Çelik: KılıçdaroÄŸlu, valilerimize, kaymakamlarımıza ‘militan’ diyerek büyük skandallara imza atmaya devam etti
Çelik Kılıçdaroğlu, valilerimize, kaymakamlarımıza 'militan' diyerek büyük skandallara imza atmaya devam etti
AK Parti Sözcü Çelik, “KılıçdaroÄŸlu, Türkiye’deki valilerimize, kaymakamlarımıza ‘militan’ diyerek büyük skandallara imza atmaya devam etti.” dedi.
Erdoğan başkanlığında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi.
Ömer Çelik, MYK toplantısında teşkilat çalışmaları, iç ve dış siyasetteki gelişmelerin yanı sıra önümüzdeki dönemde yapılması beklenen reform eylem planı ile ilgili çalışmaların ele alındığını belirtti.
Çocuklarının daÄŸa kaçırılmasından HDP’yi sorumlu tutan Diyarbakır annelerinin 3 Eylül 2019’da baÅŸlattığı oturma eyleminin 512’nci gününe girdiÄŸini anımsatan Çelik, 193 ailenin eyleme devam ettiÄŸini evlatlarına kavuÅŸma çaÄŸrılarını büyük bir hassasiyetle takip ettiklerini, ErdoÄŸan’ın da ailelerle ilgili düzenli olarak bilgi aldığını aktardı.
Çelik, saÄŸlık alanındaki geliÅŸmelere deÄŸinerek, “Maalesef dünyada Kovid salgını ile ilgili yeni ve çok da hoÅŸ olmayan geliÅŸmeler var. Mutasyona uÄŸramış bir virüsten bahsediliyor ve mutasyona uÄŸramış bu virüsün dünyanın çeÅŸitli ülkelerinde sıkıntılara yol açtığı söyleniyor. Tabii o ülkeler söz konusu olduÄŸunda uçuÅŸ yasakları hemen gündeme geliyor. Bu arada aşılama çalışmaları kuvvetli bir ÅŸekilde devam ediyor. 3 milyon dozluk aşıdan sonra 6,5 milyon dozluk aşı da geldi. Bütün bu süreçte SaÄŸlık Bakanlığımız Kovid-19 aşısı bilgilendirme platformunu aktive etti. Böylece herkes buradan gerekli bilgilere ulaÅŸabiliyor. VatandaÅŸlarımızın hızla aşılanmasına belli bir sistematik içerisinde devam ediliyor.” ifadelerini kullandı.
SaÄŸlık çalışanlarının zor ÅŸartlarda çalıştıklarını vurgulayan Çelik, “Bizim saÄŸlık çalışanlarımız bütün fedakarlıklarıyla milletimize sahip çıkmaya vatandaÅŸlarımıza sahip çıkmaya devam ediyor. Onlara şükranlarımızı sunuyoruz tabii ki onların bize ilettiÄŸi taleplerini yakından takip ediyoruz.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Çelik, Bitlis’in Ahlat ve Hizan ilçeleri ve Tunceli’de filyasyona giden saÄŸlık çalışanlarının zorlu ÅŸartlardaki mesaisine deÄŸinerek, filyasyon ekiplerinin fotoÄŸraflarını basın mensuplarına gösterdi.
Aşılama çalışmalarının güçlü şekilde süreceğini belirten Çelik, vatandaşların korunması için çok yönlü paketlerin ve çok yönlü eylem planlarının devreye sokulmaya devam edeceğini söyledi.
Çelik, AK Parti’deki kongre sürecine iliÅŸkin, “Her hafta CumhurbaÅŸkanımızın online katıldığı ÅŸekilde, genel baÅŸkan yardımcılarımızın, bakan arkadaÅŸlarımızın katılımıyla kongreleri gerçekleÅŸtiriyoruz. Gerçekten olaÄŸanüstü bir coÅŸku var kongrelerimizde. Bu Kovid sürecinde kısıtlı sayıda insan alabiliyoruz kongre salonlarına, buna raÄŸmen gördüğümüz coÅŸkudan mukayeseli olarak baktığımızda çok büyük bir memnuniyet duyduÄŸumuzu görebiliriz. VatandaÅŸlarımız, teÅŸkilatlarımız ve kardeÅŸlerimiz önümüzdeki dönemlere hazırlık için zamanında 2023’te yapılacak seçimler 2024’te yapılacak seçimler konusundaki iradelerini yüksek bir biçimde tutuyorlar. Herkes zamanında yapılacak seçimlerin süresi gelene kadar Türkiye’deki demokratik iradeyi ayakta tutma, birlik ve beraberliÄŸimizi güçlendirme konusunda kongrelerimiz bir demokrasi şöleni bir demokrasi bayramı havasında gerçekleÅŸiyor.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“Türkiye’nin geleceÄŸine yön verecek parti”
AK Parti teşkilatlarının demokratik bilincinin ve demokratik motivasyonunun yüksek olması sebebiyle gurur duyduklarını ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sadece birtakım arkadaÅŸlarımızın göreve gelmesi, birtakım arkadaÅŸlarımızın görevden gitmesi ÅŸeklinde bir kongre süreci gerçekleÅŸtirmiyoruz. Åžimdiye kadar yürüttüğümüz çalışmaların bundan sonrasında da daha güçlü üretilmesi için bir ahitleÅŸme olarak, yeniden hafızamızı tazeleme, irademizi tazeleme ÅŸeklinde bir yaklaşım olarak bu kongreler gerçekleÅŸiyor ve büyük bir sinerji oluÅŸuyor. Tecrübe ve yenilenme arasındaki dengenin hassasiyetle korunduÄŸu kongreler gerçekleÅŸtiriyoruz. AK Parti kurulduÄŸu günden beri tecrübeyle kadrolarını yenileme arasındaki dengeyi en hassas siyasi teraziyle tartan ve gerçekleÅŸtiren partidir. Kongrelerde gördüğümüz ÅŸey ÅŸudur AK Parti bir kere daha geleceÄŸin partisi olduÄŸunu, Türkiye’nin geleceÄŸine yön verecek ana parti olduÄŸunu da güçlü bir ÅŸekilde ortaya koyuyor. Cumhur İttifakı’nın daha da güçlenmesine dönük iradenin bu derece altının çizilmesinden büyük bir memnuniyet duyduÄŸumuzu ifade ediyoruz.”
Çelik, CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu’na yönelik eleÅŸtirilerde bulunarak, ÅŸunları söyledi:
“Maalesef Türk devlet hayatında ve siyaset hayatında görünmeyen bir yıkım siyasetiyle karşı karşıyayız. İlk defa bir siyasi partinin bu derece meÅŸruiyet sınırlarının dışına çıktığını, CumhurbaÅŸkanımız hakkında devlet görevlileri hakkında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumları hakkında bir yıkım siyasetiyle hareket ettiÄŸini görüyoruz. CHP’nin bu dilinin muhalif bir siyaset olmadığını bir yıkım siyaseti olduÄŸunu daha önce burada ifade ettim. Aynı ÅŸekilde sivil siyaseti karşısına alan bir ÅŸekilde muhalefet üretmek deÄŸil husumet ve nefret üretmek eklinde bir yaklaşımı bir kere yaptılar iki kere yaptılar ama uyarmanıza raÄŸmen bugün Sayın KılıçdaroÄŸlu’nun konuÅŸmasından anlıyoruz ki nefret siyaseti ve husumet siyaseti CHP’de KılıçdaroÄŸlu tarafından bir yazılım haline getirilmiÅŸtir. Bu yazılım her gün yeni aplikasyonlar üreterek, nefreti artırmak husumeti arttırmak ÅŸeklinde bir tavır ortaya koyuyor. Esasında tabii siyasi parti kavramı üzerinde de Türkiye’nin çokça düşünmesi gereken bir durum.”
“Avrupa’nın aşırı saÄŸcıları ve ırkçıları”
CHP’ye yönelik eleÅŸtirilerini sürdüren Çelik, ÅŸunları kaydetti:
“GeçmiÅŸte Cumhuriyet Halk Partisinin önde gelenleri, önde gelen siyasileri saygın isimler hem CHP’nin geçmiÅŸine ve ideolojisine kafa yorarak, dünyayla bütünleÅŸmiÅŸ bir sosyal demokrat partinin nasıl olması gerektiÄŸi konusunda çok ÅŸey yazdılar çok ÅŸey söylediler. Avrupalı bir sosyal demokrat ideolojinin, Avrupalı bir sosyal demokrat siyasetin CHP’ye hakim olması konusunda çok ciddi bir ÅŸekilde çaba sarf ettiler. Bunun teorisini oluÅŸturdular, pratiÄŸiyle ilgili çalışma grupları yaptılar ve çalışma atölyeleri oluÅŸturdular ama ÅŸimdi gelinen noktada Avrupa’daki sol partilerden biri olma ÅŸeklinde geçmiÅŸte CHP’nin çok deÄŸerli isimlerinin, Türk siyasetine kazandırılmış kimisi hayatta olan kimisi hayatta olmayan çok deÄŸerli isimlerinin, o birikimlerinin yeni parti yönetimi tarafından tamamen berhava edildiÄŸini görüyoruz. Artık Avrupa’daki sosyal demokrat partilere benzemek, oradaki siyasetin bir parçası olmak ÅŸeklindeki CHP motivasyonu tamamen yok olmuÅŸtur.
Artık Avrupa’daki aşırı saÄŸcı partilerin liginde bir CHP yönetiminin söylemiyle karşı karşıyayız. KuÅŸkusuz bu CHP’ye destek veren kardeÅŸlerimizin ve vatandaÅŸlarımızın beklentileri açısından da büyük bir haksızlıktır. Zaten onlar da bu çeliÅŸkiyi görerek biraz sonra bahsedeceÄŸim bunu çeÅŸitli tepkilerine yansıtıyorlar. Åžimdi Bugün Sayın KılıçdaroÄŸlu çok kötü bir grup konuÅŸması yaptı tamamen dağınık bir zihinle, kes kopyala yapıştır yöntemiyle ama ortak bir noktası var. Nefret siyasetini ve husumet siyasetini mümkün olduÄŸu kadar üretmek, Avrupa’daki sosyal demokrat partiler liginden bir an evvel aşırı saÄŸcı partiler liginin en üst sıralarına tırmanmak ÅŸeklinde bir siyasi tutum sergiliyor. Dolayısıyla geçmiÅŸte CHP’ye emek verenlerin Avrupalı bir sosyal demokrat parti olsun diye fikir üretenlerin, siyaset üretenlerin bütün emeklerinin gasbedildiÄŸini, KılıçdaroÄŸlu döneminde Avrupa’nın aşırı saÄŸcılarıyla ırkçılarıyla yarışan bir siyasi dil kullanıldığını kayda geçirmek gerekiyor.”
‘Valilere, kaymakamlara, yargı mensuplarına ‘militan’ diyenler faÅŸistin ta kendisidir’
CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu’nun, partisinin TBMM’deki Grup Toplantısı’nda “AK Parti ne yapmak istedi de biz engel olduk?” ifadesini kullandığını hatırlatan Çelik, “Bizim bildiÄŸimiz ÅŸudur, AK Parti bu memleket, millet ve devlet için ne yapmak istediyse hangi iyiliÄŸi üretmek istediyse karşımızda oldunuz. Bunu Mecliste vesayetin, jüristokrasinin, askeri vesayetin kalkmadığı zamanlarda bunları tahrik ederek, kışkırtarak yapmaya çalıştınız.” ifadelerini kullandı.
Bir CHP milletvekilinin, “Türkiye’de ordu, kağıttan kaplanmış. Darbe bile yapamıyor.” ifadelerini kullandığını dile getiren Ömer Çelik, “Darbe teÅŸvik eden bir sözü yıllar evvel söylediÄŸinde hepiniz sessiz kaldınız. Sonrasında da bunun devamı geldi. Parti kapatma giriÅŸimleri, AK Parti’yi kapatma giriÅŸimi söz konusu olduÄŸunda Türkiye’nin en büyük partisi tamamen temelsiz, mesnetsiz bir biçimde kapatılmaya çalışıldığında yine sessiz kaldınız. Hatta bunu destekleyen açıklamalar yaptınız. Ne zaman iyi bir ÅŸey gerçekleÅŸtirsek jüristokrasi ve askeri vesayet üzerinden bir ÅŸey yapamaz hale geldiÄŸinizde Anayasa Mahkemesine gitme ÅŸeklinde, bir siyasi partinin faaliyetini tamamen Anayasa Mahkemesine indirgeyen bir tutum sergilediniz.” diye konuÅŸtu.
‘Gücünüz yetseydi hepsine engel olacaktınız ama gücünüz yetmedi’
CHP Genel BaÅŸkanı KılıçdaroÄŸlu’nun sorunun cevabının açık olduÄŸunu belirten Çelik, “‘AK Parti ne yapmak istedi de biz engel olduk’ diyor. Gücünüz yetseydi hepsine engel olacaktınız ama gücünüz yetmedi. Çünkü millet size destek vermedi, millet AK Parti’nin reform iradesine, milli siyasetine, demokratikleÅŸme, reform ve Türkiye’yi büyütmek iradesine destek verdiÄŸi için sizin bütün bu giriÅŸimleriniz berhava oldu.” dedi.
Yargı ve mülki idare mensuplarının tehdit edilip, baskı altına alınmaya çalışıldığını ifade eden Çelik, “GeçmiÅŸte yaptığınız gibi iktidara gelemediÄŸiniz zaman, seçilmiÅŸ iktidarın üzerinde bir denetleme iktidarı kurmaya çalışıyorsunuz. Tarih boyunca bunu yaptınız, iktidara gelmek üzere kurgulanmadığınızı siz de çok iyi biliyorsunuz. İktidara gelmek yerine, milletin oyuyla iktidara gelmiÅŸ olanlar üzerinde bir denetleme iktidarı kurmak, bir engizisyon gerçekleÅŸtirmek üzere bu tavrı gerçekleÅŸtirdiniz. 60 ihtilaline, bu ideolojik desteÄŸi vererek imza attınız.” ifadelerini kullandı.
Çelik, şöyle devam etti:
“Ondan sonraki bir sürü vesayet döneminde de aynı ÅŸeyleri gerçekleÅŸtirdiniz ÅŸimdi bunları söylediÄŸin zaman geçmiÅŸten örnek verdiÄŸimiz zaman Sayın KılıçdaroÄŸlu diyor ki ‘Bunlar tarihte oldu. Bunları bir daha, bir daha gündeme getirmenin ne anlamı var?’ Zaten mesele ÅŸu keÅŸke tarihte olmuÅŸ olsaydı, bu kötülük ve yıkım siyasetini terk edebilseydiniz ama her fırsatta bunu yeniden gündeme getireceÄŸinizi ifade ediyorsunuz. Yeniden bu siyasetin peÅŸinden koÅŸtuÄŸunuzu, yeniden bu siyaseti gerçekleÅŸtirmek için bir iktidar arayışı içerisinde olduÄŸunuzu ifade ediyorsunuz.
KeÅŸke demokratik bir diyalektik içerisinde sizinle kamu siyasetinin, çeÅŸitli siyasi alanların daha iyi olacağına dair bir siyasi rekabet içerisinde olabilseydik ama siz siyasi rekabet üretmiyorsunuz. Tamamen siyasi husumet üretme peÅŸinde dolaşıyorsunuz. Çok iyi hatırlıyorum iktidara ilk geldiÄŸimizde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ilk girdiÄŸimizde evet birtakım çatlak sesler vardı ama ona raÄŸmen dış politika konusunda, ekonomi konusunda, diÄŸer konularda faydalandığımız ÅŸeyler söyleyen çok deÄŸerli CHP aktörleri vardı. En azından bir siyasi rekabet içerisinde karşı argüman geliÅŸtiriyorlardı.”
“Karşımızdaki devletleri tutan bir siyaset söz konusu”
Bir ÅŸey söylendiÄŸinde, “Bu öyle deÄŸil” demenin muhalefet üretmek anlamına gelmediÄŸini dile getiren Ömer Çelik, şöyle konuÅŸtu:
“Bu öyle deÄŸilse doÄŸrusu nedir diye söylemeye kapasitesi olan CHP aktörleri vardı. O siyasilerin hepsi gitti, maalesef ÅŸimdi bir yönetim olarak, sözcüleri olarak tamamen bir yıkım siyaseti ile karşı karşıya kaldığımız bir tablo var. CHP’deki kardeÅŸlerimizin de hiçbir ÅŸekilde tasvip etmeyeceÄŸi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin baÅŸka devletlerle karşı karşıya geldiÄŸi her durumda karşımızdaki devletleri tutan savrulmuÅŸ ve maalesef baÅŸka bir yere kendisini konumlandırılmış bir siyaset söz konusu.
KeÅŸke tarihi anakronik bir biçimde bugün yeniden yaÅŸatmak, tarihin birtakım hapishanelerine, tarihin birtakım kıskaçlarına ve mengenelerine Türk siyasetini, milletimizin kazanımlarını sıkıştırmak isteyen bir tavır içinde olmasaydınız. Biz de bunlardan örnek vermek zorunda kalmasaydık ama bütün demokratik retoriÄŸinize raÄŸmen bir viraja geldiÄŸimizde hemen tarihin mengenelerini yeniden kurmaya çalışıyorsunuz, hemen tarihin hapishanelerini yeniden kurmaya çalışıyorsunuz, tarihin yasaklarını yeniden getirmeye çalışıyorsunuz. Bunun en önemli göstergesi de kullandığınız dildir. Ne siyasi nezakete ne demokratik adaba uygun olmayan bir dil kullanıyorsunuz ama Türkiye Cumhuriyeti’nin temel kurumlarını, milletin temel kazanımlarını doÄŸrudan hedef alan, milletin bugüne kadar verdiÄŸi demokrasi mücadelesini itibarsızlaÅŸtırmaya çalışan bir tutum içerisine giriyorsun. İşte bu kabul edilemez bir tavırdır.”
‘Türkiye’nin mülki idare geleneÄŸi, çok köklü bir gelenektir’
Siyasi partiler arasındaki dilin makul bir düzeyde olmasının, en sert tartışmaların bile belli bir çizgi içerisinde kalmasının arzu edildiÄŸini belirten Çelik, “Ama siz bunun ötesine geçerek, milletin kazanımlarını hedef alan, milletin büyük demokrasi mücadelesini hedef alan bir tutum içerisine giriyorsunuz.” dedi.
Ömer Çelik, 15 Temmuz darbe girişiminde milletin, bütün demokrasi tarihini temize çektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Siz tutup o darbe giriÅŸimine karşı yapılan direniÅŸi itibarsızlaÅŸtırmaya çalışıyorsunuz. ‘Güdümlü darbe’ diyerek bir kurgu oluÅŸturmaya çalışıyorsunuz. ‘Güdümlü darbe’ diyerek siyaseten ve demokratik açıdan asla kabul edilemez bir tutum içerisine giriyorsunuz. Jüristokrasiden bahsediyorsunuz, sürekli olarak militarizm peÅŸinde koÅŸuyorsunuz ondan sonra da utanmadan bize ‘militan’ diyorsunuz. Bu sözleri söyleyenler, bu konularda konuÅŸurken maalesef aynaya bakarak konuÅŸmuÅŸ oluyorlar. Bunlar bizim tarihimizde yok, bunlar sizin kendi tarihinizde gerçekleÅŸtirilmiÅŸ ÅŸeyler.
KılıçdaroÄŸlu, Türkiye’deki valilerimize, kaymakamlarımıza ‘militan’ diyerek büyük skandallara imza atmaya devam etti. Türkiye’nin mülki idare geleneÄŸi, çok köklü bir gelenektir. Osmanlı’dan bugüne kadar son derece de köklü bir idari geleneÄŸi oluÅŸmuÅŸtur. Türkiye Cumhuriyeti bunu taçlandırarak daha ileri noktalara götürmüştür. Devlet adamları olarak valiler, kaymakamlar, yargı mensupları ellerinden gelenin en iyisini, ‘milletin emrinde olmak’ anlayışıyla gerçekleÅŸtirmeye çalışıyor.”
Vali ve kaymakamlara “militan” diyenlerin, Türk devlet ve idare geleneÄŸini yok sayan, “barbarca” bir tavır içerisinde, tamamen bir yıkım siyaseti peÅŸinde olduklarını kaydeden Çelik, “Çok net söylemek isterim bu tekrarlanmasaydı, bu cümleleri kurmaya gerek kalmayacaktı. Bu yanlıştan dönülseydi, hadi dönülmedi diyelim tekrarlanmasaydı yine susulacaktı. Fakat açık ve net bir ÅŸekilde söylüyorum valilere, kaymakamlara, yargı mensuplarına ‘militan’ diyenlerin kendisi faÅŸistin ta kendisidir. Bu Nazi aÄŸzıyla konuÅŸmayı bırakmaları lazım. Bu insanlar en zor ÅŸartlarda bazı yerlerde de ölümle göz göze kalarak bu faaliyetleri gerçekleÅŸtiriyor.” ifadelerini kullandı.
Şehit kaymakam ve yargı mensupları olduğunu hatırlatan Ömer Çelik, şunları kaydetti:
“İnsan biraz bunlardan utanır. Bir eleÅŸtiri getireceksiniz, biz siyasetçiyiz burada, gelin bize getirin, gelin bize konuÅŸun. Cevap veremeyecek durumdaki valilere, kaymakamlara, yargı mensuplarına, askerlere bunu söylemenizin sebebini biliyoruz. Çünkü biz sizin siyasi zihniyetinizin tomografisinde, MR’ında neler var çok iyi biliriz. Kurmaya çalıştığınız denetleme iktidarıyla milletin verdiÄŸi yetkiyle iktidara gelemediÄŸiniz için, Türk idaresini baskı altına almaya çalışıyorsunuz.
Kendiniz iktidar deÄŸilseniz, mülki idareyi baskı altına alıp orada iktidar gibi davranmaya çalışıyorsunuz. Yargı mensuplarını baskı altına almaya çalışıyorsunuz. GeçmiÅŸte yaptığınız hakaretlerde ‘SokaÄŸa çıkamaz’ diyerek tehdit ettiÄŸiniz gibi. Askeriye içerisinde fitne çıkarmaya çalışıyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne baÄŸlı bir ordudan milli iradeye baÄŸlı bir ordudan seçilmiÅŸ CumhurbaÅŸkanının baÅŸkomutanı olduÄŸu bir ordudan rahatsız olduÄŸunuz için, terörle mücadele eden bir ordudan rahatsız olduÄŸunuz için bunu yapıyorsunuz.”
Yunanistan ile yeni bir sayfa açmaya hazırlandıklarını belirten Çelik, bu süreçte Yunanistan DışiÅŸleri Bakanı’nın Türkiye’deki Rum azınlıkla ilgili olumsuz ifadelerinin söz konusu olduÄŸunu söyledi.
DışiÅŸleri Bakanı’nın olumsuz yaklaşımlardan uzak durması gerektiÄŸini vurgulayan Çelik, Akdeniz’de, Ege’de ilan ettikleri NOTAM’ların, denizde ve havada egemenlik alanlarını haksız yere artırmak üzere ortaya koydukları faaliyetlerin, silahsızlandırılmış adaları silahlandırmalarının doÄŸru olmadığını aktardı.
Çelik, “Türkiye’de azınlıklara dönük olarak atılmış adımlar çok güçlü adımlardır. Azınlık vakıflarına malların iade edilmesi bir devrimdir, bu devrim herkes tarafından kabul edilmiÅŸtir. Ama Batı Trakya’daki Türk azınlığın haklarının ihlali konusunda defalarca AİHM tarafından cezaya çarptırılmasına raÄŸmen Yunanistan aynı tutuma devam etmektedir.” diye konuÅŸtu.
“Türk” ve “azınlık” ifadesine tahammül etmeyen bir tutum içine girildiÄŸini dile getiren Çelik, Türkiye’nin Ortodoks vatandaÅŸların talepleri çerçevesinde Gökçeada’da 4 öğrenci için okul açarken, son 25 yılda Batı Trakya’daki azınlık okul sayısının Yunanistan tarafından 231’den 115’e düşürüldüğüne dikkati çekti.
Çelik, Yunanistan’ın bu meseleler üzerinden ciddi hassasiyet göstermesi gerektiÄŸini belirterek, “Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı kullandıkları dil konusunda bu yeni dönemde daha hassas olmalarını bekliyoruz.” dedi.
Belçika Parlamentosunun 5 Mayıs 2019’da bir karar kabul ettiÄŸini, bu kararın da uluslararası mahkemelerde tanınmış soykırımı, insanlığa karşı suç ve savaÅŸ suçlarını inkarın cezalandırılmasına iliÅŸkin olduÄŸunu hatırlatan Çelik, Belçika Ermenileri Komitesinin 1915 olaylarına bu kararlarda yer verilmediÄŸi gerekçesiyle bir itirazda bulunduÄŸunu söyledi.
Çelik, bunun Belçika Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildiğini dile getirerek, bu kararı son derece olumlu karşıladıklarını aktardı.
Bu tip suçların cezalandırılmasına karşı muhakkak mahkeme kararı aranması gerektiğini, bu suçlarla mücadele konusunda daha ilkeli bir davranış sergileneceğini aktaran Çelik, bu kararın Avrupa Konseyi kararları ile uyumlu bir karar olduğunun altını çizdi.
İsrail’in yeni yerleÅŸim yerleri konusunda bir adım attığını, bunu hassasiyetle takip ettiklerini vurgulayan Çelik, İsrail’in 20 Ocak’ta yeni ihaleler duyurduÄŸunu, 2 bin 112’si Batı Åžeria’da, 460’ı DoÄŸu Kudüs’te olmak üzere 2 bin 572 yeni konut inÅŸa edeceÄŸini söyledi.
Bütün dünyanın buna “dur” demesi gerektiÄŸini, İsrail’in attığı bu adımların iki devletli çözümü imkansız hale getirdiÄŸini belirten Çelik, bu durumun Kudüs’ün statüsünü deÄŸiÅŸtirme anlamı taşıdığını, bölge barışını ciddi ÅŸekilde tehdit ettiÄŸini kaydetti.
Çelik, “Kurulacak baÅŸkenti DoÄŸu Kudüs olan Filistin devletinin coÄŸrafi bütünlüğünü yok etmek, iki devletli çözümü imkansız kılmak, DoÄŸu Kudüs’ün statüsünü deÄŸiÅŸtirmek asla kabul edilemeyecek eylemlerdir.” diye konuÅŸtu.
Åžehit Eren Bülbül’ün hatırasına atfen yeni güvenlik operasyonlarının baÅŸladığını hatırlatan Çelik, terörle mücadele konusundaki tavizsiz duruÅŸun aynen devam ettiÄŸini vurguladı.
“Türkiye Cumhuriyeti’nde ikinci sınıf vatandaÅŸ yoktur”
Sosyal medyada gündem olan Yalova’da Alevilerin evlerinin iÅŸaretlenmesi konusuna iliÅŸkin Çelik, Bakanlığın bu meseleler üzerinde hassas olduÄŸunu, kendilerinin de yakından takip ettiÄŸini söyledi.
Çelik, bunların provokatif amaçlı faaliyetler ve infial yaratmaya dönük çabalar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Herkes müsterih olsun. Etnik yapısına, mezhebine göre ayrılmış Türkiye Cumhuriyeti vatandaÅŸları yoktur. Türkiye Cumhuriyeti’nde ikinci sınıf vatandaÅŸ yoktur, herkes birinci sınıftır. Etnik deÄŸerlendirmeler ya da mezhebi deÄŸerlendirmeler kültürel zenginliktir. Bunun herhangi bir ÅŸekilde bir fay hattı oluÅŸturmaya dönük olarak kışkırtılmasına ya da istismar edilmesine kesinlikle müsaade etmeyiz.”
Son dönemde içleri acıtan, canlılara karşı vahÅŸi eylemler gerçekleÅŸtirildiÄŸini dile getiren Çelik, yakın zamanda hayvan haklarıyla ilgili kapsamlı bir yasanın TBMM’ye geleceÄŸini söyledi.
“Terör insanlık düşmanı bir organizasyondur”
Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
HDP Esenyurt ilçe binasında terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın afiÅŸ ve posterlerinin asılı olduÄŸu görüntülere iliÅŸkin bir soruya Çelik, ÅŸu yanıtı verdi:
“Terör insanlık düşmanı bir organizasyondur. Milletimizin de düşmanıdır, demokrasiye, hukuk devletine inanan hiç kimse teröre destek veremez, terörün propagandasını yapamaz. O bina bir terör örgütü propaganda merkezi haline gelmiÅŸ. Şöyle düşünün yani bu terör örgütünün Kandil’deki ya da baÅŸka bir yerdeki bir ofisine gidilse orada herhalde bu kadar çok propaganda malzemesi yoktur.
Bir siyasi parti açısından kabul edilemez bir durumdur. Enteresan olan ÅŸu, bunun karşısında ‘Bu yanlıştır’ en azından demesi gerekenler suç olmayan resimlerden, suç olmayan bayraklardan bahsediyorlar. Bunların hepsi suçtur. Terör örgütü propagandası teröre destek vermek ÅŸeklindeki bir yaklaşımdır.
Bu çevreler bir de bütün bunları söylerken, yani PKK terör örgütünü mazur göstermek üzere davranırken, sol ceplerine PKK terör örgütünü mazur gösteren, bir direniş örgütü gibi gösteren birtakım temelsiz argümanları koyuyorlar. Sağ ceplerine de demokrasi, hukuk devleti, çoğulculuk, özgürlük gibisinden argümanları koyuyorlar.
Bu çevreler var ya aynı ÅŸekilde herhangi bir parti olsa Türkiye’de, onun bir ilçe binasına gidilse DEAÅž liderinin orada resmi olsa, DEAÅž’ın bayrağı olsa, DEAÅž terör örgütünün propaganda malzemeleri olsa Türkiye’yi, Türkiye’de bunun varlığından duydukları tepkiyi bütün dünyaya duyuracak ÅŸekilde hükümeti ve devleti suçlayacak ÅŸekilde büyük bir propaganda yaparlar.”
“Biz ikisini de lanetliyoruz, reddediyoruz”
“DEAÅž ile PKK arasında ne fark var?” sorusunu yönelten Çelik, bunun millete, demokrasiye, hukuk devletine karşı düşmanlık üreten bir illüzyon olduÄŸunu söyledi.
Çelik, terörle mücadelenin bu kadar merkezi rolde olduğu bir çağda, birisinin terör örgütünü açık bir şekilde lanetlemeden demokrasi ve özgürlüklerle ilgili cümle kuramayacağını belirterek, şunları kaydetti:
“Çünkü demokrasinin en büyük düşmanı terör örgütüdür, özgürlüklerin en büyük düşmanı terör örgütüdür. Bu milletin en büyük düşmanı terör örgütüdür. Ama ne enteresandır PKK terör örgütünü mazur göstermek, makul göstermek üzere son derece yanlış ve sakat bir zihniyet içinde olanlar DEAÅž terör örgütü söz konusu olduÄŸunda dünyanın en tepki üreten, en çok lanetleyen cümlelerini kuruyorlar. Biz ikisini de lanetliyoruz, reddediyoruz. Terör amasız, meselasız, mazeretsiz, ÅŸerhsiz ÅŸekilde lanetlenmelidir.”
Terör örgütlerinin hepsinin lanetli olduÄŸunu belirten Çelik, “Kim ki bir siyasi partinin binasında bu ÅŸekilde terör örgütünün propagandasını yapan malzemeler bulunduruyorsa böyle bir organizasyon içinde ise demokrasimize, hukuk devletimize düşmanlık eden bir tutum içindedir. Herkesin topyekun tepki göstermesi, lanetlemesi gereken bir tutumdur.” dedi.
Vali ve kaymakamlara yönelik “militan” suçlamasının AK Parti MYK’de gündeme gelip gelmediÄŸi sorusu üzerine Çelik, toplantıda deÄŸerlendirildiÄŸini belirterek, “CHP yönetiminin kullandığı dilin sistematik bir ÅŸekilde mülki idaremizi, askeri unsurlarımızı, yargı mensuplarımızı baskı altına almaya çalışan bir tavır ve Türk devlet ve mülki idare sistemi üzerinde paralel bir iktidar alanı oluÅŸturmaya çalışan bir faaliyet olduÄŸunu görüyoruz.” ifadesini kullandı.
MYK’nin buna karşı en güçlü tepkinin verilmesi gerektiÄŸi konusunda hemfikir olduÄŸunu vurgulayan Çelik, “Hiçbir valimizin, hiçbir kaymakamımızın, hiçbir silahlı kuvvetler mensubumuzun ve hiçbir yargı mensubumuzun KılıçdaroÄŸlu’nun söylediklerini ciddiye alması gerekmez. Biz gereken cevabı veriyoruz ve vermeye devam edeceÄŸiz.” dedi.
Bu dönemde terörle mücadeleden salgına kadar büyük bir mücadele veren mülki idarenin bu kapasitesini görmekten büyük gurur duyduklarını ifade eden Çelik, mülki idarenin bu kadar büyük bir yükün altındayken bile hemen her yerde işlerin tıkır tıkır işlediği mekanizmaları anında kurduğunu ve faaliyetlerini bu çerçevede sürdüğünü söyledi.
Çelik, “Bir vali ya da kaymakam CHP Genel Merkezi’nden talimat almıyorsa ona ‘militan’ derler. Askeriyede CHP’nin kışkırtmasıyla bir vesayet giriÅŸimi söz konusu deÄŸilse ona ‘militan’ derler. Aynı ÅŸekilde yargı mensupları CHP’den talimat almıyorsa ‘militan’ derler, tehdit ederler. Yaptıkları bundan ibaret. Diyor ki ‘Sürekli tarihten bahsetmeyin.’ Tarihte yaptığınızı dejavuyla bugün de yapmaya çalışıyorsunuz. Siz bunu yapmayın. Mülki idaremizin arkasındayız. Hepsine selamlarımızı, sevgilerimizi iletiyoruz. Milletimize yaptıkları hizmetlerde hepsine baÅŸarılar diliyoruz.”
Yargı ve ekonomi reformları
“Yargı ve ekonomi reformlarında hangi aÅŸamaya gelindi? Ne zaman tamamlanması öngörülüyor?” sorusu üzerine Çelik, ekonomi ve yargıyla ilgili reformlarda derinlemesine bir çalışma yapıldığını söyledi.
GeçmiÅŸte yapılan reformların sahadan dönüşlerini dikkatle deÄŸerlendirdiklerini aktaran Çelik, “Åžimdiye kadar gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz seri muhakeme, basit yargılama, e-duruÅŸma gibi uygulamalarla ilgili tepkiler nasıldır? Sahada bunlar iyi iÅŸlemekte midir? VatandaÅŸ memnuniyeti nedir? Yargı mensuplarının bunun iÅŸleyiÅŸine dönük deÄŸerlendirmeleri ile avukatların deÄŸerlendirmeleri nedir? Bunlar deÄŸerlendiriliyor.” diye konuÅŸtu.
Bu reform sürecinin 2019-2023 arasını kapsadığını ve bunun yarısının şu anda tamamlandığını anlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Åžimdi ise İnsan Hakları Eylem Planı tamamlanmak üzere. Bunların hepsi bugün kapsamlı bir ÅŸekilde MYK’mizde deÄŸerlendiriliyor. ArkadaÅŸlarımızın destek verdiÄŸi ve eleÅŸtirdiÄŸi hususlar var. Bunlarla ilgili olarak belki birkaç toplantı daha yapmak gerekecek. Ama süratli bir ÅŸekilde çalışılıyor. Bu çalışıldıktan, bütün bu deÄŸerlendirmeler tamamlandıktan sonra İnsan Hakları Eylem Planı CumhurbaÅŸkanımız tarafından kamuoyuyla paylaşılacak. Bizzat CumhurbaÅŸkanımız açıklayacak bunu. Arkasından da bununla ilgili idari ve yasal düzenlemeler gerçekleÅŸtirilecek.”
Ekonomi alanında atılacak adımların da MYK tarafından deÄŸerlendirilmeye devam ettiÄŸini belirten Çelik, “Bunlar birkaç toplantı daha alacak. Çünkü yapılanlarla ilgili olarak farklı deÄŸerlendirmeler söz konusu olabiliyor. Bütün bu görüşler alındıktan sonra sahadaki görüşler, ona göre bu çalışma birkaç toplantı sonrasında son halini almış olur. Sizlerle paylaşırım.” dedi.
“Çok üzücü bir durum”
“Diyarbakır annelerinin evlat nöbeti esnasında HDP’li bir milletvekilinin zafer iÅŸareti yapmasını nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?” sorusuna Çelik, ÅŸu yanıtı verdi:
“Çok üzücü bir durum. Bir insanın zafer iÅŸareti yapacağı kesimin Diyarbakır anneleri olması son derece dramatik ve ahlaki olmayan bir tutum. Annelere karşı zafer iÅŸareti yapılmaz, annelerin eli öpülür, annelere hürmet edilir. Çünkü anneler evlatlarını kaybetmiÅŸler ve vicdan nöbeti tutuyorlar. Daha sonra da ‘Bizim bu iÅŸaretimiz bizi suçlayan AK Parti’ye karşıydı’ falan gibisinden açıklamalar yapılıyor. Bu sadece bizim kendi kendimize ürettiÄŸimiz bir suçlama deÄŸil. Her ÅŸey ayan beyan ortada. Bu anneler evlatlarını, göz bebeklerini istiyorlar. Günlerdir bunlara dönük olarak burada ifade ediyoruz, ne büyük ajanslar bunların sesini duyuyor ne de o bahsettiÄŸiniz parti olmak üzere muhalefetteki partiler bu konuda bir duyarlılık sergiliyor. Bunlar anne, bunlar evlatlarını kaybetmiÅŸ. Sırf terörü lanetlememek için annelerin duygularına sahip çıkmamak kadar zalimane bir ÅŸey olabilir mi? Bir insanın hayatında asla düşmemesi gereken bir durum, annelere karşı zafer iÅŸareti yapmaktır. ‘Allah kimseyi böyle bir duruma düşürmesin’ diyeceÄŸimiz bir durumdadır. Bir zafer kazanmak istiyorsanız gidin teröre karşı kazanın. Annelerin elini öpün.”
“Umarız pozitif bir atmosferde geçer”
Yunanistan ile istikşafi görüşmelere ilişkin bir soru üzerine de Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye her zaman bu istikÅŸafi görüşmelerden yana olduÄŸunu söyledi. Ege’deki sorunlar, kıta sahanlığı sorunları, havada ve denizde söz konusu olan sorunlar… Åžimdi buna hidrokarbon kaynaklarıyla ilgili konular eklendi. Bütün bunlar çerçevesinde yine bu kapsamlı bir dosya olarak ele alınacaktır. Dosyaların parçalarının birbirinden ayrılıp ayrı bir istikÅŸafi görüşme yapılması söz konusu deÄŸildir. BaÅŸlangıç olarak iyidir. Türkiye tabii ki masaya pozitif bir gündemle oturmuÅŸtur. Türkiye bir diplomasi devleti olarak diplomatik yeteneÄŸini, diplomatlarının bu konudaki yeteneklerini gösterebilecek, herkes için ‘kazan kazan’ formülü gerçekleÅŸtirebilecek bir kapasiteye sahiptir. Türk diplomatları her zaman gerek Akdeniz’de gerek Ege’de gerek bölgede barışı destekleyecek, çatışmaları çözecek, önleyecek formüller üretme konusunda dünyada öne çıkan bir diplomatik yeteneÄŸe sahiptirler. Bu yetenekleriyle ÅŸimdi masadadırlar.”
Yunanistan tarafının da olumlu yaklaşması gerektiğini düşündüklerini dile getiren Çelik, şunları söyledi:
“Ama neredeyse Akdeniz’in büyük bir kesimini kapsayacak ÅŸekilde NOTAM ilan etmek, silahsızlandırılmış adalarda silahlı birtakım aktiviteler içerisinde olmak bu süreci tabii ki sıkıntıya sokar. Beklentimiz ÅŸudur, diplomatik yolla siyasi aklı çalıştırarak, bölgedeki tarihi derinliÄŸimizi çalıştırarak çözülemeyecek bir sorun yoktur. Yunanistan’ın bölgesel istikrara katkı saÄŸlayacak bu diplomatik görüşmelere katkı vermesini bekliyoruz. Yoksa Fransa’nın ya da baÅŸka ülkelerin ortaya koyduÄŸu tavırlarla silah alımını artırmak, Türkiye’ye karşı Mısır, İsrail gibi ülkelerle iÅŸ birliÄŸi yapmak ya da Türkiye’nin Libya’daki pozisyonunu sabote etmeye çalışmak gibisinden yaklaşımlar hiçbir sonuç almaz. Biz komÅŸuyuz, Yunanistan dara düştüğü zaman yanında bütün bu bahsettiÄŸim ülkeleri deÄŸil, her zaman Türkiye’yi bulmuÅŸtur. Dolayısıyla ‘KonuÅŸulacak, çözülecek bir mesele söz konusudur’ diyenler varsa bu istikÅŸafi görüşmelerin kıymetini bilip, bu ÅŸekilde deÄŸerlendirmeleri gerekiyor. Biz kesinlikle bunların olumlu sonuçlanması gerektiÄŸini deÄŸerlendiriyoruz ve bu istikÅŸafi görüşmelere güçlü bir destek veriyoruz. Umarız pozitif bir atmosferde geçer.”
“O sektörlerdeki kardeÅŸlerimizle çok yakın temas halindeyiz”
Çelik, maske, mesafe, temizlik kuralına devam ettiklerini belirterek, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayılarının düştüğünü ve bu kazanımı korumanın yolunun, bu tedbirleri almaktan geçtiğini söyledi.
Ömer Çelik, “Bugün de bazı konularda kışkırtıcı bazı beyanlar gördük, çeÅŸitli sektörlerde alınan Kovid-19 tedbirlerinin eleÅŸtirilmesiyle ilgili. Emin olun o sektörlerdeki kardeÅŸlerimizle çok yakın temas halindeyiz. Onların rahatlaması için en kısa zamanda nasıl adımlar atacağımızı her zaman tartışıyoruz. Onun ötesinde önemli olan ÅŸu anda bu sürecin devam ettirilmesi ve rakamların giderek sıfıra doÄŸru yaklaÅŸmasıdır.” diye konuÅŸtu.
Aşı olanların rahat hareket etmemesi gerektiÄŸine dikkati çeken Çelik, “Antikorları çıkana kadar hatta daha sonrasında da maske, mesafe, temizlik kuralına uymaya devam edeceÄŸiz. Ne zaman ki bilim adamlarımız ‘Dünya normale döndü’ der, o zaman normal hayatımıza döneceÄŸiz.” dedi.
Kaynak: AA
