımların belirlenmesi, tarafların bir araya gelmesi, farkındalık yaratmak ve bir sonraki toplantı için önemli konuların konuÅŸulduÄŸu önemli bir toplantı olarak görüyoruz.”

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir