Kalın: F-35 ABD iç siyasetinin konusu haline geldi
CumhurbaÅŸkanlığı Sözcüsü Kalın, F-35 konusuna iliÅŸkin, “Teknik ya da savunma sanayi mevzu olmaktan çıkmış, tamamen Amerikan iç siyasetinin bir konusu haline gelmiÅŸ durumda.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
CumhurbaÅŸkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan baÅŸkanlığında CumhurbaÅŸkanlığı Külliyesi’nde yapılan Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Toplantıda iç ve dış gündeme dair konuların etraflı bir ÅŸekilde ele alındığını dile getiren Kalın, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın takdim konuÅŸmasının ardından, İçiÅŸleri Bakanlığı, DışiÅŸleri Bakanlığı ve MİT BaÅŸkanlığının güvenlik konularında sunumları olduÄŸunu söyledi.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının da sunumlarda bulunduğunu belirten Kalın, şöyle konuştu:
“Gençlik ve Spor Bakanlığımızın da özellikle genç çocuklarda erken yaÅŸlarda spor yetenek taramasıyla ilgili bir sunumu olacak. Önümüzdeki günlerde bu çalışmanın detayları biraz daha netleÅŸtiÄŸinde Gençlik ve Spor Bakanlığımız bunu paylaÅŸacak. Özellikle Türkiye’de ileriye dönük genç sporcuların yetiÅŸtirilmesi ile ilgili çok önemli bir çalışma yapılıyor. Bunun önümüzdeki dönemde hem gençlerimizin saÄŸlıklı yetiÅŸmesi hem de Türk sporuna katkı saÄŸlaması açısından her alanda önemli çıktıları olacağına inanıyoruz.”
CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın takdim konuÅŸmasında özellikle son dönemde gerçekleÅŸtirdiÄŸi uluslararası toplantı ve temaslar hakkında kabine üyelerine bilgi verdiÄŸini dile getiren Kalın, ErdoÄŸan’ın Amerika seyahatinden sonra Katar ziyareti gerçekleÅŸtirdiÄŸini anımsattı.
Katar ile yapılan Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısının ardından İngiltere’ye bir ziyaret gerçekleÅŸtirdiklerini anlatan Kalın, “Burada bir Dörtlü Zirve gerçekleÅŸti, üç büyük Avrupa ülkesiyle Türkiye’nin özellikle Suriye ve Libya konularında istiÅŸareler yapacağı bir mekanizma olarak bu Dörtlü Zirve ilk toplantısını Londra’da yaptı. Orada alınan bir karar çerçevesinde de bu toplantının ikincisi ÅŸubat ayında İstanbul’da yapılacak ve bundan sonra bu mekanizmanın daha düzenli bir ÅŸekilde iÅŸletilmesi konusunda mutabakat saÄŸlandı.” diye konuÅŸtu.
İngiltere ziyaretinin asıl gündeminin NATO Zirvesi olduÄŸunu anımsatan Kalın, “Burada da Sayın CumhurbaÅŸkanımız NATO ile ilgili hem Türkiye’nin tezlerini ve görüşlerini ortaya koydu hem de bugün ve yarına iliÅŸkin olarak NATO’nun vizyonu, güvenlik algısı, tehdit algıları ile ilgili bir çerçeve çizdi ve bu zirvede bizim açımızdan da son derece baÅŸarılı geçti diyebilirim. Burada da özellikle Suriye, Libya, terörle mücadele, siber saldırılar, hibrit tehditler ve benzeri konular NATO baÄŸlamında, NATO İttifakı’nın dayanışma ruhu çerçevesinde etraflı bir ÅŸekilde ele alındı.” dedi.
Bu konuları da yakından takip edeceklerini belirten Kalın, “Sayın CumhurbaÅŸkanımızın uluslararası düzeyde devam eden temasları çerçevesinde, önümüzdeki hafta Cenevre’de Küresel Mülteciler Forumuna eÅŸ baÅŸkan olarak katılımı planlanmakta.” bilgisini verdi.
Kalın, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin düzenleyeceği bu toplantıda, özellikle mülteci krizinin küresel boyutları ve bölgesel yansımalarının etraflı bir şekilde ele alınacağını söyledi.
Toplantıya birçok ülkenin katılım saÄŸlayacağını ifade eden Kalın, “CumhurbaÅŸkanımız da eÅŸ baÅŸkan olarak BM Genel Sekreteri, Kostarika CumhurbaÅŸkanı, Pakistan BaÅŸbakanı ve diÄŸer ülke temsilcileri ile birlikte bu foruma katılacaklar ve mülteci meselesine küresel manada nasıl bir çözüm bulabiliriz bu konu ile ilgili bir yoÄŸun çalışma mesaisi gerçekleÅŸtirecekler.” dedi.
ErdoÄŸan’ın daha sonra Malezya’ya ziyaret gerçekleÅŸtireceÄŸini dile getiren Kalın, burada da Pakistan, İran, Endonezya, Türkiye ve Malezya’nın katılımıyla İslam dünyasının gündeminde ki temel sorunları ele alan bir zirve gerçekleÅŸtirileceÄŸini belirtti.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) bütçe görüşmelerinin devam ettiÄŸini ve bu doÄŸrultuda CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın da toplantıda ekonomi ile ilgili de genel deÄŸerlendirmede bulunduÄŸunu anlatan Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özellikle son dönemde sanayi üretimindeki yükseliÅŸ trendinin memnuniyet verici olduÄŸunu ifade etmeliyim. Kapasite kullanım oranlarının arttığı artık teyit ediliyor. AR-GE harcamaları önemli bir eÅŸik olarak milli gelirimizin ÅŸu anda yüzde 1’ini aÅŸmış durumda. Bu çok önemli bir kazanım çünkü AR-GE’ye yapılan her yatırım ileriye dönük inovasyon yeni marka üretimi, yeni patent alımı teknolojik verimlilik ve diÄŸer alanlarda bir geri dönüm saÄŸlıyor. Ekonomiyi tetikleyen önemli kalemlerden birisi olarak AR-GE harcamalarımızın yüzde 1’lik bir seviyeye ulaÅŸmış olması gerçekten önemli bir eÅŸiÄŸin geride bırakıldığını gösteriyor.”
Güven endekslerinin yukarı doğru hareketlendiğini, ihracat ve turizm verilerinde de çok ciddi ilerlemeler kaydedildiğine değinen Kalın, şunları söyledi:
“Özellikle bu yıl turist sayısı 41 milyonu da geçti. Bununla orantılı olarak turizm gelirleri de giderek artıyor. Daha önce Kültür Bakanımız da ifade etmiÅŸti 50 milyon turist hedefi çok uzak deÄŸil. Hamdolsun Türkiye artık bu imkan ve kabiliyetlere sahip. Aynı ÅŸekilde enflasyonda da ciddi bir dizginlemenin olduÄŸunu görüyoruz. Faizlerdeki düşüşün de devam edeceÄŸi görünüyor. Bu çerçevede de borsada meydana gelen yükseliÅŸin de memnuniyet verici olduÄŸunu ifade edebiliriz. Bir diÄŸer önemli geliÅŸme de geçen hafta CumhurbaÅŸkanımız İslam İşbirliÄŸi TeÅŸkilatı’nın bir ilgili toplantısında paylaÅŸmıştı, özellikle insani geliÅŸmiÅŸlik endeksinde yüksek kategorisinden çok yüksek kategorisine çıkmış olması da Türkiye’deki genel manada ekonomik verilerin iyiye doÄŸru gittiÄŸini gösteriyor.”
Yarın CumhurbaÅŸkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinin tebliÄŸ edileceÄŸini anımsatan Kalın, “CumhurbaÅŸkanlığı 2019 Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri edebiyat alanında rahmetli Nuri Pakdil beye, müzik alanında MFÖ diye bildiÄŸimiz Mazhar Fuat Özkan grubuna, sinema alanında Mesut Uçakan’a, resim alanında Devrim Erbil’e, geleneksel sanatlar alanında Fuat BaÅŸar’a, mimarlık alanında DoÄŸan Kuban’a, sosyal bilimler alanında Ahmet YaÅŸar Ocak’a ve vefa ödülü kategorisinde de geçenlerde kaybettiÄŸimiz rahmeti Haluk Dursun hocaya verildi. İnÅŸallah yarın hayatta olanlar kendileri bizzat katılarak, irtihal etmiÅŸ olanlar, darı bekaya göç etmiÅŸ olanların da inÅŸallah yakınları ve temsilcileri ile burada bu töreni gerçekleÅŸtireceÄŸiz.” diye konuÅŸtu.
Suriye ve Libya’da yaÅŸanan geliÅŸmelerin son dönemde hem Türkiye’nin hem de dünya siyasetinin önemli baÅŸlıklarını oluÅŸturduÄŸuna dikkati çeken Kalın, Suriye’de Barış Pınarı Harekatından sonra hem Amerika BirleÅŸik Devletleri hem de Rusya Federasyonu ile yapılan iki önemli anlaÅŸma olduÄŸunu hatırlattı.
Bu anlaÅŸmaların ardından özellikle sahadaki geliÅŸmeleri yakından takip etmeyi sürdürdüklerini vurgulayan Kalın, “Burada teröristlerin sınırımızdan tamamen uzaklaÅŸtırılması ve 444 kilometrelik bir hat üzerinde, bu batıya doÄŸru da geniÅŸleyebilir ama öncelikli olarak ve Fırat’ın doÄŸusundan itibaren Irak sınırına kadar olan bölgede bir güvenli bölgenin kurulması ile ilgili çalışmalarımız da devam ediyor.” dedi.
Öncelikli olarak Barış Pınarı Harekat alanı olan Telabyad ve Rasulayn bölgesinde bununla ilgili çalışmaların devam ettiğini söyleyen Kalın, şöyle devam etti:
“Tabi eÅŸ zamanlı olarak güvenli bölgenin kurulması ve mültecilerin evlerine güvenli bir ÅŸekilde geri dönmelerini saÄŸlamak amacıyla da BirleÅŸmiÅŸ Milletler Mülteciler Yüksek KomiserliÄŸi ile de detaylı bir çalışma ÅŸu anda DışiÅŸleri Bakanlığımız, AFAD ve ilgili kurumlarımız marifetiyle sürdürülüyor. Pazartesi günü Cenevre’de gerçekleÅŸecek olan Küresel Mülteciler Forumunda da bu konuyu hem Genel Sekreter hem de Mülteciler Yüksek Komiseri ile ele alma imkanımız olacak. BaÅŸta da hep ifade ettiÄŸimiz gibi mültecilerin dönüşü BirleÅŸmiÅŸ Milletler’in belirlediÄŸi üç ana kritere göre gerçekleÅŸecek, yani güvenli, gönüllü ve onurlu bir ÅŸekilde dönüşlerini saÄŸlayacak bir çalışma yapıyoruz.”
Bugüne kadar uyguladıkları açık kapı politikasının değişmediğini vurgulayan Kalın, şunları kaydetti:
“Kimseyi zorla istemediÄŸi bir yere göndermek gibi bir politikamız bizim söz konusu deÄŸil. Dünyanın baÅŸka ülkeleri baÅŸka yöntemleri baÅŸvurabilir hem insan haklarına hem uluslararası hukuk ve anlaÅŸmalara aykırı bir takım politikaları hayata geçirebilir ama Türkiye Cumhuriyeti olarak Türk milleti olarak biz mazlumun, maÄŸdurun, mültecilerin, ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam edeceÄŸiz. Fakat mülteci meselesinin küresel bir sorun olduÄŸunu ve bütün paydaÅŸların külfet paylaşımı noktasında sorumluluk alması gerektiÄŸini de tekrar hatırlatmak istiyoruz.”
– “CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Putin ile bir telefon görüşmesi yapacak”
Kalın, sahada özellikle PYD/YPG terör örgütünün hareketliliÄŸi ve mevcudiyeti ile ilgili endiÅŸelerinin sürdüğünü ifade ederek, “Bu konuyu hem Amerika BirleÅŸik Devletleri ile hem Rusya ile paylaÅŸmaya, koordinasyon halinde bu konuyu takip etmeye de devam ediyoruz.” diye konuÅŸtu.
Bu doÄŸrultuda CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın Rusya Devlet BaÅŸkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleÅŸtireceÄŸini belirten Kalın, “Burada hem Suriye’deki geliÅŸmeleri yani Fırat’ın doÄŸusundaki geliÅŸmeleri Kobani olsun, Menbiç olsun, Kamışlı olsun, diÄŸer bölgeler olsun hem de İdlib’deki son durumu CumhurbaÅŸkanımız detaylı bir ÅŸekilde ele alacak. Ayrıca Libya’daki geliÅŸmeler de önem arz ediyor. Bu konuları da Rusya Federasyonu BaÅŸkanı Sayın Putin ile görüşecekler.” dedi.
Putin’in 8 Ocak’ta Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleÅŸtireceÄŸini anımsatan Kalın, bu telefon görüşmesi ile de özellikle Suriye sahasındaki geliÅŸmeleri yeniden ele alma imkanları olacağını söyledi.
Suriye’de siyasi çözüm sürecinin hayata geçirilmesi konusunda da çalışmalarının yoÄŸun bir ÅŸekilde devam ettiÄŸini dile getiren Kalın, şöyle devam etti:
“Anayasa Komisyonu çalışmalarına biz tam destek veriyoruz ama özellikle rejim kaynaklı engellemeler neticesinde maalesef son toplantıdan arzu edilen neticeler alınamadı. Burada rejimin dayatma yoluyla Anayasa Komisyonunu deÄŸersizleÅŸtirme, altını oyma yönündeki adımlarını ÅŸiddetle kınadığımızı ifade ediyoruz. Bu müzakere masası Suriye’nin bütün unsurlarını kucaklayacak bir ÅŸekilde kurulmuÅŸtur, BirleÅŸmiÅŸ Milletler himayesi ve ÅŸemsiyesi altında yapılmaktadır, orada hem rejim hem de muhalifler bulunmaktadır. Dolayısıyla bu müzakere zeminini barışa ve siyasi istikrara götürecek zemini ortadan kaldıracak adımlardan rejimin mutlaka sarf-ı nazar etmesi gerekir.”
Kendilerinin bu konuda hem Rusya Federasyonu’na hem İran tarafına gerekli telkinleri yaptıklarını ve bundan sonra da yapmaya devam edeceklerini aktaran Kalın, ÅŸunları kaydetti:
“Zira nihai olarak Suriye’de çözüm mutlaka bir siyasi geçiÅŸ süreci ile gerçekleÅŸecek. Anayasa Komisyonunu rejimin neden akamete uÄŸratmak istediÄŸini biliyoruz çünkü oradan çıkacak baÄŸlayıcı bir kararın kendi lehine olmayacağı endiÅŸesiyle hareket ediyor. Çünkü bildiÄŸiniz gibi Anayasa Komisyonu çalışmasını tamamladığında bir sonraki aÅŸama, Suriye’de seçimlerin yapılması olacak yani ÅŸeffaf ve özgür seçimlerin gerçekleÅŸmesi halinde Suriye halkının iradesi tecelli edecek ve Suriye’yi yönetecek gelecekteki kuÅŸatıcı, demokratik meÅŸruiyeti olan ÅŸeffaf yapı bu ÅŸekilde ortaya çıkacak. Rejimin bundan kaçtığını biz gayet iyi biliyoruz ama asıl olan burada Suriye halkının nerede olursa olsunlar ister Suriye’nin içinde ister Suriye’nin dışında iradelerini sandıkta özgür ve ÅŸeffaf bir ÅŸekilde yansıtmalarını saÄŸlayacak ÅŸartları oluÅŸturmak. Bu konudaki çalışmalarımız yoÄŸun bir ÅŸekilde bundan sonra da devam edecek.”
“F-35 ABD iç siyasetini konusu haline geldi”
ABD ile F-35 konusunda yaÅŸanan geliÅŸmelere iliÅŸkin deÄŸerlendirmede bulunan Kalın, “Teknik ya da savunma sanayi mevzu olmaktan çıkmış, tamamen Amerikan iç siyasetinin bir konusu haline gelmiÅŸ durumda.” dedi.
“Libya’dan talep söz konusu deÄŸil”
Kalın, Libya’ya asker gönderilmesi tartışmalarına iliÅŸkin, “Libya tarafından bize gelen böyle bir talep ÅŸu anda söz konusu deÄŸil, umarız buna mecbur da kalmazlar.” diye konuÅŸtu.
Kalın, DoÄŸa Koleji’ndeki mali krize yönelik soruyu, “Milli EÄŸitim Bakanlığı’nın ilk yapacağı öncelikle öğrencilerin maÄŸdur olmayacağı, velilerin de endiÅŸeye kapılmayacağı bir formül üretmektir. Bununla ilgili olarak Milli EÄŸitim Bakanlığımızın bir hazırlığı var.” ÅŸeklinde yanıtladı.
Kalın, Libya ile ilgili deÄŸerlendirmelerde bulunarak, son dönemde özellikle Hafter güçlerinin Trablus’a dönük saldırılarının yoÄŸunlaÅŸtığını söyledi. “Bu saldırılar hem uluslararası toplumun tanıdığı ‘Libya Merkezi Hükümeti’ diyelim, Devlet Yüksek Konseyi’ne yani Fayiz Sarac’ın baÅŸkanlığını yaptığı konseye karşı bir saldırıdır, bir tecavüzdür.” ifadesini kullanan Kalın, “GeçtiÄŸimiz nisan ayında Hafter ve Sarac taraflarının üzerinde mutabık kaldığı Abu Dabi AnlaÅŸması’na da aykırıdır.” dedi.
Libya konusunda Berlin’de bir dizi toplantılar yapıldığını ve bunların dördüne kendisinin katıldığını ancak yoÄŸunluktan dolayı dün gerçekleÅŸtirilen toplantıya katılamadığını ifade eden Kalın, bundan sonraki aÅŸamada liderler düzeyinde Berlin’de bir zirve yapılacağını söyledi.
Kalın, sözlerine şöyle devam etti:
“Orada da bu konu detaylı bir ÅŸekilde ele alındı. Biz görüşlerimizi baÅŸtan beri net bir ÅŸekilde ortaya koyduk. Herkesin mutlaka nisan ayındaki pozisyonlarına geri çekilmesi esastır. Bir ateÅŸkes saÄŸlanacaksa bir siyasi sürecin ilerlemesinden bahsedeceksek Libya’da, Hafter taraftarlarının da nisan ayındaki pozisyonlarına geri çekilmesi gerekiyor. Çatışma ile Hafter tarafına silah aktarmak suretiyle yahut paralı asker göndermek suretiyle orada bir neticenin alınamayacağı ortadadır.
Dolayısıyla bu siyasi sürecin BM çatısı altında ilerletilmesi noktasında çalışmalarımızı yoÄŸunlaÅŸtırarak devam edeceÄŸiz ama yine burada bildiÄŸiniz gibi pek çok faktör var Libya sahasında. Bütün ve ilgili aktörlerin bu konuda makul ve meÅŸru zeminde hareket etmesini saÄŸlayacak çalışmalarımıza devam edeceÄŸiz. Sayın CumhurbaÅŸkanımız da bunu zaten hem NATO Zirvesi’nde dile getirmiÅŸti hem de bundan sonraki temaslarında yoÄŸun bir ÅŸekilde gündeme getirmeye devam edecek.”
“Bir görevlendirme söz konusu olmamıştır”
Daha sonra soruları yanıtlayan Kalın, bir gazetecinin AK Partili Feyzullah Kıyıklık ve birkaç AK Partili ismin Ahmet DavutoÄŸlu’nu ziyaret ettiÄŸi, Ali Babacan’ı da ziyaret edeceÄŸi haberini hatırlatması üzerine, Kıyıklık’ın AK Parti’de yıllarca siyaset yapmış bir kiÅŸi olduÄŸunu ve ÅŸu anda da milletvekili olmadığını söyledi.
Kalın, şöyle devam etti:
“Bu konuyla ilgili olarak, yani Sayın Babacan’ı, Sayın DavutoÄŸlu’nu ziyaret etmeleri ile ilgili kendi beyanından anlıyoruz. CumhurbaÅŸkanımızın bu yönde bir görevlendirmesi söz konusu olmamıştır. Biz de basından öğrendik, kendi giriÅŸimleridir. Zaten kendisi de açıklamasında, kimseye bir telkinde, ihbarda bulunmak niyetiyle gitmediklerini, siyasi görüş alışveriÅŸinde bulunmak amacıyla gittiklerini ifade ediyor. Zaten buradan da tersinden okuduÄŸunuzda ne amaçla gittiÄŸi anlaşılıyor, yani ‘böyle bir görevlendirme, gidin ÅŸunlarla konuÅŸun, parti kurmaktan vazgeçirin’ falan gibi herhangi bir görevlendirme falan söz konusu deÄŸil. Bu vekil büyüğümüzün kendi giriÅŸimidir.”
“Sayın DavutoÄŸlu’nun ‘cumhurbaÅŸkanları, baÅŸbakanlar, bakanlar ve aileleri mal varlıklarını açıklasınlar” ÅŸeklinde açıklamaları olmuÅŸtu. Bunu nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Kalın, ÅŸu yanıtı verdi:
“CumhurbaÅŸkanımızın özel onunla ilgili olarak söylüyorum, mal varlığı bellidir, mal beyanı bellidir, ailesi ile birlikte verilmiÅŸtir. Åžimdi burada gündem saptırmamak lazım. Burada Åžehir Üniversitesi ile ilgili yürüyen maalesef bir dönem, bir müddettir devam eden bir tartışma var. Åžu anda onunla ilgili tabii bildiÄŸim kadarıyla YÖK’ün de bir çalışması devam ediyor. Orada öğrencilerin maÄŸdur olmaması için bir eÄŸitim kurumunun çalışmalarının kesintiye uÄŸramaması için oradaki akademik bilimsel çalışmaların devam etmesi için de ne yapılması gerekiyorsa idari anlamda, finansal anlamda bunları YÖK ile birlikte koordine etmek suretiyle bir hal yoluna koyacaklarını umuyoruz, bekliyoruz.”
Öğrencilerin ve akademisyenlerin hiçbir şekilde mağdur olmasını arzu etmediklerini vurgulayan Kalın, şunları kaydetti:
“Ama bu konu üzerinden baÅŸka bir siyasi tartışma baÅŸlatmayı da doÄŸrusu bir gündem saptırma olarak deÄŸerlendiriyoruz. Konuya yoÄŸunlaÅŸalım, burada bir üniversitenin girdiÄŸi idari ve finansal bir birtakım sınamalar var. Bunlarla ilgili konuyu nasıl çözebiliriz? Bu konuda yani direkt CumhurbaÅŸkanlığı zaten taraf deÄŸil burada. YÖK üzerinden, tabii bir banka var, bir Danıştay kararı var, alınmış krediler var. Bütün bunlarla ilgili çalışmanın belki etraflı bir ÅŸekilde yapılıp, siyasi bir polemiÄŸe dönüştürmeden, bir kutuplaÅŸma vesilesi yapmadan bu konuyu uygun bir ÅŸekilde çözmek en doÄŸru yol olacaktır, diye düşünüyoruz.”
“S-400’den geri adım söz konusu deÄŸil”
Bir baÅŸka gazetecinin, “F35 savaÅŸ uçağı ile ilgili ABD ile özellikle bir kriz var. Bakan Akar, yeni geliÅŸmelerin olduÄŸunu söyledi. ABD ile yapılan görüşmelerde nasıl bir sonuç elde edildi?” sorusu üzerine ise Kalın, daha önce DışiÅŸleri Bakanlığı üzerinden bu konu gündeme geldiÄŸinde, bir teknik çalışma heyeti kurulması teklifinin götürüldüğünü söyledi.
Kalın, konuya ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hatta bunu ‘Gelin istiyorsanız bunu ikili, istiyorsanız NATO ÅŸemsiyesi altında yapalım.’ demiÅŸtik çünkü gerekçe olarak bize ‘Bunun sadece F35’leri deÄŸil NATO Güvenlik Sistemi’ni de riske atacak bir adım olacağı’ ÅŸeklindeydi. Biz, buna ikna olmuÅŸ deÄŸiliz. Bizim teknik uzmanlarımızın da hava kuvvetlerimizdeki uzmanlarımız, Savunma Sanayi BaÅŸkanlığındaki uzmanlarımızın söylediÄŸi böyle bir riskin söz konusu olmadığı. Dolayısıyla dedik ki ‘Gelin, yani bu konuda pozisyon empoze etmek yerine gerçekleri ortaya koyalım ve net bir ÅŸekilde konuyu bir aydınlığa kavuÅŸturulalım.’ Fakat maalesef Amerika BirleÅŸik Devletleri tarafı, bu tekliften hep kaçındılar. Amerikan Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert C. O’Brien ile yaptığım görüşmede de biz bu konuyu etraflı bir ÅŸekilde ele aldık. O zaman basına vermedik, biraz trafik de yoÄŸundu. Daha sonra CumhurbaÅŸkanımızın da biliyorsunuz Sayın Trump ile bir görüşmesi oldu heyetler arası. BaÅŸkanlar düzeyindeki görüşmede bu konu detaylı gündeme gelmedi. Biz konuÅŸtuk ve bizim yaptığımız görüşmede de biz bu teklifimizi yeniledik tabii. Çünkü, eÄŸer gerekçe buysa bunu ortadan kaldıracak birtakım izahatın yapılabileceÄŸini, birtakım düzenlemelerin yapılabileceÄŸini biz biliyoruz, bunu da görüyoruz. Dolayısıyla burada tek taraflı olarak bize hem F35 programından çıkartacak hem de Caatsa yaptırımlarına yol açacak bir tablonun olmadığı kanaatindeyiz. Bize göre bu son derece açık ve seçik ortada. Fakat özellikle kongre kaynaklı baskılardan dolayı Amerikan yönetiminin, Trump yönetiminin de bu konuda bir sıkışmışlık içinde olduÄŸu anlaşılıyor. Bu konu maalesef, ÅŸu anda teknik ya da savunma sanayi mevzu olmaktan çıkmış, tamamen Amerikan iç siyasetinin bir konusu haline gelmiÅŸ durumda.”
Kalın, S400’lerin alınması ile ilgili Rusya ile yapılan anlaÅŸmanın 2017’nin nisan ayında, Caatsa Yasası’nın ise 2017 yılının aÄŸustos ayında geçtiÄŸini anımsatarak, “Hukuken de baktığınızda geriye doÄŸru iÅŸletemeyeceÄŸiniz bir süreç var. Biz bu anlaÅŸmayı imzaladığımızda S400’leri, böyle bir yaptırım yasası bile yoktu, böyle bir tasarı bile yoktu.” diye konuÅŸtu. Kalın, “Bu konu nereden çıktı? Amerikan iç siyasetinde Rusya, Trump’ın seçildiÄŸi yıl o seçimlere müdahale etti mi, etmedi mi tartışması ki hala bitmiÅŸ deÄŸil. Son 2-2,5 yıldır Amerika’nın en çok konuÅŸtuÄŸu konu.” ifadesini kullandı.
Kalın, şunları kaydetti:
“Barış Planı Harekatı’ndan sonra Amerikan yönetiminin belli kolları, kongredeki belli destekçilerin YPG’nin oyununun bozulmasından sonra gösterdiÄŸi reaksiyon, irrasyonel tepkiler gördük. Bunlarla birleÅŸince bir anda bu mevzu ‘ya hep ya hiç’ sıfır toplamlı bir oyun meselesi haline geldi. Sayın CumhurbaÅŸkanımız, 13 Kasım’da Washington’a yaptığımız Beyaz Saray’daki ziyarette kongre üyelerine de bunları tek tek anlattık. Konunun zannettikleri gibi olmadığını, teknik açıdan bakıldığında S400’lerin F35’lere bir tehdit oluÅŸturmasının söz konusu olmadığını, kendilerinin teknik anlamda zihinlerinde birtakım endiÅŸeler varsa bunları giderebilecek birtakım düzenlemelerin yapılabileceÄŸini ama bu konuda kendilerini kapatmış görünüyorlar. Çünkü, konuyu tamamen siyasileÅŸtirdiler. Bundan dolayı da ÅŸimdi bir pozisyon empoze etmeye çalışıyorlar.
CumhurbaÅŸkanımızın çizdiÄŸi çerçeve son derece net, S400’den geri adım söz konusu deÄŸil ama Türkiye olarak biz S400’leri kullandığımızda F35’ler veya NATO Güvenlik Sistemi veya F16’lar veya baÅŸka uçak sistemleri ile ilgili bir riskin oluÅŸmaması için de zaten gerekli düzenlemeleri yapacağız. S400’leri bir kontrol edeceÄŸiz, yani bizim subaylarımız kullanacak. Dahası biz Patriotları alma konusunda da hazır olduÄŸumuzu ifade ettik. İngiltere ziyareti sırasında Fransa CumhurbaÅŸkanı Sayın Macron’un bir iki açıklaması oldu, ‘Biz SAMP-T füzelerini, yani Eurosam üzerinden ve bunları vermeyi teklif ettik ama Türkiye almadı’ gibi bir ÅŸey söyledi, bu doÄŸru deÄŸil.”
SAMP-T füzelerinin alınması ile ilgili Türkiye’nin Eurosam ile yürüttüğü bir süreç olduÄŸunu hatırlatan Kalın, “Türkiye, hiçbir zaman ‘Ben bunları almayacağım.’ demedi, tam tersine o süreci yavaÅŸlatan Avrupa tarafı oldu.” diye konuÅŸtu.
Kalın, meselenin iki önemli konuda kilitlendiÄŸini aktararak, “Biri kredi, fiyat meselesi, ikincisi de ortak üretim meselesi. Bunlar gerçekleÅŸtiÄŸi zaman biz SAMP-T füzelerini de alabiliriz. Bunu CumhurbaÅŸkanımız Macron’a da söyledi. Dolayısıyla biz Batı ittifakı içindeki dostlarımıza kapıyı hiçbir zaman kapatmıyoruz. Açıkça söylüyoruz, biz nasıl enerji kaynaklarımızı çeÅŸitlendirmek zorundaysak, Milli Savunma ile ilgili savunma sanayi ile ilgili kaynaklarımızı da çeÅŸitlendirmek durumundayız ama gelip sadece tek bir yere baÄŸlamak istediÄŸiniz zaman, o zaman ‘Bizim güvenlik ihtiyaçlarımızı karşılayacak adımları neden atmıyorsunuz?’ sorusunu sormak durumundayız.” açıklamasında bulundu.
Kalın, sözlerini şöyle devam etti:
“Patriot füzelerinin bize ödünç verilen füzelerin, önce Amerika daha sonra Almanya tarafından nasıl çekildiÄŸini hep birlikte gördük. Bunları tamir-bakım gerekçeleriyle 2015-2016’da çektiler, ondan sonra da bir daha geri getirmediler. Suriye Savaşı’nın en yoÄŸun olduÄŸu dönemlerde, bizim birçok tehdit altında olduÄŸumuz dönemlerde o Patriot füzelerini çektiler.
Türkiye, bu konuda bir sürü adım attı, bir sürü çaba sarf etti ama neticede S400’ler alındı, o iÅŸ bitmiÅŸtir. Bundan sonrası ile ilgili biz NATO ittifakı içerisinde hem kendi hava savunma sistemini garanti altına alacak hem de S400’leri etkin bir ÅŸekilde kullanacak bir formül üzerinde çalışacağız. Bu konuda müttefiklerimiz ile birlikte Amerika BirleÅŸik Devletleri dahil ortak çalışmaya biz hep hazır olduÄŸumuzu ifade ettik, oradan bir geri adım söz konusu deÄŸil ama tek taraflı olarak yani pozisyon empoze etmek, sadece ‘bu alternatif var, baÅŸka bir alternatif söz konusu’ dediÄŸinizde, biz de buna doÄŸal olarak itiraz ediyoruz, ‘Hayır, alternatifler var, ara çözümler bulunabilir, ara tonlar siyahla beyaz arasında. Bunları bulup ortaya çıkartabiliriz.’ Åžu ana kadar vardığımız bir mutabakat söz konusu deÄŸil ama müzakerede biz bundan sonra da devam edecek.”
Milletvekillerinin çakarlı araç kullanmasına iliÅŸkin düzenlemeye yönelik soru üzerine Kalın, Meclis’ten geçen yasanın CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın önüne henüz gelmediÄŸini söyledi. Kalın, “Son tahlilde kendi takdirleridir, bununla ilgili deÄŸerlendirmelerini yapacaktır.” ifadelerini kullandı.
Çakar kullanımıyla ilgili son 1,5 ayda yeni bir uygulama baÅŸlatıldığını belirten Kalın, eskiye göre çakar kullanımında 50’ye bir oranında azalma olduÄŸunu bildirdi.
Bununla ilgili çok sıkı denetimler uygulandığını dile getiren Kalın, prensip olarak da ÅŸu anda devlet protokolündeki ilk 29 sırada bulunanların çakar kullanma hakkının bulunduÄŸunu aktardı. Kalın, “Tabii bir ruhsattır, azimet deÄŸildir eski tabirle. Yanı bir izindir ama illa alın kullanın diye bir teÅŸvik söz konusu deÄŸil.” diye konuÅŸtu.
Son 1,5 ay içerisinde çakarların söküldüğünü, bu konuda İçiÅŸleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün denetimlerinin sürdüğünü aktaran Kalın, “Burada geçiÅŸ üstünlüğü, çakar kullanımı, siren vesaire gibi araçların kullanımının ihtiyaca binaen, – çünkü koruma altında olan kiÅŸiler de var biliyorsunuz, devletin saÄŸladığı bir takım hayat boyu koruma imkanı olan kiÅŸiler de var bulundukları kritik görevlerden dolayı- bunları da kapsayacak ÅŸekilde daha makul, vatandaşı rahatsız etmeyecek ÅŸekilde trafikte özellikle, bir düzenleme yapılıyor.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Trafik kurallarına herkesin uymasının önemine iÅŸaret eden Kalın, “GeçiÅŸ üstünlüğü dediÄŸinizde trafik kurallarını isteyen istediÄŸi gibi ihlal edecek diye böyle bir ÅŸey söz konusu deÄŸil. İhtiyaç halinde bunların kullanılması zaruret olabilir ama nihai olarak yasa tabii CumhurbaÅŸkanımızın önüne geldiÄŸinde takdir kendilerinindir.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“Bakanlığımızın gerekli çalışmayı yaptığını söyleyebilirim”
Kalın, DoÄŸa Koleji’ndeki sıkıntılar ve velilerin sorunlarına iliÅŸkin soru üzerine, bu konuda Milli EÄŸitim Bakanı Ziya Selçuk ile de görüştüğünü, belki bundan sonra atılacak, atılması muhtemel adımları Bakan Selçuk’un açıklayabileceÄŸini belirterek, şöyle devam etti:
“Ancak bir genel prensip olarak ÅŸunları ifade etmek isterim. Özel okulların da tabi olduÄŸu belli kurallar var. İdari ve mali kurallar söz konusu. Bunlara uydukları müddetçe biliyorsunuz Milli EÄŸitim Bakanlığı ve tabii ki mali tarafı da Maliye Bakanlığı tarafından denetlenmek suretiyle bu kurumlar eÄŸitim hizmeti vermektedirler. Burada sıkıntıya girdikleri zaman Milli EÄŸitim Bakanlığının ilk yapacağı, öncelikle öğrencilerin maÄŸdur olmayacağı, velilerin de endiÅŸeye kapılmayacağı bir formül üretmektir. Bununla ilgili olarak Milli EÄŸitim Bakanlığımızın bir hazırlığı var.
Tabii ben DoÄŸa Koleji’nin finansal durumu, satışı ile ilgili ÅŸu anda bir öngörüde bulunamam, bu doÄŸru olmaz. Nasıl bir formül üretirler, kim alır, kim satar? Onu bilemiyorum ama öğrencilerin maÄŸdur olmaması için Milli EÄŸitim Bakanlığının bu konuyu çok yakından takip ettiÄŸini, Bakanımızın da bizzat konuya vakıf olduÄŸunu ifade edebilirim. Yani umarız bu süreçten, bu darboÄŸazdan çıkarlar, bir ÅŸekilde bu mali sorunlarını çözerler ve çocuklarımız, öğrencilerimiz, velilerimiz maÄŸdur olmaz. Ama böyle bir ihtimalin ortaya çıkması halinde dahi Milli EÄŸitim Bakanlığımızın bu konuda öğrencilerimizin maÄŸdur olmayacağı bir formül üretmek için gerekli çalışmayı ÅŸu an itibariyle de yaptığını söyleyebilirim.”
“S-400 alımımıza, kullanımımıza dönük bir etkisi olmayacaktır”
ABD Senatosu Dış iliÅŸkiler Komitesinin, Türkiye’ye, Rusya’dan S-400 alması ve Suriye’deki adımlarından dolayı yaptırım öngören yasa tasarısını kabul ettiÄŸi anımsatılarak deÄŸerlendirmesi sorulan Kalın, kongredeki süreci yakından takip ettiklerini dile getirerek, “Bunun bizim S-400 alımımıza, kullanımınıza dönük bir etkisi olmayacaktır. Onu açık bir ÅŸekilde ifade edeyim. Yani Kongreden bu tasarı geçse de geçmese de ne ÅŸekilde geçerse geçsin S-400 ile ilgili süreç devam edecek.” dedi.
Tasarının komisyondan genel kurula gelmesinin, senatodan geçmesinin ihtimal dahilinde olduğunu ifade eden Kalın, şöyle konuştu:
“Daha sonra biliyorsunuz baÅŸkanın önüne gelecek. CAATSA yasasında da 12 madde var. Bunların içinden en az 5 tanesini baÅŸkan seçmek durumunda. O 5 maddenin hangilerini sayın Trump seçecek, daha önümüzde bir süreç var. Sayın Trump’ın bu konuda iyi niyet içerisinde olduÄŸunu zannediyorum hepimiz takdir ederiz. Bunu kamuoyu önünde de söyledi, basın önünde de söyledi, bizimle yaptığı, CumhurbaÅŸkanımızla yaptığı toplantılarda da birçok kez ifade etti. Bu yasadan rahatsız, bunun uygulanmasını istemiyor ama tabii kongreden geçmiÅŸ bir yasa olduÄŸu için de bir noktadan sonra onun da eli kolu baÄŸlı. Bunu anlayabiliyoruz ama daha sonra bu yaptırım yasasında bulunan 12 maddenin hangilerini seçeceÄŸine dair tercih hakkı da baÅŸkanın elinde. O aÅŸamalara geldiÄŸimizde bunu göreceÄŸiz ama dediÄŸim gibi kongre üyelerinin burada gözlerini ve kulaklarını gerçeklere kapattıkları anlaşılıyor. Yani biz birçok defa böyle bir teknik çalışma ile dile getirdikleri endiÅŸelerin izale edilebileceÄŸini söylememize raÄŸmen bu çalışmadan ısrarla kaçıyorlar. Bu konunun olmuÅŸ bitmiÅŸ bir mesele olduÄŸunu söylüyorlar. Tabii ki bunu kabul etmemiz mümkün deÄŸil, bizim uzmanlarımızın bu konuda dile getirdiÄŸi görüşler de son derece açık ve net.”
“Aynı denize sahili olan ülkeler anlaÅŸmalar yapabilir”
Libya’dan, asker gönderilmesi konusunda bir talep gelip gelmediÄŸi yönündeki soruya karşılık Kalın, Libya ile iki anlaÅŸma bulunduÄŸunu, bunlardan birinin deniz yetki alanlarıyla, diÄŸerinin de güvenlik ve askeri iÅŸ birliÄŸiyle ilgili olduÄŸunu aktardı.
Kalın, deniz yetki alanlarıyla ilgili olanın yeni bir anlaşma olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
“O konuda da biliyorsunuz büyük gürültüler koptu, hala tepkiler geliyor. Biz bunu anlamakta da zorlanıyoruz açıkçası. Çünkü Akdeniz’e sahili olan iki ülkenin bu konuda karşılıklı anlaÅŸma yapmasının baÅŸka ülkeler tarafından büyük bir vaveyla ile karşılanması kabul edilebilir bir ÅŸey deÄŸil. Çünkü bu konuda BM uluslararası deniz hukukuna göre aynı denize sahili olan ülkeler bir araya gelerek ikili, üçlü, dörtlü, çoklu anlaÅŸmalar yapabilir.”
Türkiye’yi Akdeniz’de Antalya sahiline hapsetmek için İsrail, Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs tarafının üçlü, dörtlü toplantılar, anlaÅŸmalar yaptığının görüldüğüne iÅŸaret eden Kalın, “Biz aslında burada Akdeniz’in bir barış denizi haline gelmesi için bütün taraflarla iÅŸ birliÄŸi yapabileceÄŸimizi, anlaÅŸma yapabileceÄŸimizi açıkça ifade ettik.” dedi.
Kalın, bunun tek istisnasının Türkiye tarafından resmi olarak tanınmayan Güney Kıbrıs olduÄŸunu ama diÄŸer ülkelerle Türkiye’nin, hem deniz yetki alanlarının belirlenmesi hem kıta sahanlığı hem de sismik araÅŸtırma, sondaj ve diÄŸer alanlarda ortak çalışma yapabileceÄŸini ifade ettiklerini bildirdi.
İkinci anlaşmanın güvenlik ve askeri iş birliği anlaşması olduğunu hatırlatan Kalın, şunları kaydetti:
“Bu daha önce yapılmış bir anlaÅŸmanın -2011 ya da 2012 yılı yanlış hatırlamıyorsam- güncellenmiÅŸ halidir. Kapsamı biraz daha geniÅŸletilmiÅŸtir ve bu anlaÅŸmaya göre uluslararası toplumun tanıdığı Libya hükümeti Türkiye’den böyle bir talepte bulunursa asker göndermek için bunun ahdi zemini mevcuttur. Bu anlaÅŸmanın kapsamı içerisindedir. Tabii Libya tarafından bize gelen böyle bir talep ÅŸu anda söz konusu deÄŸil, umarız buna mecbur da kalmazlar. Yani içerideki bu çatışmalar bir an önce sona erer, ateÅŸkes saÄŸlanır ama böyle bir talep gelmesi durumunda sayın CumhurbaÅŸkanımız o anlaÅŸmada yer alan bir maddeye atıf yaparak bunun mümkün olduÄŸunu, ahdi zemininin bulunduÄŸunu da ifade ettiler. Tabii birileri gene bundan rahatsız olacak biliyoruz ama hukuki zeminde iki ülke arasında yapılan bir güvenlik anlaÅŸmasının üçüncü ülkelere tehdit oluÅŸturmadığı müddetçe ki bu anlaÅŸmanın üçüncü ülkelere dönük bir tehdit oluÅŸturması söz konusu bile deÄŸil ama Libya’nın meÅŸru hükümetine dönük saldırıları durduracak ve iç barışı saÄŸlayacak bir adım atma noktasında önemli katkı saÄŸlayacağı da açık bir ÅŸekilde ortada.”
Kaynak: AA
