Uluslararası Stratejik İletiÅŸim Zirvesi’nde ‘Türkiye’nin Markaları’ konuÅŸuldu

Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nde 'Türkiye'nin Markaları' konuşuldu

Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nde 'Türkiye'nin Markaları' konuşuldu

CumhurbaÅŸkanlığı İletiÅŸim BaÅŸkanlığınca Uluslararası Stratejik İletiÅŸim Zirvesi’nde (Stratcom Summit ’21), Türkiye’nin Otomobili, THY ve İstanbul Havalimanı’nın markalaÅŸma vizyonu ve hedefleri ele alındı.

Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen zirvede, “Türkiye’nin Markaları” özel oturumu gerçekleÅŸtirildi.

Türkiye’nin Otomobili GiriÅŸim Grubu (TOGG) Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan KarakaÅŸ, oturumda yaptığı sunumda, tüm dünyada oyunun kurallarının deÄŸiÅŸtiÄŸini ve teknolojinin artık hayatın her alanında ilerlemesiyle insanlara ilave bir konforu da beraberinde getirdiÄŸini dile getirdi.

Yola, “otomobilden fazlası” sloganıyla çıktıklarını anımsatan KarakaÅŸ, “Çünkü otomobilin bir yaÅŸam alanına dönüşeceÄŸini biliyoruz, görüyoruz. Tüm teknolojiyle beraber artık otomobili kullanmaya odaklanmayacak isek o zaman evinizde neler yapabiliyorsak ofisimizde, iÅŸ yerimizde neler yapabiliyorsak aracın içerisinde de yapabileceÄŸiz. O nedenle bu akıllı cihazın dönüşümü, bizim yola çıkış noktamızdaki temel motivasyonumuz.” ifadelerini kullandı.

Verilerin sektöre ilişkin kar havuzlarının değiştiğine işaret ettiğini aktaran Karakaş, bu nedenle herkesin bu dönüşümde yer almak istediğini söyledi.

Eskiden olduÄŸu gibi büyük bir maddi sermayenin bu yarışta çok fazla bir öneminin olmadığını ifade eden KarakaÅŸ, “Entelektüel sermayenin ve bilgi birikiminin, bu bilgi birikimini hızlı bir ÅŸekilde, çevik bir ÅŸekilde kullanıcıları ve kullanıcıların beklentileri doÄŸrultusunda çözümlere dönüştürülmesinde bir marifet var ve bunu yapabilen ÅŸirketler çok daha hızlı bir ÅŸekilde bu iÅŸi baÅŸarabiliyorlar.” diye konuÅŸtu.

TOGG’un hedeflerine deÄŸinen KarakaÅŸ, “Hedefimiz sadece bir otomobil yapmak deÄŸil. Fikri ve sınai mülkiyeti tamamıyla ülkemize ait olan, bir küresel marka, dünyada rekabet edebilecek bir marka ortaya çıkarmak…Bunu yaparken teknolojinin mobilite ekosistemine dönüştüğü bir ortamda, Türkiye’nin mobilite ekosisteminin çekirdeÄŸini de oluÅŸturmak… Tamamını yaparız demiyoruz, öyle bir iddiamız yok ama çekirdeÄŸini kurup hızlı bir ÅŸekilde geliÅŸmesini saÄŸlayacak bir yapıya kavuÅŸturmak istiyoruz. Bunu yaparken bizim gerek ÅŸirketimizin hissedarlarının yapısı, gerek bu yolculukta ihtiyaç olacak yetkinliklere hissedarlar tarafından sahip olunması yine bizim güç aldığımız konulardan bir tanesi.” ifadelerini kullandı.

“Biz yüzde 51’i söz verdik kendimize, ülkemize ve yüzde 51’le baÅŸlıyoruz”

Yerlilik konusunun da bu anlamda ikinci önemli bir hedef olduğuna dikkati çeken Karakaş, şunları kaydetti:

“Biz yüzde 51’i söz verdik kendimize, ülkemize ve yüzde 51’le baÅŸlıyoruz. 60 senedir ülkemizde otomobil üreten ÅŸirketler var, hafif ticaret araç üreten ÅŸirketler var. Sanayi Bakanlığı web sitesine girdiÄŸimiz zaman bu rakamların yüzde 20, yüzde 65’ler seviyesinde deÄŸiÅŸtiÄŸini görüyoruz. Dolayısıyla ‘Bu iyi bir rakam mıdır?’ derseniz evet bu oldukça iyi bir hedeftir, iddialı bir hedeftir ve biz bunu yaparken aynı zamanda Türkiye’deki iÅŸ ortaklarımızla beraber yeni dünyaya hazırlanıyoruz ve yeni dünyayı beraber dönüştürmek için alt yapıyı tamamlıyoruz.”

Marka yolculuÄŸu noktasında gerekli pazar araÅŸtırmalarını da yaptıklarını, hedef kitlesinin bilinçaltı beklentilerinin araÅŸtırıldığını aktaran KarakaÅŸ, bunun sonucunda da kendine özgü güçlü bir marka DNA’sının ortaya çıktığını sözlerine ekledi.

“THY’nin marka deÄŸerini arttırmak için dünyanın çeÅŸitli ülkelerinde büyük yatırımlar yaptık”

THY Kurumsal İletiÅŸim BaÅŸkanı Mert Dorman ise salgın döneminde birçok hava yolunun uçuÅŸlarının durduÄŸunu ve operasyonlarına ara verdiÄŸini ancak THY’nin salgın döneminde de seferlerine devam ederek ve yeni uçuÅŸ noktaları açarak büyümesini sürdürdüğünü dile getirdi.

THY’nin bugün 23 kargo ve 350 yolcu uçağıyla toplamda 373 uçaktan oluÅŸan büyük bir filoya sahip olduÄŸunu vurgulayan Dorman, “Bugün itibarıyla dünyada 9. en büyük filoya sahip havayolu ÅŸirketiyiz. Bu noktada İstanbul’un merkezi konumu çok büyük bir avantaj oluÅŸturdu.” dedi.

Dünyada hava trafiÄŸinin durduÄŸu, uçakların yere indiÄŸi bir dönemde kargonun daha fazla öne çıktığını belirten Dorman, “Turkish Cargo markamız hem dünyanın her yerine sosyal sorumluluk anlamında aşılar, ilaçlar taşırken aynı zamanda kargo taşımalarına devam etti. Tabii ki de aldığımız farklı kararlar, vizyoner kararlar sayesinde biz artık yolcu uçaklarında da kargo taşımaya karar verdik. Pandemi dönemindeki bu büyük talebi yolcu uçaklarımızı kargoya dönüştürerek saÄŸlamış olduk. Dünyada pazar payını arttırarak dünyanın ilk beÅŸ kargo havayolu ÅŸirketi unvanını kazanmış olduk. 2023 hedeflerimiz doÄŸrultusunda biz Turkish Cargo ÅŸirketimizi dünyanın ilk üç kargo hava yolu ÅŸirketi yapma vizyonuyla, hedefimizle yolumuza devam ediyoruz.” dedi.

THY’nin marka deÄŸerini arttırmak için dünyanın çeÅŸitli ülkelerinde büyük yatırımlar, büyük sponsorluklar yaptıklarını kaydeden Dorman, THY’nin global marka bilinirliÄŸinin 2019 sonuçlarına göre yüzde 66 seviyesinde olduÄŸunu bildirdi.

Dorman, THY’nin iletiÅŸimini salgın döneminde de güçlü ÅŸekilde sürdürdüğüne dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:

“Salgından en çok etkilenen sektörlerden birinde faaliyet gösteren Türk Hava Yolları olarak salgında iletiÅŸimimize devam ettik. Sosyal medyanın gücünü daha fazla kullanarak aslında iletiÅŸimimizi hiç kesmedik ve bu sayede ÅŸu an halen dünyada bilinen ikinci en büyük marka durumundayız. Tabii ki de yatırımlar devam etmekte. İletiÅŸimle ilgili yaptığımız çalışmaların büyük katkısı var.”

“Amacımız Türkiye’nin uluslararası havacılık ve altyapı alanında bir yumuÅŸak bir güce sahip olması”

İGA Havalimanı İşletmesi AÅž İcra Kurulu Üyesi Mehmet Kalyoncu da yaptığı sunumda markalaÅŸma da tasarımın önemine ve İstanbul Havalimanı’nın markalaÅŸma sürecine deÄŸindi.

Teknolojik güç, ekonomik güç, siber güç ve yumuşak güç gibi farklı alanlarda ülkelerin, ulusların rekabet etiğini belirten Kalyoncu, şunları aktardı:

“Burada ÅŸirketlerin, markaların, kurumların çok önemli bir yönü var. Amerikan ÅŸirketlerinin, Amerikan devletine kattığı yumuÅŸak güç, kazandırdığı yumuÅŸak güç ve Amerikan bakış açısının insanlarda yer tutmasını saÄŸlamasının ne kadar etkili olduÄŸunu biliyoruz. Starbucks’tan, Tesla’ya, Ford’tan, McDonalds’a…Bunların hepsi özel ÅŸirketler. O yüzden Türk müteÅŸebbislerinin, markalarının Türkiye’ye yumuÅŸak güç kazandırmasını çok önemli bir misyon olarak görüyorum. Biz de bu misyonla sadece bir altyapı projesi inÅŸa ettiÄŸimizi hiçbir zaman düşünmedik. Bizim amacımız Türkiye’nin uluslararası havacılık ve altyapı alanında bir yumuÅŸak güce sahip olmasıydı.”

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir