YSK başkanlığına Ahmet Yener seçildi
YSK başkanlığına Ahmet Yener seçildi
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanlığına Ahmet Yener seçildi.
YSK’nin yeni seçilen üyeleri Ali Çopur, İsmail Kalender, Feyzi EroÄŸlu, Talip Bakır ve Serdar Mutta için düzenlenen yemin töreninin ardından kurul baÅŸkanı ve baÅŸkanvekilliÄŸi için seçim yapıldı.
Yeni 5 üye ile görev süresi devam eden üyeler Ahmet Yener, Mahmut Akgün, Ekrem Özübek, Orhan Usta, Ali Ürker ve Battal Öğüt arasından gizli oylamayla yapılan seçim sonucunda Ahmet Yener, YSK başkanı oldu. YSK başkanvekilliğine ise Ekrem Özübek seçildi.
Görev süresi dolan Muharrem Akkaya, YSK baÅŸkanlığına seçilen Ahmet Yener’e görevi devrettikten sonra kurumdan uÄŸurlandı.
Akkaya, YSK önünde bekleyen basın mensuplarına, görevini Yener’e devrettiÄŸini söyledi ve baÅŸarı diledi. Akkaya’yı uÄŸurlayan Yener de görev süresi dolan baÅŸkan ve baÅŸkanvekiline emekleri dolayısıyla teÅŸekkür etti.

Yener’in öz geçmiÅŸi
Ahmet Yener, 1966’da Beypazarı’nda doÄŸdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1989’da mezun olduktan sonra Ankara hakim adayı olarak mesleÄŸe baÅŸlayan Yener, sırasıyla Baykan, Yığılca, Sivrihisar, Osmaniye ve Kırıkkale hakimliÄŸi görevlerinde bulundu.
Yener 2011’de Yargıtay, 2020’de YSK üyeliÄŸine seçilmiÅŸti.
Adalet Bakanı Bozdağ: Seçim Kuruluna yapılan saldırılar büyük haksızlık
Bakan BozdaÄŸ, “Seçim Kanunu’na göre seçimlerde hile ve hurda yapılması fiilen imkansızdır. Kim buna ‘Mümkün’ diyorsa ya Seçim Kanunu’nu bilmiyor ya da ÅŸimdiden seçim yenilgisine bahane uydurmak için altyapı oluÅŸturuyordur.” dedi.
Adalet Bakanı Bekir BozdaÄŸ, Meclis’te bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı.
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) Türkiye’nin en güvenilir kurumlarının başında geldiÄŸini, ÅŸimdiye kadar pek çok seçimi baÅŸarıyla yönettiÄŸini belirten BozdaÄŸ, bunun hem uluslararası gözlemciler tarafından hem de Türk seçmeni ve Türk siyasi partileri tarafından takdir edildiÄŸini söyledi.
BozdaÄŸ, Türkiye’de seçimleri siyasi partilerin yaptığını, YSK’nin ise seçim süreciyle ilgili ihtilaf ve ÅŸikayetleri karara baÄŸlayan bir kurum olduÄŸunu dile getirdi.
Sandık başında her partiden temsilci olduÄŸuna iÅŸaret eden BozdaÄŸ, “Sayım, döküm, tasnif bunların tutanağı ve baÄŸlanıp imza altına alınması siyasi parti temsilcileri ile birlikte yapılıyor. İlçe seçim kuruluna teslimi de öyle. İlçe seçim kurulunda tutanakların birleÅŸtirilmesi ve bunun YSK merkezine gönderilmesi yine siyasi partilerin temsilcileri tarafından yapılıyor. Arkasından YSK’de de bunlar siyasi parti temsilcilerinin gözü önünde ve onların katılımıyla yapılıyor. Burada da temsilcileri var. Ayrıca YSK, seçim sürecinde kendine ulaÅŸan bütün verileri siyasi partilere de veriyor. Herkesin elinde her sandıktan kime ne kadar oy çıktığına dair ıslak imzalı tutanaklar var.” diye konuÅŸtu.
“Seçim Kuruluna yapılan saldırılar büyük haksızlık”
Adalet Bakanı Bozdağ, kamuoyunda seçimlerin YSK tarafından yapıldığına dair bir algı olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
“Dolayısıyla ‘burada hile, hurda, her ÅŸey olabilir’ gibi bir algı oluÅŸturmaya çalışıyorlar. Seçim Kanunu’muza göre seçimin iÅŸleyiÅŸ süreciyle ilgili hile, hurda yapılması fiili olarak imkansızdır. Bir sandık düşünün, başında AK Parti, CHP, HDP, İYİ Parti ve MHP’nin sandık kurulu üyesi, iki tane de kamu görevlisi var. Türkiye’de 200 binin üzerinde sandık olduÄŸunu varsaydığımızda bütün sandıklarda hile yapılması için CHP’li, HDP’li, İYİ Partili, AK Partili, MHP’li bütün sandık kurulu üyelerinin, iki tane de kamu görevlisinin ortak anlaÅŸması lazım. Türkiye’de 200 bin sandıkta böyle bir anlaÅŸmayı bırakın, tek bir sandıkta dahi fiilen bunu yapma imkanı var mı?
Ayrıca belki milyonlarca müşahit olacak. Bütün bunların ÅŸahitliÄŸinde bir yolsuzluk ya da hile hurda olabilir mi? O yüzden Seçim Kanunu’na göre seçimlerde hile ve hurda yapılması fiilen imkansızdır. Kim buna ‘Mümkün’ diyorsa ya Seçim Kanunu’nu bilmiyor ya da ÅŸimdiden seçim yenilgisine bahane uydurmak için altyapı oluÅŸturuyordur. Seçim Kuruluna yapılan saldırılar büyük bir haksızlıktır. Çünkü Sayın KılıçdaroÄŸlu, YSK üyelerinin nasıl seçildiÄŸini bilmiyor.”
CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın YSK’ye üye seçimi ya da ataması yapmadığının altını çizen BozdaÄŸ, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin doÄŸrudan seçim yaptığını kaydetti.
Bekir BozdaÄŸ, “Sayın KılıçdaroÄŸlu’nun belli ki Seçim Kanunu’ndan da haberi yok. O yüzden ÅŸimdiden Seçim Kanunu’ndan haberleri olmadan seçimin üzerine gölge düşürmek için bir tartışma baÅŸlatılıyor. GeçmiÅŸte de pek çok seçimden önce ‘oy ve ötesi’, ‘temiz toplum’ gibi deÄŸiÅŸik platformlar oluÅŸturuldu. Hemen her seçim öncesi böyle birtakım platformlar, dernekler, vakıflar ortak çalışmalarla sanki Türkiye’de seçimler hileyle kazanılıyormuÅŸ gibi bir algı oluÅŸturuyorlar. Hileyle Türkiye’de kazanılmış hangi seçim var?” diye konuÅŸtu.
YSK’nin dünyanın en saygın ve en güvenilir seçim organlarından biri olduÄŸunu dile getiren BozdaÄŸ, “Hiç kimsenin seçim baÅŸarısızlığını YSK üzerine yıkmaya hakkı yoktur. Bahane uydurmaya gerek yok. Çıkarsınız, çalışırsınız.” ifadelerini kullandı.
“Dünyanın hiçbir anayasasında sınırsız bir kıyafet hürriyeti yok”
Başörtüsüyle ilgili Anayasa değişikliği teklifine ilişkin bir soruya da cevap veren Bozdağ, başörtüsü konusunun Türkiye’nin gündeminden kalıcı olarak çıkmasını istediklerini belirtti.
CHP Genel BaÅŸkanı KılıçdaroÄŸlu’nun da bu iddiayla konuyu gündeme getirdiÄŸini anlatan BozdaÄŸ, Turgut Özal döneminde konuyla ilgili kanuni bir düzenleme yapıldığını ancak daha sonra bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiÄŸini hatırlattı.
İYİ Partinin teklifine değinen Bozdağ, şöyle devam etti:
“İYİ Partinin önerisine baktığınızda orada din ve vicdan hürriyetiyle ilgili bir ÅŸey söylemiyor, kıyafet hürriyetiyle ilgili bir ÅŸey söylüyor. Bizim getirdiÄŸimiz öneride başı açma, başı örtmeyle ilgili, bütün kadınlarla alakalı eÅŸit bir durum söz konusu. Ama diÄŸer ikinci kısmında ise din ve vicdan hürriyetiyle ilgili bir kısım söz konusu. Ama İYİ Partinin önerisine baktığınızda uygulamaya geçtiÄŸinizde sınırsız anayasal güvence ve anayasal düzeyde düzenlenmiÅŸ bir kıyafet hürriyetidir. Türkiye’de sınırsız bir kıyafet hürriyeti… Acaba bu ne kadar doÄŸru? İkincisi; sınırsız kıyafet hürriyeti, din ve vicdan hürriyetiyle ilgili bir bahiste düzenlenebilir mi? Sınırsız kıyafet hürriyeti hem sınırsız örtünme anlamına hem de sınırsız baÅŸka tür kıyafetler anlamına gelir. Bizimkiyse dar bir düzenleme. Dünyanın hiçbir anayasasında sınırsız bir kıyafet hürriyeti yoktur.
Ayrıca baÅŸ örtme ya da açmayı teferruat gibi görüyor yani ‘Esas bu deÄŸil’ diyor. Bir nevi Türkiye’de yaÅŸanan bunca haksızlığı, zulmü görmezlikten geliyor, basite indiriyor. ‘Başını açma ve başını örtme dahil’ diyor. Esas kıyafet hürriyeti ama öbür kısım basite indiriyor, önemsizleÅŸtiriyor. Bir defa bu kadar zulmü yaÅŸamış bir toplumda başörtüsünü teferruat gibi gören bir yaklaşım veyahut da bunu basitleÅŸtiren, önemsizleÅŸtiren bir yaklaşım kabul edilemez. Türkiye’de başörtüsü ve dini inancı sebebiyle yaÅŸanan sıkıntıların kaynağı, bunun dini inançla irtibatlı olmasıdır. EÄŸer siz dini inançla bunun irtibatını keserseniz o zaman örtünmeyi niçin yapıyor bu insanlar? Yani örtünen insan dini inancı sebebiyle örtünüyor. Kıyafetle bir tercih kullanılıyorsa o da onun için kullanıyor. ‘Dini inanç sebebiyle başı örtme ve kıyafet tercihi ayrı ayrı’ deniyor. Hayır, oradaki hem başörtüsü hem de kıyafet tercihi dini inanca baÄŸlıdır. Herhangi bir kıyafet deÄŸil bu.”
Bozdağ, muhalefetin başörtüsü konusunda samimiyeti varsa bahaneyi bırakıp Genel Kurulda kendilerine destek olmasını beklediklerini söyledi.
AK Parti’ye yönelik olarak “Başörtüsünü istismar ediyorlar.” ÅŸeklinde eleÅŸtiriler yapıldığını aktaran BozdaÄŸ, bunların gerçekleri yansıtmadığını, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan ve ailesinin bu konuda çok büyük bedeller ödediÄŸini söyledi.
Muhalefetin, teklifteki aileyle ilgili düzenlemeye de karşı çıktığını dile getiren BozdaÄŸ, “Allah aÅŸkına, evlilik birliÄŸinin kadın ve erkek arasında kurulabileceÄŸinin Anayasa’ya yazılmasının neresi yanlış? Türk toplumunun temeli olan ailenin geleceÄŸini, neslimizin, toplumumuzun geleceÄŸini, milletimizin geleceÄŸini muhtemel tehditlere karşı ÅŸimdiden koruma altına almanın neresi yanlış? Buna hangi saikle karşı çıkıyorlar, anlamak mümkün deÄŸil.” dedi.
Anayasa Mahkemesinin HDP kararı
Bekir BozdaÄŸ, Anayasa Mahkemesinin HDP hakkındaki kapatma davasıyla ilgili kararına iliÅŸkin bir soruya ise “Anayasa Mahkemesinin verdiÄŸi karar oy birliÄŸiyle alındı. Bence de doÄŸru bir karar. Çünkü Anayasa Mahkemesi gündemini kendi belirler. Hangi davanın ne zaman görüleceÄŸine mahkeme kendi karar verir. Talep üzerine bunu da deÄŸerlendirebilir ama öncelik sonralık sırasını mahkeme tayin eder. Bu mahkemenin yasal bir hakkıdır. O yüzden karar isabetli bir karardır. Bu kararın ne zaman çıkacağı anlamında bir fikir vermez. Mahkemenin onu gündemine almasıyla ilgili bir husustur.” cevabını verdi.
BozdaÄŸ, 28 Åžubat davasında müebbet hapis cezasına çarptırılan 87 yaşındaki İlhan Kılıç ve 75 yaşındaki Kenan Deniz’in cezalarının CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan tarafından kaldırılmasıyla ile ilgili soruyu şöyle yanıtladı:.
“Anayasaya göre CumhurbaÅŸkanı’mızın yetki ve görevleri arasında sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hallerinden biri ya da birkaçının varlığı halinde cezaların kaldırılması ya da azaltılması vardır. İlhan Kılıç ve Kenan Deniz’le ilgili Adli Tıp Kurumu kocamışlık hali raporu vermiÅŸtir. Dolayısıyla bu rapora istinaden Sayın CumhurbaÅŸkanı’mız Anayasa’daki yetkisini kullanmış ve cezalarının kaldırılmasına karar vermiÅŸtir. Hakkı Kılınç paÅŸayla ilgili de Adli Tıp Kurumu kocamışlık haline dair bir rapor verdi. Onu da biz CumhurbaÅŸkanı’na daha yeni gönderdik. CumhurbaÅŸkanı’mız zaman zaman Anayasa’nın verdiÄŸi cezaların kaldırılmasına ya da azaltılmasına iliÅŸkin bu yetkisini kullanmaktadır. Bugün de üç vatandaşımızla ilgili bu yetkisini kullanmıştır.”
Kaynak: AA
