Türkiye’nin “Made in EU” kapsamına girmesi Avrupa tedarik zincirinde konumunu güçlendirebilir

Türkiye'nin Made in EU kapsamına girmesi Avrupa tedarik zincirinde konumunu güçlendirebilir

Türkiye'nin Made in EU kapsamına girmesi Avrupa tedarik zincirinde konumunu güçlendirebilir

UludaÄŸ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları BirliÄŸi Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Çelik, “Türkiye’nin ‘Made in EU’ kapsamına girmesi, yerli tedarik sanayimizin AB’nin saÄŸladığı yeÅŸil dönüşüm fonlarından ve AR-GE teÅŸviklerinden faydalanmasını saÄŸlayacak.” dedi.

UludaÄŸ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları BirliÄŸi (OİB) Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Baran Çelik, “Türkiye’nin ‘Made in EU’ kapsamına girmesi, bir yandan AB’ye ihracatımızın kesintisiz ÅŸekilde devam etmesini saÄŸlarken bir yandan da AB’nin Çin’e bağımlılığını azaltma stratejisinde elimizi güçlendirecek ve yerli tedarik sanayimizin AB’nin saÄŸladığı yeÅŸil dönüşüm fonlarından ve AR-GE teÅŸviklerinden doÄŸrudan faydalanmasını saÄŸlayacak.” dedi.

Avrupa BirliÄŸi (AB), yerli üretimi artırmak amacıyla kamu alımlarında Avrupalı ÅŸirketlere öncelik tanıyacak “Made in EU” ÅŸartını getirecek planını duyurdu.

AB Komisyonu BaÅŸkan Yardımcısı Stephane Sejourne, AB sanayisini güçlendirmek ve istihdamı artırmak için hazırlanan Sanayi Hızlandırıcı Yasa teklifi hakkında Brüksel’de basın toplantısı düzenleyerek kamuoyu ile detayları paylaÅŸtı.

Hangi ülkelerin “Made in EU” kapsamında yer alacağı konusunda Sejourne, AB ile bir ticaret anlaÅŸması olan herhangi bir ülkenin dışlanmayacağını belirtti.

Buna göre, Türkiye’nin Gümrük BirliÄŸi çerçevesinde “Made in EU” kapsamında deÄŸerlendirilmesi bekleniyor.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise “Made in EU” ÅŸartının Gümrük BirliÄŸi çerçevesinde ilke olarak Türkiye’yi de kapsamasını saÄŸlayan yasal zeminin Sanayi Hızlandırma Yasası ile teyit edilmesinin ticari iliÅŸkiler açısından önemli bir adım teÅŸkil ettiÄŸini vurguladı.

Düzenlemenin, özellikle kamu alımları ve kamu desteklerinde aranan AB menşei kriterleri bakımından Türkiye’ye rekabet avantajı sağlayarak otomotiv ve çelik başta olmak üzere stratejik sektörlerin Avrupa üretim ve tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirme potansiyeline sahip olduğu ifade ediliyor.

“Türkiye’nin ‘Made in EU’ kapsamına girmesi AB’ye ihracatımızın kesintisiz devam etmesini saÄŸlayacak”

OİB Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Çelik, konuya iliÅŸkin AA muhabirine, “Made in EU”nun Türkiye’nin otomotiv endüstrisinin AB otomotiv ekosistemindeki ayrıcalıklı konumu için önemli bir risk teÅŸkil ettiÄŸini söyledi.

Çelik, Türkiye’nin Gümrük BirliÄŸi’nin revize edilmesi sürecini de dikkate alarak dışarıda kalmamak için yoÄŸun bir müzakere süreci yürüttüğünü anımsatarak, şöyle konuÅŸtu:

“Biz de sektör temsilcileri olarak muhataplarımıza Türkiye’nin önemini ve dışarıda bırakılmasının AB için yaratacağı sorunları sürekli olarak aktardık. Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı bir ‘Made in EU’ uygulamasının sadece bize deÄŸil, bizimle çok sıkı bir ÅŸekilde entegre olmuÅŸ AB otomotiv endüstrisine de zarar vereceÄŸini vurguladık. Son gelinen noktayı Türk otomotiv endüstrisinin Avrupa’nın sadece bir ‘üretim merkezi’ olmak yerine bir ‘ekosistem ortağı’ seviyesine yükselten, rekabet gücümüzü maksimize eden ve teknolojik dönüşüm hızımızın Avrupa ile eÅŸitlenmesini saÄŸlayacak bir geliÅŸme olarak görüyoruz. Türkiye’nin ‘Made in EU’ kapsamına girmesi, bir yandan AB’ye ihracatımızın kesintisiz ÅŸekilde devam etmesini saÄŸlarken, bir yandan da AB’nin Çin’e bağımlılığını azaltma stratejisinde elimizi güçlendirecek ve yerli tedarik sanayimizin AB’nin saÄŸladığı yeÅŸil dönüşüm fonlarından ve AR-GE teÅŸviklerinden doÄŸrudan faydalanmasını saÄŸlayacak.”

Türkiye’nin “Made in EU” kapsamında yer alacak olmasını ilk etapta bir avantajdan çok AB pazarındaki mevcut güçlü konumunu devam ettirecek bir adım olarak ele almanın daha doÄŸru olacağını ifade eden Çelik, bunun dışında kalınması durumunda Gümrük BirliÄŸi’ne raÄŸmen otomotiv sanayisinin gümrük vergileriyle karşı karşıya kalarak rekabetçiliÄŸinin olumsuz etkileneceÄŸini dile getirdi.

Çelik, Türkiye’nin “Made in EU” kapsamında yer almasının mevcut durumun korunması ve rekabetçilik açısından çok önemli olduÄŸuna iÅŸaret ederek, “DiÄŸer taraftan konu ile ilgili tüm detaylara henüz hakim deÄŸiliz. İlk bilgilere göre Türkiye’nin yanı sıra AB’nin Serbest Ticaret AnlaÅŸması imzaladığı ülkeler de kapsama alındı. Yine Avrupa Komisyonu’na AB’ye karşı yükümlülüklerini ciddi ÅŸekilde ihlal eden, AB kamu düzeni ve ekonomik güvenliÄŸini riske atan uygulamalara karşı geniÅŸ yetki verilmiÅŸ durumda. Bu durumu da dikkate alarak uygulama sürecinde AB’nin bazı alanlarda daha katı bir tutum sergileyeceÄŸini ve mütekabiliyete daha fazla önem vereceÄŸini söyleyebiliriz. Yani ‘Made in EU’ süreci bize bazı yükümlülükler de getirecek. Bu nedenle süreci bundan sonra da dikkatli bir ÅŸekilde takip etmeye devam edeceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.

“Pazar boÅŸluklarının deÄŸerlendirilmesi Türk çelik sektörü açısından fırsat oluÅŸturabilecek”

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan ise Türk çelik sektörünün halihazırda üretim süreçleri, kalite standartları ve teknik mevzuat bakımından büyük ölçüde AB normlarına uyumlu şekilde faaliyet gösterdiğini söyledi.

Yayan, Türkiye’nin “Made in EU” kapsamına dahil edilmesinin mevcut durumda sektör açısından ilave ve doÄŸrudan bir rekabet avantajı yaratmasının kısa vadede sınırlı görüldüğünü dile getirirken “Söz konusu sertifikasyon kapsamında diÄŸer ihracatçı ülkelerin yer almaması durumunda ortaya çıkabilecek pazar boÅŸluklarının deÄŸerlendirilmesi Türk çelik sektörü açısından fırsat oluÅŸturabilecektir.” ifadelerini kullandı.

Türk üreticilerinin AB tedarik zincirleri içerisindeki konumunu güçlendirmesi, özellikle Avrupa pazarında güvenilir ve yakın tedarikçi rolünü daha da pekiÅŸtirmesinin mümkün olabileceÄŸinin altını çizen Yayan, “Sektör açısından temel beklenti Türkiye’de üretilen çelik ürünlerinin AB deÄŸer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmesi ve bu sayede Avrupa pazarındaki tedarik zincirlerinde daha güçlü ve sürdürülebilir bir konum elde edilmesidir.” açıklamasında bulundu.

“Türk çelik sektörünün güvenilir ve rekabetçi konumunu daha da pekiÅŸtirmesi mümkün olabilecek”

Yayan, Türkiye’nin AB ile Gümrük BirliÄŸi iliÅŸkisi ve Avrupa sanayisi ile uzun yıllara dayanan entegrasyonu dikkate alındığında, “Made in EU” tanımı kapsamında deÄŸerlendirilmesinin Türk çeliÄŸinin Avrupa menÅŸeli ürünlerle aynı kategoride algılanmasına katkı saÄŸlayacağını dile getirdi.

Yayan, kamu alımları, altyapı yatırımları ve stratejik sanayi projelerinde Avrupa üretimine öncelik veren uygulamalar çerçevesinde Türk üreticiler açısından ilave fırsatlar yaratmasının beklendiÄŸine dikkati çekerek, “Aynı zamanda, Türkiye’nin coÄŸrafi yakınlığı, güçlü üretim kapasitesi ve AB standartlarıyla uyumlu üretim altyapısı sayesinde Türk çelik sektörünün Avrupa sanayisi için güvenilir ve rekabetçi bir tedarikçi konumunu daha da pekiÅŸtirmesi mümkün olabilecektir.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Yayan, mevcut aÅŸamada yeÅŸil dönüşüm unsurlarının “Made in EU” kavramının kapsamına dahil edilmediÄŸini ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bununla birlikte, söz konusu kriterlerin ilerleyen süreçte bu çerçeveye dahil edilmesi durumunda, Türk çelik sektörünün yeÅŸil dönüşüm alanındaki çalışmalarını daha da hızlandırması karbonsuzlaÅŸtırmaya yönelik yatırımlarını artırması söz konusu olabilecektir. Bu geliÅŸmenin aynı zamanda sektörün AB’nin iklim ve sürdürülebilirlik politikalarıyla uyumunu güçlendirerek, Avrupa sanayi ve tedarik zincirleriyle daha derin bir entegrasyon saÄŸlamasına katkıda bulunacağı deÄŸerlendirilmektedir.”

Kaynak: AA