Koronavirüs hikaye mi

Koronavirüs hikaye mi

Koronavirüs hikaye mi? – Arif Altekin/Haberegider.com

2-3 kitaplık konuyu bu yazıya sığdırmaya çalıştım. Umarım atlamadan ve dikkatlice okursunuz…

Rakamlara dikkat!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de;

2017 yılında 425 bin 781 kişi ölmüş
2018 yılında 426 bin 106 kişi ölmüş

Bu rakamları kabaca 365 güne böldüğümüzde ülkemizde günde yaklaşık ortalama: 1167 kişi herhangi bir sebepten ölüyor.

Diğer verilere göre; 2018 yılında ölümle ilgili hastalıklarda “Solunum sistemi hastalıkları oranı %12,5” ve 52 bin 500 vatandaşımız bu nedenle hayatını kaybetmiş.

Bunu da ortalamaya vurursak; “Solunum sistemi hastalıklarından “”günlük ölüm oranı bile kabaca 143″” ölüm olarak karşımıza çıkıyor.”

Bu oranlar dünya geneli ülkelerde aşağı yukarı bu şekilde dağıtılabilir. Daha yaşlı nüfusa sahip olanlar, daha çok hazır beslenme, daha çok sanayileşme ve daha çok hava-çevre kirliliği, daha çok stres vb. sahip ülke vatandaşlarında bu oranlar daha da artacaktır.

Peki bu bilgileri neden paylaştım?

Çünkü günlerdir kafamı kurcalayan soruların cevapları bunlarla bağlantılı bana göre.

Yıllardır takip ettiğimiz kaynaklar, 2020 yılında dünyaya “reset” atılacağını, ekonomik sistemlerin çökeceğini, yeni bir sisteme geçileceğini, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını yazıyorlardı/söylüyorlardı.

Bunları yazanlar ve söyleyenler dünyayı yöneten “devletler üzeri bir avuç elitin” bunları bir şekilde planladığını ve bu yıl bir “şokla” uygulamaya geçeceğini belgelerle ortaya koyuyor, adeta gözümüze sokuyordu.

Bu gözümüze sokulanları geriye dönük biraz daha incelediğimizde;
Dergi ve dergi kapaklarında, yazılarda, uluslararası toplantılarda, yıllar önce yazılmış kitaplarda, filmlerde, dizilerde vb. 2020 yılında Virüs salgını olacağı haber verilmişti.

Korku Kaos Oluşturup Yeni Dünya Düzeni’ne Geçiş

Bu salgın aracılığıyla toplumlarda ani şokla korku- kaos oluşturarak,

Doların üzerine yazdıkları gibi bir “Yeni Dünya Düzeni’ne” geçmeyi,

geçiş için bir fırsata çevirmeyi ve bu süreci hızlandırmayı planladılar kanımca.

Bu yeni dünya düzeninde;

-zaten borca batmış olan ülkelerin daha da zayıflatılıp borca sokulması ve ülkeler üzeri IMF benzeri yapılara teslim olması,
-dijital paraya geçiş,
-dijital sağlık sistemine geçiş,
-dijital nüfus sistemine geçiş,

Özetle dijital topluma geçiş planlanmış.

Bu sürecin sonunda insanların çoğu biyometrik çip ile kontrol edilebilen, cebinde para olmayan, parmak izi alınmış, yüz tanıma sitemi ile bütün işlemlerini yapabilecek, sosyal medya hesaplarıyla bağlantılı puanlama sistemine göre girip çıkabileceği mekanlar ve seyahatleri sınırlandırılmış, her çeşit hastalığa karşı bin bir çeşit aşılanan, devlet ile bağı koparılmış, aynı cinslerin evlenebildiği, erkeklerin çocuk doğurduğu, yeni doğan bebeklerin cinsiyetinin sonradan kendi tercihine göre karar vereceği çok çok kısaca  “tam kontrol altında” bir dünya vatandaşı olmuş olacaklar.

Bunlar kim? 

Facebook, Google, Instagram, Microsoft, ABD Merkez Banksı (FED), Dünya Sağlık Örgütü, BM,  vb. diğer büyük kurumsal şirketlerin, kurum ve kuruluşlar kimlerin ya da bunları kimler kurdurmuş, bunları kimler yönetiyor diye araştırırsanız bir çoğu aynı kapıya çıkar…

Bunların amacı dünyada hiç bir dinin olmaması (Allah’sız), tek dil olması (emoji), tek para (dijital), devletsiz dünya vatandaşlığı, robot askerler vb., yapay zekaya bağlı bir sistem. 2045 Yılına kadar insan zihnini bilgisayarlara kopyalayıp kendilerince ölümsüzlüğü bulmaya çalışan, Allah’a savaş açıp şeytana tapan bir topluluk (Şeytan da Allah’ın varlığını biliyor ama kibrinden ona secde etmedi!)… Bunları gelişigüzel de yapmıyorlar. Planlı ve projeli, kademe kademe, yıl yıl her şey planlanmış ve bunları da zaten gizlemiyorlar…

Ülkeleri ve milletleri yürüyen merdivende birbirleriyle savaştırırken merdiven hepsini aynı yere çıkarıyor. Bunların istediği “Yeni Dünya Düzeni’ne! Bu konularla ilgili özellikle Stratejist Abdullah Çiftçi’yi takip etmenizi öneririm. Bu tabir de ona ait.

Tesadüf olamaz!

Bütün bunları planlayanların bakış açısı ışığında bu yıl böyle bir Koronavirüs vakasının dünyayı kasıp kavurması herhalde tesadüf olarak değerlendirilemezdi.

Peki bunları planlayanlar böyle bir virüsü laboratuvarda üretmiş mi yoksa mevcut olan bir virüsü yaymışlar mıydı?

Dünyada FETÖ benzeri bilim adamlarını kullanan, dünyadaki paranın %80’ini ellerinde tutan, neredeyse bütün teknoloji şirketlerini ellerinde tutan, basının %90’ını ellerinde tutan, dünyadaki bütün istihbarat birimlerini kontrol eden ya da bunlara sızmış bir yapının böyle bir salgına neden olacak bir virüsü üretmesi de gayet doğal olabilir tabi ki.

Ancak ben bu virüsü laboratuvarda ürettiklerini düşünmüyorum!

Çünkü bu virüsün laboratuvarda üretildiğinin “ıspatlanması” birilerini zor durumda bırakabilir ve “”sürece insanların bakış açısını tamamen değiştirebilir.“” Planları bozulur!!!

Böyle bir riski göze almak yerine şöyle bir yöntem uygulamış olabilirler:

Dünyada ve ülkelerdeki günlük ölüm oranları zaten belli (Türkiye’yi yukarıda paylaştım).

Her gün bu kadar çok kişi zaten bir çok hastalıktan ölürken bu virüsü mümkün olduğunca çok kişiye bulaştırarak, ölümleri “Korona Ölümü” olarak göstererek çok fazla göstermeyi amaçlamış olabilirler mi acaba?

Hatta bulaştırmaya bile gerek yok çünkü bu virüs “zaten yapısı itibariyle çok bulaşıcı“!!!

“””Amaçları çok kişiyi öldürmek değil de çok kişinin “koronadan ölmüş” gibi gösterilerek daha fazla kaos ve korku yaratılması olabilir mi?””” Bana göre böyle çünkü!

Ne kadar çok korku ve kaos olursa bunların tavsiyeleri, yönlendirmeleri ve kararları daha çabuk icraata dönüşecek. Ör; Normalde kimse çip taktırmak istemezken herkes takmak zorunda kalacak.

Günde “ortalama 143” kişinin “Solunum sistemi hastalıklarından” öldüğü ülkemizde, bu virüs çok kişiye bulaşırsa ve bu kişilere yapılan testte Koronavirüs tespit edilirse, başka bir nedenden ölseler bile Koronavirüs Vakası ve Koronavirüs ölümü olarak kayıtlara geçecekler! (yanılıyorsam yorum yazarak düzeltebilirsiniz)

Yani her gün yaklaşık 143 Korona ölüm vakası çıkması normalmiş gibi bir durum söz konusu olacak.

Bunun yanına diğer hastalıkları da eklerseniz -ki ölümlerin yaklaşık kabaca %90’a yakını hastalık kaynaklı. Günlük ölen ortalama 1000 kişinin, bunlara da koronavirüs bulaşmış ise bu ölümlerin de zamanla bir çoğu “koronavirüs ölümü” olarak kayıtlara geçecek.

NOT: Zamanla herkese bulaştığını varsayarsak her ölen korona ölümü olarak mı değerlendirilecek? Tabi ki değil ancak muhtemelen şüphede kalınanlar ve bu bulguları gösterenlerin çoğu korona ölümü olarak kayıtlara ve istatistiklere geçecek.

Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Aytaç Yalman’ın vefatı gibi…

Çünkü diğer hastalarla temas, yurt dışı kaynaklı temas, vb. her geçen gün artar…

Durum böyle olunca da korona ölüm sayıları her gün katlanarak artar ve kaos-korku daha da çok yayılır. Yani bunu planlayanların istediği gibi!

Sizce bunları düşünenler bunu planlamamış olabilir mi?

Koronavirüs hikaye değil ama korku filmi de olmamalı!!!

Madem böyle bir plan yapılmış ve mükemmel işliyor, bize düşen ilk aşamada bunun farkına varmak, durdurmak ve daha sonra bozmak olmalı.

Bu korku filmini  durdurmak için önce bu virüsün yayılmasını engellemek ve  ölüme sebep olma oranını azaltmamız gerek.

Bu virüsün herkese bulaşacağını varsayarsak, etkilerini azaltmak için bireysel olarak yapabileceğimiz en önemli şeylerden biri bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak olmalı!

Aşağıdaki bilgileri çok özet olarak yazıyorum. Başlıkları “detaylıca araştırarak” hayatınızda köklü değişiklikler yapmanız çok faydalı olacaktır.

NOT: Paylaşacağım bilgiler doktorların tedavi yöntemlerini uygulamamanıza ya da aksatmanıza ya da geciktirmenize neden olmasın!

[***** yıldız – Çok Ç0k Önemli]

1- Yiyecekler****: Katkı maddesi ve koruyucu içeren, içinde ne olduğunu bilmediğiniz, bir sürü karışımdan oluşan hazır yiyeceklerden uzak durun! Sağlıklı bağırsak florası olmazsa pskolojik hastalıklara kadar sağlıklı bir vücut imkansızdır. Meyve sebzelerdeki ilaç kalıntılarını düşünerek köy üretimi ya da organik sertifikalı ürünler kullanmaya çalışın. Az ve kaliteli gıda tüketin.

2-Karışık yemekten vazgeçin!*** Gıdaların sindirimini ve yarayışlılığını azaltır. Karışık gıdalar bağırsaklarda çürüyerek vitamin eksikliğine neden olur. Tek çeşit yedikçe size iyi gelmeyen ya da allerji-romatizma-hazımsızlık vb. sebep olan gıdaları da öğrenmiş olursunuz.

3-Çiğnemeden yutmayın!*** Gıdaların sindirimini azaltır ve vitamin eksikliğine neden olur.

4-Klorsuz ve kaliteli su için***. Su olmayan bir vücutta hiç bir işlem gerçekleşmez. Vücudun su tutabilmesi için evde yemeklerde gerçek kaya tuzu kullanın ve gerekiyorsa “SOLE” hazırlayın! (internetten detaylı araştırınız)

5-Sodyum Bi Karbonatlı su kullanın****: Vücutta aşırı asit birikmesi sonucu bir çok hastalık ortaya çıkar. Sodyum bi karbonat vücutta biriken aşırı asiti nötürleştirir. (internetten detaylı araştırınız)

6-Deterjanlara, kozmetiklere, parfümlere, diş macunu vb dikkat****: Mümkün olduğunca güvenebileceğiniz ve az ve doğal kimyasal içeren ürünler kullanmaya çalışın. Bu kimyasallar vücut tarafından emilerek yıllarca atılamadan vücudunuzda birikir. Bitkisel ya da doğal kimyasallar içeren ürünlere yönelin. (internetten detaylı araştırınız)

6-Hacamat*****: Vücutta yıllarca biriken ağır metaller, zararlı atıklar temizlenir ve tıkanan kılcal damarlar açılarak sağlıklı kan dolaşımı sağlanır. Ben özellikle herkesin yaptırması taraftarıyım. Hatta hasta olmak istemeyenler bile 4 ayda bir yaptırırsa çok daha sağlıklı olacaklarına eminim. ( Salgın nedeniyle şu an dışarı çıkıp hacamat yaptırmanızı önermem)

7-Oruç****: Haftanın en az 2 günü oruç tutarak vücudu dinlendirdiğinizde vücudunuzdaki rahatlamayı siz de fark edeceksiniz. Oruç tutuluken gıda sindirimiyle yorulan organlar, sindirim olmayınca yenileme ve onarım faaliyetlerine geçer. Oruç tutarken yemekten çok susuz kalmayacak şekilde beslenin.

8-Bazı Gıda Takviyeleri*****: Bazı klinik çalışması yapılmış gıda takviyelerinin etkisi bilinmektedir. Bunları (hap şeklinde) Bakanlık onaylı markalardan temin edebilirsiniz.

Özellikle virüs kaynaklı üst solunum yolu enfeksiyonlarında Ekinezya, Propolis, Itır (Afrika Sardunyası), sarımsak, kekik, nane, rezene, adaçayı, doğal zeytinyağı (içmek ve vücuda sürmek) gibi bitki ve gıda takviyeleri işinizi kolaylaştıracaktır.

9-Düzenli ve yeterli uyku*****: Yatmadan önce yemek yemeyin. Yemekten 4 saat  sonra uyumak daha faydalıdır. Işıkta uyumayın.

10- D vitamini*****: Özellikle D-Vitamini eksikliği bir çok hastalığa kapı açar. Hasta olduğunuzda da iyileşememenize sebep olur. Koronavirüs nedeniyle eve kapananlar, güneş ışığına çıkmayanlar mutlaka takviye almalı.

Bunları yaparken abartmadan uygulamak ve limitlere uymak gerekiyor. Yapılanların faydasını zarara dönüştürmemeniz gerekiyor.

Beslenme ve yaşam tarzınızı değiştirmeden sadece koronavirüs ile değil hiç bir hastalıkla baş edemezsiniz. Basit bir gribi bile 1 aya atlatamazsınız. Onun için bunlar benim ilk aklıma gelen tavsiyeler. Şüphesiz bunların çok daha fazlası yazılabilir, söylenebilir.

Not1: Koronavirüs bulaşan kişilerin %81′ neredeyse hiç bir bulgu göstermiyor ya da çok hafif bulgularla atlatıyor. %14 orta ve sadece %5 ağır formda seyredebiliyor.

Not 2: Virüsler zaten doğal olarak değişime uğrarlar ve grip virüsünde olduğu gibi sürekli değiştiği için aşısı her yıl güncellenir. Aşı beklemek yerine kendinizi güçlendirin.

Not 3: İtalya’da ölen koronavirüs vakalarından %73,8’i hipertansiyon hastası. Normalde solunum sistemi hastalıklarından ölümün daha fazla olması gerekiyorken bunun nedeni kullanılan ilaçlardaki bazı maddelere bağlanmakta. Eğer bu iddia doğrulanırsa düşünülmesi gereken bir diğer nokta da şu: Virüs salgınını planlayanlar etkisini arttırmak için ilaçlarda bu maddeleri özellikle eklemiş olabilirler mi?

Hayırlara vesile olması dileğiyle…

Arif Altekin/ Haberegider.com

Kaynaklar:
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/686966

2018 Ölüm Nedeni İstatistikleri

Psikolojik Hastalıklar Dahil Çoğu Hastalıklar Bağırsak Kaynaklı mı?

Bağırsak Florasını Düzelterek 10 Binden Fazla Otizmli Çocuğu İyileştirdi

Bağırsak Floranızı Düzeltmek İçin Yapılması Gerekenler ve Uygulanacak Diyet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir