Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Yanık: Anaokulu desteğimizi bu ayın ikinci haftasında ödemeye başlayacağız

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Yanık Anaokulu desteğimizi bu ayın ikinci haftasında ödemeye başlayacağız

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Yanık Anaokulu desteğimizi bu ayın ikinci haftasında ödemeye başlayacağız

Bakan Yanık, “Anaokulu desteÄŸimiz ilk kez olacak ve bu ayın ikinci haftasında ödemeye baÅŸlayacağız. Herhangi bir baÅŸvuru yok, vatandaÅŸların çocuÄŸunu anaokuluna kaydettirmesi yeterli.” dedi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, AAtölye’de düzenlenen AA Editör Masası’nda gündeme iliÅŸkin soruları yanıtladı, deÄŸerlendirmelerde bulundu.

CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu’nun dün akÅŸam, “başörtüsü konusunu yasal güvenceye kavuÅŸturmak için Meclis’e bir düzenleme getireceÄŸi” yönündeki açıklamalarına iliÅŸkin deÄŸerlendirmesi sorulan Bakan Yanık, “KeÅŸke samimi olsaydı derim öncelikli olarak. Gayet tabii CHP, başörtüsü ve inanç özgürlüğüyle alakalı sicilini bir temize çekmek istiyor. Geride bırakılan süreçte yıllar içerisinde oluÅŸturduÄŸu olumsuz hafızayı bir ÅŸekilde toparlamak istiyor.” diye konuÅŸtu.

KılıçdaroÄŸlu’nun son zamanlardaki çıkışlarına bakıldığında, “Bizim de bu konularda birtakım hatalarımız oldu.” gibi açıklamalar yaptığını aktaran Yanık, şöyle devam etti:

“Ama öbür taraftan aktüel anlamda yani güncel durumda da bir ÅŸekilde Saadet Partisi ve iÅŸte Altılı Masa’nın etrafında kendini muhafazakar gelenekten gelen, sayan siyasi oluÅŸumlarla da bir tekrar temas kurmak istiyor çünkü özellikle Saadet Partisinin son zamanlardaki çıkışından, o masanın etrafında oluÅŸunu kendi tabanına açıklayamadığını anlıyoruz. Oy oranından, oy potansiyelinden bağımsız olarak Saadet Partisinin bir karşılığı vardır Türk siyasetinde. Dolayısıyla Altılı Masa içinde olmayı çok açıklayamıyor kamuoyuna ve nitekim son zamanlarda iÅŸte ‘Aday Temel KaramollaoÄŸlu olmalıdır.’ vesaire çıkışları bu anlamda bir ÅŸekilde muhafazakar seçmene de masanın etrafındaki siyasi partilerin muhafazakar seçmenlerine de bir ışık gösterme ihtiyacı duyduÄŸunu düşünüyorum. Dolayısıyla bu çıkış, seçim üzeri olacak. Yani o beklenebilir bir ÅŸey. GeçmiÅŸ seçimlerde de biliyorsunuz birtakım açılımlar yaptılar. Hatta Sayın Baykal’ın genel baÅŸkan olduÄŸu zamanlarda, iÅŸte çarÅŸaflı insanlara rozet takılması gibi birtakım adımları hep Cumhuriyet Halk Partisinin oldu ama gerçekçi ve sahici olmadığı için kamuoyunda da hiçbir zaman bir karşılık görmedi.”

“Bu zeminden bir anlamda pay kapma ameliyesi”

KılıçdaroÄŸlu’nun, özellikle 2023 seçimleri sürecinde oy tabanını geniÅŸletme hamlelerini elden geldiÄŸince yapmaya çalıştığını belirten Yanık, “Bu anlamda kültürel kodları, inanç kodları son derece belli olan bir Türkiye var karşımızda, siyasette AK Parti’nin oluÅŸturduÄŸu bir temel hak ve özgürlükler zemini var ve bu zeminin kamuoyu, toplum, seçmen tarafından nasıl onaylandığı 20 senedir AK Parti’ye verilen destekle çok ortada. Bu zeminden bir anlamda pay kapma ameliyesi bana göre.” diye konuÅŸtu.

Bakan Yanık, “Dolayısıyla bir seçim hamlesi, ama Cumhuriyet Halk Partisinin geride bıraktığımız iÅŸte ‘411 el kaosa kalktı’ başörtüsü özgürlüğü ile alakalı çok yakın bir geçmiÅŸte hemen Anayasa Mahkemesine koÅŸup iptal ÅŸeyi ki Sayın KılıçdaroÄŸlu’nun açıklamaları, o zamanki Grup BaÅŸkan Vekili idi bir dönem Cumhuriyet Halk Partisinde, bütün bunları unutturmaya yeter mi? Yetmez. Yakın dönem açıklamaları, partinin deÄŸiÅŸik aktörlerinin açıklamaları, inanç ve özgürlüklerle alakalı, inanç özgürlüğüyle alakalı başörtüsü veya diÄŸer tutumlarla alakalı açıklama ve davranış biçimleri, bu hafızayı unutturmaya yetmez diye düşünüyorum.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Aile Destek Programı kapsamındaki yenilikler

Bakan Yanık, CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın geçen hafta sosyal yardımlarla ilgili açıklaması hatırlatılarak Türkiye Aile Destek Programı’nda destek miktarının 25 milyar lira ilaveyle 40 milyar liraya çıkarılmasına ve desteÄŸin nasıl uygulanacağına iliÅŸkin soruyu yanıtladı.

Türkiye Aile Destek Programı kapsamında haziran ayı itibarıyla baÅŸvuruları topladıklarını ve ilk ödemeyi temmuz başında yaptıklarını anlatan Yanık, “CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan’ın yaptığı yeni açıklama, Türkiye Aile Destek Programı’nın bir anlamda kapsamının geniÅŸletilmesini ifade ediyor.” dedi.

Sosyal yardım yararlanıcılarının 2 temel kanun çerçevesinde belirlendiğini, bunlardan birisinin Sosyal Yardımlar Kanunu, ikincisinin de Sosyal Hizmet Kanunu olduğuna dikkati çeken Yanık, şu açıklamayı yaptı:

“Temel kanun olan Sosyal Yardımlar Kanunu’nda ihtiyaç sahibi kimdir? İhtiyaç sahibi, hanede kiÅŸi başına düşen gelirin asgari ücretin bir bölü üçünden aÅŸağı olması… Kaç kiÅŸi varsa ve o haneye giren gelir toplamda ne kadarsa ona göre hesaplarsınız. İhtiyaç sahibi olmak, artı engellilik, yaÅŸlılık veya benzeri birtakım artı dezavantajları olması söz konusu idi. Fakat biz Türkiye Aile Destek Programı’nda bu artı dezavantajları aramadan çünkü temel mottomuz, sosyal yardım ve sosyal desteklerde sadece ihtiyaç sahibi olmak deÄŸil, ihtiyaç sahibi standardını veya iÅŸte sosyal refah standardını yükseltmek. Bu anlamda mesela Sosyal Yardım Kanunu çerçevesinde çalışan, belli bir sigortalı iÅŸte çalışan vesaire grupların desteklenmesi söz konusu deÄŸildi. Biz Türkiye Aile Destek Programı’nda sosyal refahın yükseltilmesi, yaÅŸama standartlarının yükseltilmesi anlayışından hareketle, örneÄŸin 3294 kapsamında yararlanamayan mevsimlik işçiler, toplum yararına programlarda istihdam edilenler, emeklilerin dul ve yetimleri, sosyal yardım programlarından yararlanamıyor vesaire… Biz bunları da Türkiye Aile Destek Programı kapsamına aldık ve bu destek programında da şöyle bir ÅŸey yaptık, bir anlamda bir merdiven sistemi uyguladık. Haneye giren gelir, kiÅŸi başına düşen gelir miktarına göre daha az gelir düşen hanelerde desteÄŸimiz daha yüksek, diyelim kısmen daha çok geliri olan hanelerde daha düşük ÅŸeklinde devam ediyoruz.”

“Türkiye Aile Destek Programı’nda haneye giren yalın geliri hesap edip ona göre destekliyoruz”

Programın ikinci fazında yapılacakları da anlatan Yanık, sosyal yardım alan vatandaşlarda bazı kesişme durumlarının bulunduğunu, sosyal yardımların haneye giren gelir oranını arttırdığını o zaman diğer destekleri de engellediğini ifade etti.

Yanık, “Biz bu fazda diyelim bir engelli var, ona engelli desteÄŸi saÄŸlıyoruz ya da bir çocuk var, sosyal, ekonomik destek saÄŸlıyoruz, dolayısıyla bunların hane geliri içerisinde deÄŸerlendirmesini saymıyoruz artık. Yani onlar kiÅŸilere özgü diyelim çocuk var, çocuÄŸun desteklenmesi, engelli var, engellinin desteklenmesini hane geliri saymıyor, Türkiye Aile Destek Programı’nda gerçekten haneye giren yalın geliri hesap edip ona göre destekliyoruz.” dedi.

Derya Yanık, ödeme tutarlarına iliÅŸkin açıklamasında ise “Ödeme tutarları da 450-600 lira idi, ÅŸimdi 850-1250 liraya, ayrıca miktarları da arttırmış olduk, merdiven sistemi çerçevesinde.” bilgisini verdi.

Türkiye Aile Destek Programı’nın 12 ay süreli olacağına iÅŸaret eden Yanık, “Temmuz başı itibarıyla haziran döneminden baÅŸlatarak ödemeleri yapmaya baÅŸladık. Temmuz-aÄŸustos döneminde 1,6 milyon haneye yaklaşık 1,3 milyar lira ödeme yapmışız, ikinci dönem baÅŸvuruları hali hazırda devam ediyor.” dedi.

Bakan Yanık, Türkiye Aile DesteÄŸi’nden yararlanan hanelerin tamamına elektrik tüketim desteÄŸi de saÄŸladıklarını kaydetti.

“Enerji kullanımı konusunda Türkiye’de enerji fiyatları, Avrupa ve dünya piyasalarıyla orantılı olarak yüksek bir seyir izliyor. Tam bu noktada ihtiyaç sahibi ailelere doÄŸal gaz ve elektrikte ayrıca bir destek düşünülüyor mu?” sorusunu yanıtlayan Yanık, elektrik ve doÄŸal gaz desteÄŸinin sürekli yardım alanlara yapılan destek kapsamında olduÄŸunu anımsattı.

Yanık, şöyle devam etti:

“Türkiye Aile DesteÄŸi Programı sürekli bir yardım programı deÄŸil, 12 ay süreyle özellikle bu son ekonomik dalgalanmanın da dar ve orta gelir grubu üzerinde oluÅŸturduÄŸu baskıyı da bir anlamda hafifletmeye dönük, iÅŸte o demin söylediÄŸimiz sosyal refahı temin etmek ve korumak iradesine dönük bir çalışma. Dolayısıyla süreli bir destek olduÄŸu için normal ÅŸartlarda elektrik tüketim desteÄŸinden ve doÄŸal gaz tüketim desteÄŸinden yararlanıcılarımız yararlanamayacak idi. Ama biz Türkiye Aile DesteÄŸi kapsamına bunu aldık. Elektrik tüketim desteÄŸi ayrıca zaten sürekli yardım alanlara yapılıyor. Türkiye Aile DesteÄŸi’nden yararlanan hanelere de yapılacak. En fazla 260 liraya kadar belli bir baremi var.”

“Yararlanıcıları mümkün olduÄŸu kadar geniÅŸletmeye çalıştık”

Bunun dışında Türkiye Aile DesteÄŸi Programı’nda yeni bir fark daha oluÅŸturduklarını belirten Yanık, hanedeki çocuk sayısına göre, çocuk başına destekle hem çocuklu hanelerin hem de çocuklar üzerinden oluÅŸacak giderlerin desteklenmesini amaçladıklarını söyledi.

“Burada da 1-2 çocuklu hanelere 350 lira, 3 çocuklu hanelere 450 lira, 4 çocuklu 550 ve 5 ve üzerine de 650 lira destek saÄŸlıyoruz.” diyen Yanık, bu anlamda özellikle yararlanıcıları mümkün olduÄŸu kadar geniÅŸletmeye çalıştıklarını ve hafta sonuna kadar ödemeleri yapmayı planladıklarını bildirdi.

“Çocukların Milli EÄŸitim Bakanlığına baÄŸlı anaokullarına kaydedilmeleri yeterli”

İhtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına anaokulu destek ödemelerinin ne zaman baÅŸlayacağı sorusunu yanıtlayan Yanık, “Anaokulu desteÄŸimiz ilk kez olacak ve bu ayın inÅŸallah ikinci haftasında ödemeye baÅŸlayacağız. Şöyle, 3294 sayılı kanun kapsamında sosyal yardım yararlanıcısı olan ailelerimizin anaokuluna baÅŸlayan çocuklarına anaokulu için ödedikleri sabit miktar neyse onu doÄŸrudan biz karşılıyoruz.” dedi.

Bunun Milli EÄŸitim Bakanlığıyla ortak yaptıkları bir çalışma olduÄŸunu söyleyen Yanık, “VatandaÅŸ kendisi ekstra hiçbir ÅŸey yapmayacak. Herhangi bir baÅŸvuru, herhangi bir takip, herhangi bir yerden bir parayı çekip baÅŸka bir yere yatırmak yok. Sadece çocuÄŸunu anaokuluna kaydettirmesi yeterli.” diye konuÅŸtu.

Şu ana kadar 1 milyona kadar çocuğun anaokulu desteğini sağlama projeksiyonunu yaptıkları bilgisini veren Bakan Yanık, yıllık ortalama 500 milyon liralık kaynak ayırdıklarını aktardı.

Yanık, bu destekten yararlanmak için ihtiyaç sahibi ailelerin Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokullarına çocuklarını kaydettirmelerinin yeterli olduğunu bildirdi.

BaÅŸvuruları 1 Temmuz itibarıyla aldıklarını dile getiren Yanık, “Åžu ana kadar 305 bin 79 çocuÄŸumuzu bu programdan yararlandırmışız.” dedi.

26 milyon hanenin ihtiyaçları belirlenecek

Bakan Yanık, “Sosyal yardımların vatandaÅŸlara daha hızlı ulaÅŸtırılması açısından bu sosyal yardım ekiplerinin sayısının artırılmasına yönelik bir plan var mı? Bir istihdam öngörüyor musunuz?” sorusunu, “Evet, var.” diyerek yanıtladı.

CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın son kabine toplantısı sonrasında Ulusal Hane Ziyareti programından bahsettiÄŸini hatırlatan Yanık, program kapsamında Türkiye’deki 26 milyon hanenin fotoÄŸrafını çekerek, hane ihtiyaçlarının tespitlerine yönelik çalışma yapmak istediklerini belirtti.

Bakan Yanık, detay programlarla vatandaşların hayatının herhangi bir noktasında, ihtiyaç duyduğunda devleti yanında bulmasını hedeflediklerini dile getirdi.

Türkiye’de 5 yılda bir yaptıkları Türkiye Aile Yapısı AraÅŸtırması’na da deÄŸinen Yanık, son araÅŸtırmanın saha çalışmasının geçen yıl bittiÄŸini, analiz çalışmaları bittikten sonra da kamuoyuyla detaylı bir ÅŸekilde paylaÅŸacaklarını kaydetti.

Bu çalışmalarla Türkiye’nin sosyolojik panoramasının ortaya çıkacağını söyleyen Yanık, ortaya çıkan sosyal verilerin, sosyal politikaları tekrar gözden geçirme ve üretilen sosyal hizmetlerin güncellenmesine yönelik imkan sunacağını kaydetti.

İstanbul’da 18 Eylül’de düzenlenen “Büyük Aile BuluÅŸması”na iliÅŸkin açıklamalarına bazı eleÅŸtiriler yapıldığı hatırlatılarak, “Bu noktada siz nerede duruyorsunuz? Bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var mı? Bununla ilgili bir hazırlığınız var mı?” sorusu üzerine Yanık, yürüyüşle alakalı bir açıklama yapmadığını söyledi.

Yürüyüşün demokratik bir hak olduÄŸunu, insanların belli konularda görüşlerini bu ÅŸekilde ortaya koyabileceÄŸini ancak nefret söyleminin kimden gelirse gelsin veya kime yönelirse yönelsin onaylamayacağını belirten Yanık, “Bir kez daha altını çizerek söyleyeyim insanların görüşlerini, deÄŸerlendirmelerini paylaÅŸmalarında, kamuoyu oluÅŸturmak için birtakım oluÅŸumlar oluÅŸturmalarında hiçbir beis yok. Gayet tabii ki bu en demokratik hakları.” ifadelerini kullandı.

Yanık, LGBT meselesine ilişkin kanaatini açık bir şekilde ortaya koyduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim gerek hükümet olarak gerek bireyler olarak deÄŸerler sistemimiz, inancımız eÅŸcinselliÄŸi normal görmeyi, normalleÅŸtirmeyi, kabul etmeyi, onaylamayı meÅŸru kılmaz. Böyle bir ÅŸey mümkün deÄŸil. Ancak ÅŸu anda yönetici kadro olarak biz öbür taraftan 85 veya 86 milyon ne kadar insansak tamamının can ve mal emniyetini saÄŸlamak, temel hak ve özgürlüklerini korumakla yükümlüyüz. Bakın bu baÅŸka bir ÅŸey, öbür tarafta eÅŸcinselliÄŸi ahlaki anlamda onaylamak, hele lobi faaliyetleri, o baÅŸka bir ÅŸey, oraya ayrıca gelmemiz lazım. Bunların her birini ayrı ayrı deÄŸerlendirmek, ayrı ayrı konuÅŸmak durumundayız. Onaylamak, onaylamamak ayrı bir ÅŸey ama devlet olarak bireylere karşı sorumluluÄŸumuz ayrı bir ÅŸey. Temel hak ve özgürlüklerini korumak zorundayım dediÄŸinizde buradan eÅŸcinsellik normaldir, meÅŸrudur, ben onu da korumak zorundayım gibi bir ÅŸey çıkmaz. Bu konulardaki duruÅŸum, tavrım yıllardır çok nettir. Öbür taraftan da devlet olarak vatandaşınızı korursunuz.”

“Dünyada ciddi bir LGBT lobisi var”

Yanık, dünyada çok ciddi bir LGBT lobisi olduğuna dikkati çekerek, bunu görmemek için kör olmak gerektiğini söyledi.

Yıllardır sivil toplumun içerisinde de yer alan, kadına yönelik ÅŸiddetle mücadele eden, bu konuda çalışmalar yapan bir aktivist olduÄŸunu belirten Yanık, “EÅŸcinsellerin, LGBT lobilerinin kadın haklarını, kadın mücadelesini manipüle eden bir tarafı da vardır. Yani iÅŸin bir de böyle bir tarihsel arka planı var.” dedi.

Yanık, dünyada gelişmiş, gelişmemiş bütün küresel anlamda, her yerde bu lobilerin faaliyetler gösterdiğini dile getirerek, eşcinselliği normalleştiren, neredeyse artık norm haline getirecek bir baskıyla karşı karşıya kalındığını söyledi.

Anayasa’da ve ilgili yasalarda devletin, gençlerin, ailenin, çocuÄŸun psikolojik, sosyal, eÄŸitim ihtiyacının karşılanması ve saÄŸlığının korunmasıyla alakalı tedbirleri alma yükümlülüğü bulunduÄŸuna iÅŸaret eden Yanık, şöyle konuÅŸtu:

“Ayrıca ‘Kandıralı sen de dur’ tavrına gerek kalmayacak kadar net ve kesin bir biçimde devletin, gençlerin, kadınların ÅŸiddet, ahlaki geliÅŸimlerinin, sosyal geliÅŸimlerinin saÄŸlanması, toplumun genel olarak korunması noktasında gerekli tedbirleri almak, gerekli mücadeleleri yapmak, gerekli altyapıyı hazırlamak yükümlülüğü zaten vardır.”

LGBT lobileri meselesinde erken çocukluk döneminden baÅŸlayarak çocukların doÄŸru yetiÅŸtirilmesi, cinsiyet kimliklerinin doÄŸru oluÅŸturulması noktasında özellikle ebeveynlere düşen çok önemli görevler olduÄŸunu ifade eden Yanık, “Bizim buralardan baÅŸlayarak çocuklarımızı doÄŸru yetiÅŸtirmemiz ve bu anlamda bir cinsiyet hoÅŸnutsuzluÄŸu ya da kimlik bozukluÄŸu oluÅŸmaması için gerekli adımların atılmasını saÄŸlamamız lazım.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Yanık, gerek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının gerekse Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili diğer kurumların Anayasa ve yasaların kendilerine verdiği yetki ve sorumluluk kapsamında bu konudaki çalışmalarını sürdürdüğünü anlattı.

“Benim bir sorumluluÄŸum var, insanlara karşı”

Lobilerin siyasal güç olduÄŸunu, lobi faaliyetlerinin “bir konuda etki ajanlığı oluÅŸturmak” anlamına geldiÄŸini söyleyen Yanık, şöyle devam etti:

“EÄŸer siz o faaliyetin doÄŸruluÄŸuna inanmıyorsanız, karşı etki oluÅŸturmak isterseniz bu tabii bir ÅŸeydir. Bizim bu anlamda lobilerin baskısı ve etki ajanlığıyla mücadele ederken ne kadar sarih, net ve karşı duruÅŸ geliÅŸtiriyorsak öbür taraftan çocukların yetiÅŸmesinden, ileri yaÅŸlarda veya ergenlik yaşında cinsiyet kimliÄŸiyle alakalı hoÅŸnutsuzluk olan bireylerin desteklenmesine, tedavisine kadar pek çok baÅŸlığı da ayrıca devlet sorumluluÄŸu noktasında ele almamız lazım. Bu ikisini ayrıştırmamız, bu ikisini çok gerçekçi ve çok bilimsel bir biçimde deÄŸerlendirmemiz gerekiyor.

Kamuoyu beni bağışlasın, ben açık sözlü olmayı seven bir insanım. Ama eÄŸer meseleyi sadece ‘Biraz sesimizi yükseltelim, tepki gösterelim, vicdani sorumluluÄŸumuzu da yerine getirmiÅŸ sayarız’ ölçeÄŸinde alırsanız benim böyle bir lüksüm yok, ÅŸu anda bakan olarak ben devlet olarak gereÄŸini yapmak, gerekli çalışmaları yapmak, gerekli hizmeti saÄŸlamakla yükümlüyüm. Yani yoksa popülist birtakım söylemlerle çok da güzel kamuoyu oluÅŸturursunuz. Ama ben bunu yapamam. Benim bir sorumluluÄŸum var, insanlara karşı. Bunu anlatmaya çalışıyorum.”

“Bizim iyi içerik üretmemiz lazım, çocuklara tercih sunmamız lazım”

Çizgi film, film sektörü ve bazı konserlerde LGBT lehine dayatmalar olduğuna yönelik söylemlerin hatırlatılması ve bu konudaki değerlendirmesinin sorulması üzerine Yanık, bunun maalesef doğru olduğunu söyledi.

Özellikle bazı çizgi film ÅŸirketlerinin, “çizgi film karakterlerinin neredeyse yarısının eÅŸcinsel karakterler olacak” kararını aldıklarının konuÅŸulduÄŸunu belirten Yanık, şöyle devam etti:

“Mesele sadece eÅŸcinsel dayatması ya da iÅŸte o söylemler meselesi deÄŸil, çocuklarla alakalı genel bir dijital platformların kullanılması, içerik meselesi, böyle bir süreç var. Çizgi filmlere kadar inmiÅŸ bir süreçten bahsediyoruz. Biz bunu görmüyor, bununla ilgili çalışmalar yapmıyor deÄŸiliz. Åžunu çok iyi deÄŸerlendirmemiz lazım, bu alanda çalışan gerek ÅŸahıslar, firmalar gerek kamu kurum ve kuruluÅŸlarıyla bir araya geldiÄŸimizde hep konuÅŸtuÄŸumuz ÅŸey bizim iyi içerik üretmemiz lazım, çocuklara tercih sunmamız lazım. Çocukların eriÅŸebileceÄŸi iyi içerikleri üretmemiz lazım. Dolayısıyla X firmanın ya da X global markanın ürettiÄŸi çizgi filmlerin içinde ÅŸu var, bu vardı tartışıp enerjimizi harcamak yerine çocukların eriÅŸeceÄŸi doÄŸru içerikler üretmemiz gerekiyor.”

Yanık, dijital bağımlılıkla ilgili ebeveynlerin bilinçlendirilmesinden, farkındalığından çocukların kullanımına kadar çalışmalar yürüttüklerini anlatarak, doğru içerik üretimini teşvik ve takip etmeye çalıştıklarını vurguladı.

“Pek çok dijital içeriÄŸi takip ediyoruz”

Sadece eşcinsellik propagandası değil, çocuk istismarı ve ihmali sayılabilecek pek çok dijital içeriği de Bakanlık olarak takip ettiklerini belirten Yanık, erişimin engellenmesi, yasaklanması, suç içeriği varsa bununla ilgili suç duyurularının yapılması konusunda çalıştıklarını kaydetti.

Bu konuda esas büyük görevin ebeveyne düştüğüne işaret eden Yanık, anne babaların çocukların ne izlediğini, hangi karakterlerin nasıl mesajlar verdiğini çok iyi takip etmesi, devletin de çocuklara doğru ve temiz içerik üretmesi gerektiğini söyledi.

Yanık, “Bakanlığınızda içerikleri takip eden, eleÅŸtiri ve ÅŸikayetleri deÄŸerlendiren ve suç duyurusuna götüren bir birim aktif çalışıyor mu?” sorusuna, “Gayet tabii. Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz bu süreçleri aktif biçimde takip ediyorlar. Onun dışında da daha riskli bölgelerde mobil takip ekiplerimiz var.” yanıtını verdi.

Dezavantajlı, eğitim ya da gelir seviyesinin düşük olduğu yerlerde görev yapan mobil takip ekiplerinde çocuk gelişimcisi ve psikologların yer aldığını dile getiren Yanık, dezavantajlı durumlarda çocuğun eğitiminin aksamaması, okuldan uzaklaşmaması için çalışmalar yürütüldüğünü dile getirdi.

İnternet üzerinden yapılan bu tür zararlı içeriklerin de doÄŸrudan takip edildiÄŸini belirten Yanık, “Hem günlük hayatın içerisinde çocukların karşılaÅŸabilecekleri risklere karşı önlem alan, onları takip eden mobil takip ekiplerimiz, aynı zamanda dijital platformları takip eden arkadaÅŸlarımız ayrı ayrı mevcut ve çalışmalarını yürütüyor.” dedi.

“Türkiye’de aile kurumunun tehdit altında olduÄŸunu düşünüyor musunuz? Televizyon kanallarında ve dijital medya platformlarındaki bazı yayınlar ve dizilerde aile kavramının ele alınış biçimini nasıl buluyorsunuz? Önümüzdeki dönemde aile deÄŸerlerini korumak için farklı adımlar atmayı planlıyor musunuz?” sorusuna cevap veren Yanık, Türk toplumunun genel olarak aileyle ilgili hassasiyetinin bulunduÄŸunu, bunun çok kıymetli olduÄŸunu söyledi.

“Bizi bütün o kriz dönemlerinde, ekonomik ya da sosyal kriz dönemlerinde bir arada saÄŸlam tutan ÅŸey aslında aile yapısının gücüdür ve geniÅŸ ailenin birbirine destek olma kabiliyetidir.” diyen Yanık, şöyle devam etti:

“Bu anlamda aileyi önemseyen ve aileyle ilgili en ufak bir olumsuzlukta da belki biraz daha yüksek tepki verme, daha yüksek reaksiyon gösterme ihtiyacı duyan bir toplumuz. Aile tehdit altında mı? Ben doÄŸrusu bu kanaatte deÄŸilim. Bu iyimser bir tahmin deÄŸil, onu ifade edeyim. ‘Yok canım bizim ailemiz niye tehdit altında olsun’ reaksiyonu deÄŸil. Ailenin sürekliliÄŸini saÄŸlayacak olan kimdir? Yani ailenin kurumsal olarak varlığını saÄŸlayacak olan gençlerdir. Türkiye’de gençler arasında yapılan araÅŸtırmalarda hala gençlerin yüzde 70’ten fazlasının, 74’tü oran yanılmıyorsam ÅŸu anda, kendisini en güvende ve en mutlu hissettiÄŸi yer aile. Bu çok önemli bir veri. Yurt dışındaki Türk gençleri arasında yapılan araÅŸtırmalarda bu oran yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Çünkü orada bir de azınlık psikolojisi ve koruma duygusu var. Dolayısıyla aile, ailenin kurumsal varlığını sürdürecek olan gençler arasında hala en önemli kurumlardan birisi. Åžimdi ailenin dönüşmesi, bugün yaÅŸadığımız dünyada gençlerin aile algısının üst ebeveynlerden bir parça farklı olması, ailenin tehdit altında olduÄŸu gibi bir algıyı oluÅŸturuyor. Ben bunun hem doÄŸru olmadığı, yaptığımız çalışmalar çerçevesinde hem de gençlere de bir parça haksızlık olduÄŸu kanaatindeyim doÄŸrusu. ‘Gençler aileyi sevmiyor.’ Hayır seviyorlar. Gayet de aile kurmayı seven gençler var. Yüzde 74 oranında en güvenli hissettiÄŸi yer aile. Bu çok önemli bir sonuç.”

“Aile tehdit altında, ama çözülüyoruz” gibi söylemlerin bir tarafa bırakılması gerektiÄŸini tekrarlayan Bakan Yanık, “Hiç mi bir deÄŸiÅŸiklik yok? Gayet tabi ki var ve biz bu deÄŸiÅŸiklikleri anlamak, bunların nerelerde sosyal problemlere dönüştüğünü anlayabilmek için yaklaşık 10’a yakın sosyal araÅŸtırma yapıyoruz.” dedi.

“Türkiye aile yapısı araÅŸtırması”nın çok büyük ölçekte olduÄŸunu belirten Yanık, çok geniÅŸ denekler üzerinde bu çalışmanın yapıldığını anlattı.

Yanık, 30, 40, 50 yıl öncesine göre artan boÅŸanma oranları olduÄŸuna deÄŸinerek, “Ama buna karşılık boÅŸananların da yüzde 80’i yeniden evleniyor. Demek ki aile devam ediyor. Yani boÅŸandı ve orada kaldı, deÄŸil. Bir kısmı yeniden eski eÅŸleriyle, bir kısmı baÅŸka evlilikler ama yüzde 80’e yakını boÅŸananların yeniden evleniyorlar. Bu önemli bir ÅŸey.” diye konuÅŸtu.

“DoÄŸurganlık oranı düştü”

Evlenme yaşının da biraz yükseldiÄŸine dikkati çeken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, “DoÄŸurganlık oranı düştü. Bizim için ÅŸu anda en önemli demografik tehdit maalesef nüfusun azalıyor olması. Yani daha doÄŸrusu nüfusun yaÅŸlanıyor olması, nüfus artış oranının düşüyor olması. Bununla alakalı Sayın CumhurbaÅŸkanı’mızın en az 3 çocuk, iÅŸte 4 olursa, 5 olursa vesaire tavsiyeleri biraz böyle magazine edilerek kamuoyunda deÄŸerlendirildi ama onun arkasında çok önemli bir bilimsel gerçek var, nüfus artış oranımız düşüyor.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de 18 yaÅŸ altı çocuk sayısının 23 milyon civarında olduÄŸuna iÅŸaret eden Yanık, bu çocukların hayata iyi hazırlanmaları için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini kaydetti.

Bundan 10-15 yıl sonra yaÅŸlılığa baÄŸlı sosyal sonuçları görmeye baÅŸlayacaklarını ve kendilerinin bugünden bunun çalışmalarını yaptıklarını aktaran Bakan Yanık, Avrupa’nın bu süreci 125 yılında yaÅŸarken, Türkiye’nin ortalama 25 yılda tamamladığına dikkati çekti.

Bütün bunları değerlendirerek sonuçları yönetmeye, olabilecek komplikasyonları önlemeye yönelik çalışmalar yaptıklarını anlatan Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

“YaÅŸlılığa baÄŸlı sonuçları, komplikasyonları ÅŸimdiden öngörerek bunlarla ilgili ne tür tedbirler alabiliriz? İşte, aktif yaÅŸlanma, evde bakım desteÄŸinin geniÅŸletilmesi, son kertede kurum bakımına ihtiyacı olan yaÅŸlılarımız olursa, bunlarla ilgili altyapının ki İstanbul’da biliyorsunuz bir sosyal hizmet ÅŸehri kuruyoruz, Darülaceze bünyesinde Sayın CumhurbaÅŸkanı’mızın bizatihi talimatlandırdığı bir projedir o, benim de en başından beri içinde olduÄŸum bir çalışma ve ayrıca yine bakanlığımızın diÄŸer Engelli YaÅŸlı Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz çerçevesinde, rehabilitasyon merkezlerinin, huzurevlerinin, engelli gündüzlü bakım merkezleri gibi kurum ve kuruluÅŸların da kurulması çerçevesinde bir çalışma yapıyoruz. Özetle ÅŸunu ifade edeyim, biz sosyal yapımızın bütün baÅŸlıklarını, çocuk, kadın, erkek, aile, genç, yaÅŸlı bütün baÅŸlıklarını hem sosyal politika anlamında hem de bu sosyal politikalarının gerektirdiÄŸi sosyal hizmetin saÄŸlanması noktasında ayrı ayrı çalışıyoruz. Aile bunların en önemlisi. Bizim bütün çalışmalarımız, çocuk çalışmalarımızda, çocuk hizmetlerimizde, daha doÄŸrusu engelli hizmetlerimizde, yaÅŸlı hizmetlerimizde temel parametre ailedir. Odakta aile olur, aile yer alır. Bunun etrafında hizmeti planlarız. Yoksa ondan sonra kurum bakımı meselesi devreye girer ve nitekim 2022 yılını bu anlamda bir aile izleyi kuracak ÅŸekilde, bütün çalışmalarımızı bu ÅŸekilde oluÅŸturduk ve yürütüyoruz.”

“İyi hal” indirimi

Kamuoyunda “kravat indirimi” olarak da nitelendirilen “iyi hal indirimi” nedeniyle zaman zaman kadın cinayeti davalarında verilen mahkeme kararlarının çok eleÅŸtirildiÄŸi hatırlatılarak, “Yargı paketinde yapılan düzenlemeyle bu uygulama kaldırıldı. Ancak kanun yapmak kadar sahada bunun doÄŸru uygulanması da önemli, bu konuda yargı mensuplarıyla bir çalışma yapıyor musunuz?” sorusu üzerine Bakan Yanık, “Sahada uygulamaları gayet tabi takip etmeye çalışıyoruz. Bu konuda Adalet Bakanlığımız da son derece hassas ve gerçekten özellikle hakim savcıların meslek içi eÄŸitimleri ya da hakim savcı adaylarının mesleÄŸe intikal süreçlerindeki eÄŸitimlerinde özellikle bu noktada çok özel bir farkındalık geliÅŸtirmeye onlar da çalışıyorlar. Biz de takip ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakan Yanık, bu anlamda bakanlığının çalışmalarının daha çok analiz, değerlendirme ve takip noktasında olduğunu, Adalet Akademisinin de özellikle eğitim programlarında bunlara yer verdiğini ve yargı mensuplarına da bu alanda bilgi ve birikim noktasında destek sağladığını bildirdi.

Åžiddetle mücadelede uygulamanın yasal mevzuattan da önemli olduÄŸunu ifade eden Yanık, “Uygulamanın, o düzenlemenin temel hareket noktasına, temel felsefesine vukufiyeti uygulamadaki sıhhati de beraberinde getirir. Åžiddet konusu bu anlamda çok daha öne çıkar. Çünkü sonuçları çok ağır olan bir mesele. Sonuçları çok ağır olduÄŸu için buradaki farkındalık daha çok önem kazanıyor.” dedi.

Bakanlığının koordinatörlüğünde Adalet, İçiÅŸleri, Milli EÄŸitim ve SaÄŸlık Bakanlığı ile Diyanet İşleri BaÅŸkanlığınca Åžiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu’nun oluÅŸturulduÄŸunu anlatan Yanık, her yıl sonunda deÄŸerlendirme, yıl baÅŸlarında da bu konuda neler yapılacağını kamuoyuyla paylaÅŸtıklarını dile getirdi.

Yanık, uygulamada sadece hakim ve savcıların değil, kolluğun uygulama kabiliyetinin de çok gündeme geldiğini ifade etti.

“Kadına Yönelik Åžiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı”

Bakan Yanık, “2021-2025 dönemini kapsayan ‘Kadına Yönelik Åžiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı’ kapsamında hangi adımlar atıldı? Bakanlık olarak, kamuoyunun gündemine de gelen kadına ve çocuÄŸa yönelik ÅŸiddet ve cinayet davalarına müdahil oluyorsunuz. Bakanlığın müdahilliÄŸinin maÄŸdurlar ve ailelerine katkısı ne oluyor?” sorusunu da yanıtladı.

Kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı davalarında kamuoyuna yansısın, yansımasının en başından itibaren sürecin içinde olduklarını belirten Yanık, şunları kaydetti:

“Diyelim bir kadın ÅŸiddete uÄŸradı ya da ÅŸiddet tehdidi altında. Yani tehdit, birtakım görüntülü mesaj vesaire gibi durumlarla bize geldi. Åžiddet önleme izleme merkezlerimize ya da sosyal hizmet merkezlerimizdeki ÅŸiddet önleme irtibat noktalarına geldi, müracaat etti. Biz zaten süreci baÅŸlatan taraf oluyoruz bakanlık olarak, hemen kolluÄŸa haber veriyoruz gerekli tedbir kararları alınıyor. EÄŸer çok ağır bir can güvenliÄŸi tehdidi varsa koruma altına alıyoruz, kadın konuk evlerimizde vesaire… Biz oradan itibaren iÅŸin içindeyiz. İkincisi, kolluÄŸa yansıdı bir ÅŸekilde, zaten emniyet birimlerimiz bakanlığımızı haberdar ediyorlar. O dakikadan itibaren olayın içerisindeyiz ve takibini yapıyoruz. Cinayet vakalarında da haberdar olduÄŸumuz andan itibaren, kolluk vasıtasıyla ya da bazen belki olabilir ki iÅŸte medya yoluyla hemen müdahil oluyoruz. Müdahalenin nasıl bir etkisi var? Bakın müdahalenin bir kamusal etkisi bir de gayet tabi maÄŸdurların aileleri açısından etkisi. MaÄŸdurların ailelerinden baÅŸlayarak hukuksal destek veriyoruz. Bu alanda zaten ciddi bir müktesebatı, çalışması olan, bir anlamda yasamanın da bir tarafında kurucu tarafında olan bir bakanlık var. Bazı aileler olabilir ki belki neredeyse o yasal savunma imkanını saÄŸlayamayacak durumda da olabilirler. Hemen gerekli barolarla irtibat kurularak saÄŸlanıyor. Biz bir yasal destek, ikinci olarak ailelere psikososyal destek saÄŸlıyoruz. İhtiyaçları varsa ekonomik destek, ihtiyaçları varsa psikolojik destek, ihtiyaçları varsa saÄŸlık desteÄŸi, rehabilitasyon gibi bunların hepsini bakanlık olarak takip ediyor ve arka planında desteÄŸini saÄŸlıyoruz.”

Kadına ÅŸiddet ve çocuk istismarıyla “sıfır tolerans” ilkesi çerçevesinde sonuna kadar mücadele ettiklerini, maÄŸdurlara psikososyal ve ekonomik destek saÄŸladıklarını, maÄŸdurları koruduklarını aktaran Yanık, şöyle konuÅŸtu:

“EÄŸer can güvenliÄŸi tehdidi varsa konuk evlerimizde o can güvenliÄŸi tehdidinin izole edilmesi ve akabinde hukuksal sürecin takibi, failin cezalandırılması sürecine kadar devam eden bir hizmet skalası var. Bunun kamuoyu açısından gayet tabi önemli bir mesajı var. Kamuoyuna verdiÄŸi çok önemli bir mesaj var. Bunu bakanlık olarak hem görev alanımız çerçevesinde yaptığımız çalışmalarda hem de diÄŸer kurum ve kuruluÅŸlarla, gerek kollukla, gerek Adalet Bakanlığımızla, gerek Milli EÄŸitim tarafından eÄŸitim süreçlerinde, ayrı ayrı organize olarak birlikte yapacağımız çalışmaları planlayarak, iÅŸ birliÄŸi içerisinde yürütüyoruz ve yürütmeye de devam edeceÄŸiz.”

Sokakta çalıştırılan çocuklarla ilgili ne gibi çalışmalar yapıldığı ve bu kapsamda kaç çocuÄŸun topluma kazandırıldığı sorusu üzerine Yanık, bu çalışmaları “Çocuklar güvende” üst baÅŸlığıyla yaptıklarını söyledi.

Sokakta çalıştırılan çocukların, risk gruplarından biri olduğunu belirten Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Farklı risk grupları var; eÄŸitime devamlılığı bırakanlar, sokakta çalıştırılanlar gibi. Zaten eÄŸitimden uzaklaÅŸmak demek birtakım problemlere yaklaÅŸmak demek. Çocuklar Güvende Programımız çerçevesinde bunlara yönelik, mobil ekiplerimiz takiplerini yapıyor. Gerek aileler, gerek çocuklarla ilgili psikososyal desteÄŸi saÄŸlıyorlar. Bu kapsamda, bugüne kadar 201 bin çocuÄŸumuza ve bunların ailelerine ulaÅŸtık. Onlara uygun sosyal hizmet modeli her neyse arkadaÅŸlarımız onu belirliyor ve bu çerçevede hizmetlerimizi sürdürüyor. Uygun olan bu sosyal hizmet modellerinin neler olduÄŸuna gelirsek, çocuk sadece yoksulluk nedeniyle eÄŸitimden kopmuÅŸ veya sokakta çalışıyorsa o zaman sosyal-ekonomik destek saÄŸlıyoruz. Aile odaklı çalışma bu. Çocuk ailenin yanında kalsın biz aileyi destekleyelim. ÇocuÄŸun ailenin yanında kalmaması gerekiyorsa, kurum bakımına aldığımız çocuklarımızda ilk tercihimiz koruyucu aile yanında kalıp bir aile ortamına kavuÅŸması. Bu da mümkün deÄŸilse kurum bakımına alıyoruz. Burada ev ortamında. ÇoÄŸunluÄŸu çocuk evleri, bir kısmı çocuk evleri sitesi ÅŸeklinde. Bir evde en fazla altı çocuÄŸun kaldığı ve kardeÅŸler varsa ve aynı cinsiyetteyse onları ayırmayacak ÅŸekilde çocuklarımıza ev ortamında hizmet sunan bir model.”

“Akademik açıdan yüzümüzü güldüren bir sonuç aldık”

Yanık, kurum bakımı hizmet modelinde çocukların eÄŸitim ve saÄŸlık durumlarının takip edildiÄŸini, yetenek ve kiÅŸisel becerilerini geliÅŸtirmelerine imkan saÄŸlandığını belirterek, “Bu sene akademik açıdan yüzümüzü güldüren bir sonuç aldık. Kurum bakımından çıkan çocuklarımızdan 700’ü üniversite sınavına girdi. Yaklaşık yüzde 50’si bir programa yerleÅŸti. Bunların arasında ilk 1000’e giren, derece yapan çocuklarımız var. Bu bizi çok mutlu ediyor. Bu sonuç, kurum bakımında kalan çocuklarımız için de muazzam bir örnek oluyor. Daha baÅŸka güzel örnekler de var. Sporda çok baÅŸarılı çocuklarımız var. Milli takımlarda çok sayıda oyuncumuz var. Özellikle savunma sporlarında çok baÅŸarılılar.” diye konuÅŸtu.

“Diyabet ölçüm cihazıyla alakalı çalışmamız tamamlandı”

Yanık, bakanlığın Genel SaÄŸlık Sigortası kapsamında yaptığı ödemelerin miktarıyla ilgili, “Genel SaÄŸlık Sigortasını bu yıl içerisinde 9,2 milyon vatandaşımıza saÄŸladık. Bu kapsamda 3,3 milyar lira sigorta ödemesi yaptık.” bilgisini paylaÅŸtı.

Diyabet hastalığı olan çocuklara ücretsiz şeker ölçüm cihazı verilmesiyle ilgili sürecin ne aşamada olduğunun sorulması üzerine ise Bakan Yanık, diyabet ölçüm cihazıyla ilgili çalışmaların hemen hemen tamamlandığını vurguladı.

“Sayın CumhurbaÅŸkanımız kamuoyuyla paylaÅŸtı. Biliyorsunuz diyabet tanısı konulmuÅŸ kiÅŸilerin kullanması gereken ilaç, insülin, ÅŸeker ölçüm cihazları ve çubuklar SGK kapsamında karşılanıyor.” diyen Yanık, sözlerini şöyle tamamladı:

“Saha çalışmalarımızda karşımıza şöyle bir gerçek çıktı; yetiÅŸkinler veya ebeveynler kendileri karşı karşıya oldukları bir durumu yönetebiliyor fakat çocuklar söz konusu olduÄŸunda bu kolay olmuyor. Bizim yaptığımız çalışma 0-14 yaÅŸ grubunu kapsıyor. 10, 11 ve 12 yaşında çocuklar diyabet hastası ve sürekli ÅŸekerleri ölçülüyor. Sürekli parmak deliniyor, kan alınıyor, ölçüm yapılıyor. Bununla ilgili bir program geliÅŸtirmek için Sayın CumhurbaÅŸkanımıza arz ettik, o da bunu talimatlandırdı. 0-14 yaÅŸ arası 11 bin 500 çocuk için cilt altı glikoz ölçüm cihazı, parmak delme ihtiyacı olmayan bir aparatı kolunuza takıyorsunuz, bir de cep telefonu gibi bir aparat ile çocuÄŸun sürekli ölçümü saÄŸlanacak. Öbür taraftan, ebeveyn, diyabet hastası çocuÄŸunun kan ÅŸekeri ölçümünü de takip etme imkanına sahip olacak. İlk etapta 6 bin cihaz temin edeceÄŸiz ve dağıtacağız. Åžu anda 2 yıllık temin süreciyle alakalı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunu tamamlar tamamlamaz da cihazların teslimini yapacağız.”

Kaynak: AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir