Türkiye-İran-Rusya Üçlü Zirvesi gerçekleştirildi

Türkiye-İran-Rusya Üçlü Zirvesi gerçekleştirildi

Türkiye-İran-Rusya Üçlü Zirvesi gerçekleştirildi

“Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı” kapsamında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bir araya geldi.

Türkiye, İran ve Rusya arasında düzenlenen, “Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı” sona erdi.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ev sahipliğinde, Tahran Uluslararası Konferans Salonu’ndaki toplantıya, Reisi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin katıldı.

Zirve öncesi Erdoğan, Reisi ve Putin aile fotoğrafı çektirdi. Toplantı salonunda, üç ülkenin heyetleri de hazır bulundu.

Zirvenin ardından ortak bildiri yayımlandı

Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi 7. Toplantısı’nın ardından ortak bildiri yayımlandı:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi başkanlığındaki Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi 7. Toplantısı’nın ardından yayımlanan bildiride, terörle mücadeleden, düzensiz göç ve küresel gıda krizine kadar birçok konuda iş birliği mesajına yer verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Reisi başkanlığında, Tahran’daki Sadabad Sarayı’nda düzenlenen Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi 7. Toplantısı’nın ardından ortak bildiri yayımlandı.

Bildiride tarafların, ikili ilişkilerinin mevcut durumunun yanı sıra bölgesel ve küresel gelişmelerin ışığında aralarındaki son dört asırdır kardeşlik ve dostluk ilişkilerinin varlığı ve devamı ile bu ilişkilerin, karşılıklı saygı, karşılıklı çıkar ve iyi komşuluk temelinde genişletilmesinin önemi vurgulandı.

İki ülkenin üst düzey yetkililerinin ekonomik, ticari ve transit geçişlerle ilgili bağlarını sürekli biçimde geliştirmeye yönelik güçlü siyasi iradelerini yinelediği belirtilen bildiride, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin geçmiş toplantılarında alınan kararların uygulanması ihtiyacı kaydedildi.

Türkiye ve İran’ın ikili ve bölgesel düzeyde, terörün her türüne ve biçimine karşı güçlü siyasi iradelerini ifade ettiği vurgulanan bildiride, şu ifadeler yer aldı:

“Taraflar, çatışmaların barışçı çözümü için bölgesel ve uluslararası mekanizmaların asli, yadsınamaz önemini ve daha adil bir uluslararası düzenin kurulmasını teminen adaletli, tam kapsayıcı ve insani yaklaşımların gerekliliğini vurgulayarak; siyasi, ekonomik, kültürel, bilimsel ve güvenlik iş birliğinin yanı sıra iki ülke arasında sürekli üst düzey heyet teatileri ziyaretleri yoluyla, ikili ilişkilerin daha da güçlendirilmesi yönündeki amaçlarını bir kez daha tekrarlamışlardır.”

Yatırımlar

Tarafların mevcut mekanizmalardan tam anlamıyla yararlanmak ve Karma Ekonomik Komisyon, Tercihli Ticaret Anlaşması (PTA), ulaştırma, bankacılık, gümrük, sağlık ve tarım alanlarında ortak iş birliği komiteleri dahil yürürlükte bulunan anlaşmaları ve düzenlemeleri tam olarak uygulamak suretiyle ikili ticaret hacmini artırma ve ekonomik iş birliği için yeni imkanlar yaratma konusundaki taahhütlerini vurguladığı belirtilen bildiride, tarafların, yatırımlara yönelik güvenli ve cazip bir ortam yaratmak dahil, iki ülkenin özel sektörlerine garanti ve teşvik sağlamanın önemini yineledikleri kaydedildi.

Bildiride, bölgesel kara yolları ve demir yolları transit ve ulaştırma koridorlarında altyapıya ortak yatırım yapılması yönünde özel sektörleri teşvik konusundaki iradelerini ifade eden iki ülkenin, enerji alanında ikili iş birliğinin güçlendirilmesi ve genişletilmesini vurguladığı belirtildi.

Evrenin korunması ve su kaynakları yönetimi alanlarında ortak iş birliğini güçlendirmek ve genişletmek amacıyla ikili istişarelerin sürdürülmesini ve ortak çalışma gruplarının kurulmasının vurgulandığına da yer verilen bildiride, “Taraflar, konsolosluk işlerinde iş birliğini genişletmeye yönelik çabaların artırılması ve konsolosluk istişarelerinin düzenli olarak yapılması ihtiyacı konusundaki ortak çıkarlarını vurgulamışlar; Türkiye Büyük Millet Meclisi ile İran İslam Cumhuriyeti İslami Şura Meclisi arasında halihazırda mevcut parlamenter diplomasinin ve bunun parlamenter iş birliği yoluyla genişlemesinin üzerinde durmuşlar; uluslararası siyasi uyuşmazlıkların tek taraflı yaptırımlarla değil, yalnızca anlamlı siyasi diyalogla ele alınabileceğine dair inançlarını ifade etmişlerdir.” ifadeleri kullanıldı.

Ukrayna-Rusya savaşı

İki ülkenin, uluslararası hukuk çerçevesinde, çatışmaların barışçı çözümüne ve bölgesel ve küresel meseleler karşısında güç kullanılmamasına ilişkin ortak çıkarlarını ifade ettiğine yer verilen bildiride, tarafların, Ukrayna’daki savaşın olumsuz sonuçları hakkındaki endişelerini ifade ederken, müzakereler sonucunda elde edilebilecek bir çözümün gerekliliğini ve aciliyetini ve ortaya çıkan küresel gıda krizi dahil, ancak bununla sınırlı olmamak üzere, krizin insani yansımalarının ele alınmasına yönelik ortak çabaların önemini vurguladıkları kaydedildi.

Terör örgütleriyle mücadele

İki ülkenin, tüm biçimleri ve tezahürleriyle terörizmi kınadıklarını teyit ederek ve fark gözetmeksizin bütün terör örgütleriyle mücadele ihtiyacını hatırda tuttukları belirtilen bildiride, “Taraflar, ortak sınırları boyunca terör örgütlerinin ve organize suç şebekelerinin varlığını ve faaliyetlerini önlemek için karşılıklı olarak kararlaştırılacak mevcut ve daha fazla ikili mekanizmalardan tam olarak yararlanacaklarına dair kararlılıklarını da vurgulamışlardır.” değerlendirmesi yapıldı.

Düzensiz göç

Bildiride, Türkiye ile İran’ın, göçün temel nedenlerinin tespit edilmesi konusunda iş birliğinin önemini vurguladığı ve düzensiz göç hareketleriyle baş edebilmek amacıyla sınır yönetiminin geliştirilmesinin ve bu bağlamda iki ülkenin ilgili kurumları arasında, 14 Mart 1937 tarihli Türkiye-İran sınır anlaşması çerçevesinde eş güdümün artırılmasının öneminin ve Mültecilerin Statüsüne ilişkin 1951 Sözleşmesi ve 1967 Protokolü’nün hükümlerinin altını çizdikleri vurgulandı.

Suriye, Yemen ve Afganistan

Bildiride, “Taraflar, Suriye’nin toprak bütünlüğüne, siyasi birliğine ve ulusal egemenliğine olan bağlılıklarına işaret edilerek, “Suriye halkının acılarını hafifletmenin tek yolunun siyasi bir çözümden geçtiğini ve Astana anlaşmalarının uygulanmasının önemini bildirmişlerdir.” denildi.

İki ülkenin, Yemen’de devam eden siyasi ve insani krizin acilen sona erdirilmesi gerektiği ifade edilen bildiride, “Uluslararası toplumu Yemen halkına, özellikle de çocuklara gıda ve diğer temel ihtiyaçları sağlamak için birlikte çalışmaya çağırmışlar; tarafların vardığı ateşkesi memnuniyetle karşılamışlar ve çatışmayı çözmek için bunun kalıcı bir ateşkesi ve siyasi bir süreci beraberinde getirmesini umduklarını ifade etmişler ve BM Genel Sekreterinin özel temsilcisinin bu yöndeki çabalarını desteklemişlerdir.” değerlendirmesi yer aldı.

Tarafların, Afganistan’da, bütün siyasi ve etnik grupları temsil edecek, etnik ve mezhepsel ayrım olmaksızın tüm Afgan vatandaşlarının güvenliğini sağlayacak, tüm biçimleriyle ve tezahürleriyle terörizmle etkin mücadele edecek kapsayıcı bir hükümet kurulmasının gerekliliğini yinelediği ve sürdürülebilir sosyal ve ekonomik kalkınma için gerekli olan, kadınların yaşamın her alanına tam, eşit ve anlamlı katılımlarının ve dahil edilmelerinin önemini vurguladıkları belirtildi.

Irak’ın toprak bütünlüğü

Türkiye ve İran’ın, Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasını vurguladıkları ifade eden bildiride, şunlar kaydedildi:

“Taraflar, ülkedeki siyasi sürece ve kapsayıcı ve işleyen yeni bir hükümet kurulmasına yönelik desteklerini dile getirmişler; terörle mücadele ve ülkenin yeniden inşasına yönelik çabalarında Irak hükümetine desteklerini ifade etmişler; bölgede kalıcı istikrarın sağlanması için ekonomi ve ticaret alanlarında bölgesel iş birliğinin genişletilmesinin önemini belirtmişler, ayrıca Irak topraklarının, teröristlerin komşu ülkelere yönelik saldırılar düzenleme amacıyla kullanmalarına izin verilmemesinin öneminin altını çizmişler.”

Filistin meselesi

İslam dünyasının en temel meselesi olan Filistin ve Kudüs’ün her zaman ilgi ve dikkatleri dahilinde olduğunu vurgulayan iki ülke, Filistin meselesinin vazgeçilmez haklarını gerçekleştirme çabalarına ve eylemlerine ilkeli biçimde destek sağlama sözü verdikleri belirtildi. Bildiride, tarafların, yasa dışı yerleşim eylemleri de dahil olmak üzere, tüm tek taraflı politikalara bir son verilmesinin ve Kudüs-ü Şerif’in kutsallığının korunmasının önemini vurguladıkları kaydedildi.

Bildiride, “Taraflar, Güney Kafkasya’da çok yönlü iş birliğinin geliştirilmesi için 3+3 Bölgesel Danışma Platformu’nun öneminin ve toplantılarının düzenlenmesinin gerekliliğinin altını çizmişler, Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı, EİT ve D-8 gibi her iki ülkenin de üyesi olduğu uluslararası kuruluşlarda iş birliğinin önemini vurgulamışlardır.” ifadelerine yer verildi.

Putin: Suriye’de her türlü terörizmle mücadele konusunda kararlıyız, hemfikiriz

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye ve İran ile Suriye’de sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dönüşümün sağlanabilmesi için kararlı olduklarını teyit ettiklerini söyledi.Putin: Suriye’de her türlü terörizmle mücadele konusunda kararlıyız, hemfikiriz

Putin, Tahran Uluslararası Konferans Salonu’nda, Türkiye, İran ve Rusya arasında düzenlenen “Astana Formatında 7’inci Üçlü Zirve Toplantısı” sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Toplantının çok verimli ve kapsamlı şekilde gerçekleştirildiğini belirten Putin, işe odaklı ve yapıcı bir atmosfer içerisinde Suriye’deki iş birliğinin en önemli kilit noktalarını değerlendirdiklerini aktardı.

Putin, “Kabul ettiğimiz ortak bildiride, Rusya, İran ve Türkiye olarak Suriye’de sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dönüşüm sağlanabilmesi için kararlı olduğumuzu teyit ettik. Suriye krizinin sadece ve sadece siyasi ve diplomatik yöntemlerle çözülebileceği konusunda üç ülke de hemfikir.” ifadesini kullandı.

Dışardan bir reçete veya model empoze etmeden Suriye’nin geleceğini Suriyelilerin kendisinin belirlemesi gerektiğini vurgulayan Putin, Astana formatında düzenli olarak uzman düzeyinde toplantılar yapılması konusunda anlaşmaya vardıklarını dile getirdi.

19. istişare toplantısının bu yılın sonuna kadar yapılacağını kaydeden Putin, Astana formatında dışişleri bakanları toplantısı yapılmasının da planlandığı bilgisini paylaştı.

Suriye Anayasa Komitesinin yapısının üç ülkenin diplomatlarının koordineli çalışmaları sayesinde oluştuğunun altını çizen Putin, bu yapının taraflar arasında diyalog imkanı tanıdığını hatırlattı.

Putin, üç ülke ve Birleşmiş Milletler’in koordineli şekilde anayasa komitesinin çalışmalarını destekleyeceklerini vurguladı.

Rusya, Türkiye ve İran’ın etkin şekilde ortak çalışmaları sayesinde Suriye’de terörizm tehlikesi ve şiddet seviyesinin son yıllarda düştüğüne işaret eden Putin, DEAŞ ve diğer terör gruplarının neredeyse yok olduğunu söyledi.

Putin, “Biz, Suriye’de her türlü terörizmle mücadele konusunda kararlıyız, hemfikiriz. Biz ilerde de dış güçlerin Suriye’de bulunan terör güçlerini kendi egoist ve jeopolitik hedefleri için kullanmasını inceleyeceğiz, takip edeceğiz ve sona erdireceğiz.” diye konuştu.

“Fırat’ın doğusunda Batılı ülkelerin desteğiyle bölücülük kışkırtılıyor”

Bu noktada özellikle Suriye’de Fırat’ın doğusundaki zor durumu değerlendirdiklerini söyleyen Putin, “Orada bazı Batılı ülkelerin desteğiyle Suriye’nin toprak bütünlüğüne aykırı olarak yasa dışı yabancı askeri bulundurma ve tutma çabaları var. Orada bölücülüğü kışkırtma çabaları var. Rusya tarafı olarak bize göre, Fırat’ın doğusundaki bölge, Suriye hükümetinin kontrolünde olmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Aynı zamanda tüm Suriyelilere insani yardım konusunda insani alanda faaliyet gösteren ajansların daha etkin faaliyette bulunması gerektiğini kaydeden Putin, bunun başarılı şekilde yapılması halinde Suriye’de mültecilerin kendi evlerine dönmelerinin sağlanacağına dikkat çekti.

Rusya ile Türkiye iş birliğinin her türlü alanda çok dinamik şekilde geliştiğini belirten Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde hem Rusya ve Ukrayna tahıllarının dünya pazarına ulaşmasının kolaylaştırılması ve gıda güvenliği konularını ele aldıklarını hem de 13 Temmuz’da İstanbul’da yapılan görüşmelerin sonuçlarını memnuniyetle değerlendirdiklerini aktardı.

Putin, bir sonraki Astana zirvesinin Rusya’da yapılacağını bildirdi.

“Suriye’de DEAŞ ve diğer aşırılıkçı grupların varlığına son vermeliyiz”

Putin, toplantının açılışında yaptığı konuşmada ise Suriye’de durumun istikrara kavuşturulmasıyla ilgili birçok sorunun biriktiğini belirtti.

Putin, “Rusya, İran ve Türkiye’nin Suriye’de krizin kapsamlı çözümü ile ilgili çalışmaları verimlidir. Ülkelerimizin yardım ve destekleri sayesinde Suriye’de şiddetin seviyesi gözle görülür şekilde azaldı, barışçıl yaşam yeniden canlanıyor, ekonomi ve sosyal alan kademeli şekilde yeniden inşa ediliyor.” ifadesini kullandı.

Putin, Suriye meselesi çözümüyle ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 kararı doğrultusunda başlatılan siyasi diplomatik sürecinin önemine işaret ederek, “Astana Formatı Üçlüsünün ileride de Suriye’deki durumun tamamıyla iyileştirilmesi, ülkede sağlam barışın ve Suriyeliler arasında anlaşmanın sağlanması yönündeki çalışmada kilit rol oynaması gerektiğini” vurguladı.

Rusya’nın, Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğüne saygı duyulmasından yana olduğunu dile getiren Putin, şöyle devam etti:

“Suriyeliler arasında kapsayıcı siyasi diyaloğun teşvik edilmesi konusunda belirli adımlar üzerinde mutabık kalınmasını, yani Suriyelilerin dış müdahale olmaksızın kendi ülkesinin kaderini belirleyebileceği koşulların yaratılması yönünde yaptığımız anlaşmanın uygulamaya konulmasını yakın gelecekte öncelikli görüyoruz.”

“Bir sonraki zirve Rusya’da gerçekleşecek”

Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye’de uluslararası terör örgütlerinin tamamıyla ortadan kaldırılması konusunda iş birliğini güçlendirmeye devam edeceğinden emin olduğunu söyleyen Putin, “DEAŞ ve diğer aşırılıkçı grupların Suriye’deki varlığına kalıcı olarak son vermeliyiz.” dedi.

Putin, Suriye rejiminin kontrolünde olmayan topraklardaki durumun endişe verici olduğunu vurgulayarak, “Bu bölgede suç, aşırılıkçılık, ayrılıkçılık tehditlerinin olduğunu görüyoruz. Buna, geniş çapta araçlarını kullanan ABD liderliğinde Batılı ülkelerin yıkıcı çizgisi büyük ölçüde yol açıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Astana Formatı kapsamında bu bölgelerde durumun istikrara kavuşturulması ve söz konusu bölgelerin Suriye rejimine kontrolüne yeniden verilmesi yönünde adımların atılması gerektiğini vurgulayan Putin, bir sonraki zirvenin Rusya’da gerçekleşeceğini bildirdi.

İran Cumhurbaşkanı Reisi: İran, Suriye krizine siyasi çözümü ve bu konuda her türlü inisiyatifi destekliyor

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ülkesinin Suriye krizine siyasi çözümü ve bu konuda her türlü inisiyatifi desteklediğini belirtti.19İran Cumhurbaşkanı Reisi: İran, Suriye krizine siyasi çözümü ve bu konuda her türlü inisiyatifi destekliyorİran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Türkiye-Rusya-İran arasında başkent Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında konuştu.

ABD’nin Suriye’deki “gayrimeşru” varlığının bu ülkede istikrarsızlığa neden olduğunu belirten Reisi, “İran, Suriye’yi daha güçlü şekilde desteklemeye devam edecektir. Zengin petrol bölgelerini yağmalayan ABD mümkün olduğunca çabuk Suriye’den çekilmelidir.” dedi.

Reisi, Suriye’yi istikrara kavuşturmanın tek yolunun, bu ülkenin ordusunun sınırlarda güçlü mevcudiyeti ve Esed rejiminin komşu ülkelerle iş birliği olduğunu savunarak, “Suriye sınırlarının ihlali terörle mücadeleye yardımcı olmamıştır.” ifadesini kullandı.

“İran, Suriye krizine siyasi çözümü ve bu konuda her türlü inisiyatifi destekliyor.” diyen Reisi, Suriye’nin kaderinin dış müdahale olmadan Suriye halkı tarafından belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

Reisi, Suriyeli mülteciler konusuna da değinerek, “Bu mesele çok önemlidir. Uluslararası toplum, yerinden edilmiş Suriyeli mültecilerle ilgili krizi çözme sorumluluğunu taşıyor. Bu konuda yapılacak her türlü girişimi destekleyeceğiz.” diye konuştu.

ABD’nin tek taraflı politikalarını, Suriye ve diğer ülkelere yönelik yaptırımlarını da kınayan Reisi, bu yaptırımların ülkelerin egemenliğiyle çeliştiğini vurguladı.

Suriye’de askeri çözüm yolunu desteklemediklerini belirten Reisi, “Suriye’deki krizin başlamasının üzerinden 11 yıl geçti ve İran, hala krizin tek çözümünün siyasi olduğuna ve askeri çözümün durumu daha da kötüleştireceğine inanıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Reisi, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının ve Golan’ın işgalinin bu ülkenin egemenlik haklarının ihlali olduğunu kaydetti.

Kaynak: AA

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.