CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan: Suriye ve Irak’ın kuzeyinde bir terör yapılanmasına kesinlikle izin vermeyeceÄŸiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye ve Irak'ın kuzeyinde bir terör yapılanmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye ve Irak'ın kuzeyinde bir terör yapılanmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Tel Rıfat baÅŸta olmak üzere teröristlerin kümelendiÄŸi sınırımıza yakın alanları da eninde sonunda güvenli hale getireceÄŸiz.” dedi.

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan, “Türkiye’nin güneyinde, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde bir terör yapılanmasına kesinlikle izin vermeyeceÄŸiz.” dedi.

ErdoÄŸan, CumhurbaÅŸkanlığı Külliyesi’ndeki CumhurbaÅŸkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.

Türkiye’nin aydınlık yarınları, bölgenin huzur ve esenliÄŸi için hükümet olarak çalışmalarını sürdürdüklerini belirten ErdoÄŸan, son Kabine Toplantısı’ndan bu yana özellikle dış politikada gerçekten yoÄŸun bir gündemi geride bıraktıklarını söyledi.

Türkiye’nin Kuzey Afrika’daki en önemli ticari ortaklarından Cezayir’e yaptıkları ziyaretin enerji ve müteahhitlik sektörleri baÅŸta olmak üzere ekonomik iliÅŸkiler açısından oldukça baÅŸarılı geçtiÄŸini dile getiren ErdoÄŸan, ziyareti Cezayir ile Türkiye arasındaki konsey mekanizmasına stratejik boyut eklemek suretiyle adeta taçlandırdıklarını ifade etti.

Cezayir’in, Filistin davasının önde gelen savunucuları arasında yer aldığını belirten ErdoÄŸan, “CumhurbaÅŸkanı, kardeÅŸim Tebbun ile görüşmemizde iki kardeÅŸ ülke olarak Gazze’ye ve Filistin davasına güçlü desteÄŸimizi teyit ettik.” diye konuÅŸtu.

“Gerçek belediyecilikle yeniden buluÅŸturacağız”

ErdoÄŸan, çevrim içi düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nde küresel ekonomideki son geliÅŸmeleri gözden geçirme imkanı bulduklarını söyledi.

Geçen hafta yaptıkları AK Parti Grup Toplantısı’nda hem ülkenin siyasetine dair konuları hem de partinin mahalli idareler seçimleriyle ilgili hazırlıklarını deÄŸerlendirdiklerini dile getiren ErdoÄŸan, “Yaklaşık 5 yıldır tam anlamıyla bir fetret devri yaÅŸayan muhalefetin yönetimindeki belediyeleri inÅŸallah merkezinde hizmet, eser ve yatırımın olduÄŸu gerçek belediyecilikle yeniden buluÅŸturacağız.” dedi.

“Terörü kaynağında yok etme stratejimizi baÅŸarıyla uyguluyoruz”

Milli Güvenlik Kurulu’nun kasım ayı toplantısında terörle mücadeleden bölgedeki geliÅŸmelere kadar pek çok konuyu ele aldıklarını söyleyen ErdoÄŸan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Terörü kaynağında yok etme stratejimizi baÅŸarıyla uyguluyoruz. Suriye’nin kuzeyinde teröristlerden temizlediÄŸimiz bölgelerde huzur ve güven iklimi hakim. Tel Rıfat baÅŸta olmak üzere teröristlerin kümelendiÄŸi sınırımıza yakın alanları da inÅŸallah eninde sonunda güvenli hale getireceÄŸiz. Irak sahasında devam eden Pençe harekatlarımızla bölücü terör örgütünü sınırlarımızdan uzaklaÅŸtırdık. Havadan ve karadan gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz nokta operasyonlarımızla teröristlerin üzerindeki baskıyı sürekli artırıyoruz. Sınırlarımız içinde bölücü örgütü bitme noktasına getirdik. Bundan 40 sene önce milletimizin başına musallat edilen terör belasından Türkiye’yi tamamen kurtarmakta kararlıyız.

Buradan bir kez daha terör örgütleriyle ülkemizi sıkıştırmaya çalışanlara sesleniyorum, Türkiye’nin güneyinde, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde bir terör yapılanmasına kesinlikle izin vermeyeceÄŸiz. Operasyonlarımız neticesinde bitkisel hayata giren bölücü terör örgütünü canlandırma, yeniden palazlandırma çabalarının farkındayız. Kimin ne yaptığını, kimin kiminle iÅŸ tuttuÄŸunu çok iyi biliyoruz. Daha önce yaptığımız gibi bir gece ansızın gelerek tüm bu senaryoları yırtıp atmaktan çekinmeyiz.”

ErdoÄŸan, sınırlar içinde ve dışında cansiperane ÅŸekilde görev yapan güvenlik güçlerine Allah’tan muvaffakiyetler niyaz etti. Åžehitleri rahmetle yad eden ErdoÄŸan, yaralılara acil ÅŸifalar diledi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin sınırlarında ve ötesinde yürüttüğü harekatların stratejisini hala anlayamayanlara veya anladığı halde hazmedemeyenlere ÅŸu kelamı kibarı hatırlatmak isterim, kimi kuyu kazar her gelen içsin diye, kimi kuyu kazar her gelen düşsün diye. Biz, ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için her gelen içsin diye barış, huzur, dostluk, kardeÅŸlik, güven, refah kuyuları kazıyor, herkesin hizmetine sunuyoruz. Kendi akıllarınca bize ama aslında ülkemize ve milletimize kuyu kazanları da kendi kibirleriyle, hasetleriyle, husumetleriyle, kirli hesaplarıyla baÅŸ baÅŸa bırakıyoruz.”

“Bu krizin asıl müsebbipleri, geliÅŸmiÅŸ, zengin, müreffeh batılı ülkelerdir”

İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin olumsuz etkilerine giderek daha fazla maruz kalındığını belirten ErdoÄŸan, Akdeniz çanağında yer alan Türkiye’nin, aynı coÄŸrafyayı paylaÅŸtığı diÄŸer ülkelerle birlikte iklim krizinin can yakıcı sonuçlarını en çok hisseden, bundan en çok maÄŸdur olan devletlerin başında geldiÄŸini söyledi.

ErdoÄŸan, “İklim krizi gerçeÄŸiyle ne kadar erken yüzleÅŸirsek, ülkemize yansımalarını da o derece hızlı kontrol altına alabiliriz. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinden bahsederken burada ÅŸu noktanın asla gözden kaçırılmaması gerekiyor, bugün 8 milyar insanın hayatını etkileyen bu krizin asıl müsebbipleri, geliÅŸmiÅŸ, zengin, müreffeh batılı ülkelerdir.” dedi.

İklim krizinin, kontrolsüz büyümenin, aşırı tüketim hırsının bir sonucu olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Tabiatı emanet olarak deÄŸil de sömürülmesi gereken bir meta olarak gören zihniyet, son iki asırda dünyamıza çok büyük zarar vermiÅŸtir. Bu zihniyette köklü bir deÄŸiÅŸim olmadan iklim krizinin önüne geçemeyiz. Türkiye olarak her platformda bu gerçeÄŸi dile getiriyoruz. Bir baÅŸka hakikat, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸiyle mücadelenin yeni adaletsizliklere, yeni sömürü düzenine yol açmamasıdır. Dünyayı en çok kirleten ülkelerin iklim deÄŸiÅŸikliÄŸiyle mücadelede mali açıdan daha fazla yük almaları kaçınılmazdır. Biz insanlığa ve gelecek nesillere karşı mesuliyetimizin bir gereÄŸi olarak iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi meselesinde elimizi taşın altına koyuyoruz. Sera gazı emisyonunda tarihi sorumluluÄŸumuz eser miktarda olmasına raÄŸmen insanlığın ortak geleceÄŸine katkıda bulunmak adına kendi imkanlarımızla çok önemli adımlar atıyoruz. Bu çerçevede ilan ettiÄŸimiz net sıfır emisyon hedefine 2053 yılında ulaÅŸmayı öngörüyoruz.”

“Yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdürüyoruz”

Dubai’de düzenlenen Dünya İklim Eylemi Zirvesi’nde tüm bu konuları artısı eksisiyle çok net biçimde ifade ettiklerini belirten ErdoÄŸan, zirvede ayrıca Gazze’de yaÅŸanan insanlık dramını gündeme taşıdıklarını aktardı.

Dün ve önceki gün gerçekleÅŸtirdikleri Doha ziyaretinin ise hem Katar ile ikili iliÅŸkiler hem de Körfez İşbirliÄŸi Konseyi ile münasebetler bakımından oldukça önemli olduÄŸunu dile getiren ErdoÄŸan, 2014 yılında kurulan Türkiye Katar Yüksek Stratejik Komitesi’nin 9. toplantısını baÅŸarıyla icra ettiklerini söyledi.

Komite toplantıları sırasında farklı alanlarda 12 belge imzaladıklarını anımsatan ErdoÄŸan, “Ziyaretimizin ikinci gününde dönem baÅŸkanı Katar’ın onur konuÄŸu olarak Körfez İşbirliÄŸi Konseyi 44. Zirvesi’ne iÅŸtirak ettik. Konsey üyesi ülkelerle son 20 yılda 20 milyar dolardan fazla yükseliÅŸle 23 milyar dolara çıkardığımız ticaret hacmimizi daha da artıracağız.” dedi.

Yarın Yunanistan’a, 18 Aralık’ta Macaristan’a ziyaret gerçekleÅŸtireceÄŸini belirten ErdoÄŸan, “Karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde komÅŸularımızdan baÅŸlayarak bölge ülkeleriyle iÅŸbirliÄŸimizi güçlendireceÄŸiz. Ülkemizin uluslararası platformlar ile ikili iliÅŸkilerinde siyasi, diplomatik ve ekonomik alanda katettiÄŸi her mesafe, bizi Türkiye Yüzyılı’na bir adım daha yaklaÅŸtırmaktadır. Bu anlayışla hem içerde hem de küresel düzeyde belirlediÄŸimiz hedeflerimize doÄŸru yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdürüyoruz.” diye konuÅŸtu.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantılarına 11 Aralık’ta baÅŸlanacağını belirterek, işçilerin onayını alacak, iÅŸverenleri yormayacak ve istihdama zarar vermeyecek bir asgari ücret seviyesi hedefiyle sürecin yönetileceÄŸini bildirdi.

Hiçbir geçici sıkıntının, sinsi çelmenin, karanlık projenin kendilerini yollarından alıkoymasına müsaade etmeyeceklerini belirten ErdoÄŸan, “Hamdolsun milletimiz bu hakikati görüyor. İhtiyaç duyduÄŸumuz her durumda bizim yanımızda yer alarak, Türkiye Yüzyılı vizyonumuza omuz veren her bir vatandaşımıza şükranlarımızı sunuyorum.” dedi.

İnsanları günlük hayatında sıkıntıya sokan meseleleri birer birer çözüme kavuÅŸturup, üstlerine serpilmeye çalışılan karamsarlık havasını darmadağın ettiklerini dile getiren ErdoÄŸan, “En zoru geride kaldı, inÅŸallah bundan sonra hep birlikte sürekli daha iyiye doÄŸru gideceÄŸiz. Enflasyonu yavaÅŸ yavaÅŸ kontrol altına alıyoruz. Hiçbir ekonomik, mantıki ve ahlaki temeli olmayan fiyatlandırma davranışları, yerini rasyonel fiyatlamalara bırakmaya baÅŸladı.” diye konuÅŸtu.

Salgın ve küresel krizlerle sarsılan makro finansal istikrarı güçlendirecek adımları kararlılıkla attıklarına işaret eden Erdoğan, üretim, istihdam, ihracat ve büyüme tarafındaki olumlu tablonun yeni rekorlarla sürdüğünü aktardı.

Türkiye’nin yılın üçüncü çeyreÄŸinde yüzde 5,9 oranında büyüyerek, OECD ülkeleri arasında en iyi performansı gösteren ülke olduÄŸuna dikkati çeken ErdoÄŸan, “Böylece 13 çeyrektir süren kesintisiz büyüme trendimizi 14’e çıkardık. 2023’ün ilk 9 aylık döneminde ekonomimiz yüzde 4,6’lık büyüme kaydetti. Kaliteli ve sürdürülebilir büyüme hedefimizden en küçük bir sapma yoktur. Yılın ilk 11 ayındaki ihracatımız 234 milyar doları buldu. Son verilere göre, istihdam 32 milyona ulaÅŸtı, iÅŸsizlik oranı ise yüzde 9,2’lere geriledi.” bilgisini verdi.

“Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantılarına 11 Aralık’ta baÅŸlanıyor”

ErdoÄŸan, çalışan emeklilerde serzeniÅŸlere sebep olan sıkıntıyı da gidereceklerini belirterek, “Meclisimizin onayından sonra ilk düzenlemeden istifade edemeyen 4 milyon 689 bin emeklimizin hesabına bir defaya mahsus 5’er bin liralarını süratle yatıracağız.” dedi.

Aile ve Gençlik Fonu’nun kuruluÅŸu ile ilgili yasal sürecin de tamamlandığını dile getiren ErdoÄŸan, “Üniversiteli gençlerimize seçim öncesi verdiÄŸimiz ücretsiz internet ve indirimli teknoloji desteÄŸi sözümüzü tuttuk. İhtiyaç sahibi vatandaÅŸlarımıza yönelik doÄŸal gaz tüketim desteÄŸini, düzenli sosyal yardım programlarımıza dahil ettik. Yıllık 900 ila 2 bin 500 lira arasında olan toplam 8 aylık ödeme miktarını 1500 ila 3 bin 500 liraya yükselttik.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına her ay aktarılan kaynak tutarının da 450 milyon liradan 850 milyon liraya çıktığını belirtti.

10 ay önce yaşanan ve ülke ekonomisine 104 milyar dolar ilave yük getiren deprem felaketine rağmen hiçbir vatandaşı, 85 milyonun hiçbir ferdini ihmal etmediklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Yılbaşında çalışanlarımızın ücretlerinde hem genel ekonomik dengeyi sarsmayacak hem de onların kayıplarını telafi edecek bir artış yapılacak. Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantılarına 11 Aralık’ta baÅŸlanıyor. İşçilerimizin onayını alacak, iÅŸverenlerimizi de yormayacak ve istihdama zarar vermeyecek bir asgari ücret seviyesi hedefiyle bu süreç yönetilecek.”

Önümüzdeki yılı “dengeleri yeniden saÄŸlamlaÅŸtırma”, bir sonraki yıldan itibaren olan dönemi ise “atılım süreci” olarak gördüklerini vurgulayan ErdoÄŸan, büyük ve güçlü Türkiye’nin inÅŸası yolunda bıkmadan, usanmadan, durmadan mücadele etmeyi, yürümeyi, adım adım hedeflere ulaÅŸmayı sürdüreceklerini belirtti.

ErdoÄŸan, “Yeter ki 85 milyon olarak birliÄŸimize, beraberliÄŸimize, kardeÅŸliÄŸimize, huzurumuza, mücadele azmimize sıkı sahip çıkalım. Aramıza fitne fesat sokulmasına izin vermeyelim. Gerisi sadece sabır ve vakit iÅŸidir. İnÅŸallah 2028’i siyasi, ekonomik, beÅŸeri ve askeri bakımdan bölgesinin ve dünyanın sayılı güçleri arasına girmiÅŸ bir ülke olarak karşılayacağız.” dedi.

“Ecdadımızdan tevarüs ettiÄŸimiz bir haslettir”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Türkiye’nin, dünyanın neresinde bir mazlum ve maÄŸdur var ise inancına, rengine, kimliÄŸine bakmadan onun yanında olmayı ilke edinmiÅŸ bir devlet olduÄŸuna dikkati çekerek, “Bu bizim medeniyetimizden, tarihimizden, kültürümüzden, ecdadımızdan tevarüs ettiÄŸimiz bir haslettir. GerektiÄŸinde bedel ödeme pahasına ÅŸahit olduÄŸumuz kötülükleri, yapabiliyorsak elimizle düzeltmenin, mümkün deÄŸilse dilimizle anlatmanın, ona da mani varsa kalbimizle buÄŸzetmenin gayreti içinde olduk. Bu da imanın en zayıf derecesidir. Sadece son 70 yılımıza baktığımızda dahi bu yaklaşımın pek çok örneÄŸini görebiliyoruz. Kore’ye bu hissiyatla gidip kan döktük, can verdik. Kıbrıs’taki soydaÅŸlarımızı kurtarmak için bu hassasiyette Barış Harekatı gerçekleÅŸtirdik. Irak’ta, Suriye’de, Ukrayna’da ve daha pek çok yerde başı dara düşen insanlara kapımızı bu anlayışla açtık.” ifadelerini kullandı.

İslam dünyasından, Türk coÄŸrafyalarından, Afrika’dan, Güney Asya’dan sayısız insana da bu vizyonla sahip çıktıklarını aktaran ErdoÄŸan, KarabaÄŸ’ın iÅŸgaline, “Türkistan”daki zulme, KeÅŸmir ve Arakan’daki haksızlıklara da bu düşünceyle rıza göstermediklerini, Balkanlar’dan Kuzey Afrika’ya, gönül coÄŸrafyasının her köşesine hep bu ÅŸekilde baktıklarını anlattı.

Bugün aynı onurlu duruÅŸu, Gazze’ye yönelik “barbarlık” karşısında Filistin halkının yanında yer alarak sergilediklerini vurgulayan ErdoÄŸan, “Tevfik Fikret’in ‘Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa Hakk’ın da görülmez kolu, dönmez yüzü vardır.’ dizelerinde ifade ettiÄŸi gibi bizim safımız, yalnızca bükülmez kolu, dönmez yüzüyle Hakk’ın yanı olabilir. Üstelik Gazze’de öldürülen binlerce çocuÄŸun, kadının, yaÅŸlının, masumun yanında yer almak için öyle çok derin felsefi gerekçeler aramaya gerek de yoktur.” diye konuÅŸtu.

“İsrail, Filistin coÄŸrafyasında uyguladığı her zulmün hesabını elbette verecektir”

ErdoÄŸan, Tolstoy’un “Bir insan acı duyuyorsa canlıdır, baÅŸkasının acısını duyuyorsa insandır.” sözünde iÅŸaret ettiÄŸi gibi Gazze halkına uygulanan zulme karşı çıkmak için sadece insan olmanın yeterli olduÄŸunun altını çizerek, ÅŸunları kaydetti:

“İsrail, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana Filistin coÄŸrafyasında uyguladığı her zulmün hesabını elbette verecektir. Bundan kaçış yok, Netanyahu nereye kaçar bilemiyorum. Mülteci kamplarında uyguladığı katliamlar ve Gazze’de 7 Ekim’den bu yana iÅŸlediÄŸi savaÅŸ suçları, bu ülkeyi yönetenlerin yakın gelecekteki yargılanmalarında ayrı bir yere sahip olacaktır. Türkiye, kendisi gibi düşünen devletler ve sivil toplum kuruluÅŸları ile birlikte bu meseleyi her platformda gündeme getirecek, takip edecek ve somut sonuçlara ulaÅŸmasını saÄŸlamak için sonuna kadar çalışacaktır. Evet, İsrailli yöneticiler, er ya da geç insanlık mahkemesinde yargılanacak, hak ettikleri cezaları çekecek, tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır. Daha önemlisi Netanyahu yönetimine bu cüreti veren, iÅŸlediÄŸi insanlık suçlarının üzerini örten Batılı ülkeler de aynı akıbeti paylaÅŸacaklardır. Åžayet Amerika ve Avrupa ülkeleri, İsrail’e sınırsız siyasi, askeri ve ekonomik destek vermemiÅŸ olsa bu terör devletinin yöneticileri böylesine pervasız ve acımasız hareket edemezdi.”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Batı’nın tarihinin bu açıdan oldukça karanlık, çirkin, vahÅŸi ve gaddarlık örnekleri ile dolu olduÄŸunu dile getirerek, “Biz bunların tıynetini Bosna’dan, Makedonya’dan, Yunanistan ve Bulgaristan’dan, Çanakkale’den, Ermeni isyanlarından, Filistin’den, Irak’tan, Suriye’den, oralardaki vahÅŸetlerinden ve sinsi oyunlarından biliriz.” ifadesini kullandı.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Batı’nın etekleri altına saklanan İsrail yönetimi, zulmünü ne kadar tırmandırırsa sonuçta ödeyeceÄŸi bedeller de o kadar ağır olacaktır.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyayı asırlardır Batı değerleri safsatasıyla oyalayanların, sadece kendi güvenlik ve refahları dışında hiçbir değerleri olmadığını defalarca ispatladığını söyledi.

Batı’nın “deÄŸerlerim” diye sunduÄŸu inanç, felsefe, hukuk ve bilim unsurlarının tamamının baÅŸka coÄŸrafyalara ve toplumlara ait olduÄŸunu ifade eden ErdoÄŸan, “Batı’nın inancı Kudüs, Nasıra, bu felsefe Ege ve Batı Anadolu, hukuki itibarıyla Akdeniz ve Roma, bilimi Endülüs ve DoÄŸu dünyası kökenlidir. Sadece barbarlık gerçek anlamda Batı’ya ait bir vasıftır.” diye konuÅŸtu.

Haçlı Seferleri’nde 4 milyon, sömürgelerinde 50 milyon, 1’inci ve 2’nci Dünya savaÅŸlarında 70 milyon insanı katleden Batı’nın bu vasfını hep sergilediÄŸini dile getiren ErdoÄŸan, Gazze’deki vahÅŸete ortak olan Batı’nın çalıp çırptığı tüm deÄŸerleri bir kenara bırakıp yine sadece mayasındaki barbarlık dürtüsüyle hareket ettiÄŸini söyledi.

ErdoÄŸan, “İsrail’e en küçük bir söz söyletmeyip Gazze’de yapılanları dile getirenlerin üzerine hoyratça giden Batı yönetimleri bireysel düzlemde insan olma, kurumsal düzlemde devlet olma özelliklerini kaybetmiÅŸlerdir. Aynı ÅŸekilde BirleÅŸmiÅŸ Milletler ve onun en önemli organı olan Güvenlik Konseyi gibi kurumlar da bu zulüm karşısında sergiledikleri acizlikle insanlığın ortak çatısı olma hüviyetlerinden iyice uzaklaÅŸmışlardır.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

BirleÅŸmiÅŸ Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in samimi çabalarının Güvenlik Konseyi’nin kimi daimi üyeleri tarafından engellendiÄŸine dikkati çeken ErdoÄŸan, yıllardır “Dünya beÅŸten büyüktür” diye haykırırken bu gerçeklere iÅŸaret, bu haksızlıklara isyan ettiklerini kaydetti.

Erdoğan, şöyle konuştu:

“Buradan açıkça söylüyorum; Batı’nın etekleri altına saklanan İsrail yönetimi, zulmünü ne kadar tırmandırırsa sonuçta ödeyeceÄŸi bedeller de o kadar ağır olacaktır. Masum çocukları, kadınları, yaÅŸlıları, silahsız ve çaresiz insanları dünyanın en modern savaÅŸ araçlarıyla öldürmek sadece İsrail yöneticileri gibi korkaklara mahsus bir zavallılıktır. Gazze’deki bir avuç sivil karşısında yüreÄŸi de bacağı da titreyen İsrail’in gerçek bir orduyla gerçek bir güçle karşı karşıya geldiÄŸinde paramparça olacağı muhakkaktır. İsrail yönetiminin böyle bir acı akıbete gerek kalmadan bir an önce aklını başına toplamasını ümit ediyoruz. Bölgeye huzur gelmesinin tek yolunun, 1967 sınırlarında DoÄŸu Kudüs’ün baÅŸkenti olduÄŸu, coÄŸrafi bütünlüğe sahip, bağımsız, egemen bir Filistin devletinin kuruluÅŸundan geçtiÄŸini bir kez daha hatırlatıyoruz.”

“Tek çözüm yolu depreme dayanıklı binalar yapmaktır”

Geçen günlerde Marmara Bölgesinde yaÅŸanan 5,1 büyüklüğündeki nispeten hafif sarsıntının Türkiye’nin deprem ülkesi olduÄŸu gerçeÄŸini bir kez daha hatırlattığını vurgulayan ErdoÄŸan, Türkiye’nin Alpler’den Himalayalar’a uzanan kuÅŸak içerisinde en fazla deprem riski taşıyan beÅŸinci ülke olduÄŸunu söyledi.

Toprakların yüzde 66’sının, nüfusun yüzde 71’inin deprem açısından riskli alanlarda yer aldığını vurgulayan ErdoÄŸan, Türkiye’de son bir asırda 6 ve üzeri büyüklükte 231 depremin meydana geldiÄŸini, bu afetlerde 130 binden fazla canın topraÄŸa verildiÄŸini belirtti.

Erdoğan, 6 Şubat depremlerinde 50 binden fazla insanın yıkıntıların altında kalarak hayatını kaybettiğini anımsatarak, deprem şehitlerine rahmet diledi.

Bu coÄŸrafyada yaÅŸamanın, deprem gerçeÄŸiyle yüzleÅŸmek, karşıdaki tehlikeyi kabullenmek ve ona göre hareket etmek anlamına geldiÄŸini ifade eden ErdoÄŸan, “Önümüzdeki tablonun bize gösterdiÄŸi tek çözüm yolu depreme dayanıklı binalar yapmaktır. Yani ‘kentsel dönüşüm’ dediÄŸimiz adımı atmak ve bu adımı attık. Maalesef ülkemiz uzunca bir süre bu toprakların hakkını vermek yerine hakkına giren bir anlayışla yönetildiÄŸi için diÄŸer pek çok husus gibi deprem tehlikesi de göz ardı edilmiÅŸtir.” dedi.

Büyük yıkıma yol açan 1999 felaketinin bu meselenin yeniden ve güçlü bir ÅŸekilde gündeme gelmesine, standartların yeniden belirlenmesine vesile olduÄŸunu ifade eden ErdoÄŸan, bu süreci daha ileriye taşıyarak 2012’de, tarihte ilk defa Kentsel Dönüşüm Yasası’nın çıkarıldığını, Yapı Denetim Kanunu baÅŸta olmak üzere konuyla ilgili mevzuatın güncellendiÄŸini, geliÅŸtirildiÄŸini anımsattı.

Kentsel Dönüşüm Yasası’nın çıktığı tarihten bugüne kadar hayata geçen projelerde Türkiye genelinde 480 milyar liralık yatırımla 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığını belirten ErdoÄŸan, halihazırda ülke genelinde yaklaşık 400 bin bağımsız bölümün dönüşüm sürecinin devam ettiÄŸini kaydetti.

Türkiye’de yaklaşık 31 milyon konut ve 5 milyon ticari alandan oluÅŸan 36 milyon bağımsız bölüm olduÄŸunu aktaran ErdoÄŸan, bunların 6 milyonunun deprem riski altında olduÄŸunu, yaklaşık yarısının da acilen dönüşmesi gerektiÄŸini söyledi.

“Kentsel dönüşüm çalışmalarımızı bir üst seviyeye çıkarma kararı aldık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenli şehirler için tek çarenin kentsel dönüşüm olduğunun altını çizerek, kentsel dönüşümün ne kadar önem arz ettiğinin en son ve somut örneğinin 6 Şubat depremleri olduğunu ifade etti.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu hakikati görmezden gelmek, ertelemek, siyasi çıkarlar için istismarına yeltenmek çok açık ve net söylüyorum, ülkemize ihanet etmek demektir. Kentsel dönüşüm konusu, Türkiye için tartışmasız bir beka meselesidir. Hepsinden önemlisi bu konu, siyaset üstü, siyasi partiler üstü bir konudur. Hazreti Mevlana, ‘Akıl sonradan ah çekmek için deÄŸil düşünüp tedbir almak içindir’ der. İnancımızda da tedbir, tevekkülden önce gelir. Hükümet olarak kentsel dönüşüm konusuna ilk günden beri hep bu zaviyeden baktık. VatandaÅŸlarımızı gecekondu denilen saÄŸlıksız yapılarla birlikte depreme dayanıksız yüksek katlı binalardan da kurtararak onları modern, güvenilir, dayanıklı yuvalara kavuÅŸturmayı hedefledik. Zemin artı üç olsun, zemin artı dört olsun, bilemediniz zemin artı beÅŸ olsun dedik. O günden bugüne inÅŸaatlarımızı bu ÅŸekilde yapıyoruz. TOKİ BaÅŸkanlığımız bu sürecin öncüsü olarak gerçekten kritik bir rol üstlendi.”

Maruz kaldığı onca haksız, insafsız eleÅŸtirilere raÄŸmen TOKİ aracılığıyla ÅŸimdiye kadar 1,3 milyon konutun tamamlandığını ve hak sahiplerine teslim edildiÄŸini dile getiren ErdoÄŸan, “Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki attığımız her adımda tamamen ideolojik saiklerle hareket eden bir kesimi karşımızda bulduk. Akla hayale gelmedik bahanelerle ve hatta iftiraya varan kampanyalarla projelerimize sürekli takoz oldular. Ne kendileri bir iÅŸ yaptılar ne de bizim bu meseleyi çözmemizi istediler.” dedi.

Kanundaki boşlukları kullanarak, yalan ve yanlış bilgilerle insanların aklını bulandırarak kentsel dönüşüm projelerinin sabote edildiğini, bunun acısının depremin yıktığı birçok şehirde yaşandığını anlatan Erdoğan, vatandaşların canları ve mallarıyla bir daha böyle bedeller ödememesi için kentsel dönüşüm çalışmalarını bir üst seviyeye çıkarma kararı alındığını bildirdi.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “(Kentsel dönüşüm) Yeni kanunla getirilen düzenlemelerde herhangi bir rant saÄŸlama amacı veya hak sahiplerinin baÅŸka bölgeye gönderilmesi söz konusu deÄŸildir.” dedi.

Eylül ayında çok geniÅŸ bir katılımla “Deprem GerçeÄŸi ve Kentsel Dönüşüm Åžurası” düzenlendiÄŸini anımsatan ErdoÄŸan, “Åžuranın en güzel neticesi, diÄŸer çalışmalar ışığında yeni bir kentsel dönüşüm yasası hazırladık. Kanun teklifimiz geçtiÄŸimiz ay başında Meclisimizden onay aldı ve yürürlüğe girdi.” ifadelerini kullandı.

Yeni kentsel dönüşüm mevzuatının yürürlüğe girmesiyle birlikte muhalefetin daha önce yaptıkları gibi hemen tezvirata baÅŸladığını söyleyen ErdoÄŸan, “Vatandaşın malına el konulacak.’ Bu iftiradan baÅŸlayarak rantsal dönüşüme kadar sayısız yalanı tedavüle soktular. Oysa ne kanunda böyle bir ifade var ne de böyle bir durum söz konusu deÄŸildir. Düzenlemenin tek bir gayesi vardır, o da kentsel dönüşüm sürecindeki engelleri ortadan kaldırmak ve dönüşüm sürecini hızlandırmaktır.” diye konuÅŸtu.

Yeni kanunla kentsel dönüşüm konusunda yapılan deÄŸiÅŸiklikleri anlatan ErdoÄŸan, “Daha önce çok daha yüksek çoÄŸunluk gerektiren, çok sayıda bağımsız birime sahip binaların kentsel dönüşüme dahil edilmesi salt çoÄŸunluÄŸa baÄŸlandı. Yani bir binada oturanların yüzde 50’sinden bir fazlası onay verdiÄŸi zaman kentsel dönüşüm ve inÅŸaat ruhsatı alınabilmesi mümkün hale getirildi. İmar planlarının ilan askı ve itiraz süreçleri kısaltıldı. Tebligatların, yapıların kapısına asılabilmesi, elektronik devlet üzerinden bildirilebilmesi ve muhtarlıklarda ilan edilebilmesiyle süreç hızlandırıldı.” diye konuÅŸtu.

“Kentsel dönüşüm projelerine kaynak saÄŸlayacak yöntemler geliÅŸtirildi”

Deprem riskinin en çok hissedildiÄŸi yerlerin başında gelen İstanbul’daki kentsel dönüşüm projeleri için Yarısı Bizden Kampanyası’nın uygulanabilmesi amacıyla yasaya mali yardım hükmünün de eklendiÄŸini bildiren CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, şöyle devam etti:

“DiÄŸer ÅŸehirlerimizin her biri için de oranın ÅŸartlarına, ihtiyaçlarına, beklentilerine uygun özgün modeller geliÅŸtirilmesine imkan tanındı. AnlaÅŸmazlıkların çözümü için arabuluculuk sisteminin devreye alınmasından ihtisas mahkemelerine kadar çeÅŸitli mekanizmalar getirildi. Dönüşüm alanlarında imar planlarının yeni kurulan Kentsel Dönüşüm BaÅŸkanlığınca onaylanması zorunluluÄŸu getirilerek, istismarların ve gecikmelerin önüne geçilmesi hedeflendi. Hak sahibinin borcunu ödeyememesi halinde dönüşen konut borcu nispetinde Hazineye tescil edilmesi ve yine hak sahibine ömür boyu ücretsiz tahsisine imkan verildi. YerleÅŸime uygun olmayan bütün bu alanların riskli alan olarak belirlenmesi ve bu alanlarda yapılaÅŸmaya izin verilmemesi temin edildi. Kentsel dönüşüm projelerine kamu desteÄŸi için kaynak saÄŸlayacak yöntemler geliÅŸtirildi. Yapılan tüm bu düzenlemelerin amacı kentsel dönüşümü hızlandırarak milletin ve ÅŸehirlerimizin can ve mal güvenliÄŸini saÄŸlamaktır.”

Küçük çıkar kavgaları veya kaygılarıyla kentsel dönüşüm projelerinin geciktirilmesinin önüne geçilmesini önlediklerini dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Yeni kanunla getirilen düzenlemelerde herhangi bir rant saÄŸlama amacı veya hak sahiplerinin baÅŸka bölgeye gönderilmesi söz konusu deÄŸildir. Kim bunun aksini iddia ediyorsa müfteridir, yalancıdır, bu milletin iyiliÄŸini istemiyor demektir. Dönüşüm çalışmalarında, pazartesi günü 5,1 büyüklüğünde bir depremle sarsılan Marmara Bölgemize daha fazla özel önem vermemiz elbette sebepsiz deÄŸildir. Süreci diÄŸer ÅŸehirlerimizde yönetmek ve hızlandırmak, nispeten daha kolaydır. Ancak İstanbul’un da içinde yer aldığı Marmara Bölgemizde yaÅŸanacak bir felaketin, Allah korusun tüm Türkiye’ye ağır maliyeti olacaktır. Bu gerçek karşımızda iken baÅŸka türlü hareket edemeyiz. Amacımız İstanbul’da her yıl 350 bin konut inÅŸa ederek 5 yıl içinde acil dönüşüm gerektiren tüm binaları yenilemektir.”

“Yerinde dönüşüm projelerine baÅŸvuru sayısı 247 bini buldu”

KahramanmaraÅŸ merkezli meydana gelen 6 Åžubat depremlerinde yıkılan ÅŸehirleri ayaÄŸa kaldırmaya yönelik çalışmalarda en küçük bir aksaklığa ve ihmale izin vermeyeceklerini vurgulayan ErdoÄŸan, “İnÅŸasına baÅŸlanan 250 bin bağımsız bölümden 46 binini yılbaşından önce hak sahiplerine teslim edeceÄŸiz. Takip eden aylarda da biten konutların teslimini sürdüreceÄŸiz. VatandaÅŸlarımızdan gelen taleplere, bütün bunlara kulak vererek yerinde dönüşümü kolaylaÅŸtıracak hibe ve kredi desteklerini içeren yeni modelleri de devreye aldık. Yerinde dönüşüm projelerine baÅŸvuru sayısı 247 bini buldu. Sadece bölgedeki altyapı çalışmaları için 40 milyar liralık kaynağı, ilgili kurumlarımızın kullanımına tahsis ettik. 2024 yılı bütçemizde depremzede ÅŸehirlerimizin yeniden inÅŸasına 1 trilyon lira kaynak ayırdık.” bilgisini verdi.

Deprem bölgesindeki ÅŸehirlerde sadece konut yapmakla kalınmadığını, bu ÅŸehirlere kimliÄŸini veren ticari alanlar ve kültürel yapıların da yeniden ayaÄŸa kaldırıldığının altını çizen ErdoÄŸan, “Ayrıca bu ÅŸehirlerimizin meydanlarını, kent merkezlerini ve önemli ana caddelerini yine hükümet olarak biz yapıyoruz. Aynı ÅŸekilde depremde zarar gören yollar ve ulaÅŸtırma yatırımlarıyla ilgili sorunları da yine biz giderdik, biz gideriyoruz. Deprem bölgesinde ÅŸu an yapım süreci devam eden yeni yolların toplam uzunluÄŸu 180 kilometreyi buluyor. Deprem ÅŸehirlerimiz baÅŸta olmak üzere 81 vilayetimizin tamamındaki yol, otoyol, köprü, tünel, viyadük ve metro projelerimiz de devam ediyor. Hava ve demir yolu ulaşımında açılışa hazır, devasa yatırımlarımız var.” dedi.

Yapımı tamamlanan ulaÅŸtırma projelerinin resmi açılışlarını peyderpey yapmaya devam edeceklerini belirten ErdoÄŸan, “Hiç kimsenin ülkemizi depreme hazırlamadaki en önemli aracımız olan kentsel dönüşüm projelerini dinamitlemesine, yavaÅŸlatmasına, sulandırmasına izin vermeyeceÄŸiz. Milletimizin de siyasi istismarcılara kulak asmayacağına inanıyorum. Bu konuda bize destek veren herkese şükranlarımı özellikle sunuyorum.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir